Kayıp yakınları Zeki Altunbaş’ın akıbetini sordu
- 13:46 15 Ocak 2022
- Güncel
DİYARBAKIR - Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya gelen Kayıp Yakınları bu hafta 1981 yılında faili meçhul bir şekilde kaybettirilen Zeki Altunbaş’ın akıbetini sordu.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları, faili meçhul cinayetlerde katledilen ve gözaltında kaybedilenlerin akıbetlerini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta düzenledikleri eylemlerinin 675’inci haftasında da Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya geldi.
Eylemde ilk olarak konuşan İHD Diyarbakır Şube Başkanı Abdullah Zeytun, adalet arayışında olan Gülistan Doku’nun annesi, Emine Şenyaşar ve barolardaki hasta tutsak yakınlarının taleplerinin görmezden gelindiğini söyledi. Abdullah, mücadele eden anneleri ve kayıp yakınlarını desteklediklerini belirterek, “Taleplerinde yalnız değiller” dedi.
‘Yalova’da zorunlu ikamete tabi tutuldu’
Bu hafta Yalova’da 1981 yılının Nisan ayında kaybettirilen Zeki Altunbaş’ın hikâyesini İHD Diyarbakır Şube Yönetim Kurulu Üyesi Fırat Akdeniz paylaştı. Fırat, Zeki Altunbaş’ın Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik bölümünde okurken, okuldaki sağcı grupların baskıları nedeniyle okuluna devam edemediğini kaydetti. Zeki Altunbaş’ın sonraki yıllarını Yalova’da sürdürdüğünü ifade eden Fırat, 12 Eylül darbesinin ardından gözaltına alınıp serbest bırakıldıktan sonra Yalova’da zorunlu ikamete tabi tutulduğuna vurgu yaptı.
Fırat hikâyenin devamını şu şekilde paylaştı:
“Zeki Altunbaş bu sırada askere çağrılır. Askerliğini yapmak üzere Çanakkale Er Eğitim Alayı’na gönderilir. Zeki Altunbaş, askerdeyken Yalova'da gerçekleşen bir operasyonda yakalanan bazı şahıslar işkencede sorgu sırasında Zeki’nin adını telaffuz eder. Bunun üzerine 1981 Nisan ayında Çanakkale'de gözaltına alınıp Yalova'ya getirilir. Burada uzun süre işkence sorgularından geçirilir. Eski bir davası olduğu gerekçesiyle İstanbul Selimiye Kışlasındaki Mahkemeye götürülür. Mahkemeye çıkartılan tanıkların anlatımlarına göre, Zeki’yi polisler mahkemeye getirmiş, üzerinde askeri kıyafet varmış ancak kıyafetler yırtık ve Zeki’nin yüzünde işkence izleri mevcutmuş.
Nüfus öldü diye şerh düşmüş
Zeki Altunbaş’a eşlik eden polisler, Çanakkale’deki birlik komutanına, ‘Zeki’yi Selimiye Kışlası’ndan aldıktan sonra, Kartal-Yalova araba vapuruyla dönüyorduk. Vapurundan atladı’ demişler. Aile bu haberi yazılı basından öğrenir. Baba Tahsin Altunbaş, Çanakkale-İstanbul sıkıyönetim komutanlıklarına dilekçeyle başvuruda bulunur. Ancak bir sonuç alamaz. Başka başvurularda da bulunur, yine sonuç alamaz. Bu arada ilginç bir gelişme yaşanır. Aile, Zeki’nin Yozgat-Sorgun Nüfus Müdürlüğü’ndeki kaydına ‘öldü’ diye şerh düşüldüğünü öğrenir. Bu kayıt ailenin hiçbir başvuru ve beyanı olmadan yapılmıştır. Ailesi o tarihten bu yana Zeki Altunbaş’tan bir daha haber alınamaz.
Adli ve siyasi makamları göreve çağırıyoruz
Gözaltında kaybedilişinin 42’inci yılında Zeki Altunbaş dosyasında maddi gerçeğin açığa çıkartılması ve bu suçun faillerinin cezalandırılması için adli ve siyasi makamları göreve çağırıyoruz. Kaç yıl geçerse geçsin Zeki Altunbaş için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz.”
Eylem okunan hikâyenin ardından gözaltında kaybedilen Zeki Altunbaş ile diğer tüm kayıp ve faili meçhuller için 1 dakikalık oturma eyleminin ardından sona erdi.







