‘Yaşamı Savunuyoruz’ nöbeti 2'nci haftasında: Çocuklarımız için birleşelim

  • 17:07 15 Ocak 2022
  • Güncel
İSTANBUL- Tutsak ailelerinin, “Hapishanelerde Ölüm İstemiyoruz, Yaşamı Savunuyoruz” başlığıyla başlattıkları adalet nöbeti ikinci haftasına girdi. Nöbette, tüm tutsak ailelerine çağrı yapılarak, eyleme katılmaları istendi. 
 
Hasta tutsakların serbest bırakılması için Van ve Diyarbakır’da başlatılan “Adalet Nöbeti” İstanbul’da da sürüyor. Tutsak yakınları ve İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi tarafından, şube binasında  “Hapishanelerde Ölüm İstemiyoruz, Yaşamı Savunuyoruz” başlığıyla her Cumartesi düzenlenen etkinlik bu haftada çok sayıda kişinin katılımı ile gerçekleşti. İlki geçen hafta gerçekleştirilen nöbet eyleminde bu hafta da hasta tutsakların durumuna dikkat çekilerek, serbest bırakılmaları talep edildi.
 
‘Çözüm yollarını tartışacağız’
 
Açılış konuşmasını yapan İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, hasta tutsakların sağlık hakkına erişim hakkının engellendiğine işaret ederek, bu duruma eylemlerini bir üst aşamaya çıkardıklarını ve tutsakların durumuna dikkat çekmek amacıyla etkinlik yapmaya karar verdiklerini belirtti. Gülseren, görüş alış verişi yaparak soruna çözüm yollarını arayacaklarının altını çizdi.
 
‘Baş eğmiyoruz’
 
Etkinlik daha sonra katılımcıların serbest kürsüde yaptığı konuşmalar ile sürdü. İlk olarak Silivri Cezaevi’nde kalan Yakup Akman’ın annesi Fince Akman söz alarak, tüm tutsaklara selamlarını iletti. Fince, çocuklarının tek suçlarının Kürt olmaları olduğunu vurgulayarak, “Çocuklarımıza ya Türk olursunuz ya da başınızı ezeriz dediler. Ama bizler asla baş eğmedik. Çocuklarımız baş eğmedi bizler de baş eğmiyoruz” dedi.
 
‘Aileler tutsaklar için birleşmeli’
 
Ardından tutsakların yaşadığı sorunlara dikkat çeken Fince, tutsaklara sıcak su verilmediğini, açık görüşlerin yarım saate düşürüldüğünü aktardı. Silivri Cezaevi’nde Azad isimli bir tutsağa cezaevi müdürünün “Size özel olarak buraya atandım” dediğini kaydeden Fince, “Tutsaklara baskı yapılıyor. Azad isimli tutsak da bu baskılara karşı çıktığı için darp ediliyor. Gardiyanlar işkence uyguluyor. Bizlerin Azad için ses çıkarması gerekiyor. Bir ay içinde 7 tutsak yaşamını yitirdi. Tüm ailelerin cezaevlerinde cenazeler çıkmasın diye ele ele vermesi gerekiyor. Anca birleşirsek sesimizi duyurur ve baskıları durdurabiliriz” ifadelerini kullandı.
 
Cezaevine gittiği zaman da baskılar ile karşılaştıklarını paylaşan Fince, “Zaten onları tutuklamışsınız elinizdeler, onlardan ne istiyorsunuz. Sıcak su neden vermiyorsunuz? Açık görüşte ağzımızın içine bakıyorsunuz. Bizler çocuklarımıza ne diyeceğiz” sözleri ile cezaevi yönetimlerine seslendi. Fince son olarak da “Ne yaparsa yapsınlar bizler sonuna kadar Kürdüz ve çocuklarımızın yanındayız” dedi.
 
‘Hasta kızım tek başına hücrede tutuluyor’
 
Ardından Iğdır S Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan tutsak Ruken Yıldız’ın annesi Hatice Yıldız konuştu. Ruken’in rahatsızlıklarının arttığını söyleyen Hatice, durumunun ağırlaştığını belirtti. “Devlet yetkililerine sesleniyorum başta kızım olmak üzere tüm hasta tutsaklar serbest bırakılsın” diyen Hatice, kızı Ruken’in şu an tekli odaya konduğunu aktardı. Hatice, kızının Iğdır Cezaevi’ne sürgün edilmesi ile anne ve babası olarak kızlarını görmeye gidemediklerini paylaştı.
 
‘Çocuklarımız için ses çıkarmalıyız’
 
Daha sonra da tutsak yakını Dilşat Ubic konuştu. Dilşat, “Bütün tutuklular için buradayım. Çocuklarımız tecrit altındalar. İşkence görüyorlar. Çocuğum şu an tekli hücrede. Tüm tutuklu aileleri yan yana gelsin el ele versinler. Çocuklarımız işkence görüyorlar. Çocuklarımız, haklarımız ve kendimiz için yan yana gelmeliyiz. Devlet bizi düşman olarak görüyor zaten bizlerin bu yüzden yan yana gelmesi gerekiyor. Çocuklarımızın cenazeleri cezaevlerinden çıkıyor. Sesimizi çıkarmaz isek yarın bizim çocukların da cenazeleri cezaevinden çıkacak” diye kaydetti. 
 
Dilşat, ailelere çocukları ile Kürtçe konuşmaları yönünde de çağrıda bulundu.
 
‘Hasta tutsaklar ölüme mahkum ediliyor’
 
Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi (TDİ) üyesi ve tutsak yakını Hıdır Sabur, oğlunun ağırlaştırılmış müebbet ile yargılandığını söyledi. Hıdır, “Bizler de bu ülkenin vatandaşıyız. Anayasa’da da deniliyor ‘herkes kanun karşısında eşittir’. Pandemide yasa çıkarıldı ama siyasi tutsaklar bu yasadan faydalanamadı. Evlatlarımızı bırakmadıkları halde bir kurul oluşturmuşlar. Bu kurul ‘Bu istediğim adam’ derse çocuklarımızı bırakacaklar. Bine yakın hasta tutsağımız var. Çok sayıda insanı cezaevinden çıkardılar ama hasta tutsaklarımız ölüme mahkum ediliyor” şeklinde konuştu.
 
Hıdır, aileler olarak bir araya gelinmesi gerektiğini belirterek, “Hiç çekinmeden bir araya gelmeli, çocuklarımız için eylem yapmalıyız. Bir araya gelirsek geri adım attırabiliriz” çağrısında bulundu.
 
‘En çok hak ihlali başvurusu cezaevlerinden geliyor’
 
Serbest kürsünün ardından Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun katılımı ile söyleşi yapıldı. Ömer Faruk, kendisine bugüne kadar pek çok hak ihlali başvurusu geldiğini ve gelen başvuruların birçoğunun da cezaevlerinden geldiğinin altını çizdi. Özellikle sağlık hakkına erişememe konusunda başvuruların olduğunu belirten Ömer, cezaevlerinde yaşanan sorunlara dikkat çekti.
 
Sağlık hakkı ihlali
 
Devletin sorumluluğunu yerine getirmediğini söyleyen Ömer, hukuk devleti olunmadığına işaret etti. Ömer, siyasi tutsakların her geçen gün arttığını belirterek, “3 yüz bini aşkın mahpus var. Ama cezaevlerinin kapasitesi 2 yüz 50 bin. Tıkış tıkış olan cezaevleri var. Tecrit uygulanan cezaevleri var. Özellikle T tipi cezaevlerinde bu uygulanıyor. Sosyal haklarına dair ağır ihlaller yaşanıyor. Sohbet, kitap okuma, giyim kuşam da ihlaller arttı. Pandemi ile beraber sağlık hakkı ihlali en baş aktör olarak açığa çıktı. Rutubetli, güneş görmeyen, her tarafı beton, toprağın bile olmadığı bir ortam. İstediği yiyeceği bulamayan kantine mahkum olan alanlarda fizyolojik ve psikolojik sorunların açığa çıkması normaldir” şeklinde konuştu.
 
Siyasi tutsak sayısında Türkiye birinci sırada
 
Ardından hasta tutsakların yaşadıkları sorunlara dikkat çeken Ömer, tutsak ölümlerinde Türkiye’nin dünyada ikinci sırada olduğunu ve siyasi tutsaklarda ise rekor kırarak dünyada birinci olduğu bilgisini verdi. Cezaevlerinde yüz bini aşkın siyasi tutsağın olduğunu dile getiren Ömer, “Eğer hukuka geçemezsek bu vahamet daha da büyüyecek. Hak örgütleri nöbet eylemleri ile bu durumlara dikkat çekmek istiyor şu anda. Bunlara duyarlılık gösterilmesi gerekiyor. Faşist bir anlayış devam ettiği müddetçe bu sorun da devam edecek. İktidarın hedefi maalesef bu sayıları artırmayı amaçlıyor. Vahametin daha da artacağı anlamına geliyor. Buna karşı neler yapılabilir sorusunun cevabını bulmalıyız” dedi.
 
Ailelere ‘başvurularınızı yapın’ çağrısı
 
Kamu Denetçiliği Kurumu’na aile başvurularının geri dönüş olmadığı için azaldığını ve iktidarın bunu hak ihlallerinin azaldığı yönünde yorumlandığını ifade eden Ömer, ailelere her kuruma ayrı ayrı başvurularını yapmaları çağrısında bulundu. Ömer daha sonra da cezaevinde tutsakların sağlık hakkına erişimde yaşadığı sorunları tek tek sıraladı.
 
ATK’ye karşı eylem kararı
 
Ömer’in konuşması ardından katılımcılar da söz hakkı alarak mücadelenin önemine dikkat çekti. Konuşmacıların birçoğu Adli Tıp Kurumu’nun verdiği tartışmalı kararlara karşı çıkılması ve buna karşı eyleme geçilmesi yönünde görüş bildirdi. Söz alan TDİ Dönem Sözcüsü Ertan Çıta, her hafta tutsak aileleri ile birlikte ATK önünde eylem yapma kararı aldıklarını ve bu konuda herkesin eylemlerine katılım göstermesi çağrısında bulundu.
 
Bu haftaki nöbet eylemi konuşmaların ardından sona erdi.