Hukukçulardan Aysel Tuğluk çağrısı: Acil tahliye edilmeli

  • 09:04 18 Ocak 2022
  • Güncel
Şehriban Aslan
 
DİYARBAKIR - Diyarbakır Barosu ve Rosa Kadın Derneği avukatları hasta tutsak Aysel Tuğluk’un tahliyesi için, “Adaletin tesisi için mücadele etme zorunluluğumuz var” çağrısında bulundu. 
 
Cezaevlerinde bulunan tutsaklar için hak ihlalleri gün geçtikçe artarken hasta tutsakların durumu daha da ağırlaşıyor. Cezaevlerinde tahliye bekleyen binlerce hasta tutsak için devlet tarafından bir adım atılmazken ATK’nin verdiği raporlar da tahliye önünde engel oluşturmaya devam ediyor. Ağır hasta tutsaklardan biri de Türkiye siyasetinde ilk eşbaşkanlık yapan ve milletvekili olduğu dönemde yaptığı konuşmalardan kaynaklı 10 yıl hapis cezası verilen Aysel Tuğluk. 5 yıldır Kocaeli Kandıra Kapalı Cezaevi’nde tutulan Aysel son 2 yıldır demans hastalığı ile mücadele ediyor. Kocaeli Üniversitesi Adli Tıp Bölümü tarafından Aysel hakkında oybirliğiyle "Cezaevinde kalamaz" raporu verilmesine rağmen Adalet Bakanlığı’nın kesin rapor için sevk ettiği İstanbul Adli Tıp Kurumu “Cezaevinde kalabilir” raporu verdi.
 
Durumu ciddiyetini koruyan Aysel için, “Aysel Tuğluk için 1000 kadın” adıyla geçtiğimiz günlerde dijital medya üzerinden başlatılan imza kampanyasına Türkiye’nin yanı sıra, Amerika, Almanya, Avusturya, Hollanda, Fransa, İsveç, İngiltere, Küba ve İtalya gibi ülkelerden kadınlar da katıldı. Sekiz dilde açıklamanın yer aldığı kampanyayı şimdiye kadar 6 bine yakın kişi imzaladı. 
 
Hem Aysel’in hem de diğer hasta tutsakların tahliyesini talep eden ve kampanyada imzacı olan Diyarbakır Barosu üyesi avukatlar çağrıda bulundu.
 
‘Aysel ve hasta mahpuslar bir an önce özgürlüğüne kavuşmalı’
 
Aysel Tuğluk’a özgürlük talep eden kadınlardan biri olduğunu söyleyen Diyarbakır Barosu avukatlarından Aslı Pasinli, Aysel’in Kürt siyasi parti tarihinde eş genel başkanlık yapan ilk kadın olduğuna değindi. Aslı, “Aynı zamanda kadına yönelik şiddetle mücadelede alanında uzun yıllar mücadele veren bir insan hakları savunucusudur. Aysel Tuğluk ve onun özelinde bütün hasta mahpusların bir an önce özgürlüğüne kavuşmasını talep ediyorum” dedi.
 
‘Aysel’in temsil ettiği değerleri savunmak anlamına gelir’
 
ÖHD Diyarbakır Şubesi Yönetim Kurulu üyesi avukat Suzan Akipa, Aysel Tuğluk’un Alevi bir Kürt kadın olarak kadın mücadelesi ve demokratik siyaset içinde yer alan bir kadın olduğunu vurguladı. Suzan, Aysel’in siyasi rehine olarak hapsedilmesinin, Aysel’e ve Aysel’in temsil ettiği değerlere saldırı olduğuna dikkat çekerek, “Dolayısıyla Aysel için adalet istemek, özgürlük talep etmek Aysel’in temsil ettiği değerleri savunmak anlamına gelir. Bu hapis süreci içerisinde Aysel’in çok ağır sağlık sorunları yaşadığı herkes tarafından biliniyor. Hem bilinmesine hem de çeşitli bağımsız sağlık kuruluşlarından cezaevinde kalamaz raporu verilmiş olmasına rağmen sadece bağımlı olan bir kuruluşun İstanbul ATK’nin raporu gerekçe gösterilerek tahliye edilmiyor. Hasta tutsakların tahliye edilmesi başta Türkiye’nin hukuku ve evrensel hukuka göre mutlak bir zorunluluk iken hala cezaevinde olması var olan hukukun uygulanmadığı ve rafa kaldırıldığı anlamına geliyor” ifadelerini kullandı. 
 
‘Yetkililer görevlerini yerine getirsin’
 
Aysel’in annesinin cenazesinde yaşanan ırkçı saldırı ve Aysel’in kadın kimliği ve özgürlük mücadelesinin saldırıya uğramasının sorumlusunun siyasi iktidarın savaş ve ölüm politikası olduğuna dikkat çeken Suzan, “Bu hukuksuzluklar karşısında bilindiği gibi binlerce kadın, onlarca kadın örgütü Aysel’e özgürlük talep etmek için adalet taleplerini dile getirdiler. Getirmeye de devam ediyorlar. Bizler de bu çağrıyı sahiplenip tekrar ediyoruz: Aysel ve bütün hasta tutsakların bir an önce özgürlüklerine kavuşturulması gerekiyor. Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı başta olmak üzere yetkili bütün isimlerin sorumluluklarını yerine getirmesini bir kez daha yineliyoruz” şeklinde konuştu.
 
‘Adaletin tesisi için mücadele etme zorunluluğumuz var’
 
Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu üyesi avukat Hatice Demir de Aysel Tuğluk gibi sesini duyuramayan her kadın için mücadele etme sorumlulukları olduğuna dikkat çekti. Yetkili yerel sağlık kurulu raporlarına rağmen Aysel Tuğluk’un hala serbest bırakılmamasının politik olduğunu vurgulayan Hatice, “Çünkü Aysel Tuğluk Kürt kadın siyasetçi, Kürt kadın hareketinin içinden çıkmış bir isim… Uzun yıllar Kürt meselesinin barışçıl yöntemlerle çözüm meselesini merkezine alan, siyasi partilerde politika yapmış muhalif bir kadın. Bu nedenle adalet ve insanlık onuru adına Aysel Tuğluk ve tüm hasta mahpusların serbest bırakılmasını talep ediyorum” ifadelerini kullandı. 
 
‘ATK siyasi iradenin etkisinde kalarak rapor veriyor’
 
Rosa Kadın Derneği üyesi avukat Berfin Polat ise Aysel’in annesinin cenazesine yapılan ırkçı saldırılar ve linç girişimleri ruh sağlığını büyük ölçüde olumsuz etkilediğini anımsattı.  2021 tarihinde Aysel’e demans teşhisi konulduğunu ve akabinde “cezaevinde kalamaz” raporu verildiğini dile getiren Berfin, “Buna rağmen yargı mercileri tarafından bu raporun tahliye için yeterli olmadığı söylendi. Ulusal ve uluslararası mevzuata aykırı olan bu hükümlerle ve düzenlemelerle mahpusların yaşam hakkı ihlal edilmektedir. Bunların en büyük sorumlusu maalesef ki cezaevinde kalabilir raporunu düzenleyen ATK’dir. Son süreçlerde cezaevlerinden peş peşe gelen ölüm haberlerinden de anlıyoruz ki ATK’nin vermiş olduğu raporlar siyasi iradenin etkisinde kalınarak verilmiş olan raporlardır. Ayrıca demir parmaklıklar ardından eriyen Aysel Tuğluk için başlatılan imza kampanyası dünyanın her yerinden destek gördü” dedi. 
 
‘ATK Aysel Tuğluk’un önünde bir engel’
 
Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi üyesi avukat Cemre Işık da şu ifadelere yer verdi: “Aysel Tuğluk yıllardır mücadele ettiği hak ihlallerine maruz bırakılıyor. Hastalığının başından beri kendisinin takibini yapan Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin ‘cezaevinde kalamaz’ raporuna rağmen hala tahliyesi gerçekleşmiyor. Aslında bağımsız ve tarafsız bir yargıdan beklenen Aysel Tuğluk’un derhal tahliye edilmesidir. Ancak mevcut durumda tahliyesinin önünde ATK raporu bir engel oluşturmuş. Bende Aysel Tuğluk’un özgürlüğü için ses çıkaran binlerce kadından biriyim. Yaşamına dönük hak ihlalinin derhal tahliye edilmesi gerekiyor.”