Kayıp yakınları İlyas Eren’in akıbeti sordu
- 14:30 22 Ocak 2022
- Güncel
DİYARBAKIR - Kayıp yakınları ve İHD’nin “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” eyleminin 676’ncı haftasında Kulp ilçesinde kaçırılarak kaybedilen ve AİHM’in “yaşam hakkı ihlali” kararı verdiği, İlyas Eren’in akıbeti soruldu.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları, faili meçhul cinayetle katledilen ve gözaltında kaybedilenlerin akıbetlerini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta düzenledikleri eylemlerinin 676’ncı haftasında da Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya geldi. Kayıp yakınları ellerinde katledilen ya da kaybedilen yakınlarının yanı sıra Hrant Dink ve Tahir Elçi’nin fotoğraflarını taşıdı.
Bu haftaki eylemde 11 Mart 1997 yılında Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde sivil giyimli 4 polis tarafından bir araca zorla bindirilerek kaçırılan İlyas Eren’in akıbeti soruldu.
‘Faillerin yanında yer aldılar’
İHD Diyarbakır Şube Başkanı Av. Abdullah Zeytun, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluşundan itibaren Türk kimliğinin dışında kalan öteki halkların ve kesimlerin resmi ideoloji doğrultusunda hedef alındığını ve katledildiğini belirtti. Bunun tarihi örneklerinden birinin de Hrant Dink olduğunu söyleyen Abdullah, bu politikayla katledilen herkesi andığını dile getirdi. Abdullah, 1993-96 yılları arasında 19 kişiyi öldürmekten yargılanan ve aralarında İçişleri eski Bakanı Mehmet Ağar’ın da olduğu sanıkların yargılandığı Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün görülen “JİTEM Davası”na dikkat çekerek, “Bizler bu mahkemelerden bağımsız bir şekilde karar vermelerini beklerken onlar faillerin yanında yer aldılar” dedi.
‘90’lı yıllarla yüzleşilmeli
Ardından ise kaybedilen İlyas Eren’in akrabası Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Nahit Eren söz alarak, “Bu coğrafyada aslında her ailede kayıplar var, hikayelerin hepsi de aynı aslında. Bu açıdan çok da birbirlerinden farkı değiller. Önce size dair bir algı yerleştirilir, sonrasında gözaltına alınırsınız ve sizden bir daha haber alınamaz. İlyas Eren’in hikayesi de öyle. Diyarbakır’ın göbeğinde paramiliter güçler tarafından gözaltına alındı ve o günden sonra bir daha kendisinden haber alınamadı. Etkin bir soruşturmada yürütülmedi tıpkı diğer faili meçhul cinayetler ve gözaltında kayıplar gibi. Maalesef yargı yine üzerinde düşeni yapamadı. Yine aileler, kolluk birimlerine, soruşturma makamlarına ulaşmaya çalıştı ama o bildiğimiz direnç, cezasızlık politikası kendisini yine gösterdi. Bir arada yaşayabileceğimiz sağlıklı ve güvenli, bir gelecek için bu devlet ve iktidarın 90’lı yıllarla yüzleşmesi gerekiyor” dedi.
İlyas Eren’in hikayesini İHD Diyarbakır Şubesi Gözaltında Kayıp Komisyon Üyesi Derya Yıldırım paylaştı.
Kulp’un Yeşilköy (Dêlit) köyüne bağlı Rındık mezrasında yaşayan evli ve 8 çocuk babası İlyas Eren’in geçimini çiftçilik yaparak sağladığını dile getirerek şunları kaydetti: “Yaşadıkları köyün 1993 yılında askerler tarafından yakılması sonucu ailesiyle Kulp ilçe merkezine göç etmek zorunda kalan Eren korucu olması için sürekli devlet baskısına maruz kalıp, tehdit edildi. 1990 yılında gözaltına alınıp götürüldüğü Diyarbakır’da yaklaşık 20 gün boyunca gözaltında tutulan Eren, ağır işkenceye maruz kaldı. Savcılık soruşturması sonucunda serbest bırakılan ve hakkında yapılan yargılama beraat ile sonuçlanan Eren, gördüğü ağır işkencelerden dolayı ciddi sağlık sorunları yaşamak zorunda kaldı. İlyas Eren, 11 Mart 1997 tarihinde kayınının evini taşımak üzere Diyarbakır’a gelir. Ardından Kulp’a dönmek için Kulp Terminaline gider. Saat 13.00 civarında terminale gelen sivil giyimli 4 polis, burada birçok köylünün ve akrabasının gözleri önünde İlyas Eren’i siyah bir araca zorla bindirerek kaçırırlar.
AİHM yaşam hakkı ihlali olduğuna karar verdi
Kaçırıldığı aracın Kulp’ta bir korucuya ait olduğu orada bulunan herkes tarafından biliniyordu. Ailesi o tarihten beri Eren’den bir daha haber alamaz. 17 Mart 1997 tarihinde kardeşi Hanifi Eren, Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı’na giderek kardeşinin akıbetine ilişkin başvuruda bulunur. 6 Şubat 1998 tarihinde İnsan Hakları Danışma Merkezi (Kayıp Bürosu) nezdinde görevli Savcı E. Alper, Devlet Güvenlik Mahkemesinden İlyas Eren hakkında bilgi talebinde bulunur. Devlet Güvenlik Mahkemesince iletilen 24 Şubat 1998 tarihli yazıda tutuklanmasına ilişkin herhangi bir kayda rastlanmadığı bildirilir. Cumhuriyet Savcısı Alper, 4 Mayıs 1998'de başvuranların yakınlarının kaybolması ile ilgili herhangi bir takibat yapılmamış olması nedeniyle Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı'ndan gözaltından sorumlu polis memurları hakkında soruşturma başlatılmasını talep eder. 1 Eylül 1998'de Cumhuriyet Başsavcılığı söz konusu görevliler hakkında soruşturma açılmasına gerek duyulmadığına karar verir.
AİHM, İlyas Eren’in kaybettirilmesine ilişkin 2003 yılında yaşam hakkı ihlali olduğuna karar vererek, Türkiye’yi mahkûm eder ve ailesine tazminat verilmesine hükmeder. Gözaltında kaybedilişinin 25’inci yılında İlyas Eren dosyasında maddi gerçeğin açığa çıkartılması ve bu suçun faillerinin cezalandırılması için adli ve siyasi makamları göreve çağırıyoruz. Kaç yıl geçerse geçsin İlyas Eren için, tüm kayıp ve siyasi cinayetlere kurban gidenler için adalet istemekten asla vazgeçmeyeceğiz.”
Açıklama 1 dakikalık oturma eylemi yapıldı.







