Felç riski olan hasta tutuklu yaşamını tek başına sürdüremiyor

  • 09:01 23 Ocak 2022
  • Güncel
Öznur Değer
 
ANKARA - Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan hasta tutuklu Canan Utangaç’ın durumuna dikkat çeken kayınvalidesi Ayşe Utangaç, Canan’ın yaşamını tek başına idame edemediğini, koğuş arkadaşlarının yardımıyla ihtiyaçlarını giderebildiğini ifade ederek, bu koşullarda cezaevinde tutulmaya devam ettiğini belirtiyor.
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) verilerine göre cezaevlerinde 604’ü ağır olmak üzere bin 605 hasta tutsak bulunuyor. Son 6 yılda “veda” hakkı bile tanınmayan en az 103 tutsak, 2021 yılında ise 64 tutsak cezaevinde yaşamını yitirdi. Son iki ayda ise Garibe Gezer, Abdurrezak Şuyur, Halil Güneş, Bangin Muhammet, İlyas Demir Vedat Erkmen ve en son 70 yaşındaki Ramazan Turan isimli tutsaklar cezaevinde yaşamını yitirenler arasında.
 
Artan ihlallere dikkat çekmek isteyen aileler ise Diyarbakır ve Van’da “Adalet Nöbeti” başlatarak, tutsakların sesi olmaya çalışıyor. Ailelerin, hasta tutsakların tedavilerinin sağlanması, serbest bırakılması ve infaz yakmalara son verilmesi talebiyle başlattıkları nöbet, haftalardır Diyarbakır ve Van Barolarında sürüyor.
 
İHD’nin “hasta mahpuslar” listesinde yer alan tutuklulardan biri de yaklaşık 4 yıldır Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan, belinde omurilik kırığı, 2 platin ve 8 vida bulunan Canan Utangaç. 2018 Haziran ayında “Gülen Cemaati üyeliği” soruşturması kapsamında evine yapılan baskın sonucunda eşi Faruk Utangaç ile gözaltına alınan Canan, çıkarıldığı mahkemece “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklandıktan sonra Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ne gönderilir. 
 
8 yıl 9 ay ceza aldı
 
Aynı gerekçe ile Ankara 27’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmaya başlayan Canan’ın eşi de aynı nedenle tutuklu yargılanır. Yargılamanın ardından Canan, örgüte üye olduğu gerekçesiyle 8 yıl 9 ay hapis cezası alır. Cezası Yargıtay tarafından onanan Canan, 3 buçuk yılı aşkın süredir Sincan Kadın Kapalı Cezaevinde tutuluyor. 
 
6 ayda 2 kaza geçirdi
 
Cezaevinde 6 ayını geride bıraktıktan sonra bir kaza geçiren Canan’ın rahatsızlıkları hala devam etmekte. Üzerinde tuttuğu sıcak su torbasının patlaması sonucunda vücudunun çeşitli bölgelerinde ikinci derece yanıklar oluşan Canan, daha sonra 4 Aralık 2018’de sabah sayımı esnasında ranzadan düşerek yeniden yaralanır. Geçirdiği kaza sonrasında Canan’ın belinde omurilik kırığı oluşur ve ameliyata alınır.
 
Kelepçeyle yoğun bakımda kalmış
 
Canan’ın kayınvalidesi Ayşe Utangaç, Canan’ın ranzadan düştüğü günü ve yaşanan ihmalleri şöyle anlattı: “Canan, cezaevine girdikten 4-5 ay sonra ranzada su torbasının patlaması sonucunda, üzerine sıcak su döküldü ve vücudunda ikinci derecede yanıklar oluştu. Tedavisi iyi yapılmadı. Tam iyileşmeden bir sabah sayım sırasında ranzadan düştü. Ranzadan düşmesinin ardından onu cezaevinde gezdirdikten sonra hastaneye götürmüşler. Sabahın 08.00’inde düşüyor, akşam 17.00 gibi Ankara Numune Hastanesi’ne götürmüşler. Önce cezaevindeki revir ve hastaneye götürmüşler akşamüstü de dışarıdaki hastaneye götürmüşler. Yolda da memurlar tarafından kötü muameleye maruz kalmış. Orada bir gece kelepçeli bir şekilde yoğun bakımda tutulmuş. Bize o gün haber verilmedi. Sonraki gün telefon görüş günüydü ve cezaevinden bize telefon ederek, ‘Canan ranzadan düştü, ameliyat olma durumu var bilginiz olsun’ dediler.”
 
‘2 gün yoğun bakımda kaldı’
 
Refakatçi ihtiyacına rağmen, hastanede kalınmasına izin verilmediğini dile getiren Ayşe, “Bize, ‘Akşama kadar kalırsınız akşam gidersiniz’ dediler. Akşam refakatçiye ihtiyacı olmayacak mıydı sanki. Kabul etmek zorunda kaldık. Canan 2 gün yoğun bakımda kaldı. Destek olmadan tek başına hiçbir ihtiyacını karşılayamıyordu. Bu nedenle bir hafta daha hastanede kaldı. Doktorlar felç olma riskinden bahsediyordu. Sonrasında bir ameliyat geçirdi. Bize haber vermeden ameliyata almak istemişler. Ardından ısrar sonucu bize haber verdiler ve ameliyat oldu. Belinde omurilik kırığı vardı, 2 platin ve 8 vida takıldı” diye belirtti. 
 
‘Temel ihtiyaçları karşılanmadı’
 
Canan’ın geçirdiği kazanın ardından rahat hareket edemediğini, bir başına ihtiyaçlarını gideremediğini kaydeden Ayşe, “Yemesine, içmesine, oturup, kalkmasına dikkat etmesi gerekiyor ama bu koşullarda cezaevinde bunu yapamaz. Hastalığının ardından bir süre tekerlekli sandalye ile yaşamını sürdürmek zorunda kaldı. Temel ihtiyaçları vardı. Klozet kullanması gerekiyordu. Bunun için para yatırdığımız halde karşılanmadı. Arkadaşları kendi imkanlarıyla klozet yaptı ona. Ardından başka bir koğuşa geçtiğinde bu ihtiyacı giderilebildi” şeklinde konuştu. 
 
‘Ağrıları hayatı boyunca devam edecek’
 
Geçirdiği kazanın ardından 3 yıl geçmesine rağmen etkilerinin hala devam ettiğini vurgulayan Ayşe, ağrılarının yoğun bir şekilde devam ettiğini aktardı. Havaların soğumasıyla birlikte bu ağrıların daha da arttığına dikkat çeken Ayşe, “Sırtında baloncuklar oluşuyordu. Hastaneye gitme durumu çok kısıtlı. Hala tek başına ihtiyaçlarını gideremiyor. Çamaşırlarını yıkayamıyor. Koğuş arkadaşlarının yardımıyla ihtiyaçlarını gideriyor. Oturma ve kalkmada sorun yaşıyor hala. İstediği gibi hareket edemiyor. Doktor ona ‘Ağrıların hayatın boyunca devam edecek. Bununla yaşamaya alışmalısın’ demiş” dedi. 
 
‘İhlaller son bulsun’
 
Canan’ın sağlık durumu için birçok defa hukuki girişimlerde bulunduklarını ifade eden Ayşe, “Tahliye edilmesini, cezasının ertelenmesini veya ev hapsi olacak şekilde düzenlenmesini talep ettik ancak kabul edilmedi” diye belirtti. Cezaevlerinde derinleşen hak ihlallerine de dikkat çeken Ayşe, “Tedavisi yapılamıyor. Herkes ile görüşemiyor. Yeğeninin bile içeri girmesine izin vermediler. Haftada yalnızca 10 dakika konuşabiliyoruz. Tüm hak ihlallerinin sonlanmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.