Sanatçılar Sezen Aksu için seslendi: Korkmuyoruz
- 09:06 26 Ocak 2022
- Güncel
Marta Sömek
İSTANBUL - Sezen Aksu’nun tehdit edilmesine tepki gösteren sanatçılar, “Saldırı aslında Kürt halkına, bütün mazlumlara dönüktü. Toplumun tüm kesimlerine saldırmaktan çekinmeyen yozlaşmış bir zihniyetin yönetememe halidir bu. Doğruları söylemekten asla vazgeçmeyeceğiz, korkmuyoruz” dedi.
Sanatçı Sezen Aksu, geçtiğimiz hafta önce iktidar yandaşları tarafından 2017’de çıkardığı “Şahane Bir Şey Yaşamak” isimli şarkı sözleri nedeniyle hedef gösterilmiş ardından da AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından tehdit edilmişti. Sezen ise, hakkında çıkan haberlere, tehditlere ve hedef gösterilmelere yazdığı dizeler ile yanıt vermişti. Yazdığı “Avcı” isimli şarkısının sözlerini paylaşan Sezen, "Sonuç olarak 47 yıldır yazıyorum…. Yazmaya da devam edeceğim" demişti. Yazdığı şarkının sözleri bir gecede dijital medyadaki yurttaşlar tarafından 40’a yakın dile çevrilmişti. Birçok kurum, kuruluş ve kadın örgütleri Sezen için dayanışma gösterirken, dün de aralarında sanatçı, yazar, siyasetçi, hukukçu ve bilim insanlarının da bulunduğu bin 32 aydın yazılı bir açıklama yaparak saldırıların son bulması çağrısında bulundu.
Ajansımıza konuşan sanatçılar, tehdit ve hedef göstermelerin iktidar tarafından bilinçli yapıldığına dikkat çekerek, baskıların kendilerini korkutmadığını ve doğruları söylemekten vazgeçmeyeceklerinin mesajını verdi.
‘Devletin en tepesinden hedef gösterildi’
İktidarın sanatçılara dönük tehditlerinin yeni olmadığını söyleyen müzisyen Pınar Aydınlar, Sezen Aksu’ya dönük yapılan saldırı ve hedef göstermenin tamamen devletin dili olduğunu belirtti. 1990’lı yıllarda sokak ortasında katledilmelerin yaşandığı ülkenin, bugün ise devletin “en tepesinden” hedef gösterilerek gerçekleştirildiğini belirten Pınar, “Aslında bu ülkede hiçbir cinayet faili meçhul değil. Sonuçta yaptıranlar, o hedefi gösterenler ve katledilenler de bellidir” sözlerini kullandı.
‘Bilinçli yapıldı’
Sezen Aksu’nun 47 yıldır yazıp çizen bir sanatçı olduğunu kaydeden Pınar, “Yaşamda herkesin eksikliği olabilir. Bizim insan odaklı baktığımız yaşam felsefemizle bugün eksikliğiyle yüzleşmiş, hayata karşı bütün o zalimlerin karşısında mazlum bir mücadele yürüten kim olursa olsun, halkların dilini paylaşan, Ceylan Önkol için bir beste yapmış olması bile benim için çok önemli bir ölçüdür” ifadelerini kullandı. Pınar, 5 yıl önce yazılmış bir eserin bugün gündemleşerek hedef gösterilmesinin bilinçli olduğunu ifade ederek, 30 yıl önce yazılan “Kırmızı gül” isimli ezgiyi seslendirdiği için 6 kere yargılandığını ve hapis cezaları aldığını hatırlattı. Pınar, “Bugün Sezen Aksu ölümle tehdit edilen bir dille karşı karşıya. Buna dönük basın açıklamalarını, ‘dillerini keseceğiz’ diyenlerin cirit attığını gördük” şeklinde konuştu.
‘Asla vazgeçmeyeceğiz’
Sezen’e dönük tehditler ve birçok gelişme ile cezaevlerindeki tutsakların gündemden düşürülmeye çalışıldığına işaret eden Pınar, “Hiç kimse birbirinden daha önemli veya önemsiz demiyorum ama gündemde Aysel Tuğluk vardı. Aysel Tuğluk’un yaşadığı hapishane süreci, rahatsızlığı ve onun o koşullarda, tecrit altında, o şekilde tutulmasına karşı bizler imza kampanyaları başlattık. Bu devletin gündem politikalarını az çok yaş itibariyle öğrenmiş durumdayız. Ama Sezen Aksu’nun verdiği emek, bu ülkede yazdıkları, bizim lise yıllarımızda, ortaokul yıllarımızda ki halen de öyle şarkılarını dinleyip zaman zaman yalnızlığımızı bölüştüğümüz bir insandır. Ben onun yandayım. Ona yapılan bu saldırıları kınıyoruz. Başımızda bir sopa, bizi terbiye etmeye çalışan, hapiste ölümle yapılan tehditlere karşı bizler de doğruları söylemekten asla vazgeçmeyeceğiz. Halkların özgürlüğünden, tüm din, dil, inanç özgürlüklerinden yanayız. Bunun için de kimse bizi ayrıştırmaya ve hedefe koymaya çalışmasın” değerlendirmesini yaptı.
‘Zamanında farkındalık gelişseydi Cumhurbaşkanı böyle konuşamazdı’
İktidarın çok uzun süredir sanata ve sanatçılara saldırdığına değinen müzisyen Yasemin Göksu da, sürekli olarak halkın gözünde değersizleştirilmeye çalışıldıklarını dile getirdi. Bu saldırı politikasının önce en muhalif sanatçılardan başlayıp daha sonra da pop ikonlarına kadar vardığını ifade eden Yasemin, “Sezen Aksu dışında birçok isim de bunlara maruz kaldı. Yıllardır iktidara muhalefet eden, demokrasi için savaşan birçok arkadaşımız, sanatçı dostlarımız ben dahil konserlerimiz yasaklandı, gözaltılar, sosyal mecralarda değersizleştirmeye çalışmalarla mücadele halindeyken maalesef toplum biz sanatçıları çok sahiplenmedi ve bugüne gelindi” dedi. Yasemin ayrıca, “Eğer zamanında toplumda böyle bir farkındalık gelişseydi bugün Sezen Aksu hakkında Cumhurbaşkanı çıkıp da böyle konuşamazdı” sözlerini kullandı.
‘Korkmuyoruz’
Toplumun büyük bir çoğunluğunun ayağa kalkarak sanatçıları desteklemesinin ve sahiplenmesinin çok önceden yapılması gerektiğini ifade eden Yasemin, “Bu uğurda bedel ödeyen pek çok sanatçı oldu, yine de çok önemli bir adım. Hedef gösterenler de anlayacak ki bu iş bu kadar ucuz değil, bu kadar dillerine pelesenk edemeyecekler” şeklinde konuştu. Tüm müzisyenlerin Sezen’in yazdığı “Avcı” bestesini kendi notalarıyla bestelemesi ve söylemesi çağrısında bulunan Yasemin, “Toplum iktidara, ‘dur bakalım biz de varız’ demiş oldu, bu anlamda hem kadın hem de müzisyen olarak elbette destekliyorum” dedi. İktidarın “korktuğu” için tehdit ettiğini ve buna karşı da korkmadıklarının mesajını veren Yasemin devamında şunları söyledi: “Bu tamamen bir tehdittir, iktidarlarının artık ellerinden gitmeye başladığını hissettikleri noktada korkutarak yansıtıyorlar. Korkan korkutur. Konuşmamızı, şarkı söylememizi, iktidarlarına laf etmemizi hiçbir şekilde istemedikleri için bunlar açık ve net değil. Kalemle yazanların kalemleri kırıldı, katledildiler, cezaevlerine kondular, tutuklandılar, işkencelerde katledildiler. Şarkı söyleyenlerin de sazı, dili tehlikeli şu anda onlara göre. Korktukları ölçüde korkutmaya çalışıyorlar ama korkunun hiçbir şekilde ecele faydası yok.”
‘Ozanca söyledi’
Yaşananlara tepki gösteren sinema oyuncusu Şebnem Sönmez ise, “Sezen Aksu aslında çok güzel bir yanıt verdi ve ‘bir yere gitmiyorum’ dedi. ‘Sen avcısın ben av’ diyor, kadın daha ne desin, ozanca söyledi” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanının yaptığı, “Dil koparmak” tehdidinin insanlık suçu olduğunu belirten Şebnem, “Cumhurbaşkanı camide hutbe verir gibi tehdit edip camiyi kullandı” şeklinde konuştu. Şebnem ayrıca Sezen’in “Avcı” bestesinin sözlerinin bir gecede 40’a yakın dile çevrilmesinin de oldukça önemli bir dayanışma olduğunu sözlerine ekledi.
‘Artık bir şeyler yapmalıyız’
Saldırılara karşı dayanışma ile harekete geçilmesi çağrısında bulunan Şebnem, devamında muhalif olarak kendini gösteren ama Sezen’e yapılan saldırıyı meşrulaştırmaya çalışanlara dikkat çekerek şunları söyledi: “Cumhurbaşkanının ne yapmaya çalıştığı apaçık ortada ama biz ne yapıyoruz? Hikaye bizde aslında, bugüne kadar hiç yalan söylemedi, ‘sizi sevmiyorum’ dedi. Baştan beri bizi öteledi, hiçbir şekilde dikkate almadı, birçok şekilde cezalandırdı, bize gerçek yüzünü gösterdi. Ama gerçekten diğer insanlar umut, inat, birlikte hareket etme açısından güvendiğimiz insanlara ne oluyor? Onlara işliyor bu taktik. Bize hiçbir şey işlemiyor, bana işlemez. ‘Bu durumun karşısında ne yapmayı düşünüyorsunuz’ diye sormak gerek birbirimize. Bizleri bölmeye çalışıyor, bölüyor, kışkırtmaya çalışıyor ve kışkırtıyor, savaş çıkarmaya çalışıyor. Çok basit yaptığı, her şey belli, çırılçıplak. Biz ne yapacağız diye harekete geçmeliyiz, artık bir şeyler yapmalıyız.”
‘Yozlaşmış bir zihniyetin yönetememe hali’
Fotoğraf sanatçısı Belgin Şahin de, “Bu coğrafya binlerce Hypatia doğurdu… Bugün Sezen Aksu şahsında yaşananlar, esasında bu kadim coğrafyanın binlerce hatta on binlerce yıllık insanlık tarihi mücadelesinin devamı ve aynı zamanda sonuçlarındandır. Cumhurbaşkanının Sezen Aksu’ya ‘Dilini koparırız’ diyebilmesini de buna bağlıyorum” cümlelerini kullandı. Hiçbir eleştiriye tahammülü olmayan erkek-devletle karşı karşıya olduklarının altını çizen Belgin, “Sadece sanatçılar açısından değil, başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere toplumun tüm kesimlerine gerek diliyle, gerekse sopasıyla saldırmaktan çekinmeyen, yozlaşmış bir zihniyetin yönetememe halidir bu” değerlendirmesini yaptı.
‘Hypatia’lar her gün yeniden doğuyor’
Asla yalnız yürümeyeceklerinin mesajını veren Belgin, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Bugün Hypatia adını insanlık tarihine, bilime olan katkısından biliyoruz, onu tanıyoruz. Ama onu linç edenlerin, katledenlerin isimlerini bile hatırlamıyoruz. Dolayısıyla Sezen Aksu şahsında bu dilden ve sopadan nasibini alan bu coğrafyanın Hypatia’ları her gün yeniden doğuyor. Asla yalnız yürümeyecekler: gül atın yenilmezlere...”
‘Saldırı, Kürt halkına, bütün mazlumlara dönüktü’
Sezen Aksu şahsında bütün ezilmişlere ve tüm Türkiye halklarına yönelik bir saldırı söz konusu olduğunun altını çizen Dengbej Xalide, “Kendi tarafında, yanında yer almayan, yalakası olmayan herkesi aynı kazanda kaynatma politikasıdır bu” yorumunda bulundu. Sezen’e yapılan saldırının aslında tüm sanatçılara dönük olduğunu vurgulayan Xalide, “Bu saldırı düşünsel, duygusal ve ahlaki olarak kendinde barındırdığı bütün değerlere dönük bir saldırıdır. Sezen Aksu’ya olmuş saldırının aslında Kürt halkına, bütün mazlumlara dönük olduğunu da düşünüyorum” dedi.
‘Sonu yaklaştı’
“Devletler ne zaman ki şiddetli bir biçimde saldırmaya başladılarsa o da artık yok oluşlarının, tükenişlerinin ve tarihte çöp sepetine gireceklerinin de yaklaşmış olduğunu gösteriyor” diyen Xalide, “Kendi sonu yaklaştı, kadın, çocuk demeden ahlak ve din adı altında en büyük ahlaksızlıkların müthiş bir derecede tecavüz kültürünün bir Cumhurbaşkanının dilinde nasıl meşrulaştığının örneğidir. Buraya kötü olan her şey sığdırılabilir” şeklinde konuştu.
‘Sistemin dönüştüğü bir yaşamda buluşacağız’
Saldırıların yıllar önce Kürt sanatçı Ahmet Kaya ve Yılmaz Güney’e de yapıldığını anımsatan Xalide, “Bin yıllardır aynı saldırı devam ediyor. Biz eğer Cumhurbaşkanını dillendiremezsek, yarın gelecek olan başka biri de aynı şeyleri yapabilir” dedi. Saldırıların sona ermesi için iktidarın değişmesi gerektiğini vurgulayan Xalide, “Umarım Türkiye halkları için Cumhurbaşkanının gidişi eşitlikçi, demokratik, komünal, kadın haklarının çok daha adalet bulmuş bir başlangıcı olur. Bu sistemin tamamen dönüştüğü bir yaşamda buluşacağız” dedi.







