Marmara Bölgesi'ndeki cezaevlerine ilişkin hak ihlalleri raporu
- 13:46 26 Ocak 2022
- Güncel
İSTANBUL - İHD İstanbul Şubesi Hapishaneler Komisyonu, cezaevlerinde son 3 ayda yaşanan hak ihlallerine ilişkin açıkladığı raporda, 3 ayda 3 bini aşkın hak ihlali yaşandığını duyurdu.
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, cezaevlerinden aldığı başvurular üzerinden derlediği Kasım, Ekim ve Aralık 2021 hak ihlali raporunu açıkladı. 65 sayfadan oluşan 3 aylık raporda, tutsakların faks, mektup yanı sıra aile ve avukatların telefon veya direkt derneğe gelerek yaptığı başvurular ile basın yoluyla tespit edilen ihlaller yer aldı.
20 cezaevinde yaşanan ihlaller
Rapor, İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi, Silivri Cezaevi Kampüs Cezaevleri, Tekirdağ 1 ve 2 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi, Edirne F Tipi, Kandıra F Tipi, Bakırköy Kadın Kapalı, Balıkesir Bandırma 1 Nolu T Tipi, Maltepe 2 Nolu L Tipi, Gebze M Tipi, Şakran Kadın Kapalı, Van F Tipi CİK, Metris T Tipi, Bolu F Tipi, Kayseri Kadın Kapalı, Adana Kürkçüler F Tipi, Kocaeli 1 Nolu T Tipi, Urfa 2 Nolu T Tipi, Aliağa Yeni Şakran 4 Nolu T tipi, Ümraniye E Tipi ve Konya Seydişehir Kapalı cezaevleri olmak üzere 20 cezaevinde yaşanan ihlalleri de kapsıyor.
Raporda, işkence ve kötü muamele, sağlık hakkı ihlali, iletişim hakkı, yeterli ve sağlıklı beslenme ihlali, suya erişim hakkı, öz bakım hakkı, infazda eşitlik ilkesi hakkı yanı sıra birçok hakkın ihlaline yer verildi. İhlallerin tablolar şeklinde yer aldığı raporu Hapishaneler Komisyonu adına avukat Jiyan Tosun, Ümmühan Kaya ve Davut Arslan okudu.
Üç ayda 3 bini aşkın ihlal
En çok ihlal başvurusunun yapıldığı cezaevleri arasında ilk sırada Silivri Cezaevi Kampüs Cezaevleri ile Tekirdağ Cezaevlerinin olduğu belirtilen raporda, üç ay içerisinde en fazla ihlalin yaşandığı ay ise kasım ayı olarak kaydedildi. Toplamda ise 89 başvurunun yer aldığı raporda, bu başvuruların 76’sı siyasi tutsaklara ait. Başvurularda birçok ihlal saptandı. Rapora göre Ekim’de yapılan 32 başvuru içinde bin 100, Kasım’da yapılan 33 başvuruda bin 268, Aralık’ta yapılan 24 başvuruda ise 750 ihlal yer aldı. Toplamda ise 2 bin 540 ihlalin yaşandığı tespit edildi.
Raporda ayrıca basın yoluyla tespit edilen ihlallere de yer verildi. Bu yolla 578 ihlal tespit edildi. Başvuru ve basın yoluyla birlikte 3 bin 118 ihlalin tespit edildiği görüldü. Bu ihlaller arasında 8 yaşam ihlali oldu.
En az 50 işkence vakası
Rapora göre en çok ihlal işkence, darp ve kötü muamele, “terör” kimliği dayatması, keyfi nedenlerle kınama ve soruşturma cezası ve zorla sevkler aldı. Buna göre, bu cezaevlerinde en az 85 tutsak sürgün edildi. 50 kişiye işkence uygulandı ve 126 kişiye ya kınama cezası verildi ya da hakkında soruşturma başlatıldı.
Ayakta sayım dayatması
Raporda, tutsaklara yönelik fiziki saldırılar, tehdit, darp, çıplak arama, baskın, hücre aramaları, işkence, kötü muamele, ırkçı ve ayrımcı yaklaşımlar, ölümle tehdit, hücre aramalarına polisin girmesi, siyasi tutsakların bağımsızlar koğuşuna geçmesi dayatması, askeri nizamda tek sıra halinde ayakta sayıma zorlanması, sağlık ve tedavi hakkı ve pek çok alanda ihlal yer aldı.
Korona tedbirleri yok
Koronavirüs (Covid-19) salgını ile birlikte ihlallerin artığını kaydeden avukatlar, “Covid salgını sürecinde yaşanan randevu iptalleri, kelepçeli muayene ve olumsuz karantina uygulamaları nedeniyle hastaneye sevkler ve tedaviye erişimde yaşanan sorunlar yakın dönemde artan hasta mahpus ölümleri ile daha da önem kazanmıştır. Covid hastası mahpuslara halen yeterli beslenme sağlanmamaktadır. Hücre ve üst aramalarında gardiyanlar maske ve eldiven kullanmamakta, mesafeyi korumamakta, uyarıda ya da itirazda bulunan mahpuslara disiplin soruşturmaları başlatılmaktadır. Mahpuslara maske takma zorunluluğu varken, gardiyanlar maskesiz ve hiçbir önlem almayarak mahpusların sağlıklarını tehlikeye atmayı sürdürmektedirler” ifadelerini kullandı.
Dosyalar kapatıldı
Üç aylık dönemde en yoğun yaşanan ihlaller arasında çıplak arama uygulaması olduğunu dile getiren avukatlar, “Arama sırasında mahpusun ağzının içine bakılmak istenmesi olmuştur. Çıplak aramayı kabul etmeyen mahpuslara işkence edilerek, giysileri parçalanarak zorla çıkarılmış, mahpuslardan diz çökmesi istenmiş bunu kabul etmeyen mahpuslar fiziki saldırıyı da aşan işkencelere uğramışlardır. Ayrıca, mahpuslara görevli memura direnmekten davalar açılmış, mahpusun yaptığı şikayetlere ise ‘kovuşturmaya yer yoktur’ cevabı verilmiş, dosyalar kapatılmıştır” ihlallere karşı başvurulan mercilerden alınan yanıtlara dikkat çekti.
Tecrit ağırlaşıyor
Salgınla birlikte tüm cezaevlerinde yaşanan tecridin daha da ağırlaştığına işaret eden avukatlar, şunları söyledi: “Mahpusun; diğer mahpuslarla iletişimini sağlayan sohbet spor hakkı tamamen ortadan kaldırılmış, ailesi ve yakınları ile bağı da dahil bir bütün olarak dışarıyla bağı ise ciddi olarak zayıflatılmıştır. Bu durum mahpusun sadece sosyalleşmesini değil, sosyal dayanışma, kültürel gelişim, dışarıda olan biteni anlama, kendisini geliştirecek düşünsel araçlara ve bilgiye erişme imkanlarını da ortadan kaldırmış, mahpusu sert bir şekilde dışarıdan izole etmiş, yalnızlaştırmıştır.”
Tahliye edilmiyorlar
Avukatlar, infazı yakılan tutsaklara da işaret ederek, “Açık cezaevine gitmesi gereken mahpusların ‘iyi hal’ değerlendirmesi adı altında bu haklarından mahrum bırakılmaları olmuştur. Mahpusların örgütlü mahpusların koğuşunda kalıyor olmasının iyi halli olmadığına gerekçe olarak gösterilmesi, mahpusa gelen görüşçü, kimin para yatırdığı, okuduğu kitaplar, halay çekmesi, kutlama ya da anma yapması vb. durumlar iyi hal değerlendirmesine konu olmakta ve mahpusun tahliyesi engellenmektedir” dedi.
‘Gardiyan kıyafeti giymiş istihbarat elemanları aramalarda yer alıyor’
Cezaevi müdürlerinin ve gardiyanların tutsaklara dönük keyfi uygulamalarının artığının altını çizen avukatlar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Mahpuslara düşmanca davranış, keyfiyet had safhaya varmış bulunmaktadır. Hücre aramalarında Covid tedbirlerini almamaları, hücrelere baskın aramalar, gece hücre araması yapılmak istenmesi, hafta da iki kez hücre araması yapılması, aramalara gardiyanlarla birlikte mahpusların gardiyan kıyafeti giymiş polis ve istihbarat elamanlarının girmesi, eşyaların kırılması, dağıtılması, kişiler hedef alınarak hücrelerine baskın yapılması, yine aile ve avukat görüşlerinde yaşanan sorunlar, görüşe iki kişi ziyaretçi alma kısıtlaması, görüşe gelecek kişinin görüşme yeteneğine sahip olması şartı ve görüşe gelecek kişinin gelmeden belli bir süre önce geleceğini bildirmesi zorunluluğu gibi yeni yeni zorlamalar da devreye sokulmuştur.”
Silivri’den başvuru
Silivri 2 Nolu Kapalı Cezaevi’nde kalan bir tutsağın yakını olan Y.Ş’nin yaptığı başvuru şu şekilde: “Yaklaşık 1 aylık süreç içinde mağdur 22 koğuş arkadaşı ile beraber Silivri 5 Nolu Cezaevi F 11 koğuşundan 2 Nolu 7’nci koğuşa sevk edildiler. Sevk sırasında mahkumların hiçbir eşyasını almasına izin verilmemiştir. 2 Nolu Cezaevi, 5 Nolu’da kullanılan birçok eşyanın ise kullanılmayacağını söylemiştir. Bu süreç boyunca mağdurlara dilekçe hakkı tanımamıştır. Yönetime, müdürlüğe, TBMM’ye ve Adalet Bakanlığı’na göndermek istedikleri mektuplar alınmıştır. Ancak hiçbir evrak kayıt numarası verilmemiştir. Müdür ile defalarca muhatap olunmak istenilmesine rağmen mahkumlar ile baş gardiyanlar dahil kimse iletişime geçmemiştir.”
Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi
Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Ö.A. adına başvuran D.Y.’nin paylaştığı ihlaller ise şöyle: “Yapılan görüşmede başvurucu tarafından yaklaşık bir buçuk ay önce sabah 07.15 civarı Tokat T Tipi Hapishanesindeki koğuşlarının basıldığı, kendisi ile birlikte 4 mahpusun daha eşyalarını dahi toplamalarına izin verilmeden Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Hapishanesi'ne sevk edildiği, yol boyunca herhangi bir sıkıntı yaşamadıkları, ancak Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Hapishanesi'ne girişte soyunma odası denen ve kamera olmayan bir odaya alındığı, burada önce gardiyanlar tarafından kendisine hakaret ve küfür edildiği, sonrasında ise çıplak arama dayatıldığı, çıplak aramayı kabul etmeyince 5-6 gardiyan tarafından darp edildiği ve zorla kıyafetlerinin çıkarıldığı, sonrasında ise dizlerinin üstüne çökmesinin istendiği, yine kabul etmeyince gardiyanların kendisini kolları ve bacaklarından tutarak dizlerinin üstüne çökertmeye çalışmıştır.”
‘Ölüme terk edildim’
Tekirdağ 1 Nolu Kapalı Cezaevi’nde bulunan E.T. de gönderdiği mektupta, 10 kronik rahatsızlığının olduğunu ancak buna rağmen tedavi ve yasal haklarının ihlal edildiğini paylaştı. E.T., “Bulunduğum kurumda psikolojik zulme maruz kaldım, yasal haklarım yok sayıldı, ölüme terk edildim. Sistemli ve vicdandan yoksun yaklaşımla karşı karşıyayım” dedi.
Başvurular
Avukatlar, İHD olarak kendilerine gelen başvurulara yönelik girişimlerini paylaştı. Yapılan başvurular ardından ihlallerin son bulması için Adalet Bakanlığı, Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü (CTE), TBMM İnsan Hakları Komisyonu, cezaevi idareleri ve cezaevinin bulunduğu ilin İl İnsan Hakları Kurullarına yazılar yazdıklarını paylaşan avukatlar, ayrıca, Adli Tıp Kurumu, savcılıklar, Sağlık Bakanlığı, Tabip Odası, belediye ve İl Hıfzıssıhha Kurulu ile konunun içeriğine göre büyük elçilikler ile de yazışmalar yapıldığına dikkat çekti.
Yapılan 89 başvuru nedeniyle 89 yazışma yaptıklarını paylaşan avukatlar, bu başvurulara sadece 28 dönüş aldıklarını kaydetti.







