Bakırköy Cezaevi önünden seslendiler: Hasta tutsaklara özgürlük!
- 14:20 1 Şubat 2022
- Güncel
İSTANBUL - Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi önünden tutsak aileleri ile bitlikte seslenen MATUHAYDER, “Öcalan şahsında geliştirilen tek kişilik İmralı tecrit sistemi, başta Kürt halkı olmak üzere Türkiye halklarına dayatılan ve topluma hakim kılınmaya çalışılan sistemin bir parçasıdır. Hasta tutsaklara özgürlük istiyoruz” dedi.
Marmara Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MATUHAY-DER), hasta tutsakların durumuna dikkat çekmek ve Bolu F Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki tutsak Mehmet Hanefi Bilgin’in yaşamını yitirmesine tepki göstermek için Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi önünde protesto eylemi gerçekleştirdi. “Hasta tutsaklara özgürlük, cezaevindeki ölümlere son” pankartının açıldığı eylemde, sık sık “Biji berxwedana zindanan”, “Siyasi tutsaklar onurumuzdur”, “Siyasi tutsaklara özgürlük” sloganları atıldı.
Eyleme Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivistleri, Barış Anneleri İnisiyatifi üyeleri, tutsak aileleri, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) üyeleri, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, HDP İstanbul il ve ilçe örgütleri ile birlikte çok sayıda kişi katıldı.
‘Tutsakların sesini duyun!’
Eylemde ilk olarak söz alan HDP İstanbul İl Eşbaşkanı Ferhat Encü, cezaevlerinin “ölüm evleri” haline geldiğini vurguladı. AKP-MHP iktidarına tepki gösteren Ferhat, cezaevleri ve tutsaklar üzerinde “ölüm” politikalarının devrede olduğuna da işaret eti. Ferhat, “Her gün yeni bir ölüm haberi geliyor. Rehin aldığınız tutukluları serbest bırakın. AKP-MHP, ölümler üzerinden politika yürütüyor. Bu politikalarla tutsakların iradesi kırılmaya çalışılıyor ancak buna karşı güçlü bir direniş var. Buradan insan hakları örgütleri, aktivistleri, barolar ve siyasi partilere çağrıda bulunuyoruz, tutsakların sesini duyun” çağrısında bulundu.
‘AKP düşman hukuku uyguluyor!’
Ardından söz alan HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen de, AKP’nin “düşman hukuku” uyguladığını ifade etti. Zeynel, tutsaklara dönük uygulanan “özel” politikalar nedeniyle her gün bir tutsağın “idam” edildiğini ifade etti. Bir ayda 7 tutsağın cezaevinde yaşamını yitirdiğini hatırlatan Zeynel, “AKP ceberut iktidarı ve tek adamın iki dudağı ile tutsaklar ölüme gidiyor. Sadece cezaevinde değil dışarıda da ölümler yaşanıyor. Onlarca Kürt çocuğu panzer altında kaldı. Hiç kimse cezalandırılmadı. Cezasızlık politikası uygulanıyor” sözleriyle seslendi.
‘Tutsakların mücadelesi mücadelemizdir’
Cezaevindeki hasta tutsakların Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) “Cezaevinde kalamaz” raporlarına rağmen serbest bırakılmadığını belirten Zeynel, “Bu faşizmin ta kendisidir. İktidardan bir şey beklemiyoruz. Halklar ancak direnirse bunlar geri adım atar çünkü gün geçtikçe şiddet artıyor. Kürt düşmanlığı üzerinden bu şiddet, kin ve nefret örgütleniyor. Bunlar kriz, kaos ve savaştan besleniyorlar. Bu duruma her alanda itiraz etmeliyiz. Çünkü bu ceberut iktidar kendi isteğiyle iktidarı bırakmayacak. Tutsakların mücadelesi mücadelemizdir” diye konuştu.
‘Sayın Öcalan şahsındaki tecrit sistemin parçası’
Daha sonra basın metnini okuyan MATUHAYDER Eşbaşkanı Esin Çelik, konuşmasına PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan tecride dikkat çekerek başladı. Abdullah Öcalan ve cezaevleri üzerindeki tecrit ile hak ihlallerinin en üst düzeye taşındığını aktaran Esin, “Sayın Öcalan şahsında geliştirilen tek kişilik İmralı tecrit sistemi, başta Kürt halkı olmak üzere Türkiye halklarına dayatılan ve topluma hakim kılınmaya çalışılan sistemin bir parçasıdır ve en çok da cezaevlerinde varlığını hissettirmektedir. Tecrit politikasının cezaevlerine baskısı öyle bir hale geldi ki hasta tutsakların birer birer tabutu çıkıyor cezaevlerinden” ifadelerini kullandı.
‘İhlaller süreklileşti’
Esin konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Cezaevleri, AKP-MHP iktidarının uyguladığı mutlak ve hukuksuz tecrit politikaları neticesinde birer ölüm evlerine dönüşmüştür. Cezaevleri, hak ihlalleri, darp ve kötü muamelelerinin odağı haline gelmekten öteye gidememiştir. Süreklileşen ihlaller, hücre cezaları, infaz yakmalar, fiziki-psikolojik saldırılar, tedavi edilmeyen hasta tutsaklar ve daha niceleri… İktidarın en büyük vaadi yeni harflerle adlandırılmış cezaevleri inşa etmek olmuştur. F tipleri, T tipleri, Yüksek Güvenlikli ve son olarak S tipleri olarak adlandırılan cezaevlerinde temel hedef, sindirme-baskı ve şiddet politikaları olarak karşımıza çıkmaktadır.”
‘Hukuk askıya alındı!’
Uluslararası hukukun ve insani ilkelerin askıya alındığını sözlerine ekleyen Esin, cezaevlerindeki ihlalleri şöyle sıraladı: “Tek kişilik hücrelere konulmaları, süngerli oda uygulamaları, cezaevi görevlilerinin uyguladığı kötü muamele, yiyecek miktarının azlığı, yemeklerin hijyenik olmayışı, disiplin cezalarının keyfi bir biçimde uygulanması, mektupların tutsaklara ulaştırılmaması, kalabalık koğuşlar, hasta tutsakların tedavi süreçlerinin aksatılması, kelepçeli muayene dayatması, ilaçların verilmemesi, kitap ve yayınların verilmemesi ve toplatılması, sohbet hakkı, spor ve kültürel faaliyetlerin kısıtlanması, kaloriferlerin yanmaması, anneleri ile birlikte cezaevinde kalan çocukların ihtiyaçlarının gözetilmemesi, ziyaretçilere yönelik onur kırıcı muameleler ve ziyaret hakkının engellenmesi, çıplak arama uygulamaları, mahrem alanlara kameralar konulması, havalandırma boşluklarının tel örgülerle çevrilmesi vaka-i adiyeden sayılıyor artık.”
Derinleşen tecrit ve işkence sistemi
Cezaevlerindeki tecrit, işkence ve birçok politikaları en yakıcı şekilde yaşayanların hasta tutsaklar olduğunun vurgusunu yapan Esin, tutsakların tedavilerinin engellendiğini ve tek kişilik hücrelere koyulduklarını da ifade etti. Hasta tutsakların infazlarının yakıldığını ve tahliyelerinin engellendiğinin altını çizen Esin, bu durumun bir işkence olduğunu dile getirdi. Esin, “Her yıl onlarca ağır hasta tutsak tedavi edilmediği ya da tahliye edilmediği için yaşamını yitiriyor ve cezaevleri ölüm evlerine dönüşmüş durumda. Bu derinleşmiş tecrit ve işkence sistemidir” dedi.
Açıklama, "Biji berxwedana zindanan" sloganı ve alkışlar eşliğinde sona erdi







