TJA’nın İstanbul’daki halk buluşmasına yüzlerce kadın katıldı
- 15:08 5 Şubat 2022
- Güncel
İSTANBUL -TJA’nın Sancaktepe’deki halk buluşmasına katılan yüzlerce kadın, “Jin jiyan azadi” sloganı ile salondaki yerini alırken, etkinlikte özsavunma ve örgütlenmenin önemi ile özel savaş politikalarına karşı verilecek mücadelenin üzerinde duruldu.
Tevgera Jinên Azad (TJA), "Dem Dema Azadiya Jinê ye" şiarıyla Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sancaktepe İlçe Örgütü binasında halk buluşması gerçekleştirdi. Buluşmaya çok sayıda TJA aktivisti, Barış Anneleri İnsiyatifi üyeleri, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Marmara Danışma Bürosu Eşsözcüsü Dilber Demir, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Kadın Sözcüsü Didem Acabey, HDP Kadın Meclisi üyeleri, HDP Gençlik Meclisi üyeleri, il ve ilçe örgütleri, Kadın Zamanı Derneği üyeleri, Göç İzleme Derneği (GÖÇ-DER) Eşbaşkanı Kamile Kandal, Mezopotamya Kütür Merkezi’nden (MKM) Dengbej Xalide ile çok sayıda kadın katıldı. Yoğun ilgi gösterilen etkinliğin gerçekleştirildiği salona, "Dem Dema Azadiya Jinê ye" pankartı ve TJA bayrakları asıldı.
Kadınlar ulusal kıyafetleri ile salonda
Kadınların rengarenk ulusal kıyafetleri ile katıldığı etkinlik, Kürtçe stranlar eşliğinde halaylar ve zılgıtlar ile büyük bir coşkuyla başladı. Uzun süre büyük bir coşku ve heyecan ile halaylar çeken kadınlar, sık sık “Jin jiyan azadi” sloganı ile attı.
‘Erkek şiddetini devletlerin ortaya çıkmasıyla ele alıyoruz’
Daha sonra demokrasi ve özgürlük mücadelesinde yaşamını yitiren kadınlar anısına bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Panel bölümüne geçilen etkinlikte ilk olarak söz alan Jineoloji’den Dilan Geyik, özel savaş politikaları ve özsavunmanın örülmesi üzerine konuştu. Erkeklerin doğal toplumda avcılıktan kaynaklı şiddete eğiliminin atmasıyla şiddetin ortaya çıktığının söylendiğini belirten Dilan, “Böyle söylense de devletlerin ortaya çıkmasıyla ele alıyoruz biz. Zamanla bu şiddetin toplumda nasıl sirayet ettiği konusunda belirli aşamalar var. Bu aşamalar daha çok kadınlar üzerinde oluşuyor” dedi. Politikaları kadın sistemine yönelen bir savaşla ele aldıklarını söyleyen Dilan, “Kadınların düşürülme halinin ilk zamanlardan ekildiğine dair aktarımlarda bulunuyoruz. Doğal sistemi yok eden daha çok devletli uygarlık sistemini oluştururken belli başlı yöntemler o dönemde gelişmekte. Tanrıçaların ve kızlarının kaçırıldığını, tecavüz edildiğine dair hikayeler görüyoruz. Cadı avlarıyla milyonlarca kadının öldürüldüğüne dair hikayeler vardı, yeni bir ideolojiye ihtiyaç vardı bu eril sistemin oluşması için” sözlerini kullandı.
‘Savaşlar kadınlar üzerinden gerçekleşti’
Zamanla kadın direniş gruplarının ortaya çıktığını dile getiren Dilan, “Erkeklerle savaşan, direngen kadınların anlatılış biçimi korku duyulması gereken şekilde anlatılıyordu, yine kadını karalama politikası devam etti” şeklinde konuştu. Savaşların ise daha çok kadınlar üzerinden gerçekleştiğine değinen Dilan, “Truva savaşı, İlyada-Odessa gibi doğu-batı savaşlarının tümü kadınların kaçırılmasıyla başlar. Kadının bir sömürge olarak değer kazanması biçimi, tüm savaşlarda kadınların tamamen öldürülmesi, sindirilmesi ekseninde oluşan savaş biçimidir” sözlerini kullandı. Özsavunmayı evrenin oluşumundan itibaren ele aldıklarını paylaşan Dilan, evrenin oluşmasından itibaren canlı ya da cansız her şeyin bir özsavunması olduğunu vurguladı.
‘Özsavunma refleksini geliştirecek olan kadın öncülüğüdür’
Özsavunmayı en çok kadının uyguladığını sözlerine ekleyen Dilan, “Kadın özsavunmaya öncülük ediyor ama bu aslında sistemsel bir sorun. Mitolojide dinde ilk tecavüze uğrayanın kadın olması sistemin bize empoze ettiği şey, ‘tecavüze uğrasan da bu senin suçundur’ algısıdır. Özsavunma refleksini geliştirecek olan yine kadın öncülüğüdür, bu da zihniyetle gelişir” aktarımını yaptı.
Örgütlü mücadele
Daha sonra söz alan HDP Gençlik Meclisi Eşsözcüsü Esengül Demir, pandemiyle birlikte son iki yılda en çok operasyon ve gözaltı yaşayanların kadınlar olduğunu ifade etti. Esengül, “Örgütlenmek isteyen, ‘yaşam sınırlarına’ çıkan kadınlara iktidar korkutmaya, cezalandırmaya, şeytan gibi göstermeye çalışan bazı politikalar gerçekleştirdi” diye konuştu. Amaçlanan zihinde, “karşı çıkarsan cezanı çekersin” algısının yaratılmaya çalışıldığını dile getiren Esengül, “Bir kadının katledilmesi sokakta protesto etmek istenildiğinde bireysel bir öfkeyle kalınıyor, bu bizi tüketir ama örgütlü bir mücadeleye dönüştüğü zaman iktidarı bitirir” dedi.
‘Amaç politik bir bilinç kazanılmasını engellemek’
Boyun eğen kadın yaratılmaya çalışıldığının altını çizen Esengül, bölgedeki özel savaş politikalarına dair şunları söyledi: “Son süreçte fuhuş çeteleri anneleri, kadınları, politik bilinci olan ailelere dönük özel politikalar geliştirildi. Hakkari’de sözde bir uzman çavuş, kendisini devletin görevlendirdiğini ve fuhuş çetesini çökertmeye dönük açıklama yapmıştı. Bir kadının içeceğine ilaç atıp tecavüz ediyorlar ve videolarla tehdit etmeye çalışıyorlar. Korucular, jandarmalarla birlikte yapıyorlar, kadınların arşivini oluşturup, onursuzlaştırıp bu şebekenin içine çekiyorlar. Buradaki amaç da politik bir bilinç kazanılmasını engelleme çabası.”
Özsavunmanın önemi
TJA aktivisti Felek Erdem ise sistem içinde özsavunmanın hayati ve gerekli olduğuna değindi. Felek konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Bu anlamda öncelikle kendimizi nasıl savunacağız bunu tartışmamız gerekir. Özsavunma sadece silahlı savunma olarak algılanıyor ama özsavunma sadece bu değildir, biz her yede bunu söylüyoruz. Özsavanımın en önemli aşaması dilimizi konuşmak ve eril zihniyeti teşhir etmektir. Yine sistemin savaş asimilasyon politikalarına karşı mücadele etmektir.”
‘Kürdistan’da birçok kadın kayıp, bilinçlenmeliyiz’
Televizyondaki “sabah programları” olarak adlandırılan ve kadınları reyting uğruna istismar eden programlara dair de konuşan Felek, “Müge Anlı, Esra Erol gibi programlar ve bunu yayınlayan kanallar eğer kadın katliamlarına, toplumda yaşanan sorunları yayınlamıyorsa bunlar asla tarafsız değildir. Ve buna dikkat etmemiz gerekir” dedi. Bölgede kadınların kaybettirilmesine de değinen Felek, “Yine Kürdistan’da Dersim’in kayıp kızları vardı, şu anda Kürdistan’da birçok kadın kayıp, bu anlamda kendi bilinçlenmemiz gerek” diye belirtti.
Konuşmaların ardından alkışlar ve zılgıtlar eşliğinde, “Jin jiyan azadi” ve “Biji berxwedanan zindanan” sloganları atıldı.
Yarışma etkinliği
Ardından Kürt kadın kültürü ve tarihi üzerine hazırlanan 26 soruluk bilgi yarışması yapıldı. Daha sonra ise geleneksel mehir yemeği yenildi.
Etkinlik, Dengbej Xalide’nin sahne almasının ardından sona erdi.







