Cezaevlerindeki ‘tecrit ve işkence sistemi’ne karşı mücadele çağrısı

  • 15:17 6 Şubat 2022
  • Güncel
 
 
DİYARBAKIR - Kayseri Bünyan ve Tekirdağ cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin TUAY-DER öncülüğünde yapılan açıklamada konuşan tutsak yakını Beritan Nergiz, cezaevlerinde tecritle beraber tutsaklara yönelik uygulanan işkence sistemine karşı dayanışma ve birlikte mücadele çağrısı yaptı.
 
Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma Derneği (TUAY-DER), Diyarbakır Barosu’nda “Adalet Nöbeti” tutan tutsak aileleriyle birlikte Kayseri Bünyan ve Tekirdağ Cezaevi’nde tutsaklara yönelik uygulanan hak ihlallerine ilişkin Baro önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya Tevgera Jinên Azad (TJA), Demokratik Bölgeler Partisi (BDP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MEBYA-DER), Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu’nun (MED TUHAD-FED) yanı sıra birçok sivil toplum örgütü yönetici ve üyeleri katıldı. Açıklama metinini tutsak yakını Beritan Nergiz okudu.
 
‘İnsani ilkelerin dahi askıya alındığı gerçekliği ile karşı karşıyayız”
 
Türkiye ve bölgede bulunan cezaevlerinin AKP-MHP iktidarı tarafından birer ölüm evinde dönüştüğüne değinen Beritan, cezaevlerinde hak ihlallerinin arttığını vurguladı. Beritan, “Süreklileşen ihlaller, hücre cezaları, infaz yakmalar, fiziki-psikolojik saldırılar, tedavi edilmeyen hasta tutsaklar ve daha niceleri artmaya devam ediyor. İktidarın en büyük vaadi yeni harflerle adlandırılmış cezaevleri inşa etmek olmuştur. F tipleri, T tipleri, yüksek güvenlikli ve son olarak S tipleri olarak adlandırılan cezaevlerinde temel hedef, sindirme-baskı ve şiddet politikaları olarak karşımıza çıkmaktadır. Uluslararası hukuk bir yana en geçerli insani ilkelerin dahi askıya alındığı gerçekliği ile karşı karşıyayız” dedi.
 
‘Hak ihlalleri sıradan bir olay sayılıyor’
 
Cezaevi yönetimlerinin tutsaklara dönük keyfi muamelesine işaret eden Beritan, “Tutsakların tek kişilik hücrelere konulmaları, süngerli oda uygulamaları, cezaevi görevlilerinin uyguladığı kötü muamele, yiyecek miktarının azlığı, yemeklerin hijyenik olmayışı, disiplin cezalarının keyfi biçimde uygulanması, mektupların tutuklu ve hükümlülere ulaştırılmaması, kalabalık koğuşlar, hasta tutsakların tedavi süreçlerinin aksatılması, kelepçeli muayene dayatması, ilaçların verilmemesi, kitap ve yayınların verilmemesi ve toplatılması, sohbet hakkı, spor ve kültürel faaliyetlerin kısıtlanması, kaloriferlerin yanmaması, anneleri ile birlikte cezaevinde kalan çocukların ihtiyaçlarının gözetilmemesi, ziyaretçilere yönelik onur kırıcı muameleler ve ziyaret hakkının engellenmesi, çıplak arama uygulamaları, mahrem alanlara kameralar konulması, havalandırma boşluklarının tel örgülerle çevrilmesi vaka-i adiyeden sayılıyor artık” ifadelerini kullandı.
 
‘Cezaevleri ölüm evine dönüşmüş durumda’
 
Cezaevinde tutulan ağır hasta tutsakların durumuna dikkat çeken Beritan, tedavileri engellenen hasta tutsakların durumlarının ağır olmasına rağmen tek kişilik hücrelere konulmasının sistematik bir işkence halinde dönüştüğünü belirtti. Beritan, şunları söyledi: “Cezaevleri ölüm evlerine dönüşmüş durumda. Tüm bu hukuksuzlar devam ederken Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunan tutuklu ve hükümlüler 17 Ocak tarihinde  Vedat Erkmen'in şüpheli bir şekilde yaşamını yitirmesi, cezaevinde yaşanan hak ihlallerine ve idarenin artan baskılarına karşı süresiz dönüşümsüz açlık grevine başladıklarını duyurmuştur. Tutuklu ve hükümlüler kendileri ile yapılan görüşmelerde taleplerini; hapishanede artan işkence ve kötü muameleye son verilmesi, hücre havalandırmalarında bulunan tel kafeslerin kaldırılması, isteğe bağlı oda değişimlerinin yapılması istek dışı değişimlere son verilmesi, değişim ise yalnızca iki hücre arasında yapıldığı ve bu iki hücrenin sözde kriminalize edilerek farklı bir statüye tabi tutulması, tecridin artırılması başta olmak üzere hapishanede yaşanan hak ihlallerine son verilmesi, idare ile diyalog yolunun açılması ve sorunların çözümünden doğrudan yetkili bir muhatap oluşturulması şeklinde aktarmıştır.”
 
‘İhlallere karşı etkin bir soruşturma başlatılmalı’
 
Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nin sık sık hak ihlalleriyle gündeme geldiğini söyleyen Beritan, “Kurum idaresi kanuna ve yönetmeliğe aykırı hareket ederek hapishanedeki keyfi ve hukuka aykırı uygulamalar nedeniyle işkence kötü muamele yasağını ihlal etmekte, görevlerini kötüye kullanarak suç işlemektedir. Bu doğrultuda cezaevinde yaşanan tüm ihlallerin derhal sonlandırılması için gerekli adımlar atılmalı, tüm bu iddia ve ihlallerle ilgili derhal etkin soruşturma süreçlerinin başlatılması gerekmektedir” şeklinde konuştu.
 
‘İnfaz sistemi başlı başına bir cinayet ve işkence sistemidir’
 
Kayseri Bünyan 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki hak ihlallerine de değinen Beritan, ayakta sayım dayatmasına dikkat çekti. Beritan, “Cezaevinde uzun zamandır ayakta sayım dayatıldığı, tutuklu ve hükümlülerin ayakta sayımı kabul etmemesi neticesinde kollarından tutularak zorla ayağa kaldırılmaya çalışıldığı belirtilmiştir. Son 1 aylık süreçte her gün fiziksel saldırıların gerçekleştiği, saldırıların öldürmeye yönelik olduğu tutuklu ve hükümlüler tarafından dile getirilmiştir. Özellikle Veysel Zengin başından darp edilmesi neticesinde titreme nöbetleri geçirip kusmasına rağmen hastaneye sevk edilmemiştir. Sürekli hakaret ve ölüm tehditleri devam ederken bir yandan da disiplin cezaları yoluyla hukuksuzluklar yaşanmaktadır. Uygulanan ceza infaz sistemi başlı başına bir cinayet ve işkence sistemidir. Bir insan ömrünün yetmeyeceği cezalar, ölünceye kadar cezaevinde tutma politikalarına derhal son verilmelidir. Adil ve eşit bir infaz düzenlemesi için iktidarı sorumlu olmaya davet ediyoruz” çağrısında bulundu.
 
Duyarlılık çağrısı
 
PKK Lidere Abdullah Öcalan’a yönelik ağırlaştırılmış tecride işaret eden Beritan, şöyle konuştu: “Bugün başta İmralı Adası’nda olmak üzere cezaevlerinde izolasyon ve hak ihlallerinin en üst düzeyde yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. İmralı Adası özelinde geliştirilen tek kişilik İmralı izolasyon sistemi, başta Kürt halkı olmak üzere Türkiye halklarına dayatılan ve topluma hâkim kılınmaya çalışılan sistemin bir parçasıdır ve en çok da cezaevlerinde varlığını hissettirmektedir. İzolasyon politikasının cezaevlerine baskısı öyle bir hale geldi ki hasta tutsakların birer birer tabutu çıkıyor cezaevlerinden. Biz buradan iktidarı cezaevlerinde işkence ve kötü muamelenin önüne geçilmesi, keyfi yasakların durdurulması, hasta tutsakların sağlığa erişim hakkının insan onuruna yakışır bir hale getirilmesi ve ağır hasta tutsakların durumuna ilişkin çözüm sağlanması amacıyla bir an önce girişimlerde bulunmaya davet ediyor ve bu sorunların sonuna kadar takipçisi olacağımızı bir kez daha ilan ediyoruz. Ayrıca STK, ilgili kuruluşlar ve halkımıza cezaevinde yaşanan zulme duyarlılık, yakınları cezaevinde yaşamını yitirmesin diye biz adalet nöbeti tutan hasta tutsak yakınlarının yanında olma çağrısında bulunuyoruz.”
 
Açıklamada İmralı tecridine dikkat çekildiği sırada polis açıklamayı engellemeye çalışsa da açıklamanın okunmasına devam edildi.
 
Açıklama “Bijî berxwedanan zindanan” sloganlarıyla son buldu.