Ortak çağrı: Sayın Öcalan üzerindeki tecrit bir an önce kaldırılmalı!

  • 15:23 14 Şubat 2022
  • Güncel
İSTANBUL - PKK Lideri Abdullah Öcalan’a dönük 15 Şubat komplosuna dair demokratik kurumlarla birlikte açıklama yapan DBP, “Sayın Öcalan’ın özgürlüğünün halkların eşitlik ve adalet mücadelesinde tarihsel önemde olduğunu vurguluyor, İmralı tecrit ve işkence sistemine karşı toplumsal mücadeleyi büyütme çağrısı yapıyoruz” dedi.
 
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), 23 yıl önce uluslararası güçlerin gerçekleştirdiği komplo ile Türkiye’ye getirilen ve 23 yıldır Bursa’nın Mudanya ilçesine bağlı İmralı Adası’ndaki İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde kesintisiz tecrit rejimi altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’a ilişkin çok sayıda demokratik kurumla birlikte basın toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıya Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti Tülay Güler, Barış Anneleri İnisiyatifi üyesi Bedia Gökguz, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul İl Eşbaşkanları İlknur Birol ve Ferhat Encü, HDP ilçe eşbaşkanları, Marmara Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MATUHAY-DER) Eşbaşkanı Esin Çelik, DBP Marmara Eşsözcüleri Dilber Demir ve Mustafa Mesut Tekik, Kürt Araştırmalar Derneği Eşbaşkanı Eyüp Subaşı, Anadolu Yakınlarını Kaybeden Aileler ile Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (ANYAKAY-DER) Eşbaşkanı Ayhan Yıldız, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) İstanbul Meclisi Eşsözcüsü Erkan Tepeli ve Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eşbaşkanı Kadriye Doğan katıldı. HDP Bağcılar İlçe Örgütü'nde toplantının yapıldığı salona “Komplocular Kaybedecek Özgürlük Kazanacak” ve “Kahrolsun 15 Şubat Komplosu” pankartları asıldı.
 
‘Öcalan’ın paradigması komplonun boşa çıktığını gösterdi’
 
İlk olarak söz alan HDK İstanbul Meclisi Eşsözcüsü Erkan Tepeli, “Uluslararası komplo Ortadoğu, Kürdistan ve Türkiye halklarının kadim eşitliğine Sayın Abdullah Öcalan şahsında yapılmış bir darbedir. 15 Şubat komplosuyla aslında Ortadoğu halklarının kalbine saplanmış hançerin daha derine itildiğini söylemek mümkün. Fakat hem Sayın Abdullah Öcalan’ın geliştirdiği paradigma ve sonrasında Ortadoğu, Kürdistan ve Türkiye halklarının ortaya koyduğu eşit, özgür yaşam ısrarı bugün bu komplonun boşa çıktığını da gösteren bir şeydir. HDK olarak bir an önce Sayın Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması ve özgür koşullarda Ortadoğu, Mezopotamya ve Türkiye halklarının barışı için çabasının arttırılabileceği koşulların olmasını istiyoruz” çağrısında bulundu.
 
‘Tecrit barışçıl Kürdistan’ın önünde bir engel’
 
Ardından söz alan HDP İstanbul İl Eşbaşkanı İlknur Birol da, “Barışçıl bir Kürdistan’ın yaşam bulmasının önünde engel olarak güçlerin en önemli ataklarından biridir. Böyle bir tarihsel okumanın Türkiye’nin demokratikleşmesi, toplumsal yeni nizamının önündeki en önemli aşama görüyoruz, sadece tecrit sistemini ortadan kaldırmak, yeniden barışçıl politik bir iklimin yollarının açılmasını ifade etmek zorundayız” dedi. İlknur ayrıca barışa bir kere daha şans verilmesi gereken önemli günlere girildiğinin mesajını verirken, “İmralı tecridinin ortadan kaldırılmasını, bütün cezaevlerindeki esaret uygulamalarının ortadan kaldırılmasını ifade ediyoruz. Kınıyor, bir an önce ülkenin barışçıl ve demokratik bir yola sokulmasını dile getiriyoruz” sözlerini kullandı.
 
‘Tecrit bir an önce kaldırılmalıdır!’
 
Kürt Araştırmalar Derneği Eşbaşkanı Eyüp Subaşı ise, komplo ile savaş, katliam ve ölümlerin arttığına, hak ihlallerinin ve ekonomik krizin de derinleştiğine dikkat çekti. Eyüp, “Bu gerçekliği 23 yıldır yaşıyoruz. Bugün Sayın Öcalan üzerindeki mevcut tecrit sadece Kürt halkı üzerinde değil tüm Türkiye ve Ortadoğu halkları üzerinde görülmektedir. Bir ülkede tecrit varsa orada diller kültürler ve inançlar özgür olamaz. Sayın Öcalan üzerindeki tecridin bir an önce kaldırılması ve demokratik siyasete evrilmesi zorunludur” çağrısını yaptı.
 
‘Sayın Öcalan üzerindeki tecrit tüm cezaevlerine yansıyor’
 
Konuşmasında PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecridi kınayan MATUHAY-DER Eşbaşkanı Esin Çelik, bu tecridin günbegün cezaevlerine yansımasının açık şekilde görüldüğünü söyledi. Esin, “Özellikle son süreçlerde cezaevlerinden şüpheli ölümlerin çıkmasını bize tecridin ağırlaştığının yansımasını gösteriyor. Bir kez daha komployu kınıyor, tecrit insanlık suçudur diyor, tüm Türkiye’nin nefes alabilmesi için bir an önce tecrit politikasından vazgeçilmesini belirtiyoruz” şeklinde konuştu.
 
‘Dileğimiz Sayın Öcalan ile iletişim kurulması!’
 
Daha sonra söz alan ANYAKAY-DER Eşbaşkanı Ayhan Yıldız, “Onların amacı bu savaşı daha uzatmak, derinleştirmek. Eğer bu süreç içerisinde Sayın Öcalan dışarıda olsaydı belki 20 yıl önce bu ülkeye barış gelirdi” diye konuştu. Barışa dair örneklerin daha önce görüldüğünü kaydeden Ayhan, şunları kaydetti: “2012-2013’te barış masası kurulduğunda hem Kürtler hem de Türkiye toplumu tarafından sahiplendi, anneler ağlamadı, cenazeler gelmedi. Ne yazık ki birileri kendi çıkarları için bu masayı devirdiler, bu ülkeyi yeniden kan ve göç yaşına çevirdiler. Dileğimiz yeniden İmralı ve tüm cezaevlerindeki tecridin kaldırılması ve Sayın Öcalan ile iletişim kurulması.”
 
‘Hukuk hem Sayın Öcalan’a hem de tüm tutsaklara uygulansın!’
 
DAD Eşbaşkanı Kadriye Doğan da komplonun devamında tüm Türkiye’nin ekonomisinin aynı tecride maruz kaldığını vurguladı. Yine tecritle birlikte tüm toplumun baskı altına alındığını, adeta korku cumhuriyetine teslim olunduğunu ifade eden Kadriye, “Tecrit öyle yayıldı ki binlerce siyasetçi tutsak edildi, Türkiye’nin çeşitli illerinde insanlar adalet aramak için adliyelerin önünde, barolarda nöbet tutmak zorunda kalıyorlar” dedi. DAD olarak seslenen Kadriye, “Devleti hukuk çerçevesine davet ediyoruz. Hukuku hem Sayın Öcalan hem de tüm tutsaklara uygulasın, adaletin terazisini hassas bir şekilde tartsın” sözlerini kullandı.
 
‘Fikirlerini hapsetmeye çalışıyorlar ama benimsedik!’
 
Barış Anneleri İnisiyatifi üyesi Bedia Gökguz ise 15 Şubat’ı “Kara gün” olarak tanımladı. Komployu lanetleyen Bedia, “Sayın Öcalan’a dönük tecrit tüm topluma yayıldı. 2012’de barış gelecek diye sevindik. Türk devleti barıştan anlamadı, savaşta ısrar etti. Sayın Öcalan’ı İmralı’ya hapsetmişler, fikirlerini hapsetmeye çalışıyorlar ama fikirlerini benimsedik. Çocuklarımız da aldı” dedi.
 
‘Tarihsel bir dönemeçte gerçekleştirilmesi rastlantı değil!’
 
Ardından basın metnini okuyan DBP Marmara Eşsözcüsü Mustafa Mesut Tekik, şunları dile getirdi: “Evrensel hukuki normların ve siyasal değerlerin yok sayıldığı 15 Şubat Uluslararası Komplosunun hedefinde, Sayın Abdullah Öcalan’ın 1990’lı yılların ilk çeyreğinden itibaren geliştirmeye çalıştığı, demokratik sosyalist öze sahip Demokratik Ortadoğu Birliği ve Kürt sorununa onurlu barış ve demokratik çözüm arayışının olduğu bir gerçektir. Komplonun Sayın Öcalan’ın fikirlerinin ve çabalarının Ortadoğu halkları nezdinde toplumsal karşılık bulduğu tarihsel bir dönemeçte gerçekleştirilmesi rastlantı değildir.”
 
‘Kürt halkının özgürlük mücadelesi bitirilmek istendi’
 
ABD, İngiltere, Almanya, Rusya, Yunanistan ve Kenya gibi devletlerin doğrudan yürüttüğü komploya Ortadoğu’daki kimi ulus devletlerin de dahil olduklarını belirten Mustafa, “Uluslararası komplonun, ‘yeni dünya düzeni’ ve Sayın Öcalan’ın Demokratik Ortadoğu Birliği programına karşıt geliştirilen ‘Büyük Ortadoğu Projesi’ planlarıyla da doğrudan ilişkisinin olduğu, sonrası gelişmelerle gün gibi ortaya çıktı” ifadelerine dikkat çekti. Komplo ile Kürt halkının özgürlük, eşitlik ve adalet mücadelesi bitirilmek istendiğine vurgu yapan Mustafa, “Türk halkı başta olmak üzere iç içe yaşadığı halklarla on yıllara yayılan bir savaş haline sürüklenmesi amaçlanmıştır. En önemlisi de Kürdistan ve Ortadoğu’da kadim kültürlerin tasfiyesi ve tüm kaynaklarının kontrol altına alınmasıyla kapitalist-emperyalist sistemin küresel çıkarlarına göre yeniden dizayn edilmiş bir Ortadoğu hedeflenmekteydi” şeklinde konuştu.
 
‘Özgürlük mücadelesinin tasfiyesi amaçlandı’
 
Mustafa, bu hedefin önünde en büyük engel olarak görülen Kürt halkının özgürlük mücadelesi ve iradesinin zihinsel, örgütsel ve ideolojik gücünün tasfiyesinin amaçlandığını aktardı. Abdullah Öcalan’ın Türkiye ve Ortadoğu’da iç savaş, on yıllara yayılmış kaos ve çözümsüzlük planlarını, yürüttüğü ideolojik, politik ve gerçekçi mücadelesiyle boşa çıkardığını sözlerine ekleyen Mustafa, halkların da bu çabaya sunduğu katkıyla uluslararası komplonun hedeflerinin önüne set çektiğini dile getirdi. Mustafa, “Komplonun boşa çıkarılmasının en önemli göstergesi de başta Kürt halkı olmak üzere Türkiye, Ortadoğu ve Dünya halklarının DAEŞ barbarlığıyla somutlaşan zihniyetini yenilgiye uğratması ve Rojava Devrimini inşa etmesidir. Rojava’daki enternasyonalist, dayanışmacı ruh ve irade, kapitalist-emperyalist güçlerin geliştirdiği 15 Şubat Uluslararası Komplosuna en anlamlı yanıt olmuştur” dedi.
 
‘Planlarını boşa çıkarmak en anlamlı yanıt olacaktır!’
 
Komplocu aklın aradan geçen 23 yıllık zaman diliminde çoklu yöntemlerle ve kendisini güncelleyerek devam ettiğini sözlerine ekleyen Mustafa, “Başta AKP-MHP rejimi olmak üzere, bölgesel ve küresel hegemonik güçler, halkları kendi karanlığında boğmak isterken emeğe, doğaya, inançlara, kadınlara, gençlere ve halklara gün be gün dayatılan komploya karşı ezilenler, aydınlığın mücadelesini yürütmektedirler. Komploya karşı mücadele komploculara inat, hayatın her anına ve mekanına yayılmıştır ve bu durum komplocuların en korkulu rüyasıdır” dedi. Mustafa, AKP-MHP iktidarının yaşadığı siyasal ve ekonomik krizi toplumun gündeminden uzaklaştırmak için Kürt halkına savaşı, Abdullah Öcalan’a tecrit ve işkence sistemini dayatan iktidar bloğunun planlarını boşa çıkarmak ve komploculuğa verilecek en anlamlı yanıt olacağının da altını çizdi.
 
Toplumsal mücadeleyi büyütme çağrısı
 
Mustafa devamında şunları aktardı: “AKP-MHP ortaklığının son günlerde Sayın Öcalan ile ilgili sözlerini bu sıkışmışlığın, çaresizliğin bir dışavurumu ve bir özel savaş dili olarak okumak, görmek yerinde olacaktır. Dün olduğu gibi bugün de komplo, iktidarın sözlerinin tuzağına düşmemek, kendi gündemlerimize kilitlenmek ve halkların demokratik, devrimci iradesini açığa çıkarmakla boşa çıkarılacaktır. Kürt halkının özgürlük iradesini savaş siyasetiyle kırmak isteyen akıl, Türkiye halklarının demokratik iradesini de savaş ekonomisiyle teslim almak istemektedir. Dolayısıyla biliyor ve söylüyoruz ki komplo, dün olduğu gibi bugün de Türkiye ve Kürdistan halklarının demokratik ve özgür yaşam ısrarına yöneliktir. Komployu boşa çıkarmak da halkların ve ezilenlerin ortak mücadelesiyle mümkün olacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle 24’üncü yılına giren uluslararası komployu bir kez daha lanetliyoruz. Sayın Öcalan’ın özgürlüğünün halkların eşitlik ve adalet mücadelesinde tarihsel önemde olduğunu vurguluyor; İmralı tecrit ve işkence sistemine karşı toplumsal mücadeleyi büyütme çağrısı yapıyoruz.”
 
Okunan basın metninin ardından açıklama sona erdi.