Adalet Kaya: Kadınlar şiddete karşı özsavunmalarını geliştirmeli

  • 09:03 18 Şubat 2022
  • Güncel
 
Derya Ren
 
DİYARBAKIR - Son zamanlarda artan kadın katliamları ve kadına yönelik şiddet türlerine ilişkin konuşan Rosa Kadın Derneği Başkanı Adalet Kaya, şiddet türlerinin nedeni olarak devlet şiddetine işaret etti. Adalet, “Kadınlara bir kölelik empoze edilmeye çalışılıyor. Buna yönelik kadınların bilinçelenerek, özsavunma geliştirmeleri gerekiyor” dedi. 
 
Kadına yönelik şiddet ve katliamlar her geçen gün artıyor. Söz konusu artışın bir nedeni de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Sözleşmesi’ni feshetmesi gösterilirken, yetkililerin de kadınları hedef alan söylemleri, yargının verdiği kararlar, yaşanan katliamlara her gün bir yenisinin eklenmesine yol açıyor. 
 
Ajansımızın derlediği verilere göre Ocak ayı içerisinde 31 kadın katledilirken, 30 kadın şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Kadın katliamları şubat ayı içerisinde de yaşanmaya devam ederken, kadınları katleden faillere yargı tarafından ödül gibi cezaların verilmesi ise dikkat çeken noktalardan oldu.
 
Rosa Kadın Derneği Başkanı Adalet Kaya, Türkiye ve bölge kentlerinde artan kadın katliamları, hükümetin kadın katliamlarında izlediği politikalar ve kadın kurumlarının iktidarın politikalarına karşı izlediği yol ve yöntemler ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
 
‘Süre gelen bir savaş gerçekliği var’
 
Kadınların çok büyük saldırı altında olduğunu ifade eden Adalet, bu saldırıların temelinde eril devlet zihniyetinin olduğunu kaydetti. Bölge kentlerinde atanan kayyımlardan önce kadınların yerel yönetimlerde yer aldığını hatırlatan Adalet, “Yerel yönetimlerde kadınların etkin rol aldığı sürecin  yansımaları topluma da yansıdı. Öte yandan her zaman belirttiğimiz gibi kadına yönelik şiddet bir devlet politikasıdır. Bin yıllardır devam eden sistematik, politik kadın düşmanlığı yeniden üretiliyor. Psikolojik savaş, özel savaş dediğimiz başka bir savaş gerçekliği sürüyor. Böylesi bir durumda Türkiye ve Kürdistan olarak ikiye ayırmak zorunda kalıyoruz. Çünkü süre gelen bir savaş gerçekliği var. Ve bu savaş gerçekliğinde de bölgesel olarak, kadınlara karşı farklı araçlar kullanılmakta ve saldırı çeşitleri artmakta. Bunlar aslında çok tarihsel ve köklü gerçeklerdir. Buna yönelik ne tür politikalar gerçekleştirmemiz gerektiğini tartışıyor politika ve söylem geliştiriyoruz. Bu tartışmaları kendi başımıza değil, Türkiye’de ve dünyadaki kadın kurumları ile yapmaya çalışıyoruz” dedi.
 
‘Bütün şiddet türlerinin altında devlet şiddeti vardır’
 
Kültürel ve yapısal olarak üretilen şiddet türlerine dikkat çeken Adalet, şu sözleri kullandı: “Son süreçte genç kadınlara yönelik kamu görevlileri tarafından uygulanan şiddet var. Faillerin kamu görevlisi olması, gücünü devletten alması, uyguladığı şiddeti eylemini mahkeme salonunda savunması şiddetin vardığı boyutu gösteriyor. Bunun karşısında geliştirdiğimiz bir takım planlamalar var. Planlamalarımız daha çok kadında var olan özsavunma yeteneğini açığa çıkarmak üzerinden oluyor. Çünkü sürekli saldırı altındayız. Kadınlar yaşamın her alanında farklı failler tarafından şiddete maruz kalıyorlar. Toplumun içerisinden gelen erkek, aile, toplum şiddeti gibi sınırsız şiddet türleri ile karşı karşıyadır. Ancak hepsinin temelinde devlet kaynaklı politik şiddet yer almaktadır. Bunun somut örneğini şu an kadınlar ekonomik, kültürel ve ekolojik olarak yaşamakta. Bunların hepsi devletin bütün bu şiddet kültürünü yaratma, savaşı sürdürme, ideolojisini sürdürmenin yansımalarıdır.”
 
‘Farkındalığın yaratılması önemlidir’
 
Kadınların ve gençlerin her gün şiddet ile karşı karşıya olduğunu söyleyen Adalet,  bu durumun anlaşılması ve farkındalığın oluşmasının önemi üzerinde durdu. Adalet, şöyle devam etti: “Bu nedenle çalışmalarımızı daha çok bunun üzerinden gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Görünmeyen şiddeti görünür kılmaya çalışıyoruz. Bugün genç kadınlar flört adı altında şiddete uğruyor. Aşk ve arkadaşlık adı altında yapılan şiddetin farkına vardığı zaman doğalında gelişen bir özsavunma gerçekleşiyor. Ancak bunun farkında olmayan birçok kadın da flört adı altında başlayan ilişki tuzaklarına düşmekte ve  farklı şiddet türlerine maruz kalabilmektedir. Ayrıca toplumsal ve geleneksel bir takım kodlar veya failin yarattığı korku psikolojisini aşamayarak, yaşadığı şiddeti, ayrımına vardıktan sonra da teşhir etmekten korkabiliyorlar.”
 
‘Kölelik anlayışı empoze ediliyor’
 
“Kadınlar ve gençler duygu adı altında fuhuşa ve madde kullanımına yönlendirilmekte” diyen Adalet, böylesi durumlarda kadınların ve gençlerin kaybedilme, cinayet ve intihara yönlendirilme ile karşı karşıya kalabildiklerine işaret etti. Yaşanan bu durumların tek çıkış noktasının “farkındalık yaratmak” olduğunun altını çizen Adalet, “Şiddetin boyutlarını her birey yorumlayabiliyor, tanımlayabiliyor. Yaşadığı ekonomik, kültürel şiddetin devlet kaynaklı olduğunu biliyor. İktidar tarafından kadınlara empoze edilen bir kölelik anlayışı hakim kılınmaya çalışılıyor. Bu yönlü yasal düzenlemeler yapılıyor. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme, yargı paketleri içerisinde yapılan yasal düzenlemeler ile de şiddeti meşru kılmaya çalışmaları da yürütülen sinsi politikalara örnektir. İktidarın hala evlilik yaşını 12’ye düşürme gibi bir çabası var. Bu durumlar algısal olarak kadın, toplum üzerinde bir değişim yaratıyor ve özsavunma gücü zayıflıyor” ifadelerine yer verdi.
 
‘Özsavunma kadınlar için anlamlı’
 
Kadınlara özsavunmanın nasıl olması gerektiğinin anlatılması üzerinde duran Adalet, “Özsavunma, sadece fiziksel olarak uğradığı şiddete karşı kendini koruma güdüsü değildir. Okumak, gelişmek, geliştirmek dokunduğumuz her birey üzerinde bunu yaratabiliyorsak eğer özsavunmamızı geliştirmişiz demektir. Kadınlar açısından özsavunmanın çok anlamlı olduğunu, bu savunmanın sadece fiziksel olmadığını anlatmak gerekiyor. Biz kadınlar fiziksel ve düşünsel anlamda kendimizi güçlendirdiğimiz zaman var olabiliriz” diye kaydetti.
 
‘Bireysel özgürlüğe bir kutsiyet yükleniyor’
 
“Varlığını savaş ve kutuplaştırıcı politikalar üzerinden sürdürmeye çalışan bir iktidar var” diyen Adalet, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Ailelerin sistem karşısında belli başlı kaygıları var. Bu kaygılardan kaynaklı çocuklarının politik alanlara kaymasının önüne geçerek, çocukların apolitik bir nesil olmasına neden oldular. Ne yazık ki bugün de o apolitik olan gençler, üniformalı kişilerin şiddetine maruz kalıyorlar. Ancak buna karşı özsavunmasını geliştiremiyor. Ailelerin çocuklarına yaşadığı coğrafyanın tarihini anlatması gerekiyor. Birçok genç son 20 yıldır bu coğrafyada neler yaşadığımızı bilmiyor. Sistem tarafından öğretilen bir özgürlük anlayışı var. Bireysel özgürlüğe çok büyük bir kutsiyet yükleniyor. Kapitalist modernitenin yarattığı ve gençlere empoze ettiği bir anlayış hakim.”
 
‘Toplumun ani refleksleri var’
 
Kadın katliamlarındaki artışla kadın mücadelesinin sekteye uğratılmak istendiğini belirten Adalet, katliamlara karşı aniden oluşan reflekslerin kısa bir sürede yok olduğunu söyledi. Adalet, “Amed’de yaşanan bir kadın cinayeti ile İstanbul’da yaşanan bir kadın cinayeti toplumda aynı etkiyi yaratmayabiliyor. Sınıf, eğitim durumu, şiddetin boyutlarının tarif edilmesi gibi faktörler, her kadın cinayetine gösterilen refleksin boyutunu, tonunu ve etkisini değiştiriyor. Şiddeti görünür kılmak gibi bir amacımız var. Ancak bunu doğru temelde yapmak gibi bir sorumluluğumuz da var. Daha önemlisi ve şiddet gerçekleşmeden önce yapılacaklardır; şiddete karşı önleyici ve koruyucu politika ve stratejilerin yaygın bir şekilde uygulanması gerekir, bu da devletin görevidir. Öte yandan basının kadına şiddet haberini nasıl yayınladığı, hangi dili kullandığı çok önemlidir. Şiddeti pornografik bir öğe olarak ele almak çok kritik bir konu, toplum üzerinde, kanıksanma, yeniden üretme, yabancılaşma gibi derin etkileri de olabiliyor” diye konuştu.