Avukat Adile Salman: Semire Direkçi’nin acilen tahliye edilmesi gerekiyor

  • 09:08 19 Şubat 2022
  • Güncel
Derya Ren
 
DİYARBAKIR - Acil tahliye edilmesi gereken hasta tutsaklar listesinde yer alan Semire Direkçi’nin avukatı Adile Salman, hasta tutsakların durumunun her geçen gün ağırlaştığını belirterek, “Semire 25 yıllık tutsak, bu süre zarfında 8 defa ameliyat olmuş. Tahliye edilmemesinin yanında hijyenik olmayan ortamlarda tedavisi yapılıyor ve bu durum hastalığını daha da ağırlaştırıyor” dedi.
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) verilerine göre cezaevlerinde acil tahliye edilmesi gereken bin 605 ağır hasta tutsak bulunuyor. Hasta tutsakların tahliye edilmesi için yapılan başvurular Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) “Cezaevinde kalabilir” raporu ile engelleniyor. 
 
Hasta ve infazı yakılan tutsakların tahliyesi için tutsak yakınları tarafından başlatılan Adalet Nöbetleri, Diyarbakır, Van ve İstanbul ve İzmir’de devam ediyor. Yine tutsak yakınları çeşitli kentlerden 4 Ocak’ta Ankara’ya gerçekleştirdiği ziyaret esnasında siyasi partiler başta olmak üzere Sivil Toplum Kuruşlarına (STK) 11 sayfa ve 6 temel başlıktan oluşan bir dosya sundu. Sunulan dosyada acil tahliyesi istenen 38 tutsak içerisinde yer alan Semire Direkçi’nin durumu her geçen gün daha da ağırlaşıyor.
 
Hasta tutsakların durumu başta olmak üzere, cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri ve tutsakların sağlık hakkına erişememesi ile ilgili Semire’nin avukatı Adile Salman ile konuştuk.
 
‘Hasta tutsakların durumu ağırlaşmakta’
 
Cezaevlerinde kalan bütün tutsakların sağlık hizmetine erişimde problem yaşadığını söyleyen Adile, hastanelerde yeterli tetkikler yapılmaması ve sağlıklı bir yaşam alanı sunulmaması nedeniyle endişeli olduklarını belirtti. Adile, “Mahpuslar hastane sevklerinde arama noktalarında personellerin taciz boyutuna varan arama usullerine maruz kalmakta. Keyfi olarak uygulanan çift kelepçe dayatması, kelepçeli muayene, hastane dönüşünden sonra 14 gün uygulanan karantina, karantina süresi devam ederken keyfi olarak oda değişimi yapılmaktadır. Karantina odalarının temiz olmamasından kaynaklı her yeni odanın uzun uğraşlarla ve deterjan maliyeti ile mahpuslar tarafından temizlenmesi şeklinde gelişen problemlerden dolayı birçok hasta mahpusun tedavisi ertelenmektedir. Hastane sürecine giren mahpusların hijyen şartlarına dikkat edilmediğinden dolayı hastalık durumları ağırlaşmaktadır” sözlerinin altını çizdi.
 
‘Tutsaklarda farklı rahatsızlıklar ortaya çıkmakta’
 
Kadın tutsakların kişisel bakım ve koruyucu tedbirlere erişim problemi yaşadığını ifade eden Adile, “Sağlıksız gıda, dengesiz beslenme, hijyen şartlarına uyulmayan yemek iaşeleri ve vitamin eksikliğinden kaynaklı mahpusların neredeyse tümü; unutma, el kol uyuşması, şiddetli eklem ağrıları, gözlerde bulanıklık, diş etlerinde çekilme ve kanama, hızlı saç ve kaş dökülmesi, tırnak kırılmaları, açık yaraların geç iyileşmesi, bağışıklık sisteminde çöküş, bulaşıcı hastalıklara açık hale gelen sağlık sorunları yaşamaktalar. Mahpuslarda sık aralıklarla yaşanan diğer sağlık problemleri ise gribal enfeksiyonlar, idrar yolları rahatsızlıkları, mide enfeksiyonları şeklinde kendini göstermektedir. Mahpuslara verilen uzun süreli kullanılmış, talep halinde dahi değiştirilmeyen yatakların yarattığı ortopedik rahatsızlıkları tetikleyen etkilerle yaşamak zorunda kalmaktadırlar” diye ekledi.
 
‘Besin değeri olmayan yiyecekler verilmekte’
 
Adile, cezaevlerinde koruyucu grip, hepatit B, tetanoz gibi aşıların hiç yapılmadığını kaydederek, engelli tutsakların ihtiyaçlarına yönelik cezaevlerinde fiziki yapının olmadığını söyledi. Öte yandan Vejetaryen olan tutsakların beslenme olanağının olmadığını belirten Adile, “Vejetaryen yemek talep edildiğinde de diyet yemekleri başlığı çıkarılan hiçbir besin değeri olmayan yemek menüleri çıkarılıyor. Bu sebeple vejetaryen mahpuslarda hızlı bir şekilde vitamin eksikliğinden kaynaklı belirtiler de başlamaktadır” ifadelerini kullandı.
 
‘25 yıl içinde 8 ameliyat’
 
Semire Direkçi’nin 25 yıllık tutsak olduğunu hatırlatan Adile, “20 yaşında tutuklanan mahpusun tüm hastalıkları insan sağlığını yaşamsal riskler seviyesinde etkileyen hapishane koşullarında ortaya çıkmıştır. 25 yıl içinde 8 defa ameliyat olmuştur. Son iki yıl içinde 3 defa bağırsak tıkanması, düğümlenmesi yaşamıştır. Uzunca bir süre bağırsakları dışarıda hapishanede yaşamına devam etmiştir. Yüksek tansiyon, kalp ritim bozukluğu, migren, guatr, ürtiker kurdeşen alerji kronik hastalıkları var. Sağ ve sol yumurtalığında kist mevcuttur. Boyun fıtığı teşhisi konulmuş. Doktorlar, 28 günde bir iki kola bir iğne vurulması gerektiğini belirtmişler. Hasta mahpus tedavi süreçleri eksik yürütüldüğünden dolayı sağ gözünü %95 kaybetmiştir. Semire’nin katı yemek yemesi yasak, sıvı alımına dikkat etmesine rağmen bağırsak tıkanmasını yine yaşıyor. Hapishane idaresinin verdiği yemekler hastalığından ötürü yiyebileceği besinler değil. Yemek menülerinde gelen çorbalar hazır çorbalar ve onlar da sağlıklı değil. Ispanak, semizotu, çorba türleri tüketebileceği besinler arasında ancak sağlıklı bir beslenme sürecinde değil maalesef. Kuru gıda olarak verilen besinleri, eritip yiyebileceği, sıvı olarak hazırlayabileceği şartlar da mevcut değil” diye kaydetti.
 
‘Yatışı mahkum koğuşuna yapılıyor’
 
Adile, Semire’nin acil hastaneye kaldırıldığı zaman röntgen, ultrason, kan, idrar tahlilinden sonra gözlem odasına alındığına değinerek, “Yatış yapılacağı zaman  hastane içindeki mahkum koğuşuna alınıyor. Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim Araştırma Hastanesi’nde yatışı mahkum koğuşuna yapılıyor. Bu koğuş ise morga bitişik, penceresiz. Öte yandan Klozet, banyo, el yıkama lavabosu bir metrekarelik alanda olan bir yer. Enfeksiyonla mücadele eden birçok hastalığı mevcut olan bir hasta böyle bir oda da ne kadar uzun süreli dayanabilir. Semire, bu şartlardan dolayı tedavisi tamamlanmadan taburcu olmak istemiş” dedi.
 
‘Semire’nin günde 3 saat yürümesi gerekiyor’
 
Semire’nin 2 defa yoğun bakımda kaldığını, bu süre zarfında ellerinin kelepçelendiğini ve son olarak 2-3 ay önce yoğun bakıma alındığını kaydeden Adile, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Fakültenin mahkum koğuşunun şartları araştırma hastanesinin şartlarına nispeten daha iyi olduğunu belirtiyor. Ancak araştırma hastanesi mahpusun riskli durumuna rağmen sevkini fakülteye yapmayı reddediyor. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde ameliyat olduğu zaman hesabında para olmadığı için su dahi tüketememiştir, Ailesinin dışarıdan getirdiği suyun da kabul edilmediğini belirtmiştir. Öte yandan Semire’nin günde 3 saat yürümesi gerekiyor. Bunun için de yaşam alanının geniş olması gerekmektedir. Oda değişimi için bu sebeple başvurmuş ancak idare gözlem kurulu kararı ile sağlık durumu değerlendirilmeden reddedilmiştir.”
 
‘Tutsaklar telefon görüşmelerine problem yaşamaktalar’
 
Adile, Adalet Bakanlığı’nın şu an yeni uygulaması olan ACEP (Akıllı Teknolojilerin Ceza İnfaz Kurumlarına Entegrasyonu Projesi) sistemini cezaevlerinde uygulamaya koyduğunu aktararak, aralık ayından itibaren bu uygulamanın kadın cezaevlerine yerleştirilmeye başlandığını belirtti. Adile, “Mahpuslara kurulan bu kabinlerin ne maksatla kullanılacağı konusunda defalarca dilekçe yazıldığı halde bilgi verilmiyor. Mesela bize ulaşan bir başvurucu yaşadığı ihlali şu şekilde dile getirmiştir: ‘ Ocak ayında dilekçe yazın, haftaya telefon görüşmelerini koğuş içerisinde yapacaksınız dendi. Sonrasında 6 Ocak’ta olan telefon hakkımız gasp edildi. Defalarca sistem yok diye telefon görüşmemiz ertelendi. İçeride sistem olmadığı söylenerek dışarı ile olan iletişimimiz engelleniyor. Açık görüşlerde arama adı altında insanlık onurunu ayaklar altına alan ayakkabı çıkar, çorap çıkar gibi dayatmalar yapılmaktadır’ Mahpuslar telefon görüşlerinde birçok sebepten kaynaklı problem yaşamaktalar” sözlerine yer verdi.
 
‘Mahpuslar derhal serbest bırakılmalı’
 
Cezaevlerinde sistematik işkenceye varan hak ihlallerinin yaşandığını belirten Adile, son olarak şu ifadeleri kullandı: “Diyarbakır T-3 Hapishanesi’nde 8 kişiye yönelik sistematik işkence, süngerli odada çıplak bekletme ve akvaryum odası şeklinde tabir edilen bir odada darp edilme durumlarına ilişkin vaka aldık. Mahpuslarla da görüşmeler gerçekleştirildi. Tüm başvurular şikayetler gösteriyor ki hapishaneler ceza infaz amacını taşımıyor. Mahpuslara yönelik tüm uygulamalar yaşam alanlarına müdahale, ruh sağlıklarına,  beden bütünlüklerine, beden sağlıklarını riske edecek keyfi uygulamalardır. Hangi mahpus ile görüşürseniz şunu mutlaka belirtecektir; ‘Burada bir düşman hukuku uygulanıyor.’ İnfazının ertelenmesi talebinde bulunan hiçbir mahpusun erteleme talebi kabul edilmiyor. Salıverilme tarihi gelen mahpusların dahi idare ve gözlem kurullarının hukuka aykırı ve haksız verilen kararları sebebiyle salıverilmeleri erteleniyor. Mahpusların sesinin duyulması gerekir. Ulusal ve uluslararası hiçbir ilke ile bağdaşmayan hapishane koşulları düzeltilmeli. Ağır hasta mahpuslar derhal salıverilmelidir. Mahpuslara sağlıklı yaşam için gerekli olanaklar sağlanmalıdır.”