Mor İzleme’den ‘Göçmen ve mülteci kadın olmak’ konulu panel

  • 17:23 19 Şubat 2022
  • Güncel
İSTANBUL - GÖÇİZ-DER Mor İzleme'nin “Göçmen ve mülteci kadın olmak” konulu panelinde, yerinden göç etmek zorunda kalan kadınların, kadın olmaktan ötürü ortak sorun yaşadıkları ifade edilerek, bu sorunlarla ancaK ortak mücadele ederek baş edilebileceği vurgulandı. 
 
Göç İzleme Derneği (GÖÇİZ-DER) Mor İzleme, Beyoğlu’nda bulunan Divriği Kültür Merkezi’nde “Göçmen ve mülteci kadın olmak” konulu panel gerçekleştirdi. Panele konuşmacı olarak Vatandaşlık Onuru ve Hakları Derneği aktivisti Mümine Abu Mesto, Uluslararası Göçmen Kadınlar Dayanışma Derneği Genel Sekreteri Maryam Rajati ve avukat Cemile Turhallı konuşmacı olarak katılırken, panelin moderatörlüğünü GÖÇİZ-DER Yöneticisi Hümeyra Tusun Yeğin yaptı.
 
“Kadın dayanışması sınırları aşıyor”, “Piştevaniya jinan sinoran derbes dike” pankartının açıldığı panele Barış Anneleri İnsiyatifi, Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivistleri, Anadolu Yakınlarını Kaybedenlerle Dayanışma Derneği (ANYAKAY-DER) yöneticileri ile çok sayıda kadın katıldı.
 
‘Savaşı durduracak olan kadınlar’
 
Panelin açılış konuşmasını yapan GÖÇİZ-DER Eşbaşkanı Kamile Kandal, özgürlüğü kısıtlanan kadınlar olarak bir araya gelmeye ihtiyaç duyduğu için bu paneli gerçekleştirdiklerini ifade eti. Kamile, “Kürt, Türk, Arap, Çerkes olarak hem kimliğimizden ve kadın olmamızdan dolayı özgür yaşayamıyoruz. Bu sorunları konuşalım, çözüm üretelim, dayanışma ruhunu hissedelim diye bu paneli yaptık. Biz kadınlar savaş çıkartmıyoruz savaşlara dur diyoruz bunun için savaşları durduracak olanlar yine kadınlar olacak” dedi.
 
Ardından mülteci kadınların çağrılarının ve direnişlerinin yer aldığı sinevizyon gösterimi izlendi.
 
‘Suriyeli kadınlar psikolojik travmalar yaşıyor’
 
Ardından söz alan Vatandaşlık Onuru ve Hakları Derneği aktivisti Mümine Abu Mesto, Suriye’den göç etmek zorunda kalan kadınların çoğunun ailelerinin geçimini sağlamak için çeşitli işlerde çalışmak zorunda olduğunu belirtti. Mümine, “Maddi imkanların, iş fırsatların olmaması, baskıların gölgesinde yaşayan Suriyeli kadınlarda psikolojik travmalar yaşanmakta. Suriyeli kadınların büyük bir kısmı doğrudan veya dolaylı olarak fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalıyor. Kadınlar istikrarlı, güvenli ortam ve sosyal çevre istiyorlar. Türkiye'de yaşayan Suriyeli mülteci kadınlar ve çocuklar iş yerinde, okulda çeşitli zorluklar yaşıyor” dedi.
 
‘Temel haklarımızı kullanamıyoruz’
 
Suriye ‘deki rejim bölgesine geri döndüklerinde kendilerinde güvenlik tehdidinin, tutuklanma korkusunun oluşacağını söyleyen Mümine, “Ekonominin çökmüş olması ve yolsuzlukların yaygınlaşması, uygun yaşamın olmaması Suriyelilerin, Türkiye'de kalma nedenini anlamak için yeterli aslında. Rus ve rejim uçakları soğuk ve sıcaktan bile korunamayan sivil insanların sığındıkları kampları uçaklarla sürekli bombalıyor. Büyük askeri operasyonların durdurulması tek başına güvenlik sorunun ortadan kalktığı anlamına gelmez” diye ifade etti.
 
‘Mülteci sorununu ancak BM çözebilir’
 
Suriyeli mültecilerin Türkiye'de kalmasının hayatta kalma mücadelesi olduğunu vurgulayan Mümine, devamında şunları aktardı: “Herkesin bütün bu gerçekleri görmesi gerekir. Herkesin tüm bu korku ve tehditleri görmesi, anlaması gerekir. Suriyeliler kendi vatanlarında onurlu ve özgür bir şekilde yaşamak istiyorlar sadece. Bu sorunların çözümü ancak Birleşmiş Milletler ve göçten korkan ülkelerin desteği ile olur. Cüzi veya pansuman edici çabalarla, Suriyelilerin köklü sorunu çözülemez.”
 
‘Zorunlu göç aynı zamanda cinsiyetçidir’
 
Ardından zorunlu göçe ilişkin konuşan avukat Cemile Turhallı, Kürtlerin kendi istekleri doğrultusunda  kendi topraklarından ayrılmadığını zorla göç ettirildiğini belirtti. Cemile, “Göç etmek zorunda kaldık çünkü başka seçeneğimiz kalmadı yaşam alanımıza, geçim kaynağımıza saldırı vardı. Göçertilmenin devlet politikası olduğu açıkça ortadadır. Zorunlu göç aslında insan haklarının ihlalinin başında geliyor. Bu yaşam hakkı ihaleli ile birlikte dilimiz yok sayılıyor, ev, iş verilmiyor, eğitim hakkımız ihlali ediliyor. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde 13 tane hak var ama bu hakları göç eden taraf olarak hiçbir zaman kullanamıyor. Zorunlu göç aynı zamanda cinsiyetçidir” dedi.
 
‘Devlet tarafından zorla göç ettirildik’
 
Kürtlerin ilk defa 90’larda göçe maruz kalmadığını tek parça halinde yönetilen dört parça Kürdistan’ın 1639’da yılında uygulanan zorunlu göçün sonucunda Kürdistan’ın ikiye ayrıldığını hatırlattı. Cemile, “Osmanlı Kürtleri Rakka’ya, Yemen’e, Filistin’e birçok farklı yere zorla göç ettirdi” dedi. Konuşmasının devamında Cemile kendisinin ve ailesinin de zorla göçe maruz bırakıldığını söyleyerek şunları aktardı: “Devlet tarafından evlerimiz yakıldı ve yaşadığımız baskılar sonucunda İstanbul’a zorla göç ettirildik burada da yine temel haklarımız ihlal edildi” diye konuştu.
 
‘Baskıya ve göçe rağmen kadınlar barış diyor’
 
Zorla göç ettirilen kişilerin sürekli “terörist” olarak damgalandığını dile getiren Cemile,  “Buraya ait olmadığınızı hissediyorsunuz. Kadınlar olarak dışarıya rahatça dışarıya çıkamıyorsunuz, uzun bir süreden sonra anca iş hayatına girebiliyorsunuz. Benim annemin de yaşadıkları çok ağırdı. Mülteciliğin getirdiği yoksulluğu en çok kadınlar yaşıyor. Kadınları inandıkları şeyler ve ayrımcılığa maruz kaldıkları nedenler güçlendiriyor. Ama bu kadar baskıya, göç ettirilmeye rağmen Kürt kadınları ısrarla barış diyen kişiler” diye belirtti.
 
‘Kadınların birçok farklı hikayesi var’
 
İran’da yaşanan soğuk savaş sonucunda Türkiye’ye geldiğini ifade eden Uluslararası Göçmen Kadınlar Dayanışma Derneği Genel Sekreteri Maryam Rajati Hangi, İslam ülkelerinde soğuk savaş olduğunu ama dünyanın bunu görmediğini belirtti. Maryam,  “Mülteci ve göçmen arasında birçok fark var mülteci göç ederken kendi kara vermiyor göçmen kendi karar veriyor. Mülteci hangi ülke kapısını açarsa ona göre karar veriyor. Hiçbir zaman başka ülkede mülteci gibi yaşamayı düşünmüyordum buraya geldikten sonra benim gibi birçok kadının göç ettiğini gördüm. Ben göç eden kadınları araştırdım ve bu kadınların birçok hikayesi olduğunu öğrendim. Kadınların yaşam sürdürmesi çok zor ayrıca diliniz olmadığında çok zorluk yaşıyorsunuz. Çocuğum iki sene okula gidemedi dil bilmediği için” ifadeleri ile yaşadıkları zorlukları anlattı.
 
‘Kendimi artık kadınlarla birlikte yalnız hissetmiyorum’
 
İş bulmakta zorlandıklarını ve yabancı oldukları için kendilerine güvenilip iş verilmediğini dile getiren Maryam, şöyle konuştu: “Her gün çeşitli sıkıntılar yaşıyoruz. Yabancı kadınlar bir araya geldik dernek kurduk ve kendimi artık yalnız hissetmeye başladım. Benim ülkemde 8 Mart yasaktı, kadınların toplanması yasaktı. Belli bir çerçeve var onun içinde yaşamak zorundasınız ama ben kadınlara öncü oldum şimdi. Ülkemde hukuk okudum, insanlara faydam olmadı. Şimdi faydam var. Kadınlara kendi haklarını öğretiyorum” dedi.
 
‘Göç sorunları kadın olduğumuzda artıyor’
 
Dünyada 270 milyon kişinin ülkeler arası göç ettiğini, 55 milyon kişinin de kendi ülkesinde şehirler arası göç etmeye maruz kaldığını belirten GÖÇİZ-DER Yöneticisi Hümeyra Tusun Yeğin, “En çok Avrupa’ya ve Asya’ya göç var. Türkiye göçmenlerin geldiği 12’nci ülke sırasında. İster ülke içi ya da ülkeler arası olsun göç demek yıkım demek. Sorunlar farklı olabilir ama kadın olmaktan kaynaklı yaşadığımız ortak sorunlar var. Sağlıkta, eğitimde sorunlar yaşıyoruz ama bu sorunlar kadın olduğumuz zaman artarak devam ediyor. Kadınlar göç yolunda tecavüze maruz kalıyor, parayla satılıyorlar. Yani benzer sorunlar yaşıyoruz çözümler için beraber çalışmalıyız” diye konuştu.
 
Panel soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.