Anadili Kadınları ‘Anadiliyle Yaşayan Kadınlar’ söyleşisi yaptı
- 19:28 19 Şubat 2022
- Güncel
İSTANBUL - Anadili Kadınları, 21 Şubat Dünya Anadil Günü kapsamında, Kürt, Laz ve Adige kadınların anadili hikayeleriyle, “Anadiliyle Yaşayan Kadınlar” başlıklı online söyleşi gerçekleştirdi.
Anadili Kadınları, 21 Şubat Dünya Anadil Günü kapsamında bir dizi etkinlik gerçekleştiriyor. İlk etkinliklerini bugün gerçekleştiren Anadili Kadınları, “Anadiliyle Yaşayan Kadınlar” başlığıyla Youtube ve Zoom üzerinden online söyleşi yaptı. Kürt, Laz ve Adige üç kadının katılımcı olduğu söyleşide, anadili hikayeleri, verdikleri mücadele ve çalışmaları konuşuldu. Tiyatro oyuncusu, sanatçı Rugeş Kırıcı, yazar, şair, aktivist, pedagog Selma Koçiva ve çevirmen, Adigece anadili eğitimcisi, yönetmen Huşt Emel Bezek’in katıldığı söyleşinin moderatörlüğünü ise Anadili Kadınları’ndan Çiğdem Kılıçgün Uçar yaptı.
Dillerin yaşam mücadelesi
İlk olarak konuşan çevirmen, Adigece anadili eğitimcisi ve yönetmen Huşt Emel Bezek, Adigece sözlerle anadilin önemine değindi. Çalışmaları kapsamında insanların yaşadıklarını kameraya anlatmak istemediğini söyleyen Emel, anadilinde bir kadın hikayesi anlatmaya karar verdiğini ve bir film çektiğini anlattı. Emel ayrıca farklı halkların dillerini çalışmalarında kullanırken, birçok dilin yaşamakta zorluk çekmesi nedeniyle çevirmekte hayli zorlandığını aktardı. Sözlüklerin de çeviri için yeterli olmadığını söyleyen Emel, çevirileri kendi çabalarıyla yaptığını kaydetti.
‘Kamber Ateş nasılsın?’ anıldı
Ardından Çiğdem de, 12 Eylül Askeri darbesiyle birlikte cezaevine giren Kamber Ateş’in tek kelime Türkçe bilmeyen annesi İpek Elmas’ın, “Kamber Ateş nasılsın?” sorusu örneğini vererek, kendisini andı.
‘Nüfus Müdürlüğü ismimi beğenmemiş!’
Daha sonra da, 1999’dan beri tiyatro oyunculuğu yapan, yönetmen, TV programı sunucusu, Kürtçe kısa ve uzun metrajlı filmler çeken, Türkiye’deki ilk Kürtçe sitkom dizisinde oyunculuk yapan ve Hinek Henek’te oynayan Rugeş Kırıcı söz aldı. Rugeş ilk olarak, Kürt şair Cegerxwin’in bir şiirini seslendirdi. Kürtçeye olan bağlılığına değinen Rugeş, “Bütün dünyanın benim dilimde konuştuğunu sanıyordum, kendi dilimde sanat yapan biriyim” dedi. Babası öğretmen olan Rugeş, yaşamını şu cümlelerle anlattı: “Babam Kürtçe konuşmam konusunda ısrarcıydı. Bir gün babamın tayini batı illerinden birine çıktı. Türkçeyle ilk duvara çarpışmam böyle oldu, yalnızca ‘gel’ ve ‘git’ demeyi biliyordum, bu yüzden de arkadaşlarım beni anlamadı, ben de onları. Annem ve babam sayesinde Kürtçeyi hep evde konuştuk, bu çok büyük bir avantajdı, Türkçeyi de hızlı öğrendim. İlkokulda yoklama listesinde ismimi bulamadım, Nüfus Müdürlüğü ismimi beğenmemiş ve değiştirmiş. Mahkemeye verip yıllar sonra kazanarak Rugeş yaptım.”
‘Baskının olduğu bir dille sanat yapmak çok önemli’
Kürtçe tiyatro yapmak isteyen Rugeş, 2003’te ilk Kürtçe tiyatro oyununa adım atıyor. Küçük yaştayken dünyadaki dillerin yalnızca Kürtçeden ibaret olduğunu düşündüğünü belirten Rugeş, “Kendimi dilimle yansıttığımda daha rahat hissediyorum. Kürtçenin yaşadığı asimilasyon politikaları hala devam ederken, kadın olarak bu kadar baskının olduğu bir dille sanat yapmak oldukça önemli” şeklinde konuştu. Sık sık Kürtçe tiyatronun yapılamayacağı şeklinde tepkiler aldığını dile getiren Rugeş, “Bu algı çok yaygındı, sana yetmiyormuş gibi tepkiler aldım” dedi.
Kadınların komünal yaşamından etkilendi
Son olarak Rize Ardeşen doğumlu, şair yazar pedagog ve aktivist ve anadilinin yaşaması için büyük emekler harcayan Selma Koçiva söz aldı. 1979’da Almanya’ya giden Selma, burada çalışmalarının ilk adımını atıyor. 1980’li yıllarda yazım hayatına başlayan Selma, dernek kuruculuğu yapıyor. İlk Lazca derginin kurucularından biri olan Selma, Lazuri alfabesinin oluşmasında ve yayılmasında önemli emekler sarf ediyor. Kolektif bir kadın dünyasında doğup büyüyen Selma, Türkçeyi okulda öğreniyor ve sosyalist devrimci gençlik kuşağından etkileniyor. Halklar üzerine tartışılıp konuşulduğunu söyleyen Selma, kadınların köydeki komünal yaşamından oldukça etkilendiğini de sözlerine ekledi. Almanya’da Lazcanın ayrı bir dil olduğunun farkına vardığını belirten Selma, Lazca müzik anlamında güçlü adımlar atıldığını ifade etti.







