TJA 8 Mart deklarasyonunu açıkladı: Kadın özgürlük zamanı
- 11:27 20 Şubat 2022
- Güncel
DİYARBAKIR - TJA, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için açıkladığı deklarasyonda bölgede yürütülen özel savaş politikalarına, tecride karşı “Zaman kadın özgürlük zamanı” şiarıyla yapılacak etkinliklere katılım çağrısında bulundu.
Tevgera Jinên Azad (TJA), 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Deklarasyonu’nu açıklamak üzere Diyarbakır Sur ilçesinde bulunan Deva Hamamı’nda bir araya geldi. Açıklamaya TJA aktivistleri, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, Diyarbakır Milletvekili Remziye Tosun, HDP Diyarbakır İl Eşbaşkanı Gülistan Atasoy, Rosa Kadın Derneği, Barış Anneleri Meclisi üyeleri katıldı. Açıklamada "Zaman kadın özgürlük zamanı" pankartı asıldı. Deklarasyon açıklamasına ulusal kıyafetleriyle katılan kadınlar, müzik eşliğinde halaylar çekerek "Jin jiyan azadî", "Bijî berxwedana jinan", "Siyasi tutsaklar onurumuzdur" sloganları attı.
Açıklama metnini, TJA aktivisti Neslihan Acar okudu.
'İsyanımızı yükseltme sözü ile dünya kadınlarını selamlıyoruz’
Neslihan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nün önemine vurgu yaptığı açıklamada, 8 Mart’ın bir kez daha direniş ruhuyla karşılandığına işaret etti. Neslihan, “Bizler de TJA olarak erkek egemen devletçi zihniyete karşı mücadele alanlarımızdan olan 8 Mart'ı yaşamın her alanında tarihsel hakikatine layık bir şekilde karşılayacağımızı bir kez daha vurguluyoruz. 8 Mart alanlarını zılgıtlarımızla coştururken, cesaret ve inançla; birlikte ve dayanışarak isyanımızı yükseltme sözü vererek dünyanın tüm kadınlarını yürek dolusu selamlıyoruz" dedi.
'Kadınlar yaşamını güvencesiz sürdürmektedir’
Pandemi döneminde kadınların eve kapanmak zorunda kaldığını, bu sürede yoksullaştırılarak, emeği yok sayılarak devlet ve erkeğe muhtaç edildiğini belirten Neslihan, "Tarihin, emeği üreten ve onu toplumsallaştıran kadın gerçekliği, bugün semt pazarlarında çürük meyve toplamakta, karda kışta ucuz ekmek kuyruklarında beklemektedir. KHK eliyle meslekten ihraçlarla, sürgünlerle, ekonomik krizden kaynaklı büyüyen yoksullaştırmayla toplum iradesiz, umutsuz, yoksul bırakılmak istenmektedir. Kadınlar açlıktan, soğuktan ve hastalıktan evlatlarını kaybetmekte; yaşamını güvencesiz sürdürmektedir. 8 Mart vesilesiyle bir kez daha kadın emeğini, özgürleştirici, komünal ve ekolojik politikaların yaşam bulmasının toplumsal refah için gerekliliğini savunuyoruz" şeklinde konuştu.
'AKP-MHP iktidarı, faşizmin en büyük temsilcisi oldu’
Kadına ve Kürtlere yönelik saldırıların her yerde devam ettiğine dikkat çeken Neslihan, şu ifadelere yer verdi: "Yaşamın kadın değerlerini korumayı esas alan mücadelemiz büyüdükçe erkek egemen zihniyet tüm alanlarda kadına ve Kürt’e dair saldırılarını imha temelinde sürdürmektedir. TJA'yı illegalize ederek, yüzlerce kadın arkadaşımızı gözaltına alarak ve tutuklayarak kadın mücadelesini bitirmeyi hedefleyen AKP-MHP iktidarı son demlerini yaşarken saldırganlığını arttıran faşizmin en büyük temsilcisi olmuştur. Türkiye cezaevlerinde bulunan kadın siyasi tutsakların direniş geleneği 40 yılı aşkındır özgürlük iddialarından bir adım geri düşmeyerek devam etmekte, en ağır bedellere karşın halkının onurlu evlatları olmayı sürdürmektedirler."
Deklarasyonda şu ifadelere yer verildi:
"Cezaevleri artık resmi olarak iktidarın cinayet mahalli haline getirilmiş ve tutsakların en küçük hücresine kadar kırımdan geçirilmesi hedeflenmiştir. Bugün Türkiye cezaevlerinde sağlık sorunlarından kaynaklı ölümün sınırında yaşayan onlarca siyasi tutsak bulunmaktadır. Cezaevi idaresine itaat etmeyi reddettiği için işkence ve tecavüze uğrayan Garibe Gezer'in aydınlatılmayan ölümü, Aysel Tuğluk'un tek başına yaşayamayacak olmasına rağmen ATK'nin tahliyesine dair rapor vermemesi iktidarın Kürt kadın düşmanlığının ve intikam hırsının somut ifadesidir. Zindanlarda olan evlatlarının cenazelerinin çıkmaması için günlerdir adalet nöbetleri tutan annelerimiz, her gün adliye önünde ailesinin katliamından sorumlu olanlardan hesap soran Emine Şenyaşar ve ailesi Kürt halkının kadınlar şahsında direnişini onurluca sürdüreceğinin tarihsel ifadesidir.
Deniz katledilerek gözdağı verilmek istendi
Erkek egemen ırkçı zihniyet Kürt kadın siyasetçilere dönük her türlü saldırı politikasını sürdürmeye devam etmektedir. Toplu katliam için İzmir'de parti binası içerisine rahatlıkla giren katil, Deniz Poyraz 'ı katlederek faşist iktidarlar adına demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü siyaset yapanlara gözdağı vermek istemiştir. İmha ve inkar politikalarına karşı yıllardır direnen biz kadınların, Deniz Poyraz'ın katledilmesine karşı gelişen öfkenin ve onun mücadelesini sahiplenmenin öncüsü olduğumuz gerçeği erkek egemen sisteme bir kez daha kendini göstermiştir.
Kürdistan'da özel savaş politikaları sistematik şekilde yürütülüyor
Kürt halkının iradesini kırarak, yozlaştırmayı, kültüründen, sanatından, tarihinden koparmayı hedefleyen fuhuş ve uyuşturucu politikaları çeteler eliyle Kürdistan'da sistematik bir şekilde yürütülmektedir. Yakın zamanda Van'da kadınların fuhşa zorlandığı masaj salonunun ortakları güvenlik güçleri çıkmıştır ve bu bir tesadüf değildir. Hakkâri'de kadınların tuzağa düşürülerek fuhşa zorlanmasında, Diyarbakır'da okul önlerinde uyuşturucu satılmasında daha birçok bölgede yaşanan yozlaştırma temelli politikalarda devlet görevlilerinin yer alması özel savaş politikalarının bir göstergesidir. Taciz ve tecavüzlerle, Musa Orhan şahsında olduğu gibi üniformalı failler aklanarak meşrulaştırılmakta, özel savaş politikaları daha derin ve daha açık bir şekilde yürürlüğe sokulmaktadır. Özel savaş politikalarına karşı kadınların ahlaki ve politik toplum mücadelesinin büyüyerek devam edeceğini 8 Mart'ta bir kez daha belirtiyoruz.
Kadın devrimi tüm dünyaya örnek oldu
Bir 8 Mart'ta daha, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözümünde muhataplığın Sayın Öcalan'da olduğunu ve bir an önce kendisiyle görüşülmesi gerektiğini vurguluyoruz Sayın Öcalan’ın tutsaklığı ve yönetim biçimine dönüşen tecrit uygulaması toplumsal sorunları daha da çözümsüz kılmaktadır. Kürt sorununun çözümsüzlüğünü soykırımda, inkârda, asimilasyonda, yasaklamalarda arayan iktidara karşı Sayın Öcalan'ın kadın özgürlükçü felsefesi yaşamın değerli kılınacağının ifadesidir. Rojava'da gerçekleşen kadın devrimi tüm dünyaya örnek olmuş bir gerçekliktir. Bu felsefeyi yaşamın kendisine dönüştürmenin yolu kendisinin koşulsuz özgürlüğünün sağlanmasından geçmektedir Varlığını tekçi, cinsiyetçi ve egemenlikçi politikalarıyla sürdürmeye çalışanların yarattığı krizin çözümü Sayın Öcalan'ın özgürlüğünün sağlanmasındadır.”
Deklarasyon metninde şunlara vurgu yapıldı:
* AKP-MHP iktidarının son demlerini yaşadığı böylesi tarihi bir süreçte biz kadınlar isyanımızın yanındayız, örgütlüyüz, inançlıyız, kararlıyız.
* Sözümüz odur ki 21’inci yüzyıl kadın yüzyılı olurken buluşmalarımızı çoğaltacak; onurlu bir mücadelenin içinde yaşamı yeniden inşa ederek anlamlı kılacağız.
* Büyük inanışlarla kadın özgürlük mücadelesinde toprağa düşen, bugün hâlâ yolumuzu aydınlatan tüm kadın yoldaşlarımızı bir kez daha saygı ve minnetle anıyor; onların bize bıraktığı mirasla enternasyonal kadın dayanışmasının büyüyeceğine, toplumsal özgürlüğün kadın dayanışması ile gerçekleşeceğine, erkek egemen sistemin iflas ederek kadın özgürlükçü yaşamın esas alınacağına olan inancımızla tüm kadınları 8 Mart'ı coşkuyla karşılamaya çağırıyoruz.”
TJA'nın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için hazırladığı program ise şu şekilde:
25 Şubat: Mardin Dargeçit’te 8 Mart etkinliklerinin startı verilecek.
2- 8 Mart: Diyarbakır, Batman, Şirnak Silopi, Van ve Dêrsim’de mitingler düzenlenecek.
Açıklama "Jin jiyan azadî" sloganları ve zılgıtlar eşliğinde son buldu.







