Kürt Enstitüsü yöneticisi: Asimilasyona karşı Kürtçe konuşup Kürtçe yaşayalım!
- 09:09 21 Şubat 2022
- Güncel
Şirin Çınar
DİYARBAKIR - Diyarbakır Kürt Enstitüsü Yöneticisi Mine Karakaş, Kürtçe'nin asimilasyon tehlikesi altında olduğunu ve kamusal alanda yaşatılmadığı sürece kaybolmaya yüz tutacağını belirterek "Kürtçe konuşup, Kürtçe yaşayalım” çağrısında bulundu.
1952 yılında Bangladeş’in başkenti Dakka’da Pakistan’ın Urdu dilinin Bangladeş halkına resmi dil olarak dayatılmasına karşın Bengal Dil Hareketi mensubu öğrenciler tepki göstererek durumu protesto etmişti. Protestoya katılan birçok öğrenci ise Pakistan polisleri tarafından saldırıya uğrayarak katledilmişti. Yıllarca süren çatışmaların ardından merkezi hükümet tarafından 1956’da Bengalce diline resmi statü vererek, 21 Şubat Bangladeş’te Dil Hareketi Günü olarak kutlanmaya başlandı.2000 tarihinden bu yana ise saldırıda yaşamını yitirenleri anmak adına Birleşmiş Milletler (BM), Eğitim, Bilim, Kültür Örgütü (UNESCO) dünyada konuşulan 7 bine yakın dilin korunması ve varlığını sürdürebilmesi için 21 Şubat Uluslararası Dünya Anadil Günü olarak belirledi.
Türkiye’de bir çok dil kaybolmaya yüz tutarken devletin inkar ve baskı politikaları nedeniyle en fazla saldırı Kürtçeye yönelik gerçekleşti. Özellikle 2016 yılında darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL ile birlikte Kürt kurumları ve Kürtçenin yaygınlaştırılması için faaliyet gösteren birçok dernek ve kurum Kanun Hükmünde Kararname ( KHK) ile kapatıldı. Kürtçe yayın yapan Özgür Gün TV, Denge TV, Jiyan TV, Van TV, Azadiya Welat gibi televizyon ve gazeteler, Kürtçenin korunup geliştirilmesi amacıyla faaliyet yürüten Mezopotamya Kültür Merkezi, İstanbul Kürt Enstitüsü, Kürt Dili Araştırma ve Geliştirme Derneği (Kurdî Der), Ahmede Xanî Dil Akademisi, Ferzad Kemanger İlkokulu, Kürt Yazarlar Derneği gibi birçok kurum ile DBP’li belediyelerin bünyesinde Kürtçe faaliyet gösteren kreşler kapatıldı. Aynı şekilde okullarda seçmeli olarak verilen Kürtçe derslerin önüne de birçok engel çıkarıldı. Kürtçeye yönelik engellemeler bununla sınırlı kalmayıp katliamlara kadar gelişti. Bir çok kentte Kürtçe konuşan yurttaşlar saldırıya uğradı, yaralandı ve katledildi.
21 Şubat Uluslararası Anadil Günü’ne ilişkin değerlendirmede bulunan Diyarbakır Kürt Enstitüsü Yöneticisi Mine Karakaş, Kürtçenin asimilasyon tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirterek, mücadele edilmesi gerektiğini söyledi.
'Dil insanlığın kendi benliğidir'
Anadil deyince akıllara ilk olarak “benlik” ve “algının” geldiğini söyleyen Mine, “Dil insanlığın kendisidir ve insanlıkla bağlantılıdır. Dil varlığımıza örnek verecek olursak, sokakta biri bir şey sorduğunda ve benim kendi dilimle vermiş olduğum cevaptan karşıdaki insan benim kim olduğunu anlayabilir. Aynı zamanda kendi dilimizle iletişim kurmuş oluyoruz. Benliğimin yanı sıra kimliğimi de kavramış olur” dedi.
'Kürtçe konuştuğu için birçok insan katledildi'
2016 yılından bu yana Kürtçeye yönelik saldırıların aralıksız bir şekilde devam ettiğini ve saldırılarla birlikte çok sayıda Kürtçe ders veren ve faaliyet yürüten derneğin kapatıldığını belirten Mine, “ Bütün Kürtçe yazılı çoğu tabelalar indirildi. Türkiye parlamentosunda yer alan milletvekillerimiz Kürtçe konuştuğunda kayıtlara ‘bilinmeyen dil’ olarak geçiyor. Yakın bir tarihte İstanbul’da ‘Kürtçe şarkı’ söyledikleri için gençler sokakta saldırıya uğrayarak gözaltına alındılar. Yine aynı şekilde birçok şehirde ‘Kürtçe konuştukları için’ birçok kişi katledildi” diye belirtti.
'Kürtçe asimilasyon tehlikesi altında'
21 Şubat Dünya Anadil Günü'ne ilişkin yapılan kutlamalarla birlikte anadil için verilen mücadeleye de dikkat çekilmesi gerektiğini vurgulayan Mine, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şu anda Kürtçeye yönelik yürütülen asimilasyon politikalarına karşı bir mücadele yürütülüyor. Nasıl ki 21 Şubat Dünya Anadil Günü’ne ilişkin etkinlikler ve mücadeleler gösteriliyorsa bizde aynı şekilde göstermeye devam etmeliyiz. Çünkü çoğu Kürtçe kelimeler asimilasyon tehlikesi altında. Kürtçeye yönelik maalesef ki uygulanan asimilasyonun farklı farklı yöntemleri var ve evimize kadar ulaşmış durumda. Çocuklardan tutun gençlere kadar herkes bu tehlikeyle karşı karşıya kalıyor” diye kaydetti.
'Asimilasyon her alana sirayet etmiş durumda'
Kürtçe'nin asimilasyonlardan korunması gerektiğini vurgulayan Mine, “Her aile bulunduğu evi eğitim alanlarına dönüştürmeli. Bir insanın doğumundan itibaren dilini en çok kullandığı alanın başında evler geliyor. Bunun için de dilin korunması için savunmanın evin içerisinde yapılması gerekiyor. Çünkü maalesef asimilasyonlar evin içinden tutalım her yere sirayet etmiş durumda. Bundan dolayı da toplumun bütün kesimlerinin Kürtçeye yönelik yapılan asimilasyon politikalarına karşı kendini sorumlu tutmalı ve koruması lazım. Çünkü ancak bu şekilde Kürtçe asimilasyon tehlikesinden kurtarılabilir” diye ifade etti.
'Kürtçe konuşup Kürtçe yaşasınlar'
Kürtçenin gelişmesi ve geleceğe aktarılması gerektiğine de değinen Mine, Kürt Enstitüsünün Kürtçe kitap ve dergi olmak üzere çok sayıda yayını olduğunu hatırlattı. Aynı şekilde MED-DER’in Kürtçe dil kursları olduğunu aktaran Mine, “ Bu konuda çok fazla derneklerimiz bulunmakta ama bu yeterli olmuyor maalesef. Çünkü halk sokakta ve evinde kendi anadiliyle konuşması gerekiyor. Dört duvar arasında konuşulan dil tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Kürtçenin gelişmesi, Kürtçenin resmi ve eğitim dili olması için devletin kurmuş olduğu sistemden çıkarması gerekiyor. Kürtçe resmi ve anadil olmayana kadar biz ne kadar çabalasak da bu konuda ilerleyemeyiz. Bunun için öncelikle Kürtçe eğitim dili ve anadil olması gerekiyor. Bundan dolayı halktan isteğimiz kendi aralarında ve evlerinde çocuklarıyla Kürtçe konuşsunlar ve Kürtçe yaşasınlar”







