KESK Adıyaman Şubesi: Anadil temel haktır

  • 17:56 21 Şubat 2022
  • Güncel
ADIYAMAN – KESK Adıyaman Şubesi, 21 Şubat Dünya Anadil Günü için gerçekleştirdiği açıklamada, anadilin temel hak olduğunu belirterek, “Anadilinde eğitim hakkını hangi gerekçe ile olursa olsun yok sayarak eğitim hakkının karşılandığını ileri sürmek güneşi balçıkla sıvamaya benzemektedir” dedi.
 
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Adıyaman  Şubesi, 21 Şubat Dünya Anadil Günü için Adıyaman’da bulunan Demokrasi Parkı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya Ferat Dil ve Kültür Araştırmaları Derneği (Ferat Der), Halkların Demokratik Partisi (HDP) Adıyaman İl Örgütü, İnsan Hakları Derneği (İHD) Adıyaman Şubesi ileKESK’e bağlı sendikaların temsilcileri katıldı.
Açıklamayı kitle adına Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Adıyaman Şube Sekreteri Zeynel Polat okudu.
 
Türkiye’de 18 dil yok olmuş ya da olma ile karşı karşıya
 
21 Şubat’ın tarihçesine değinen Zeynel, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) verilerine göre dünyada yaklaşık 5 bini yerli olmak üzere yaklaşık 7 bin dilin konuşulduğunu aktardı. Bu dillerden 2 bininin tehlike altında olduğunu kaydeden Zeynel, “Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre dünyada her iki haftada bir dil, içinde geliştiği kültürel ortamıyla birlikte yok olmaktadır. 1950 yılından bu yana 230 dil kaybolmuş, kaybolan her dille birlikte bir kültür de yitip gitmiştir. UNESCO’nun ‘Tehlike Altındaki Diller Atlası’na göre, Türkiye’de 18 dil yok olmuş veya yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır. ‘Medeniyetler Coğrafyası’  denilen Anadolu ve Mezopotamya topraklarında artık birçok dil konuşulmuyor.  Hatta bazı diller ise kaybolma tehlikesi ile yüz yüze kalmışlardır. Anadili Kürtçe, Arapça, Lazca, Ermenice, Hemşince, Çerkezce, Çeçence, Süryanice gibi dillerden olan milyonlarca çocuk anadillerinin olmadığı bir ortamda eğitim görüyorlar” dedi.
 
‘Anadil temel haktır’
 
Anadilde eğitimin önemin defalarca kez kanıtlandığını kaydeden Zeynel, “Kişinin kendi anadili dışındaki dillerde eğitim almak durumunda kalması pedagojik açıdan kalıcı sorunlara yol açtığı gibi buna bağlı olarak eşitsizlikleri de derinleştirmektedir. BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde de açıkça belirtildiği gibi, bireyin anadilinde eğitim alması en temel insan haklarından birisi olduğu kadar, bireylerin kendi anadillerinde eğitim almasının engellenmesi en büyük insan hakkı ihlallerindendir. Bu gerçeklikten de hareketle anadilinde eğitim hakkını hangi gerekçe ile olursa olsun yok sayarak eğitim hakkının karşılandığını ileri sürmek güneşi balçıkla sıvamaya benzemektedir. Kaldı ki, eğitim hakkı diğer hakları da içeren, bütünlüklü kullanılması durumunda gerçek özüne kavuşan temel haklardandır” ifadelerini kullandı.
 
‘Toplumsal hafızanın silinmesidir’
 
“Anadil birleştirir, paylaşımı artırır, sosyal içerme, yenilikçi düşünme ve hayal gücünün gelişimini sağlar. Hayal gücü ile somut gerçekliği buluşturur, özgüveni, özsaygıyı artırır. Empati kurma gücünde belirgin fark yaratır” ifadeleri ile anadilin önemine işaret eden Zeynel, açıklamayı şu sözler ile sonlandırdı: “Dil; sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda düşünme biçimi, edebiyat, sanat, felsefe, tarih, kısacası bir kültür, bir yaşayış biçimidir. Dolaysıyla anadilinde eğitimin yokluğu tüm bunlardan mahrum kalmak, sağlıksız bir kişiliğin, toplumsal ve kültürel gelişmenin yaşanması demektir. Daha da ötesi o dili konuşan halkın yok oluşu, toplumsal hafızanın silinmesidir. Çocuk haklarını düzenleyen ilgili uluslararası sözleşmelerdeki maddelere Türkiye adına konulan çekincelerin bir an önce kaldırılması gerektiğini ifade ediyoruz. Eğitim sistemimiz gerçekliğimize ve insanlık değerlerine uygun olarak çok dilli ve çok kültürlülük esasında yeniden düzenlenmelidir. Başta eğitim ve sağlık olmak üzere kamusal hizmetler nitelikli, parasız, ulaşılabilir, bilimsel olmasının yanı sıra anadil esaslı çok dilli sunulmalıdır.”
 
 
Açıklama "Zimanê me rumeta meye" sloganları ve alışlar ile son buldu.
.