Rusya ve Ukrayna savaşında Türkiye nerede duruyor?

  • 09:45 25 Şubat 2022
  • Güncel
Öznur Değer
 
ANKARA - Rusya’nın Ukrayna’ya ilişkin başlattığı savaşta Türkiye’nin rolüne değinen siyasetçilerden Selma Gürkan, Türkiye’nin bağımlı politikaları nedeniyle işinin çok daha zor olduğunun altını çizerken, Esengül Demir de Türkiye’nin iki bloğun taşeronu pozisyonundan çıkıp ilişkileri diplomatik denge ekseninde normalleştirmesi gerektiğini belirtti. 
 
Mart 2014’ten bu yana Rusya ile Ukrayna arasında süren gerilim savaşa dönüştü. Mart 2014’te Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesiyle başlayan gerilim, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, Ukrayna'nın doğusundaki Donbas'a özel askeri operasyon başlattıklarını duyurmasıyla savaş resmiyet kazandı. Rusya, Ukrayna’nın başkenti Kiev başta olmak üzere çok sayıda kenti bombaladı. Çıkan çatışmalarda yaşamını yitirenlere dönük resmi bir sayı verilmezken yerel kaynaklar çok sayıda insanın yaşamını yitirdiğini belirtiyor. Ukrayna’da seferberlik ve Olağanüstü Hal (OHAL) ilan ederken, Ukrayna ise 7 Rus savaş uçağını düşürdü.
 
Rusya ve Ukrayna arasındaki savaş tırmanırken, savaşın Türkiye’ye yansıması ise Türkiye siyasetinin gündeminde. Siyasetçiler Rusya’nın Ukrayna’ya açtığı savaşa tepki göstererek savaşın Türkiye’ye etkilerini değerlendirdi.
 
‘Emperyalist bir müdahale’
 
Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan yardımcısı Selma Gürkan, Ukrayna’ya yönelik müdahaleyi emperyalist bir müdahale olarak yorumladı. Bu müdahalede NATO ve ABD’nin rolünün de çok büyük olduğuna işaret eden Selma, “Ukrayna üzerinden hem ABD hem de Rusya kendi güçlerini tahkim edecek politikalar uygulamaya çalışıyorlar. Dolayısıyla burada yaşanabilecek bir çatışmayı, iki ülkenin siyasi, güç, yer altı ve yer üstü kaynaklarını paylaşma rekabetinin bir parçası olarak değerlendiriyoruz. Türkiye’nin bağımlı politikaları nedeniyle işinin çok daha zor olduğunu gözlemleyebiliyoruz. Rusya’nın yanında saf tutmuş olsa, NATO üyesi bir ülke ve bu ABD ve NATO açısından sorun yaratacaktır. ABD ve NATO’nun yanında saf tutsa, Rusya ile bağımlı ilişkileri var. Hem ticari ilişkiler hem de ekonomik ilişkiler. Bütün bunlar açısından sorun yaşanacaktır” şeklinde konuştu.  
 
‘Çatışmacı politikalara ‘hayır’ diyoruz’
 
Türkiye hükümetinin de şu anda bir sıkışmışlığın içinde olduğuna dikkat çeken Selma, “Çok açık bir şekilde hem emperyalist rekabete ‘hayır’ diyoruz hem bu emperyalist rekabetin, çatışmanın bir parçası olarak bölgedeki çatışmacı politikalara ‘hayır’ diyoruz. Bu nedenle de Türkiye’nin bu savaşa, bu çatışmaya müdahil olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Müdahil olduğunda Türkiye halkları bunun yıkıcı sonuçlarını çok daha ağır yaşayacaktır. Özellikle bölgede barış için mücadele etmenin, acil taleplerden biri olduğunu söylüyoruz. Çünkü Ortadoğu’daki, Doğu Akdeniz’deki, Kafkasya’daki egemen ülkelerin çelişki ve çatışmaları doğrudan Türkiye’yi etkilemekte. Bu nedenle Ukrayna’da hem Rusya’nın başlatmış olduğu saldırıları kınıyor hem de bölgede NATO ve ABD’nin uygulamış olduğu emperyalist politikaları kınıyoruz. Halkların dayanışması, halkların kardeşliği temelinde bir politikayı savunmaya devam edeceğiz” diye belirtti.       
 
‘NATO ve Rusya arasındaki egemenlik mücadelesinin yansımasıdır’
 
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Esengül Demir ise 2014 yılından bu yana Ukrayna ve Rusya arasında yaşanan gerilimin savaş aşamasına geçtiğinin altını çizdi. Halklara büyük kayıplar ve felaketler yaşatacak savaşın sonuçlarının 10 yıllara etki edeceğinin bilinmesi gerektiğine işaret eden Esengül, “Ukrayna’da yaşananlar iki ülkenin gerilimli siyasi kapışması değil aynı zamanda NATO ve Rusya arasındaki egemenlik mücadelesinin yansımasıdır” ifadelerini kullandı.
 
Türkiye-Kıbrıs benzetmesi
 
Rusya ve Ukrayna ilişkilerinin tarihsel olarak, imparatorluk dönemleri dahil olmak üzere gerilimli seyrettiğini kaydeden Esengül, “Bu iki ülkenin ilişkileri Türkiye-Kıbrıs ilişkilerine benzetilebilir. Her türlü müdahale ve hak talep etme üzerinden müdahalecilik. Ayrıca başka bir benzerlik ise tarihsel bölünme korkusu. Yine Rusya’nın irrasyonel kontrolcü, müdahaleci tutumu devreye giriyor. Rusya işgalinin uzun vadede Ukrayna halkının özgürlük, bağımsızlık mücadelesine çarpacağı gerçeği bir büyük mesele olarak karşımızda duruyor. Rusya ekseninden çıkan Ukrayna-Türkiye ilişkileri son üç yılda ciddi boyutta ilerleme kaydetmiştir. Ekonomik, savunma sanayi işbirliği ve yolsuzluğa dayalı politik eksen iki ülkeyi önemli müttefik haline getirmiştir” dedi.  
 
‘Türkiye taşeron pozisyonundan çıkmalı’
 
Türkiye-Rusya ilişkisindeki orantısız seyrin yeniden değerlendirme ihtiyacı doğurduğunu sözlerine ekleyen Esengül, “Suriye savaşına müdahillik, doğalgaz, tarım ürünleri ticareti, enerji ihtiyacı üzerinden kurulan bağımlılık ilişkisi Türkiye’nin aleyhine işliyor. Dolayısı ile bu bağımlılık ilişkisi Rusya’nın tehditler, talepler ve müdahaleler kapasitesini arttırmaktadır. Türkiye, bir NATO üyeliği ve Batı angajmanı Rusya ilişkileri açısından yeniden değerlendirmeye ve AKP öncesi normalleşmeye ihtiyaç duymaktadır. Türkiye, ülke halklarının ve savaş politikaları sonucu büyük yıkım yaşayan bölge halklarının çıkarları gereği saldırgan, yayılmacı politikaların mimarı iki bloğun taşeronu pozisyonundan çıkıp ilişkileri diplomatik denge ekseninde normalleştirmesi gerekiyor. Aksi takdirde bugün milyonların hayatını cehenneme çeviren çoklu krizin yansıması derinleşecektir” sözlerine yer verdi.