Alanında bir ilk: Van KESK Çocuk Komisyonu
- 09:05 26 Şubat 2022
- Güncel
VAN - Çocuğa hakları ve çocuğa dönük suçlarla mücadele etmek için kurulan Van KES Çocuk Komisyonu alanında bir ilki oluşturuyor. Komisyon Eşsözcüsü Azize Kılıç, çalışmalarını değerlendirerek artan suçların temelinde otoriter yönetim anlayışının olduğunu belirtti.
Çocuğa dönük tecavüz, taciz, katliam iktidarın militarist politikaları ile her geçen gün artıyor. JİNNEWS’in Ocak ayı şiddet çetelesine göre 2022 yılının ilk ayında 4 çocuk katledildi, 11 çocuk şüpheli şekilde yaşamını yitirdi ve çocuklara yönelik 11 tecavüz ve taciz olayı yaşandı. Özel savaş politikalarının en derinden etkilediği kentlerden biri olan Van’da 2021 yılında
sadece adliyeye yansıyan boyutuyla 283 çocuk mağdur sıfatıyla başvuruda bulundu. Kentin çocuk istismarı ve şiddetinin arttığını verilerde doğrularken buna karşı mücadele hatları ve alternatif kurumlarda her geçen gün büyüyor.
Van’da Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) bünyesinde eğitim ve sağlık emekçilerinden oluşan Çocuk Komisyonu 6 Aralık 2021 tarihinde kurdu. Artan çocuğa dönük şiddet, katliam ve tecavüz gibi olayları araştırmak, çocuk hakları konusunda kentte çalışma yapmak üzerine kurulan komisyon çalışma alanı olarak da bir ilk.
Van KESK Çocuk Komisyonu’nun Eşsözcüsü Azize Kılıç, komisyonun çalışmalarını ve artan çocuk hak ihlallerini değerlendirdi.
Türkiye’de siyasi, iktisadi, sosyal ve kültürel alanda yaşanan kriz halinden en çok çocukların etkilendiğini ve bundan kaynaklı da komisyon kurma ihtiyacı duyduklarını dile getiren Azize, Van’da 6 Aralık 2021 tarihinde KESK bünyesinde Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) ve Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) üyelerinin de içerisinde olduğu Çocuk Hakları Komisyonu’nun bir ilk olduğunu belirtti. Azize, komisyonda çocukların ruh sağlığıyla ilgili uzman olan psikologlar, pedagoglar, sosyal hizmet uzmanları, danışman ve çocuk gelişim uzmanlarının yer aldığını söyledi.
‘Yaşanan hak ihlallerinin ilk elden tanıklarıyız’
Azize, ülkede sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel anlamda devasa krizlerin yaşandığına dikkat çekti. Ülkenin yönetim anlayışının son dönemlerde otoriterleştiğini ve eşitsizliği gidermek ya da sosyal adaletsizliği gidermek için herhangi bir politika geliştirilmediğini dile getiren Azize, “Bu uygulanmayan politikalar en çok çocukların haklarının ihlal ediyor. Eğitim ve Bilim Emekçileri olarak, çocuklarla birebir iletişim içerisinde olduğumuz için yaşanan hak ihlallerinin ilk elden tanıkları oluyoruz” ifadelerine yer verdi.
‘Eğitimde büyük ihlaller yaşanıyor’
Eğitim alanındaki ihlallerin “Din dersinin zorunlu olması, anadilde eğitimin olmaması, eğitim müfredatının zaten toplumda var olan cinsiyet eşitsizliğini daha da çok arttırması” olarak sıralayan Azize, “Bir diğer nokta mülteci çocuklarla ilgili yasal düzenlemenin yapılmaması. Mülteci çocukların eğitim hakkına ulaşamaması gibi ihlaller zaten mevcut. Ama bide son yıllarda hem eğitim hem sağlık alanında çocukların olduğu her alanda giderek artan ihlallerde söz konusu. Toplumda ve okullarda şiddet vakalarının giderek artamaya başladı. Bu şiddet bazen okullarda çocuklar arasında kendini akran zorbalığı olarak gösterebiliyor. Bazen yine okullarda öğretmen ve idarecilerin ‘işte biz disiplini sağlıyoruz’ bahanesiyle çocuklara yönlendirdiği şiddet vakalarıyla karşılaşabiliyoruz. Ya da aile içerisinde yaşanan şiddet vakalarının tanıkları biz oluyoruz. Çocuklar okullara gelip bizlere bunları anlatıyorlar” dedi.
‘Çocuk yaşta evlilikler artıyor’
Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı kurumlarda, yatılı kuran kurslarında da tecavüz, taciz ve şiddetin artığını vurgulayan Azize, çocukların yaşadığı istismar çeşitlerini de şu sözlerle sıraladı: “Bir diğeri erken yaşta evlilik ki; çok güncel geçtiğimiz günlerde Sıla Şentürk vakasını gündemde olan konu olduğu için hatırlatma ihtiyacı duydum. Bir diğeri yine artan çocuk işçiliği, çocuklarda madde kullanımının artmış olması, özel eğitime ihtiyaç duyan çocukların, engelli çocukların yaşadıkları hak ihlalleri, bide pandemi sürecinde yaşanan hak ihlalleri.”
‘Pandeminin çocuklarda yarattığı travma sürüyor’
Pandemi sürecinde yaşanan sorunların hala devam ettiğini belirten Azize, “Eğitsel anlamda baktığımızda eğitim temelli eşitsizlik arttı. Öğrenme kayıpları arttı. Çocukların okulu terk etme oranı arttı. MEB’in bununla ilgili aldığı önlem veya istatistiki bilgileri maalesef mevcut değil. Okullar açıldıktan ve yüz yüze eğitimler başladıktan sonra bir buçuk yıllık, öğrenme kayıplarının telafisi için maalesef eğitim politikaları geliştirilmedi. Sosyal ve duygusal manada baktığımız zaman yine çocuklar pandemi sürecinde en fazla etkilenen kesim oldular. Dünya sağlık örgütünün raporlarına baktığımız zaman evet çocuk ölümleri belki pandemi sürecinde azdı ancak duygusal ve sosyal anlamda en fazla etkilenen kesimler şüphesiz çocuklardı. Çocuklar uzun süre evlerde kaldılar. İlgisiz kalan çocuklarda kaygı arttı, depresyon durumu arttı” ifadelerine yer verdi.
‘Cezasızlık faili cesaretlendiriyor’
Çocuğa dönük şiddet, tecavüz ve taciz olaylarının artışının bir çok siyasal, ekonomik sebeplerinin olduğunu vurgulayan Azize, en etkili nedeninin cezasızlık politikası olduğunun altını çizerek, “ Yaşanan istismarı, çocuk veya aile gerekli yerlere bildirdiği zaman ki okullarda genelde bildirdikleri yer okul rehberlik servisleri oluyor. Rehberlik servislerindeki çalışan psikolojik danışmanlar genelde istismarla ilgili bildirimde bulunuyor. Ancak işleyen süreçlere baktığımız zaman var olan cezasızlık politikaları ile birlikte istismarcıyı cezalandırmak yerine, istismara uğrayan mağdur çocuğu hatta aileyi ve hatta bildirimde bulunan kamu görevlisini zora sokacak süreçler işletiliyor. Yani cezasızlık politikaları istismarı ya da istismarı gerçekleştirecek yönelimi olabilecek kişileri maalesef cesaretlendiren bir tutum ve politika olarak ortaya çıktığını düşünüyoruz” dedi.
‘Çocuğun korunmasında ebeveynler bilinçsiz ve yetersiz’
Kentte son zamanlarda artan kontrolsüz ve düzensiz göçünde şiddeti arttırdığını söyleyen Azize, “İç ve dış göç de diyebiliriz bu göçler maalesef şehrin demografik yapısını değiştiriyor. Bununda çocuğun gelişiminde tehlike arz ettiğini düşünüyoruz. Çocuğa yönelik istismarları arttırdığını düşünüyoruz. Bir diğer sebep ebeveynlerin bilinçsizliği, çocukların ihmali ve istismarları ile ilgili maalesef yeteri kadar bilince sahip değiller. Ebeveynler kendini geliştirme konusunda da uzak duruyor. Çocuğunu koruma konusunda yetersiz ve bilinçsizler” ifadelerini kullandı.
‘Önümüzdeki süreçlerde irtibat hattı oluşturacağız’
Komisyonun kuruluşunun yeni olmasına rağmen bir başvuru aldıklarını söyleyen Azize, “Pandemi sürecinde çocukların tamamen eve hapsedildiği ve ciddi travmalarla karşı karşıya olduğu süreçte bir sosyal destek platformu kurmuştuk. Bu kapsamda çalışmalarımızı yapıyorduk. Bu kapsamda çalışan arkadaşlarımız oldu. Yine bize nasıl başvurulur noktasında yakın bir süreçte bir irtibat telefonu oluşturacağız. Ama biz bilinçlendirme çalışmaları yaptığımız çerçevede başvuru alacağız bunun da farkındayız. Bunun içinde planlamalarımız var. Eğitim ve sağlık alanı başta olmak üzere oluşabilecek hak ihlallerinin tespit edilmesi ve takip edilmesi noktasında kendimize önemli bir görev belirledik. Tam da bu noktada oluşturacağımız irtibat hattı açacağız” sözlerini kullandı.
‘Çocuk haklarıyla ilgili çalışma yürüten herkesi paydaşımız olarak görüyoruz’
Van’da çocuk hakları alanında faaliyet yürüten bütün kişi ve kurumlarla ortak çalışma yürütmek istediklerini ifade eden Azize, “Bu süreçte bünyesinde Çocuk Hakları Komisyonu bulunduran Van Barosu ile sık ilişki kurduk. Çocuk Hakları Komisyonu kentte uzun süredir çalışmalar yürüttüğünden, bizimde onların deneyimlerine ihtiyacımız var. Çocuk haklarıyla ilgili başka Sivil Toplum Örgütleriyle bir araya gelerek görüşmeler yaptık. Fikir alışverişinde bulunduk. Çocuk haklarıyla ilgili çalışmalar yürüten tüm kurum ve kişileri paydaşımız olarak görüyoruz” dedi.







