İHD: Bir yılda 52 tutsak yaşamını yitirdi

  • 14:05 2 Mart 2022
  • Güncel
 
ANKARA - İHD Ankara Şubesi Hapishaneler Komisyonu tarafından açıklanan “İç Anadolu Bölgesi Hapishaneleri 2021 Yılı Hak İhlalleri Raporu”na göre bir yılda 52 tutsak yaşamını yitirdi, tutsaklar yıl boyu çeşitli işkence ve hak ihlallerine maruz kaldı.
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi Hapishaneler Komisyonu “İç Anadolu Bölgesi Hapishaneleri 2021 Yılı Hak İhlalleri Raporu”nu, İHD Ankara Şubesi’nde düzenlediği basın toplantısıyla açıkladı. Toplam 72 sayfadan oluşan rapor, “Hapishanelerde ölümler”, “Açlık grevleri”, “Sağlık hakkı”, “İşkence ve kötü muamele”, “Disiplin cezaları ve infaz”, “Baskılar, iletişim yasakları, diğer sorunlar”, “Sevk ve sügünler” ve “Sonuç ve öneriler” olmak üzere 8 temel başlıktan oluştu.
 
Bir yılda 309 başvuru
 
Raporun bir kısmını okuyan İHD Hapishaneler Komisyonu Eş Sözcüsü Nuray Çevirmen okurken bir kısmını ise Ömer Faruk Yazmacı okudu. 2021 yılı içerisinde derneğe İç Anadolu Bölge cezaevleri için 287 kişinin, diğer cezaevleri için de 22 kişi olmak üzere toplam 309 kişinin başvuru yaptığı ifade edildi.
 
52 tutsak yaşamını yitirdi
 
Raporda, 2021 yılı içerisinde tespit edilebildiği kadarıyla çeşitli cezaevlerinde en az 52 tutsağın yaşamını yitirdiği belirtildi. Yaşamını yitiren tutsaklardan 18’inin ağır hastalıkları, 5’inin kalp krizi, 15’inin Covid-19 nedeniyle yaşamını yitirdiği belirtildi. Raporda, 13 tutsağın intihar nedeniyle öldüğünün iddia edildiği, 5 tutsağın şüpheli şekilde yaşamını yitirdiği ve 1 tutsağın ise ölüm nedeninin açıklanmadığı bilgisine yer verildi.
 
Yaşamını yitiren tutsaklar
 
Yaşamını yitiren 52 tutsak şu şekilde: Garibe Gezer, Merve Cemiloğlu, Bangin Muhammed, Abdülrezzak Şuyur, Halil Güneş, İlyas Demir, Vedat Erkmen, Uğur Demirbay, Murat E., Mustafa Gaffar, Ercan Dağhan, Hadi Yalçın, Shayan Kheyrian, Metin Yücel, Kahraman Sezer, Abdurrahman Atay, Murat Şenpınar, Ersoy Karamustafa, M.E., Kadir Aktar, Ramazan Akbaşlı, Ö.D., Önder Ateş, Osman Safa, Hayrettin Yılmaz, Macit Demir, Oğuzhan Gürbüzer, Mehmet Şükrü Eken, Mehmet G., İsa Gültekin, ismi bilinmeyen bir tutsak, Abdulvahit Tuncay, Engin Öksüzoğlu, Ali Orhan, Halil Şimşek, Suat Berkay, Erdal Kılınç, Zafer Aşık, Şerif Vatansever, Hüseyin Kılınçer, Recep Alpak, Adem Taşdemir, Şaban Dilbilen, Mustafa Güven, Mehmet Özen, Cenk Sarı, Mustafa Karslı, Mustafa Okşen, Mehmet Ali Çelebi, Kenan Özcan, M.B.
 
Açlık grevleri
 
Hak ihlalleri ve PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinde sürdürülen tecridin son bulması talebiyle başlatılan açlık grevlerine de işaret edilen raporda, “Türkiye hapishanelerinde yaşanan hakları ihlallerinin sonlandırılması, ağırlaşan infaz koşullarının düzeltilmesi ve İmralı Hapishanesi’nde uzun zamandır sürdürülen ağır tecrit ve izolasyona son verilerek aileler ve avukatları ile görüşmelerin sağlanması talepli olarak, mahpuslar tarafından 27 Kasım 2020 tarihinde başlatılan süresiz-dönüşümlü açlık grevi 12 Eylül 2021 tarihinde, 290’ıncı gününde sonlandırıldı” denildi.
 
39’u kadın 231 hasta tutsak
 
Sağlık hakkına dikkat çekilen raporda, cezaevlerinde 604’ü ağır olmak üzere en az bin 605 hasta tutsak bulunduğunun altı çizildi. İç Anadolu Bölge hapishanelerinde Ekim-Kasım-Aralık aylarında tespit edebildiği kadarıyla 39’u kadın olmak üzere en az 231 hasta tutsağın bulunduğu belirtilen raporda, bunların 83’ünün ağır hasta tutsak olduğu vurgulandı. Raporda, İç Anadolu Bölge hapishanelerinde yine tespit edilebildiği kadarıyla 150 tutsağın sağlık hakkının ihlal edildiği kaydedildi.
 
Raporda, sağlık hakkına erişim konusunda yaşanan kimi ihlaller şöyle sıralandı:
 
“* Mahpuslar kalabalık koğuşlarda tutulmuştur.
 
* Tek kişilik bölmeli nakil araçları ile hastane sevkleri yapılmaktadır. Bu durum özellikle astım, epilepsi ve ağır hastaları olumsuz etkilemekte, risk teşkil etmektedir.
 
* Epilepsi hastaları sağlık durumlarına rağmen tek kişilik hücrelerde tutulmaktadırlar.
 
* Mahpuslar kelepçeli muayene edilmekte, kelepçeli olarak hastane sevkleri yapılmaktadır.
 
* Covid-19 riskine rağmen mahpuslara yeterli miktarda hijyen malzemeleri ve maske verilmemiş, tedbirler uyulmamıştır.
 
* Kayseri Kadın Ceza İnfaz Kurumundan mahpuslar, hastaneden getirildikten sonra 14 gün karantina koğuşunda kaldıklarını, 7 mahpusun karantina koğuşunda COVİD -19 testi olduğunu, 2 mahpusun testinin pozitif çıktığını, diğer 5 mahpusun da 14 gün daha karantina koğuşunda kalmak zorunda kaldığını ancak 8 mahpusa tekrar test yapılmadığını aktarmışlardır.
 
* Bolu F Tipi Cezaevinde hastaneye gidişlerde askerler tarafından maskelerin tellerinin çıkartılmasının istendiği aksi halde hastaneye götürmeyeceklerini söyledikleri, maske tellerini çıkarttıklarında ise maskenin bir koruyuculuğunun kalmadığı aktarılmıştır.
 
* Hasta mahpusların kaldıkları karantina odalarının havalandırma kapıları açılmıyor bu da hastalarının durumlarının daha da kötüleşmesine neden oluyor. Birçok hasta mahpus karantina oda koşullarından kaynaklı hastanelere gitmiyor.
 
* Bazı hapishanelerde infaz koruma memurlarının 15’er günlük vardiya ile çalışma düzeninin, 7 güne indirilmesi sonrasında Covid vakaları artmıştır.
 
* Hasta mahpuslar revire geç çıkarılmış, hastane sevkleri zamanında yapılmamış ve rutin yapılması gereken testler-kontroller aksamıştır.
 
* Bir mahpus hastaneye 8 aydır sevk edilmediği için ve diğer yaşanan sorunlardan kaynaklı olarak açlık grevi başlatmıştır.
 
* Çorum L Tipi Cezaevinde mahpusların 3-4 aydır revire çıkartılmadıkları, koğuşlarında 73 yaşında yaşlı birinin olduğu, ilaçlarını rica minnet yazdırdığı aktarılmıştır.
 
* Adli Tıp Kurumu tarafından, tam teşekküllü hastane ve üniversite hastaneleri tarafından ‘hapishanede kalamaz raporları’ kabul edilmemiş ve ağır hasta mahpusların infazları ertelenmemiştir. ATK bu kararlarda tıbbi ve etik ilkelerin dışında politik karar süreci yürütmektedir.  
 
* Hasta mahpusların diyet yemek ihtiyaçları karşılanmamıştır.
 
* Kendi öz bakımını dahi yapamayacak denli ağır psikolojik hastalıkları olan (şizofren vb.) mahpuslar tahliye edilmemiştir.
 
* Mahpusların diş tedavileri yapılmamış, parasını ödemelerine rağmen implant tedavileri yarım bırakılmıştır. Bir mahpusun, ücretini ödemiş olmasına rağmen 5 yıldır diş tedavisi yapılmamıştır.
 
* Mahpuslar kullanmış oldukları ilaçların temininde zorluklarla karşılaşmaktadır. Hasta mahpusların sürekli kullanmış oldukları ilaçlar yerine muadil ilaçlar verilmekte, bu ilaçlar da yan etkilere neden olmaktadır.
 
* Bel fıtığı ve kireçlenme sorunu olan bir mahpusun ortopedik yatak ihtiyacı karşılanmamıştır.
 
* Afyonkarahisar 1 Nolu T Tipinde kalan ağır hasta mahpus Hayrettin Yılmaz’ın tedavisi yapılmamış ve cezası bir yılın altına düşmesine rağmen tahliye edilmemiş ve hapishanede yaşamını kaybetmiştir. 
 
* Kayseri Kadın Ceza İnfaz Kurumundan mahpuslar, açlık grevlerinin devam ettiğini ancak açlık grevinde olan mahpuslara iaşe verilmediğini, sadece 6 küçük su, 3 adet ince dilim limon, 1 kaşık tuz ve şeker verildiğini aktarmışlardır.
 
* Mahpuslara uygulanan ağız içi aramalardan kaynaklı hasta mahpuslar hastaneye gidememektedirler.
 
* Afyon 1 Nolu T Tipinde yaşı ilerlemiş ve hasta mahpusların yanına daha genç olanların verilmediğini ve bu da hasta mahpusların yaşamlarını zorlaştırmaktadır.
 
* Bolu F Tipi Cezaevinde tutulan Şeyhmus Musa’ya ameliyat öncesi yanlış ilaç verildiği, ilacı kullandıktan bir müddet sonra rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldığı aktarılmıştır.
 
* Kırşehir E Tipi Cezaevinden troid Kanseri bir hasta mahpus ameliyat edilmiş, 60 dikişin 35’inin patlamasından dolayı tekrar dikiş atılmış; ameliyattan 3 gün sonra ve boğazında 60 dikişiyle hastanenin hasta mahkum koğuşuna götürülmüş, burada mahkum koğuşunda 5 gün kaldıktan sonra dikişleri alınmadan Sincan 3 Nolu L Tipi Ceza İnfaz Kurumuna gönderilmiş, karantina odasına konulmuştur. İlk gün ilaçları, kahvaltısı verilmemiş, koğuşta yatak, bardak, tabak, kaşık ve sıcak su ihtiyacı karşılanmamış koğuşu ameliyatlı haliyle temizlemek zorunda kalmıştır.”
 
Raporda tutsaklardan sağlık hakkına erişim noktasında yaşadıkları sorun ve sıkıntılara dair gelen mektuplara da yer verildi.
 
‘İşkencenin temelinde cezasızlık politikası yatıyor’
 
Cezaevlerinde yaşanan işkence ve kötü muameleye de dikkat çekilen raporda, uygulanan işkencenin ve tutsaklara yönelik kötü muamelenin temelinde cezaevi görevlilerine yönelik cezasızlık politikası yattığı vurgulandı. Raporda, cezaevi görevlilerinin soruşturulma, yargılanma kaygısı olmadan hareket ettikleri vurgulanarak, Adalet Bakanlığı’na yapılan başvuruların sonuçsuz kalmasının benzeri olayların sıklıkla ve artarak görülmesine sebep olduğu belirtildi.
 
İşkence ve kötü muamele konusunda yaşananlar raporda şöyle sıralandı:
 
“* Bazı mahpuslar ‘ağırlaştırılmış müebbet’ hükümlüsü olmadıkları halde tekli odalarda tutulmuştur.
 
* Afyon 1 Nolu T Tipi Kapalı Hapishanesinde mahpusların darp edildiği, adli mahpusların falaka işkencesi gördükleri ve bir mahpusun intihar ettiği iddia edilmiştir.
 
* Afyon 1 Nolu T Tipi Kapalı Hapishanesinde ağır psikolojik rahatsızlıkları olan S.T.’nin hastaneye veya mahkemeye götürülüp getirilirken bu süreçte sürekli tek başına karantinada tutulduğu, götürülüp getirilirken jandarmalar ve gardiyanlarla tartıştığı, hapishaneye getirilirken sürekli dövüldüğü, karantina koğuşunda da sürekli kaba dayak atıldığı, ayağında protez bulunduğu, yürüme engelli olduğu, rahatsızlığına rağmen yine de en küçük tartışma sırasında dahi sürekli dövüldüğü aktarılmıştır.
 
* Aksaray T Tipinde bir mahpus işkence görmüş, hastaneye götürülmemiş ve şikayetleri kabul edilmemiş ve bu nedenle de açlık grevine başlamıştır.
 
* Bolu F Tipi Kapalı Hapishanesinde 10 mahpus darp edilmiştir.
 
* Bolu F Tipi Cezaevinde 7 Ekim 2021’de ‘merkezden gelen özel ekip’ tarafından eşyalarının toplatılmasına karşı çıktıkları için 3 mahpus ters kelepçe takılarak yere yatırıldığını ve işkence gördüklerini aktarmışlardır.
 
* Bolu F Tipi Cezaevinde bir mahpus havalandırmada yağmurluk giydiği kötü muameleye maruz kalmış ve Kırıklar Cezaevine sevk edilmiştir.
 
* Kırıkkale F Tipi Cezaevinden, Bolu F Tipi Cezaevine sevk edilen 9 mahpus kaba dayak çıplak aramaya maruz kalmıştır.
 
* Kayseri/Bünyan Kadın Kapalı Hapishanesinde tutulan bir kadın mahpus hastane sevki esnasında görevli tarafından tehdit edilmiştir.
 
* Kayseri Kadın Kapalı Hapishanesinde bir mahpusun ‘Emanet eşyada bir işiniz var’ denilerek idare tarafından koğuştan çıkarıldığı, ancak kendisini istihbarat görevlilerinin bulunduğu odaya götürdükleri ve kendisine ajanlaştırma dayatması yapıldığı, ‘ajanlaştırma dayatması’ faaliyetlerinin sık sık yapıldığı, bu mahpus dışında 3-4 mahpusun daha ‘polis ifadenizi alacak’ şeklinde koğuştan çıkarılmaya çalışıldığı, idarenin savcının talimatı olduğunu söylediği ancak ifadelerin polislerce alınmak istendiği ve hangi talimatla alındığının belirtilmediği aktarılmıştır.
 
* Kayseri Kadın Cezaevinden bir mahpus hastane sevki esnasında askerin ırkçı tehdit ve hakaretlerine maruz bırakıldıklarını aktarmıştır.
 
* Kayseri Kadın Kapalı Hapishanesinde bir mahpus; ‘1 ekibin kendisine sürekli kötü davrandığını küfrettiğini ve çok yoğun hakaretlerde bulunduğunu, kendisine sürekli olarak ‘terörist’ dediklerini, hücresinin kapısını sık sık açtıklarını, yemek dağıtımı sırasında bir grup gardiyanın kendisine sürekli olarak ‘sana yemek getirdik, sen bunu bile hak etmiyorsun’ dediklerini aktarmıştır.
 
* Kayseri Kadın Kapalı Hapishanesinde bir mahpus, hastanede, bir elinde serum diğer elinde tansiyon cihazı varken komutanın yanına geldiğini ve ‘kelepçeyle elini bağlayacağım’ dediğini, göğsünde aletlerin olduğunu ölmek üzere olduğunu ve görevli komutana ‘Yapma’ dediğini ancak komutanın kendisine sürekli hakaret ve küfürler ettiğini ‘yapacağım kelepçeyi takın’ dediğini kendisi de ‘ben bir anneyim, senin de annen var, lütfen yapma’ dediğini, komutanın da kendisine; ‘bana burada yetki verseler şimdi kafana bir tane sıkıp dünyayı bir pislikten kurtarırdım’ diyerek tehdit ettiğini aktarmıştır.
 
* Diyarbakır D Tipi Cezaevinden Bolu F Tipi Kapalı Hapishanesine sevk edilen bir mahpus; Kırıkkale F Tipi Kapalı Hapishanesinde 1 gün tutulduğunu, burada çıplak arama dayatıldığını, zorla elbiselerinin çıkarıldığını, su ve yemek dahil hiçbir şey verilmediği, beton üzerinde uyutulduğunu aktarmıştır.
 
* Sincan Kadın Cezaevinden kampüs hastanesine sevk edilen bir kadın mahpus, kadın askerin ırkçı hakaretlerine maruz kalmıştır.”
 
Yine raporda, tutsakların maruz kaldıkları işkence ve hak ihlallerine dair yazdıkları mektuplar ve avukat görüşmelerinde yaptıkları aktarımlar yer aldı.
 
4’ü kadın 8 tutsak tahliye edilmiyor
 
Raporda disiplin cezaları ve infaz başlığı altında ise şunlar kaydedildi: “Hapishanelerde her türlü hak talebine ya da ihlallere karşı verilen tepkilere hapishane idareleri tutanak tutarak ve disiplin soruşturması başlatarak karşılık vermektedir.  Üstelik bu uygulamalar mahpusların birbirleriyle selamlaşmaları ya da hal-hatır sormaları gibi son derece keyfi gerekçelere de dayanabiliyor. Hapishane yaşanan hak ihlallerini ve baskıları dışarıya bildirmek de disiplin soruşturmasına gerekçe olabiliyor. Disiplin soruşturmaları neticesinde mahpuslara haberleşme hakkı cezaları, hücre cezaları verilebilmektedir. Ancak daha önemlisi bu soruşturma ve cezalar bahane edilerek infazları yakılmaktadır. Zaten İnfaz Kanunu’ndan kaynaklanan haklar hapishane idarelerinin tercihlerine göre uygulanabilmektedir. Ağır hasta olan ve cezalarının son yılında olan mahpuslar, iyi hali olan mahpuslar dahi tahliye edilmemektedirler. Disiplin soruşturmaları ve cezalar nedeniyle iyi halden denetimli serbestlik hakkı zaten mahpuslara kullandırılmamaktadır. İç Anadolu bölgesinde 4’ü kadın olmak üzere 8 mahpusun denetimli serbestlik hakkı ve koşullu salıverilme hakları ihlal edilmiştir.”
 
Kürtçe şarkı ceza gerekçesi
 
İnfaz ve disiplin hakkında yaşanan ihlallerin bir kısmı şu şekilde:
 
“* Kamu kurumlarına gönderilen mektuplar nedeniyle mahpuslara soruşturmalar açılmıştır.
 
* Afyonkarahisar 1 Nolu T Tipi Kapalı Hapishanesinde ağır psikolojik rahatsızlıkları olan S. T.’ın, jandarmalara ve gardiyanlara verdiği tepkiler ve hakaretlerden dolayı sürekli hücre cezası aldığını, düşünme kabiliyeti olmadığı halde savcılık ve mahkeme karşısında verdiği ifadelerden dolayı hakkında Cumhurbaşkanına hakaret, Kamu Görevlilerine hakaret iddiası ile soruşturma ve kovuşturmalar olduğunu, bazı dosyalarında ceza aldığını, şu an hapishanede tutulduğu cezanın 3 katı kadar hakaret suçundan dolayı ceza aldığını aktarılmıştır.
 
* Kırıkkale F Tipi Kapalı hapishanesinde mahpuslara, gürültü yaptıkları gerekçesi ile hücre cezası verilmiştir.
 
* Kırıkkale F Tipi Kapalı Hapishanesinde bir mahpusun yazdığı ve el konulan kurgusal romanı için disiplin cezası verilmiştir.
 
* Kırşehir E Tipi Kapalı Hapishanesinde bir mahpus, 5 Mayıs 2020 tarihinden itibaren müşahede odasında tutulduğunu, 21 aydır telefon yasağı verildiğini, askeri nizamda ayakta sayımı kabul etmediği için 10 gün hücre cezası verildiğini aktarmıştır.
 
* Açlık grevindeki mahpuslara tutanak tutularak etkinlik cezası verilmiştir.
 
* Sincan Kadın Cezaevinde 3 kadın mahpus, yapılan kötü muameleye karşın şikayet dilekçesi yazmalarına karşın kendilerine disiplin soruşturması açılmıştır.
 
* Sincan Kadın Kapalı Cezaevinde 50 kadına ‘gereksiz yere marş-slogan’ gerekçesiyle iletişim ve görüş cezaları verilmiştir.
 
* Şartlı tahliye koşulları sağlanmasına rağmen keyfi gerekçelerle tahliyeler uzatılmakta ve gözlem kurulu kararıyla bu uygulama gerçekleşmektedir. Hapishanelerde bu durumda olan pek çok mahpus bulunmaktadır.
 
* Sincan Kadın Hapishanesinde 4 kadın mahpusa Kürtçe şarkı söyledikleri ve halay çektikleri için ceza verilmiş ve tahliyeleri ertelenmiştir.
 
* Bolu F Tipi Cezaevinde bir mahpusun; arkadaşlarına mektup gönderdiği ve kütüphaneden kitap aldığı gerekçesiyle tahliyesi 6 ay ertelenmiştir.”
 
İletişim yasakları ve baskılar
 
Baskılar, iletişim yasakları ve diğer sorunlara da yer verilen raporda ihlaller şöyle:
 
“* Yeni Yaşam, Evrensel, Birgün gazeteleri mahpuslara verilmiyor ve gerekçe olarak ‘Basın ilan kurumundan resmi ilan ve reklam alınmaması’ gösterilmiştir.
 
* İdarece belirlenen kanallar dışında hiçbir TV kanalının televizyonda verilmediği, TRT 6’nın bile yasaklandığı aktarılmıştır.
 
* Bolu F Tipi Hapishanesinde bir mahpusun anı-roman çalışmasına idare tarafından el konulmuş ve konuya dair AYM’de red kararı vermiştir.
 
* Mahpuslara gönderilen Kürtçe kitapların verilmediği, bu konuyla ilgili idareye dilekçe ile başvurulduğunda ‘Kürtçe kitapları kontrol edecek memurun bulunmadığı, çevirmen ücretini kendisinin karşılaması durumunda çevirmene gönderileceğini, uygun bulunması durumunda kitapların kendilerine verileceği’ söylenmiştir.
 
* Kürtçe mektuplar tercüman yokluğu gerekçesi ile aylarca bekletilip geri gönderiliyor.
 
* Bir mahpusun 5 Nisan tarihinde HDP milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’na gönderdiği mektubuna el konulduğu aktarılmıştır.
 
* Pandemi sürecinde haftalık 20 dakikalık telefon kullanma hakkı tek bir numarayı arama şekline indirgenmiştir.
 
* Telefon görüş hakkında, 3 kere çaldıktan sonra ailelerin telefonu açmaması durumunda telefonla görüş hakkının kullandırılmış sayıldığı aktarılmıştır.
 
* Bolu F Tipinde 30 dakikalık açık görüş hakkının büyük kısmında aramalara zaman ayrılmakta ve aileler onur kırıcı aramalara maruz bırakılmaktadır.
 
* Bir mahpus, arkadaş görüş hakkının kullanılması için isim yazdırıldığını ancak 3 görüşçü hakkının hiçbirinin kabul edilmediğini daha sonra bütün mahpusların infaz hakimliğini itirazda bulunduğunu bir kısım isimlerin kabul edildiğini, ismi yazdırılan birçok insanın ise itiraz sonucunun henüz öğrenilemediğini, kendisinin 8 aydır 3 görüşçü hakkının kabulünü beklediğini, S. adında bir arkadaşını kendisinin görüşçüsü olması için yazdırdığını sonrasında idarenin bu görüşçüyü kabul etmediğini ‘Örgüt içi haberleşme yapabilir’ şeklinde bir cevap vererek gerekçesinde ‘hakkında soruşturma olduğu’ şeklinde bir not düşüldüğünü ancak söz konusu soruşturmanın ne hakkında olduğunu belirtmediklerini aktarmıştır.
 
* Mahpuslara ailelerinin koli ile gönderdiği iç çamaşırı, çorap, havlu, terlik gibi eşyalarının, ‘kantinde satılıyor, kantinden alacaksınız” denilerek verilmiyor.
 
* Kayseri Kadın Kapalı Hapishanesinde yemeklerin hijyen kurallarına göre yapılmadığı, içerisinde farklı maddeler (tırnak, bulaşık teli, taş, sert cisimler) ile karşılaşıldığı, günlerce makarna verildiği, farklı yemek çeşitlerinin çıkmadığı aktarılmıştır.
 
* Kantinde satılan ürünler çeşit olarak az ve fiyatlar da yüksektir.
 
* Mahpusların yaşam alanlarına takılan kameralar ile özel hayatın gizliliği ihlal edilmektedir.
 
* Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda pandemi bahanesiyle fotoğraf çektirmenin yasak olduğu aktarılmıştır.
 
* Cenazelerine katılmak isteyen iki mahpusun talepleri kabul edilmemiştir.
 
* Mahpusların 3 kişilik arkadaş ziyareti hakları güvenlik soruşturması gerekçesiyle kullandırılmıyor.”
 
129 tutsak sürgün edildi
 
Sürgünlere de dikkat çekilen raporda, “Son yıllarda hapishanelerde yaşanan hak ihlalleri raporları incelendiğinde en yoğun hak ihlali yaşanan başlıklarından birisinin de zorunlu sevkler yani sürgünler olduğu görülür. Sevk ve sürgünler sırasında çok sayıda hak ihlali yaşandığını görüyoruz. Sevkler öncesi kısa sürede mahpusların bilgilendirilmesi, kimi durumlarda hiç haber verilmeden başka gerekçelerle koğuş ve hücrelerden çıkarılarak gerçekleştirilmesi önemli bir sorundur. Sevk edildikleri halde eşyaları verilmeyen, eşyalarının bir kısmı eski hapishanede bırakılan çok sayıda mahpus bulunmaktadır. Sevk edilen mahpuslar hapishanelere girişlerde çıplak arama uygulamasına maruz bırakılmakta, kabul etmeyen mahpuslar darp ve şiddete maruz kalmaktadırlar. Bu sevklere hasta mahpuslar da maruz kalmakta ve tedavileri önemli ölçüde aksamaktadır. Sevklerin genellikle mahpusların ailelerinden oldukça uzak yerlere gerçekleştirilmesi de başka bir ihlal alanıdır. Ekonomik durum bakımından aileler için ciddi sorunlar yarattığı ve aile ile iletişimin tamamen koparıldığı gözlemlerimiz arasındadır” denildi. Rapora göre, 90’ı Kırıkkale F Tipi Kapalı Cezaevi’nden olmak üzere en az 129 tutsak sürgün edildi.
 
Raporun tamamına buradan ulaşılabilir.