Cumartesi Anneleri: Rıdvan Karakoç dosyası savcılığın tozlu raflarında bekletiliyor
- 13:04 5 Mart 2022
- Güncel
İSTANBUL- Cumartesi Anneleri, 27 yıl önce işkence ile katledilen ve failleri açığa çıkarılmayan Rıdvan Karakoç dosyasını kamuoyu ile paylaşarak, “Beykoz savcılığının tozlu raflarında hala maalesef Rıdvan Karakoç dosyası beklemeye devam ediyor” dedi.
Kayıplarının akıbetini sormak ve faillerin açığa çıkarılarak yargılanmasını talep etmek için her hafta Galatasaray Meydanı’nda toplanan Cumartesi Anneleri, 884’üncü hafta eylemlerini de pandemi koşulları nedeniyle online gerçekleştirdi. Bu haftaki açıklamada İstanbul’da 15 Şubat 1995 yılında gözaltına alınan ve katledilmiş olarak cenazesine ulaşılan Rıdvan Karakoç dosyası ele alındı.
’27 yıldır abimi katledenleri arıyoruz’
Açıklamada ilk olarak Rıdavan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç konuştu. Abisinin 27 yıl önce gözaltına alındıktan sonra katledildiğini söyleyen Hasan, ısrarlı aramaları sonucu cenazesini ise Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı’nda bulduklarını aktardı. “27 yıldır abimi katledenleri arıyoruz” diyen Hasan, “27 yıldır Galatasaray Lisesi önünde adalet mücadelemizi sürdürüyoruz. Dava dosyamız 27 yıldır Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığında bekletiliyor. Hiç kimseye soruşturma dahi açılmadı. Dava dosyamıza bakan savcılar sürekli değiştiriliyor. Annelerimizden ve babalarımızdan aldığımız adalet mücadelemizi evlatlarımıza ve torunlarımıza devredeceğiz. Tüm kayıpların akıbeti açığa çıkarılıncaya ve tüm sorumlular yargılanıncaya kadar bu mücadelemizi sürdüreceğiz. İnsanlık adına sürdürdüğümüz bu mücadele bin yıl da geçse sürecek” dedi.
‘Dosya tozlu raflarda’
Daha sonra Rıdvan Karakoç’un avukatı İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Eren Keskin söz alarak dosyanın akıbeti hakkında bilgi verdi. Eren, Rıdvan’ın 1995’in kış aylarında kendisini sık sık aradığını ve bir gün “Benim başıma her an bir şey gelebilir” dediğini kaydetti. Rıdvan’ın takip edildiğini söyleyen Eren, müvekkilinin Kürt siyasi hareket içinde çalışma yürüttüğünü ifade etti. Eren, “Seni her gün arayacağım, eğer bir gün aramazsam bil ki başıma bir şey gelmiş olabilir’ dedi. Her gün düzenli arıyordu ama 15 Şubat’tan sonra kendisiyle tüm iletişim kesildi. Ondan sonra bir daha haber alınamadı. Ailesi ve avukatları olarak yoğun bir çaba içerisine girsek de 110 gün sonra maalesef işkence ile katledilerek öldürülmüş olarak cenazesine ulaşıldı. O günden bu yana iç hukukta hiçbir sonuç alamadık. Beykoz savcılığının tozlu raflarında hala maalesef Rıdvan Karakoç dosyası beklemeye devam ediyor” diye belirtti.
‘Başvurularımız sonuçsuz kalıyor’
884’üncü hafta basın açıklamasını ise Cumartesi İnsanı Berivan Doğan okudu. Cezasız bırakılan gözaltında kaybetmelerin aydınlanması, bu suçun tüm örüntüleri ile birlikte açığa çıkartılması ve hakikatin ilan edilmesini talep ettiklerini hatırlatan Berivan, “Çünkü herkes, geçmişte yaşanan ağır insan hakları ihlallerinin sorumlularını, bu ihlallere nelerin sebep olduğunu, olayın nasıl gerçekleştiğini bilme hakkına sahiptir. Ancak biz bu hakkımızdan mahrumuz. Hukuktan, haklarımızdan, anayasadan yoksun bırakılmışız. Bu yüzden tüm başvurularımız sonuçsuz kalıyor. Hak talep edeni yılgınlığa sürüklemeyi amaçlayan bu koşullara rağmen hakikat ve adalet talebimizden vazgeçmiyoruz” ifadelerini kullandı.
‘Gördüğümüz yerde öldürürüz’ tehdidi
Ardından 27 yıldır faillerinin açığa çıkarılması beklenen Rıdvan Karakoç dosyasına dair bilgi veren Berivan, “34 yaşındaki Rıdvan Karakoç İstanbul’da yaşıyordu. Kürt siyasi partileri ile sanat ve kültür kurumlarında çalışmalar yürütüyordu. 1994 yılında gözaltındaki bir kişinin verdiği ifade doğrultusunda hakkında yakalama kararı çıkartıldı. Rıdvan Karakoç’u arayan polisler ailesinin evini gözetim altında tutuyordu. Zaman zaman da eve baskınlar düzenliyor, ‘Rıdvan’ı bize getirin, eğer getirmezseniz gördüğümüz yerde öldürürüz’ diye aileyi tehdit ediyordu. Eve gelemeyen Rıdvan 15 Şubat 1995 tarihine kadar ailesi ve avukatı ile düzenli haberleşti. Bu tarihten sonra Rıdvan ile bağlantı kesildi. Evdeki polis ablukası kalktı. Polis baskınları son buldu” dedi.
Parmak izi olmasına rağmen ‘kimliği meçhul’ denildi
Ailenin tüm mercilere başvuru yaptığını ancak bir sonuç alamadığını belirten Berivan, yetkili mercilerin tümünün Rıdvan’ın gözaltında olmadığını iddia ettiğini kaydetti. Berivan, 110 gün süren ısrarlı bir arayışın ardından Rıdvan’ın işkence izlerini taşıyan bedenine Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı’nda ulaşıldığını aktararak, “Ailesi her yerde Rıdvan’ı ararken onun cansız bedeninin savcılık dahil tüm resmi kurumlardan geçtiği, günlerce Adli Tıp Kurumu’nda bekletildikten sonra emniyette parmak izi olmasına rağmen ‘kimliği meçhul kişi’ olarak gömüldüğü açığa çıktı. Beykoz Cumhuriyet Savcılığı’nın takip ettiği dosyada Rıdvan Karakoç’u kaybedenlerin ortaya çıkarılmasına, yargılanarak cezalandırılmasına imkan verecek etkinlikte bir soruşturma yürütülmedi. Soruşturma dosyasında, 27 yıldır rutin yazışmalar dışında bir işlem yapılmadı” ifadelerini kullandı.
‘Devlet bize kapılarını kapatmış’
Berivan, 2016 yılında yaşamını yitiren Rıdvan’ın annesi Asiye Karakoç’un kendilerine yaşatılanlara dair “Devlet bizi vatandaşlıktan düşürmüş, tüm kapılarını bize kapatmış” sözlerini hatırlatarak, “884’üncü haftamızda bir kez daha yargı makamlarına sesleniyoruz: Rıdvan Karakoç’un gözaltında kaybedilmesi ile ilgili gerçeği ortaya çıkarma görevinizi yerine getirin. Suçtan sorumlu olan kişi ve kurumları tespit ederek cezalandırılmalarını sağlayın. Kaç yıl geçerse geçsin; Rıdvan Karakoç için, tüm kayıplarımız için, adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 185 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” dedi.







