Kayıp yakınları kaybettirilen kadınları andı

  • 13:18 5 Mart 2022
  • Güncel
DİYARBAKIR - Kayıp yakınları 682’nci haftasında 8 Mart dolayısıyla kaybettirilen kadınların isimlerini tek tek sayarak andı.
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları, gözaltında kaybedilenlerin akıbetlerinin ortaya çıkarılması ve faili meçhul cinayet sonucu katledilenlerin faillerinin bulunup yargılanması talebiyle 682'nci kez Koşuyolu Parkı'nda bulunan Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya geldi. Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Amed Kadın Meclisi ve Tevgera Jınên Azad (TJA) da eyleme katıldı.
 
Cumartesi ve Barış Annelerine teşekkür edildi
 
8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde eylemlerini gerçekleştirdiklerini söyleyen İHD Diyarbakır Şube Başkan Yardımcısı Ezgi Sıla Demir, gözaltında kaybedilen kadınlar unutulmasın diye onları andıklarını söyledi. Ezgi, yıllardır adalet istemekten, hakikati aramaktan, yüzleşmeyi talep ederek barıştan vazgeçmeyen anneleri ve bütün kadınları andıklarını belirtti. Kadınların eşit yaşamı ve özgürlüğü talep ettiğine değinen Ezgi, “Bunun için mücadele ediyoruz. Bu mücadele azminden hiç bir zaman vazgeçmeyen ve bize mücadeleyi öğreten Cumartesi Annelerimize, Barış Annelerimizi de teşekkürü bir borç biliriz. 8 Mart vesileyle gözaltında kaybedilen kadınları hatırlatıp ve akıbetlerinin açıklanması, faillerinden adil bir yargı önünde hesap sorulması talebimizi tekrarlıyoruz” dedi.
 
 Ezgi, kaybettirilen kadınların isimlerini sayarak devamında şu ifadelere yer verdi:
 
“*Cizre’de gözaltına alındıktan 18 yıl sonra yol yapım çalışması sırasında kemikleri bulunan Makbule Ökdem’e ne oldu?
 
* 1992 yılında Dersim’de gözaltına alındıktan 8 gün sonra işkenceden tanınmaz haldeki bedeni Elazığ Karşıyaka Kartepe’de mevkiinde gömülü bulunan, Ayten Öztürk’e ne oldu?
 
* 1992 yılında Mardin’in Derik ilçesinde 2 kişi ile birlikte gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Rıdda Yavuz’a ne oldu?
 
* 1993 yılında Hizbullah tarafından Nusaybin’de başına çuval geçirilerek kaçırıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Sedika Dal’a ne oldu?
 
* 1993 yılında Bitlis’in Tatvan ilçesine bağlı Wanik köyündeki evlerinden kardeşi Ramazan ile birlikte askerler tarafından gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Hamide Şarlı’ya ne oldu?
 
* 1994 yılında Dersim’in Mirik köyünde yapılan askeri operasyon sonrası kendilerinden bir daha haber alınamayan Hatun Işık, Yeter Işık, Elif Işık ve Gülizar Serin ve onun 3 yaşındaki kızı Dilek Serin'e ne oldu?
 
* 1994 yılında İstanbul’da gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Lütfiye Kaçar’a ne oldu?
 
* 1994 yılında Muş’un Hasköy ilçesine bağlı Ortaç köyünde hayvanlarını sağmak için gittikleri yaylada askeri bir operasyonun ortasında kalan ve kendilerinden bir daha haber alınamayan Gülnaz Tatu ve Kadriye Tatu’ya ne oldu?
 
* 1995 yılında Ankara’da gözaltına alınan, işkence görmüş bedeni 76 gün sonra Kırıkkale Kimsesizler Mezarlığı’nda ‘kimliği meçhul kişi’ olarak gömülü bulunan Ayşenur Şimşek’e ne oldu?
 
* 1995 yılında Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Hatice Şimşek’e ne oldu?
 
* 1996 yılında Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde ev baskınında gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Şükran Daş’a ne oldu?
 
* 1996 yılında Diyarbakır’da eşi Mahmut ile birlikte gözaltına alınan ve 2 yıl sonra Cizre Asri Mezarlığı’na ‘kimliği meçhul kişi’ olarak gömüldüğü anlaşılan ancak mezar yeri hala açıklanmayan Fahriye Mordeniz’e ne oldu?
 
* 1997 yılında Kulp-Diyarbakır yolunda otomobilleri durdurulduktan sonra eşi Orhan ile birlikte Beyaz Toros ile kaçırılan ve kendisinden bir daha haber alınamayan Zozan Eren’e ne oldu?
 
* 1998 yılında İzmir Çeşme ve Alaçatı’da üç arkadaşı ile birlikte gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Neslihan Uslu’ya ne oldu?
 
* 1998 yılında Hizbullah tarafından Mersin’de kaçırıldıktan 18 ay sonra, işkence görmüş bedeni Konya Meram’daki bir villanın bodrumunda gömülü bulunan Konca Kuriş’e ne oldu?
 
Hangi tarihte yaşanmış olursa olsun gözaltında kaybedilen kadınlar gerçeği ile yüzleşmek, cezasızlığı sonlandırmak ve sorumluların yargı önünde hesap vermesini sağlamak mevcut iktidarın görevidir. Herkes ailesinin geleneklerine, örf ve adetlerine uygun olarak, onurlu bir şekilde gömülme, akrabası olan veya kendisine çok yakın olan bir kişiyi defnetme hakkında sahiptir. Bu hak, kanunla yazılı olarak düzenlenmeyi bile gerektirmeyecek kadar doğal ve tartışmasız bir haktır. Bu nedenle devletin, güvenlik güçlerinin ve yerel mahkemelerin, gerekçesi ne olursa olsun, insan onuruna yakışır şekilde gömülme ve insanların yakınlarını gömebilme hakkını ihlal etmemesi gerekir.”
 
‘Köye sıkça baskın yapılıyordu’
 
Ezgi’nin ardından İHD Diyarbakır Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Derya Yıldırım da yaşamını yitiren Bedriye Gümüş’ün hikâyesini okudu. Olayın gerçekleştiği tarihlerde askerlerin ilçede bulunan birçok köye sıkça baskınlar yaparak halkı tehdit ettiğini belirten Derya, Bedriye’nin yaşamını yitirmesine neden olayın da köy halkının askerleri protesto etmek için gerçekleşen bir yürüyüşten kaynaklandığını söyledi.
 
‘Kendisine birçok kurşun isabet etti’
 
Derya, devlet güçlerince yapılan baskın ve tehditlerden dolayı, köy halkının durumu protesto etmek için 17 Şubat 1992 yılında yaşadıkları Kuşkaya köyünden, Yardere Köyüne doğru bir yürüyüş gerçekleştirmek istediklerini kaydetti. Derya, “Köylülerin yapmış oldukları yürüyüş, belli bir mesafeden sonra askerler tarafından engellenmeye başlanır. Olumsuz hava koşullarına rağmen yürüyüşlerine devam eden köylülerin üzerine askerlerce ateş açılır. Açılan ateş sonucu Abdulselam Acet, Seyfettin Kopçak, Ali Ölmez, Abdulselam Özbey, A.Hakim Göllan adlı 5 köylü olay yerinde can verir. Olay yerinde yaşamını yitiren 5 köylüden 2’si askerlikten izne gelen kişilerdi. Olay yerinde yaralanan Bedriye Gümüş ise askeri bir araçla Mardin’deki bir hastaneye kaldırılır. Ailesinin beyanlarına göre, Bedriye Gümüş hastaneye götürülürken askerler tarafından yakınlarına olayın ‘örgüt üyelerince’ gerçekleştirildiğinin söylemesi için baskı uygulanır. Kendisine birçok kurşun isabet eden Bedriye Gümüş hastanede ameliyata alınır fakat yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak yaşamını yitirir” şeklinde ifade etti.
 
‘Faillere ilişkin bir soruşturma başlatılmadı’
 
Derya, “Bedriye Gümüş’ün yakınları tarafından derneğimize yapılan başvuruda; olayın yaşandığı esnada Ramazan isminde bir binbaşı ile Mehmet Göçmen adlı Yüzbaşının görevli olduğu söylenmiştir. Derneğimizin her fırsatta yapmış olduğu tüm çağrılara rağmen halen olayın faillerine ilişkin herhangi bir soruşturma başlatılmadı” sözlerine yer verdi.
 
Eylem kayıplar için yapılan bir dakikalık oturma eylemiyle son buldu.