Kandıra Cezaevi önünden seslenildi: Onlar içeride biz dışarıda direneceğiz!

  • 14:21 5 Mart 2022
  • Güncel
 
İSTANBUL - Hasta tutsakların durumuna dikkat çekmek amacıyla Kandıra Cezaevi önünde açıklama yapan HDP Kadın Meclisi, “Yol arkadaşlarımızın dışarıda sesine ses olmak için, onların dışarıya haykırdığı Garibe’nin çığlığı olmak için, Aysel Tuğluk’un sesi olmak için geldik. Onlar içeride biz dışarıda direneceğiz çünkü şimdi kadın, dayanışma, kadın özgürlük zamanı” sözleriyle seslendi.
 
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, “Birlikte Değiştireceğiz Şimdi Kadın zamanı” şiarıyla karşıladığı 8 Mart etkinlikleri kapsamında Kürt siyasetçi Aysel Tuğluk başta olmak üzere hasta tutsakların durumuna dikkat çekmek amacıyla Kandıra Cezaevi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklama öncesi araçlarla Kandıra Cezaevi’ne doğru giden kadınların aracı, 3 kilometre kala jandarmalar tarafından durdurularak Genel Bilgi Taraması (GBT) yapıldı. Ardından geçişlerine izin verilen kadınlar yine cezaevine 1 kilometre kala tekrar durdurularak kontrol yapıldı. Ardından geçişlerine izin verilen kadınlar cezaevi görünmeyecek şekilde açıklama yapmaları istendi.
 
Açıklamaya İstanbul ve Kocaeli’den çok sayıda HDP Kadın Meclisi üyesinin yanı sıra Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü Esengül Demir, HDP Sözcüsü Ebru Günay, HDP İstanbul Milletvekilleri Züleyha Gülüm ve Oya Ersoy, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) İstanbul İl Eşbaşkanı Gürşenay Dalveren, Kadınların Kurtuluşu üyesi Yeşim Tükel, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukat Elif Taşdöğen ile çok sayıda kadın katıldı. Açıklamada, Kürtçe ve Türkçe olmak üzere iki dilli “Kadın Tutsaklara Özgürlük” pankartı açıldı.
 
‘Kürt kadınlarına yönelik özel cezalandırma politikaları uygulanıyor!’
 
İlk olarak söz alan HDK Eşsözcüsü Esengül Demir, “Kadınlar olarak Kandıra Cezaevi önünde özellikle hasta tutsaklara uygulanan insanlık dışı muamele, cezaevinde savunduğu düşünceler ve yürüttüğü demokratik siyaset mücadelesi nedeniyle tutsak alınan kadın yoldaşlarımızı yeniden kamuoyunun gündemine taşıma ve hatırlatmak üzerine geldik. Türkiye’de uzun yıllara dayalı demokratik siyaset alanında mücadele yürüten kadınlara özellikle de Kürt kadınlarına yönelik devletin özel cezalandırma politikaları uygulanıyor. Şu an arkamızda bulunan Kandıra Cezaevi’nin ne yazık ki çok yakınına yaklaşamadık. Daha önce olduğu gibi bu sefer de Kandıra Cezaevi önüne gelme arzumuz engellendi Kaymakamlığın çıkarttığı bir genelgeyle, öncelikle bunu protesto etmek istiyoruz” dedi.
 
‘Bütün hasta tutsaklar derhal serbest bırakılmalı!’
 
Tüm hasta tutsakların serbest bırakılması çağrısında bulunan Esengül, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Hukuksuzca içeride tutulan, mahkeme kararları henüz netleşmemiş, davaları devam ettiği halde yıllardır cezaevinde tutulan, demokratik siyaset, kadın mücadelesi yürüten kadın yoldaşlarımızın derhal serbest bırakılmaları, hasta tutsak kadınların, siyasetçilerin de başka bir cezalandırma yöntemiyle hastalıklarının bilinmesine, verilmiş olan raporlara rağmen içeride ne yazık ki ölümlerinin gerçekleştirildiği, istendiği çok iyi biliyoruz. Bu yüzden özellikle hasta tutsaklara vurgu yapmak istiyoruz. Aysel Tuğluk nezdinde bütün hasta tutsakların derhal serbest bırakılmaları, aileleri ve hekimler gözetiminde sağlık kontrollerinin, tedavilerinin yapılması gerekiyor.”
 
‘Mücadelelerini dışarıda bizler sürdüreceğiz’
 
Hasta tutsakların durumunun çok acil bir mesele olduğuna vurgu yapan Esengül, “Son dönemlerde 20-24 yıl cezaevinde kalmış olan siyasi tutsakların çeşitli gerekçelerle infazının yakıldığını, cezaevinde kalma süreçlerinin uzatıldığını ve bunun da keyfi bir uygulama olduğunu, cezaevi müdürleri aracılığıyla cezaevi yönetiminin uyguladığı yöntemlerle, tutukluluk süreleri bitmiş olan, özgür kalması gereken siyasi tutsakların infazlarının yakılarak da ikinci bir cezalandırmayla da karşı karşıya kaldığını biliyoruz” dedi. Hem hasta tutsaklar, hem demokratik siyasal hakkını kullanan, kadın özgürlük mücadelesi yürüten tüm kadın tutsaklara ve dostlarına selamlarını gönderen Esengül, “Mücadelelerinin dışarıda bizler aracılığıyla da sürdürüleceğini bir kere daha ifade etmek istiyoruz” mesajını verdi.
 
‘Garibe’nin katledilmesine göz yumdular’
 
8 Mart haftasında gerçekleştirdikleri bir dizi etkinlik kapsamında Kandıra Cezaevi’nin önünde olduklarını söyleyen HDP Sözcüsü Ebru Günay da Türkiye’nin birçok yerinde kadın etkinlikleri yaptıklarını dile getirdi. Ebru, Kandıra Cezaevi’nin kadın siyasi tutsakların cezaevinde kadın olmaktan kaynaklı yaşadığı sorunlarla gündemleşmiş cezaevlerinden biri olduğunu belirtti. Garibe Gezer’in de açıklama yaptıkları Kandıra Cezaevi’nde katledildiğini dile getiren Ebru, konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Aylar önce Garibe Gezer’in bu cezaevinde ihmalkarlıktan, devlet şiddetinden, tacizinden ve tecavüzünden kaynaklı ölümüne giden sürecine tüm Türkiye tanıklık etti ve Garibe Gezer bu cezaevinde katledildi. Tıpkı dışarıda katledilen kadın yoldaşları gibi sesi, çığlığı bu iktidar tarafından duyulmadı, gerekli tedbirler alınmadı, failler cezalandırılmadı ama Garibe Gezer’in tek başına bir hücrede ölüme giden sürecine bu iktidar, bu Adalet Bakanlığı, bu cezaevinin yetkilileri göz yumdu.”
 
Garibe’nin katledilmesinin bir “kadın cinayeti” olduğunu paylaşan Ebru, failler hesap veren kadar mücadele etmeye devam edeceklerinin altını çizdi. 
 
‘Aysel hasta mahpusların yaşadıklarının bir örneği’
 
Açıklamalarını cezaevi önünde yapmak istediklerini paylaşan Ebru, “Maalesef tekrardan iktidarın kolluk güçleri tarafından engellendik ve cezaevinin uzak bir yerinde bu açıklamayı gerçekleştiriyoruz” dedi. Ebru ayrıca, “Nedense kadınlar eylem, etkinlik yaptığında seferber olan iktidar ve kolluk kadın katliamları söz konusu olduğunda ise hiç kılını kıpırdatmıyor” şeklinde konuştu. Aysel Tuğluk kadın mücadelesinde, demokratik siyasette emeği geçmiş bir siyasetçi ve şimdi de hasta tutsak olduğunu vurgulayan Ebru, “Yaşadıkları, hasta mahpusların yaşadıklarının bir örneği aslında. Tıbbi normlardan uzak Adli Tıp Kurumu’nun nasıl düşman hukuku izlediğini bir kez daha Aysel Tuğluk için düzenlediği raporda gördük. Bir kez daha Kürtlere, kadınlara, siyasetçilere nasıl düşmanlık yaptığını Adli Tıp Kurumu’nun Aysel Tuğluk’a yaklaşımında gördük” cümlelerini kullandı.
 
‘Hasta mahpuslar düşman hukukunun açık göstergesi!’
 
Yalnızca son üç ayda 10’u aşkın hasta tutsağın Türkiye cezaevlerinde yaşamını yitirdiğini ifade eden Ebru, “Büyük bir çoğunluğu tekli hücrelerde, büyük şaibeler, ciddi şüphelerin olduğu, ailelerin, demokratik kamuoyunun, bizlerin ikna olmadığı ölüm şekilleri gerçekleşti. Bu aslında düşman hukukunun açık göstergesiydi. İşkenceyi kaldırdığıyla, demokratik siyasetin önünü açtığıyla ve faili meçhul cinayetlerde hesap sormakla övünen iktidar, 90’ların faili meçhul cinayetlerini şimdi cezaevlerinde gerçekleştiriyor. İşkence ve kötü muameleyi artık cezaevlerinde açık bir şekilde, gizlemeden hasta mahpuslar üzerinden gerçekleştiriyor” şeklinde konuştu.
 
'Yol arkadaşlarımızın dışarıda sesine ses olmak için geldik’
 
Tüm bu politikaları ve uygulamaları kabul etmediklerinin altını çizen Ebru, içeride ve dışarıda erkek egemen sisteme, erkek-devlet şiddetine karşı mücadele etmeye devam edeceklerinin mesajını verdi. Ebru konuşmasını şu sözlerle sonlandırdı: “Bugün buraya geldik çünkü yol arkadaşlarımızın dışarıda sesine ses olmak için, onların dışarıya haykırdığı Garibe’nin çığlığı olmak için geldik, Aysel Tuğluk’un sesi olmak için geldik, Gültan Kışanak’ın bize seslenirken söylediği ‘İçeriye göz kulak olun’ sözünü gerçekleştirmek ve ifade etmek için buraya geldik. Onlar içeride biz dışarıda direneceğiz çünkü şimdi kadın, dayanışma, kadın özgürlük zamanı olduğunu hep birlikte söylüyoruz. Biz kadınlar için sınırlar, duvarlar ve cezaevleri anlamsız. Bizim için her yer erkek-devlet şiddetine karşı direnme ve mücadele etme alanıdır.”
 
 Açıklama, “Jin jiyan azadi”, “Aysel için adalet kadınlar için adalet”, “Biji berxwedana zindana” sloganları ve alkışların ardından son buldu.