DAD Kadın Meclisi: Her günü 8 Mart gibi mücadeleyle geçirmeliyiz
- 20:20 5 Mart 2022
- Güncel
KOCAELİ - 8 Mart kapsamında etkinlik gerçekleştiren DAD Kadın Meclisi, “Kürdistan’ın her tarafında kadınlar katlediliyor. Asimilasyona, devlet politikalarına karşı, en fazla da kadın kırımına karşı Kürt Alevi kadınlar olarak mücadele etmeliyiz. Her gün 8 Mart gibi mücadeleyle geçirmeliyiz” mesajını verdi.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Kadın Meclisi, 8 Mart’a giderken Gebze’de bulunan Ana Fatma Cemevi’nde panel ve müzik dinletisi gerçekleştirdi. Etkinliğin gerçekleştirildiği salona, “İnancımızla Örgütleniyor Direncimizle Özgürleşiyoruz” pankartı asıldı. Çok sayıda kadının katıldığı etkinlikte ilk olarak “Lokma” dağıtılarak yemekler yenildi. Ardından Aleviler için ateş, su, toprak ve insanı sembolize eden ve yaşamsal döngüyü kutsayan “Çerah Uyandırma” geleneği gerçekleştirildi. “Çerah Uyandırma” geleneği ile, özgürlük mücadelesinde yaşamını yitiren kadınlar geleneksel ibadetleriyle anıldı. Ardından Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) sanatçısı Baran Bozyel sahne alarak ezgiler seslendirdi.
Panelde ilk olarak konuşan DAD Eşbaşkanı Kadriye Doğan, “Savaş karşıtı kadınlarız, Alevi kadınlar olarak savaşı istemediğimizi tekrar belirtiyoruz. Çocuklarımız bizim inanç şekillerimizle yaşayamadığı için, asimilasyona maruz kaldığı için çok çok acı yaşıyoruz” dedi. Bir umudu olduğunu söyleyen Kadriye, toplumsal eşitlik ilkesinin bilincinde olan kadınların bu umudu yarattığının altını çizdi.
‘Küçücük bir kız çocuğuyken özgürlüğe ihtiyaç duydum’
Daha sonra söz alan yazar Sibel Ünal ise kadına yönelik düşmanlıkla kendi kişisel tarihinin iç içe olduğunu dile getirdi. Büyükada’da büyüdüğünü paylaşan Sibel, çocukluk sürecinde yaşadığı baskı ve psikolojik şiddeti şu cümlelerle anlattı: “Herkesin gözü küçük bir kız çocuğundaydı, ne yaptı, nereye gitti, ne giyiniyor üzerineydi. Sürekli baskı altında hissettim kendimi, mahalle baskısı da vardı üzerimde. Özgürlüğün ne demek olduğu kafama takıldı, küçücük bir kız çocuğuyken neden özgürlüğe ihtiyaç duydum, bunun üzerine düşündüm. Giyimime, eteğimin boyuna karışılması, özgürlüğü düşündürdü bana. Hava karardığında içeri girmek zorunda kaldığım için, tıkış tıkış otobüse bindiğimde tacizi düşündüm, televizyondaki sunucunun inancımı aşağılamasıyla, annemin erkek çocuk yapana kadar doğurduğunu görünce, okula gidip Arapça dualar ezberlemek zorunda kalınca, Ramazan bayramının orucunda neden oruç tutmuyorum diye beni sorgulayan arkadaşlarımı görünce, Kuran kursuna gitmediğim için Hacı Anne tarafından paylandığım zaman özgürlüğü düşündüm.”
‘Kürt kadınları katlediliyor’
Sibel, kadın, Alevi, Kürt olan kadınların çeşitli baskılara maruz kaldıklarını belirterek, “Her türlü şiddete maruz kaldık, ötekileştirildik, bastırıldık, sömürüldük. Kimlik olarak, siyasal ve kültürel olarak baskılandık. Oysa tek istediğimiz şey özgür, eşit ve değerli olduğumuzu bilmekti” dedi. Herkesin eşit ve özgür olmaya ihtiyacı olduğuna vurgu yapan Sibel, “Kadın düşmanlığı kendi kişisel tarihimizde de gizli, anlattıklarım tahmin ediyorum ki hepimizin ortak dertleri” diye konuştu. 8 Mart’ın çok önemli bir gün olduğuna değinen Sibel, “Kadın özgürlüğünün bir çağrısıdır. Kadın sorununa, bu gerçekliğe sürekli gözümüzün açık olması gerektiğini söylüyor bizlere” cümlelerini kullandı. Kürt kadınlarının katledildiğine vurgu yapan Sibel, “Ölüye Saygı İnsiyatifi bizi hassasiyete davet ediyor” ifadesini kullandı.
‘Mücadele etmeye devam edeceğiz’
Sibel ayrıca savaşlarda en çok mağdur olan, bedel ödeyenlerin kadınlar olduğunu belirterek, “Suriye’de Alevi, Kürt, Ezidi kadınlara neler yaptıklarını gördük. Kadınlar tecavüzlere, tacizlere maruz kalıyor. 1921’de Koçgiri’de, 1938 Dersim’de kadınlar katledildi, kalanlara tecavüz edildi, her türlü işkence edildi, toplu şekilde kıyıldılar. Kız çocuklarının saçları kesildi, isimleri değiştirildi, subay ailelerine hizmetçi yapıldı. Küçücük kız çocukları koca koca adamlarla evlendirildi” ifadelerini kullandı. “Ana inancımızdan kopmamalıyız” diyen Sibel, tüm asimilasyonlara rağmen ırkçılığa izin vermeyeceklerini, eşit ve özgür kadınlar olarak mücadele etmeye devam edeceklerinin altını çizdi.
‘JINNEWS 8 Mart için alanlarda’
Ardından söz alan Gazeteci Kibriye Evren de, Türkiye’nin her yerinde 8 Mart için hazırlıklar yapıldığını, JINNEWS’in de alanlarda tüm etkinlikleri yoğun bir şekilde takip ettiğini dile getirdi. Bir Kürt Alevi gazeteci olarak etkinlikte yer almaktan mutluluk duyduğunu paylaşan Kibriye, “DAD, Alevi kadınlar açısından önemli bir kapı çünkü özellikle Türk-İslam sentezinin üç düşmanı var: Kadın, Kızılbaş ve Kürt. Asimilasyon ve yok etme çok fazla uygulanan politikalar.Kimi dönem Cemevi adı altında yapılarda yapıyor bunu, kimi zaman da kurum ve kuruluşlarında” diye konuştu.
DAD’ın, kadınların örgütlenmesi, Alevi inancını ve kimliğini bilmesi açısından önemli bir kapı olduğuna işaret eden Kibriye, “Özel savaş politikalarına karşı, kimliğimiz ve dilimiz açısından kendimizi örgütlemek için de önemli bir kapı, her arkadaş sahip çıkmalı” cümlelerini kullandı.
‘Kürdistan coğrafyasında kadınlar kaybettirilmez katledilir!’
“Kadın kendini tanımadan nasıl bir mücadele edeceğini de bilemez” diyen Kibriye, Rosa Luxemburg’un ‘Vardık, varız, var olacağız’ sözünün önemine değindi. Bir Kürt Alevi olarak anadile, inanca ve kültüre sahip çıkabilmenin oldukça önemli olduğunun altını çizen Kibriye, “Son 40-50 yıldır coğrafyamızda amansız bir savaş var, bu savaşın çok yakın örneğini Gülistan Doku’dan biliyoruz, Dersim’de bir kadın iki yılı aşkın bir süre önce kaybedildi, katledildi. Biz şunu çok iyi biliyoruz ki kadınlar kaybolmaz, kaybettirilir. Özellikle Kürdistan coğrafyasında kadınlar kaybettirilmez, katledilir ya da asker, subay dediğimiz üniformalılar tarafından kaybettirilir” ifadelerini kullandı. “Dersim’de neden bir kadın kaybettirilir” diyen Kibriye, “Avuç kadar bir yer, dağlarına bile kamera yerleştirilmiş bir coğrafya, böyle bir yerde bir kadın kaybettirildi” dedi. Kibriye ayrıca devlet kurumlarında özellikle genç üniversiteli kadınların fuhuş ve uyuşturucuyla asimile edildiğinin de altını çizdi.
‘Kadınların diline ve kültürüne sahip çıkması lazım’
Kibriye konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi: Türkiye’nin birçok yerinde yapılıyor bu politikalar ama özellikle Dersim’i farklı ele almak lazım. Çünkü Dersim, Kürt Alevi topluluğunun yoğun olduğu tek coğrafyadır, özel savaş politikaları devlet eliyle burada çok fazla hayata geçiriliyor. Sadece Dersim’de değil, Sivas’ta da Maraş’ta da böyle yapıldı. Kürt Alevilerin ya da Alevilerin coğrafyalarının hepsi yoğun olarak boşaltılmıştır; çünkü bir göç politikası devlet ve sistem tarafından işleniyor. Kızılbaş politikasına, Kürt Alevi kimliğine karşı özel bir savaş yürütülüyor. Buna karşı kadınların kendi dili ve kültürüne sahip çıkması lazım. Annelere düşen temel görev kendi çocuklarımızı kendi kültürümüzle büyütmemiz lazım.”
‘Kürdistan’ın her tarafında kadınlar katlediliyor’
Aleviliğin asimile ve yok edildiğine dikkat çeken Kibriye, “Bunun vebali hepimizin boynundadır. Kadınlar olarak iradeli olmak zorundayız. Savaşa karşı sokağa çıktık mı, Gülistan Doku, İpek Er kaybedildi. Kürdistan’ın her tarafında kadınlar katlediliyor, Taybet Ana’nın cenazesi Cizre’de 7 gün sokakta kaldı, buna karşı biz Alevi kadınlar olarak ne kadar ses çıkardık? Kendimizi irade olarak göstermemiz lazım. Çarpık bir özgürlük anlayışı bizi kurtarmaz, bu değerlere sahip çıkmazsak bizden sonraki nesil bunları unutacak. Asimilasyona, devlet politikalarına karşı, en fazla da kadın kırımına karşı mücadele etmeliyiz. Bizler büyük felsefenin son nefesleriyiz belki. Örgütsüz güç, toplum, kadın, birey yok olmaya mahkumdur. Ya örgütlenerek kendimizi var etmeye, soyumuzu, kimliğimizi, geleneğimizi çocuklarımıza aktarmaya devam edeceğiz ya da yok olacağız” mesajını verdi. 8 Mart için kadınların örgütlü mücadelede buluşmasına çağrıda bulunan Kibriye, “Sadece bir günümüz değil, örgütlenerek, irade olarak her günü 8 Mart gibi mücadeleyle geçirebiliriz” dedi.
‘Devletin düşmanca yaklaşımını biliyoruz’
HDK Kadın Meclisi üyesi Arife Çınar da, 8 Mart’ta tüm seslerini alanlarda yükselteceklerinin mesajını vererek konuşmasına başladı. Arife, “21 Mart Newroz’la beraber Mart ayı doğaya, tabiata, mücadele eden ruhu daha da büyüteceği duygusu hepimize yansıyor. Kadınların mücadelesi üzerinden toplumun değişimi gerçekleşiyor. Çok acı var tabii, mücadele edemediğimiz, sesimizi çok yükseltemediğimiz kadın cinayeti gerçekleşti. Devletin kadına yönelik intikam duygusunu en fazla hissettiğim Gülistan Doku’nun kaybedilmesidir. ‘Kürt kadınlarını nasıl düşürürüz’, tam da bu temelde yaklaşmışlardır aslında, bir diğeri de Garibe Gezer’dir. Devletin yine geliştirdiği düşmanca politika üzerinden intihar ettirme süsü verilmesidir, ki böyle değildir. Biz bu devletin yüzünü, düşmanca yaklaşımını biliyoruz. Aysel Tuğluk’un tahliye edilmemesi de bunun parçasıdır. Aysel eşit temsiliyet dediğimiz kadın temsiliyetini hayata geçiren bir kadındır. Kadınlar aktif bir şekilde mücadelede yer aldığında baskıların sonu gelmeyecektir” dedi.
‘Mücadele eden kadınları sırlamayacağız’
Konuşmaların ardından kadınlar “Çerağ sırladı”.DAD İzmir Eşbaşkanı Nebat Çelik, “Çerahımızı sırlıyoruz ama bu uğurda mücadele eden kadınları sırlamayacağız” sözleriyle seslendi.
“Jin jiyan azadi”, “Kadın yaşam özgürlük” sloganları, alkışlar ve zılgıtların ardından etkinlik sona erdi.







