Dünü de bugünü de direnişle taçlandıran Afganistanlı kadınlar
- 09:02 8 Mart 2022
- Güncel
Derya Ceylan
HABER MERKEZİ - Afganistan’da kadınların hem kazanımlarla hem de hak gasplarıyla dolu tarihi bugün tekerrür ediyor. Ülke tarihinde önemli bir yeri olan aktivist Meena Keşvar Kemal gibi diğer tüm kadınlar da, kendilerine dayatılan gericiliğe karşı özgürlük inancıyla mücadele ediyor.
Kadınların hakları için verdiği mücadele tarih boyunca farklılık gösterir. Erkek egemen sistemin en ağır baskıları karşısında yaşadıkları dönemin koşullarına göre direnen kadınlar kazandıklarının yanında, birçok hakkı için hala mücadele ediyor. Kadınların haklarının bugün bir bir elinden alınmaya çalışıldığı ülkelerden Afganistan’da da bu mücadeleyi görmek mümkün. Nüfusu 34 milyon olan ülkede 15 milyon erkek, 14,2 milyon kadın yaşıyor. Halkın yaklaşık yüzde 22’si kentte yüzde 78’i ise kırsal alanlarda yaşıyor. Ülkede yerel gelenek adı altında birçok kadın liseyi bitirir bitirmez evlendiriliyor, birçok kadın hayatlarının geri kalanını eve hapsedilmiş halde sürdürüyor.
Kadın haklarında tarihsel geçmişe uzanmak
Afganistan’da kadın haklarının tarihsel geçmişine uzanırsak, kimi yöneticiler, kadınlara dönük kısıtlamaları azaltma yönünde adımlar atsa da bu girişimlerin çoğu başarısız olur. Ancak geçici de olsa bazı önemli değişiklikler yapılır. Bunlardan ilki 1919-1924 yılları arasında Kral Emanullah’ın döneminde gerçekleşir. Ataerkil yapılı ailelerin kadınlar üzerinde uyguladığı “kontrolü” azaltmak için kadınların kamusal alana çıkışı teşvik edilir. Yine 1921’de çocuk yaşta ve zorla evlilik, başlık parası gibi uygulamaları ortadan kaldıran bir yasa çıkarılır. Ayrıca bu süreçte haneler arasında yaygın bir uygulama olan çok eşliliğe kısıtlamalar getirilir.
Sosyal reformlar
Afganistanlı kadınlar için sosyal reform, Kral Emanullah’ın eşi Kraliçe Süreyya’nın kadınların yaşamlarını ve aile, evlilik, eğitim ve mesleki yaşamdaki konumlarını iyileştirmek için hızlı reformlar yapmasıyla başlar. İlk kadın dergisinin yanı sıra ilk kadın örgütü olan Anuman-i Himayat-i-Niswan’ı kız okulları Masturat (1920) ile İsmat (Malalay) okullarını (1921) ve Masturat Kadın Hastanesi’ni (1924) kurar. 1922’de ayrıca annesi tarafından düzenlenen kadın dergisi Ishadul Naswan’a katkıda bulunur. Eşiyle birlikte görünerek cinsiyet ayrımcılığının kaldırılmasına örnek olur ve herkesin içinde peçe takmayarak birçok kadına örnek olur ve kendisini başkaları da izler. Süreyya, Afganistan’daki yöneticiler listesinde yer alan tek kadındır.
Kadın hakları hedeftedir
Ancak sonraki yıllarda Süreyya’nın kadınlara yönelik sosyal reformları savunmasına karşı protestolar gerçekleştirilir. Bu da 1929’da eşinin görevden alınmasıyla son bulur. Yönetimi devralan halefi ise yeniden peçeyi getirir ve kadın haklarındaki reformları geri alır. Sonraki halefler ise Muhammed Nadir Şah ve Muhammed Zahir Şah’tır. Her ikisi de kadın haklarının “ılımlı ve istikrarlı” bir şekilde iyileştirilmesi için çalışır. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra modernleşme reformları hükümet tarafından gerekli görülür. Bu da, kadın hareketinin yeniden canlanmasıyla sonuçlanır. 1946’da hükümet destekli Kadın Refahı Derneği, Kraliçe Hümeyra Begüm yönetiminde kurulur. Dernek, kız çocukları için okul dersleri ve kadınlara mesleki eğitim verir. 1950-1951 yılları arasında Kabil Üniversitesi kadın öğrencileri kabul eder.
Kamusal alandaki kadınlara karşı tepkiler
Muhammed Davud Han’ın 1953’te başbakan olarak seçilmesi ardından kadınlara daha fazla kamusal alanda yer almalarını sağlayan sosyal reformlar teşvik edilir. Bu reformların amaçlarından biri de kadınlara ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapan aşırı muhafazakar, İslamcı gelenekten kurtulmaktır. 1957’de Kabil Radyosu’nda kadın işçiler tanıtılır, Kairo’daki Asyalı Kadınlar Konferansı’na delegeler gönderilir. 1958’de ise hükümetin çanak çömlek fabrikasında 40 kadın istihdam edilir. Bu, herhangi bir ayaklanma olmadan karşılanırken, tartışmaların önüne geçmek için hükmet açıklama yapmaya karar verir. 1959 yılının Ağustos ayında Jeshyn Festivali’nin ikinci gününde Kraliçe Hümeyra Begüm ve Prenses Belkıs, başbakanın eşi Zamina Begüm’ün yanında, açılışı yapılan askeri geçit töreninde görünür. Bir grup şeriat yanlısı, bu duruma tepki göstererek, başbakana protesto mektubu gönderir. Bunun üzerine başbakan, kutsal kitabın gerçekten de peçeli kara çarşafı giymeyi zorunlu kıldığına yönelik kanıtlar ister. Böyle bir kanıt bulunamazken, başbakan da, İslam hukuku gerektirmediği için kraliyet ailesinin kadın üyelerinin artık peçe takmayacaklarını ilan eder. Peçeli kara çarşaf ülkede hiçbir zaman yasaklanmazken, kraliçe ve başbakanın eşi örneğini, hükümet yetkililerinin eşleri ve kız çocukları ile birlikte üst sınıf ve orta sınıftan diğer kadınlar izler.
Anayasada kadınlara eşit haklar eklenir
Tarih 1964’ü gösterdiğinde ise anayasaya kadınlara genel oy, seçme ve seçilme hakkı da dahil olmak üzere eşit haklar verilmesi eklenir. Kentlerde kadınlar başörtüsüz görünür, kamu görevlerinde yer alır, bilim insanı, öğretmen, doktor ve memur olarak iş bulabilir. Bu dönemde kadınlar eğitim hakkını da kazanır. Ancak bu reformların kırsal kesimlere etkisi neredeyse yoktur. Ülkenin büyük kısmının kırsal olduğu da düşünülürse, bu haktan yararlanan kadın sayısı oldukça azdır.
AWC kurulur
Muhammed Davud Han hükümetini deviren 1978 Sevr Devrimi’ni izleyen Afganistan Demokratik Cumhuriyeti (1978-1987) ve Afganistan Cumhuriyeti (1987-1992), Afganistan’da kadınlar için eşi görülmemiş bir eşitlik dönemi yaratır. Komünist ideoloji resmen cinsiyet eşitliğini ve kadın haklarını savunur ve komünist hükümet bunu Afganistan’ın hem kentsel hem de kırsalındaki tüm sınıflara uygulamaya çalışır. Nur Muhammed Terakki liderliğindeki hükümet, kadınlara eşit haklar verir. Bu, onlara eşlerini ve kariyerlerini seçme konusunda güç verir. Afganistan Kadın Konseyi (AWC), bu hakları savunmak ve uygulamak için bir örgüt olarak kurulur. 1989’a kadar AWC, Masuma Esmati-Wardak ve 8 kadından oluşan bir ekip tarafından yönetilir. AWC’nin neredeyse tüm illerde yaklaşık 150 bin üyesi ve ofisi vardır. AWC, ülkede kadınlara okuma-yazma eğitimi verir, sosyal hizmetler sağlar ve sekreterlik, kuaförlük ve imalat alanlarında mesleki eğitim verir.
Komünist yönetim ve kadın hakları
Komünist yönetimin sürdüğü dönemde kadın hakları Afganistan hükümeti tarafından da desteklenir. Kadın haklarının esas olarak kentsel seçkin kadınlarla sınırlı olduğu monarşi dönemindeki durumun aksine komünistler, toplumsal cinsiyet eşitliğini ve kadın haklarını toplumun tüm sınıflarına, ayrıca kırsal kesimdeki kadınlara ve çocuklara uygulamaya çalışır. Kız çocukları için başörtüsü açma ve zorunlu eğitim politikası, muhafazakar kırsal nüfustan tepkiyle karşılanır, Sovyetlere ve komünist rejime de tepki gösterilir.
Savaş yılları
1979-1989 yılları arasında Sovyetlerin işgal ettiği ülkede bu süre zarfında 1 buçuk milyon kişinin yaşamını yitirdiği tahmin ediliyor. 15 Şubat 1989’a kadar süren bu işgalin ardından 1992’de komünist yönetim son bulurken, Muhammed Necibullah yönetimindeki hükümet, Afganistan İslam Devleti’ne geçer. Bir kez daha kadınların haklarına müdahale söz konusudur. Peçe sembolik olarak uygulanır, ancak kadınlar işyerlerinde çalışmaya devam eder ve 1964 Anayasası’nın liberal hükümleri büyük ölçüde desteklenir. Hikmatyar’ın 1996’da Afganistan başbakanı olarak İslam devletine entegre edilmesinden sonra kadınlar daha da kısıtlanmaya başlar. Televizyona çıkan kadınların işten çıkarılması istenir. 4 yıllık şiddetli iç savaş sırasında çok sayıda kadın kaçırılır ve tecavüze uğrar. Bu dönemde Taliban, Kabil’in kontrolünü ele geçirmek için yola çıkar. Taliban, kadınların işe gitmelerini, yanında bir erkek aile üyesi olmadıkça evden çıkmalarını yasaklar. Kadınların, dışarı çıktıklarında bedenlerini tamamen örten bir burka giymeleri istenir. Kadınlar örgün eğitimden uzaklaştırılır ve eve hapsedilir.
Hak gaspları
Taliban’ın 5 yıllık yönetimi süresince kadınların bütün hakları ellerinden alınır. Birleşmiş Milletler (BM), Taliban hükümetini tanımayı reddeder. Öğretmenlerin çoğu görevden alınırken, kadın istihdamına getirilen yeni kısıtlamalar, eğitimde büyük bir öğretmen eksikliği yaratır. Çoğu işte kadınların önüne yasaklar konulurken, tıp alanında bazı kadınların çalışmaya devam etmelerine izin verilir. Bunun nedeni ise kadınların sadece kadın doktorlar tarafından tedavi edilmesinin istenmesidir.
5 yıl sonra yeniden kazanımlar sağlanır
ABD’nin 7 Ekim 2001’de Afganistan’a girmesiyle beraber, Taliban ülkedeki gücünü kaybeder. Bunu takip eden yıllarda kadınların günlük yaşamında bazı özgürlüklerin önü açılır, toplumsal ve siyasi hayatta kadın hakları alanında bazı kazanımlar elde edilir. Taliban’ın iktidardan uzaklaştığı 20 yıl içerisinde en büyük ilerleme eğitim alanında sağlanır. Okullar yeniden kız çocuklara açılır ve eğitime katılım hızlı bir şekilde artar. Bu süre zarfında okuyan kadın sayısı 3 buçuk milyona ulaşır. Yine burka zorunluluğunun kalkması ile kadınlar tamamen örtünmeden sokağa çıkar. Toplumsal cinsiyet eşitliği kapsamında yasal değişikliklere gidilir. 2003’te kadınların hakları anayasada güvence altına alınırken, 2009’da Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Kanunu getirilir. Kanun, kadına yönelik şiddete neden olan gelenek, görenek ve uygulamalarla mücadeleyi esas alır. Kanun tecavüz, fuhşa sürükleme, işkence, intihara sürükleme ya da kadınlara fiziksel zarar vermeyle sonuçlanan şiddet içeren davranışlarda bulunma, kadınları yaralama veya sakatlama ve şiddet dahil olmak üzere 22 tür şiddeti suç sayar. Kanun ayrıca çocuk yaşta ve zorla evliliklerin sona erdirilmesinde, şiddete karşı önemli bir adım ve ceza ile tazminatı içerir. Yine bu dönemde kadın sığınma evleri kurulur. Kadın savunma merkezleri, kadınların ve çocukların bağımsız ve kendine güvenen bireyler olarak korunması, tedavisi, yasal hizmetleri ve bazen de ekonomik olarak güçlendirilmesi için çalışan ve onları gelişimlerinde aracı olarak eğiten mekanizmaları benimser.
Kadınların yetersiz de olsa elde ettiği kazanımlar, geçmişte olduğu gibi yine kent ve kırsal bölgelere eşit şekilde yansımaz. Kırsal alanda yaşayan kadınların yaklaşık yüzde 76’sı haklarına erişemez. Yine ülke genelinde Taliban’a karşı devam eden çatışmalar, kırsaldaki kadın ve çocukların bu kazanımlara ulaşmalarının önüne geçer.
Taliban’ın dönüşü ve hedef alınan kadınlar
Taliban, 20 yıl sonra 15 Ağustos 2021’de ülke yönetimini tekrar ele geçirir. Böylece zorlu bir mücadele ile elde edilen kazanımları, hak ve özgürlükleri kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalan kadınlar, dijital medyada videolar yayınlayarak uluslararası topluma çağrıda bulunur.
Sara’dan çağrı: Afganistanlı kadınlar tarihten silinmesin
Afganistanlı Sara’da çağrıda bulunan kadınlardan biridir. Taliban’ın ülke yönetimini ele geçirmesinden 5 gün sonra, Sara, dijital medyadan uluslararası topluma şöyle seslenir: “Merhaba, ben Sara. Afganistanlı genç bir kadın. Çocukluğunu ve genç yetişkinlik dönemini Afganistan’da geçirmiş, burada yaşayan kadın ve kız çocuklarının durumunu yakından bilen biri olarak size bu videoyu çekmek istedim. Afganistan’da eğitim gören, sosyal ve toplumsal hayata katılımın ilk adımlarını burada atmış bir kadın olarak Afganistanlı kadınların durumunun Taliban gelmeden önce de tam anlamıyla kabul edilebilir bir vaziyette olmadığını biliyorum. Temel haklarımıza dahi tam olarak erişebilmek için hep bir direniş halindeydik. Toplum ve kültürün kadınlara karşı baskı ve kısıtlamaları devam ediyordu. Ama bu kısıtlamalar Taliban tarafından olursa bunun karşısında direniş göstermemiz mümkün değil. Bunun nedenini Taliban’ı iyi tanıdığınız için biliyor olduğunuzu düşünüyorum. Afganistanlı kadınların bir kez daha tarihten silinmesine izin vermeyin.”
Zarifa Ghafari: Lütfen susmayın
Diğer yandan kadın aktivistler ve sanatçılar, Taliban’ın gelişiyle birlikte kendilerini karanlık bir geleceğin beklediğini ifade ederek dayanışma çağrısında bulunur. Ülkenin ilk kadın belediye başkanı Zarifa Ghafari’nin “Benim gibi insanların peşine düşecek, beni öldürecekler. Ailemi bırakamam. Bekliyorum” sözleri dünya gündemine oturur. Yönetmen Sahraa Kerimi de dünyaya şu sözlerle seslenir: “Hey bu koca dünyanın insanları, lütfen susmayın, bizi öldürmeye geliyorlar.”
Taliban’ın gelişiyle beraber son 20 yıl içerisinde kısmen de olsa kadınların eğitim, sağlık, siyaset, sanat ve daha birçok alanda elde ettiği kazanımlara dönük yasaklar ise art arda gelir.
İşkence edilerek katledilir: Ferhunde Melikzade
Afganistan’da direnişiyle hafızalara kazınan kadınlardan Ferhunde Melikzade, ülkedeki kadın mücadelesinin sembolü olur. Ferhunde, 2015 yılının Mart ayında bir türbenin önünde muska satan bir erkekle tartışır, sonrasında ise o erkeğin, Ferhunde hakkındaki iddiaları üzerine toplanan grup tarafından işkence edilerek katledilir. Ferhunde’nin cenazesi kadın hakları aktivistleri tarafından taşınırken, maruz kaldığı işkence ise “Adalet istiyoruz” sloganıyla protesto edilir.
Taliban’a karşı verilen savaşta yüzlerce kadın da yer alır. Bu kadınlardan biri olan Nefise, “Erkek kardeşimi, kız kardeşimi ve yeğenimi öldürdüler. Bu yüzden silahımı elime aldım” der.
Salima Mazari için çağrı
Ülkede Şii inancına mensup Hazara kadınları da, Taliban’a karşı direnen kadınların önemli bir parçasıdır. Kadınlar, Taliban’a karşı savaşmaya hazır olduklarını açıklar. Ülkede çalışan bir gazeteci, Hazara kadınlarının savaşmak için hazırlandıkları bir videoyu da bu süreçte yayınlar. Yine Mezar-ı Şerif’in kadın valisi ve Hazara kökenli Salima Mazari de Taliban’a karşı mücadelede ön cephede yer alır. Taliban’ın ülke kontrolünü ele geçirmeden önce The Guardian’a konuşan Salima, “Bazen ofiste oluyorum ve diğer zamanlarda savaşa katılmak gerekiyor” der. Ancak Taliban’ın ülkeyi ele geçirmesinden sonra Salima yakalanır. Salima’nın serbest bırakılması için birçok kişi dijital medyadan çağrı yapar.
Yazar Sushmita katledilir
Çalışan kadınlar da işlerinden ayrılmaları yönünde Taliban’dan tehditler alır. Bu tehditleri alanlardan biri olan Hindistanlı yazar Sushmita Banerjee, 1995’te iki kez Taliban tarafından hedef haline getirilir. Sushmita, bu süre zarfında bir süreliğine Hindistan’a gider. Aradan geçen zaman zarfında Taliban’dan kaçışına dair yazdığı kitabı da bir Hint filmine uyarlanan Sushmita, 2013 yılında Taliban tarafından katledilir.
RAWA’nın kuruluşunun temelini atar: Meena Keşvar Kemal
Afganistan kadın direniş tarihinde önemli bir yeri olan Meena Keşvar Kemal, 27 Şubat 1956’da Kabil’de dünyaya gelir. Okul günlerinde, Kabil ve diğer kentlerdeki öğrenciler, sosyal aktivizm ve yükselen kitle hareketleriyle derinden meşguldür. Kendini sosyal bir aktivist olarak kadınları örgütlemeye ve eğitmeye adamak için üniversiteden ayrılır. Meena, ifade özgürlüğü hakkı ve siyasi faaliyetler yürütmek için 1977’de Afganistan Devrimci Kadın Birliği’nin (RAWA) temelini atar. Örgütün amacı, ülkedeki yoksul ve baskı altındaki kadınların sesini duyurmaktır. 1979’da Rusya’nın ülkeyi işgal etmesine karşı bir kampanya başlatan Meena, kamuoyunun dikkatini çekmesi için okullarda, kolejlerde ve Kabil Üniversitesi’nde çok sayıda yürüyüş ve toplantı düzenler.
El sanatları merkezleri
Örgütün, bir diğer girişimi ise 1981’de iki dilli “Payam-e Zan (Kadınların Mesajı) dergisini çıkarmasıdır. RAWA, dergi aracılığıyla kadınların direnişini daha etkili bir şekilde yansıtır. Payam-e Zan, aşırı dinci grupların işledikleri suçları ve eril zihniyetini teşhir eder. Meena, 1981’in sonunda Fransa hükümetinin daveti üzerine, Fransız Sosyalist Parti Kongresi’nde Afganistan’daki direniş hareketini temsil eder. Kongrede, Boris Ponamariev başkanlığındaki Sovyet delegasyonu, Meena zafer işareti yaptığı sırada katılımcılar tezahürat yaparken utanarak salonu terk eder.
KGB ve ortakları tarafından katledilir
Meena’nın aktif bir şekilde yürüttüğü çalışma, hem Rusların hem de Taliban’ın tepkisine neden olur. Meena, Rusya’ya bağlı KGB ve ortakları tarafından 4 Şubat 1987’de katledilir.
RAWA, hala Afganistan-Pakistan bölgesinde kadın hakları için çalışmalarını sürdürüyor.
Meena’nın direnişini yansıttığı şiirlerinden bir bölüm şu şekildedir:
“Bir kadınım…
Kalktım ve yanmış çocuklarımın külleri arasında bir fırtına oldum,
Kardeşimin kanının derelerinden doğdum,
Milletimin gazabı beni güçlendirdi
Yıkılmış ve yanmış köylerim düşmana karşı nefretle dolduruyor,
Ey yurttaş, artık beni aciz ve aciz görme,
Sesim ayağa kalkmış binlerce kadına karıştı,
Yumruklarım, binlerce yurttaşın yumruğuyla kenetlendi,
Bütün bu acıları kırmak için tüm bu kölelik prangaları.
Ben uyanan kadınım,
Yolumu buldum ve asla geri dönmeyeceğim.”







