Dersim’de coşkulu 8 Mart kutlaması

  • 12:19 8 Mart 2022
  • Güncel
DERSİM - Dersim Kadın Platformu öncülüğünde kentte gerçekleştirilen 8 Mart mitinginde kadınlar savaşa, şiddete, yoksulluğa, tecride karşı sesini yükseltti. Coşkulu kutlamada tutsak kadınlar selamlandı, cezaevlerine dikkat çekildi.
 
Dersim Kadın Platformu, “Yoksulluğa Eşitsizliğe Şiddete ve Savaşa Karşı Örgütü Mücadeleye” şiarıyla Seyit Rıza Meydanı’nda 8 Mart Dünya Kadınlar Günü mitingi gerçekleştirdi. Mitinge Dersim Kadın Platformu bileşenlerinin yanı sıra, Tevgera Jinên Azad (TJA), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Halkaların Demokratik Partisi (HDP) Dersim Kadın Meclisi, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Dersim Kadın Kolları ile çok sayıda kadın katıldı.
 
Sabah saatlerinde Sanat Sokağı’nda bir araya gelen kadınlar “Kadın tutsaklara özgürlük”, “Kadın kadının yurdudur”, “Emeğin gaspına karşı örgütlüyüz”, “Erkek egemenliğine karşı ayaktayız”, “Cezasızlık politikalarına karşı ortak mücadeleye” dövizleri ve hasta tutsak Aysel Tuğluk ile milletvekilliği düşürülen Semra Güzel’in fotoğraflarını taşıdı. Burada davul, zurna ve zılgıtlar eşliğinde halay çeken kadınlar, sık sık “Jin jiyan azadî”, “Yaşasın kadın mücadelesi” ile “Susmuyoruz korkmuyoruz itaat etmiyoruz” sloganları attı. Ardından kitlesel olarak zılgıt ve sloganlar eşliğinde Seyit Rıza Meydanı’na doğru yürüyüş gerçekleştirildi. 
 
Yürüyüşün ardından miting programı, Dersim Kadın Platformu’ndan Fatma Argın Taşkale’nin konuşması ile başladı. Yoksulluğa, eşitsizliğe, şiddete ve savaşa karşı bir kez daha alanlarda olduklarını belirten Fatma, kadınların özgürlüğü ve hakları için mücadele etmeye devam ettiklerini vurguladı. Fatma, 8 Mart’ın kadınların emek mücadelesinin sembolü olduğunu belirtti.
 
‘Saldırılara geçit vermeyeceğiz’
 
Emperyalistlerin egemenlik ve paylaşım kavgası ile şovenizmi kabul etmediklerini söyleyen Fatma, “Savaşların yol açtığı göç yollarında kadınların ve çocukların, yoksul halkın nelere maruz kaldığının en yakından tanıkları olarak savaşa karşıyız. Mültecilerin Ege Denizi’nde, Yunanistan ve Türkiye sınırlarında, yaşam alanlarında uğradığı katliamların tanıklarıyız. Mülteci kadınlara yönelik cinsel, fiziksel, psikolojik saldırılara geçit vermeyeceğiz. Halklara yönelen savaşa ve silahlara karşı mücadelemizi büyüteceğimizi bir kez daha haykırıyoruz” şeklinde konuştu.
 
‘Aysel Tuğluk ve hasta tutsakların özgürlüğünü istiyoruz’
 
Binlerce yıldır kadın emeğinin ve bedeninin sömürüldüğüne dikkat çeken Fatma, şunları kaydetti: “Binlerce yıldır erkek egemenliğinin sömürüsüne karşı mücadele ediyoruz. Mücadelemiz erkek egemen düzenin baskı, şiddet, yıldırma politikaları ile engellenmeye çalışılmaktadır. Bu politikalarla tutsak ediliyor, katlediliyoruz, özgürlüğümüz ve yaşam hakkımız elimizden alınıyor. Cezaevlerindeki hukuksuz uygulamalar ve baskılar artarak devam ediyor. Kandıra Cezaevi’nde şüpheli şekilde hayatını kaybeden Garibe Gezer bunlardan sadece biri. Bu süreçte birçok hasta tutsak hapishanelerde yaşamını yitirdi. ATK tarafından verilen ‘Cezaevinde kalabilir’ raporlarıyla yüzlerce hasta tutsak hala hapishanelerde tutulmaktadır. Bu nedenden dolayı, tek başına hayatını idame edemeyen ve birçok hastalığı bulunan Aysel Tuğluk’a özgürlük talebimizi bir kez daha yineliyoruz. Aysel Tuğluk ve tüm hasta tutsaklar için özgürlük istiyoruz.”
 
Gülistan Doku nerede!
 
Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’dan 2 yıldan uzun bir süredir haber alınamadığına işaret eden Fatma, “İlk günden beri adil ve şeffaf bir soruşturma yürütülmediğini söyledik. Bugün söylediklerimizin ne kadar doğru olduğunu hep birlikte görüyoruz. İlk günden beri sorduk sormaya devam edeceğiz. Buradan hep birlikte Bedriye annenin sesi olalım ve soralım; Gülistan Doku nerede” dedi.
 
‘Adalet tanımını yerle bir eden bir süreç yaşıyoruz’
 
Cezaevinde tutuklu bulunan Sebahat Tuncel, Gültan Kışanak, Aysel Tuğluk ve tüm siyasi tutsak kadınları selamlayarak konuşmasına başlayan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) MYK üyesi Berivan Sincar, cezaevinde tutulan kadınların erkek egemen devletine karşı biat etmeden dört duvar arasında mücadele etmeye devam ettiğini kaydetti. Berivan, “Biz de buradan seslerimizi onlara ulaştırmaya çalışıyoruz. Dersim coğrafyası yaşanan bu baskı ve zulmü yıllardan beridir biliyor. Nasıl ki Dersimin kayıp kızları hikayesiyle Dersim’in direnişçi kadınlarını teslim alma ve iradelerini kırmaya dönük yaklaşımlar yapıldıysa, bugün de üniversitelerimizde ve sokaklarımızda genç kadınlarımıza dönük özel savaş sisteminin çok yoğun bir şekilde işletildiği gerçeğini görebiliyoruz” şeklinde konuştu. 
 
‘Adalet ve hak arayışları görmemezlikten geliniyor’
 
Kadınların adalet arayışının her geçen gün daha da arttığına dikkat çeken Berivan, “Emine Şenyaşar Adalet Nöbeti’ni bir yıldır Urfa Adliyesi önünde sürdürüyor. Gözlerimizin önünde yaşanan bir vahşet. Korunması gereken bir ortamda ailesi katledildi ama adaleti dağda, taşta, toprakta arıyor. Fakat bunu vermekle yükümlü olan sistem ne yazık ki buna yanıt olamıyor. Yine hepimizin geçtiği yılda tanık olduğu siyasal çalışmalar içerisinde yer alan Deniz Poyraz’ın katledilmesi olayı ve Konya Katliamı. Yine cezaevinde başta hasta kadın tutsaklar olmak üzere hasta tutuklulara karşı uygulanan her türlü yönelim, ne yazık ki bunlara karşı sürdürülen adalet nöbetleri var. Belki de bu süreçte en çok hepimizin söylediği adalet ve hak arayışlarına karşılık biliyoruz ki, duymazlıktan ve görmemezlikten gelinen bir yaklaşımla karşı karşıya kalınmakta. Bütün bunlara karşı bizler mücadelemizin temel dinamikleri arasında yer alıyoruz” dedi.
 
Kapitalist modernitenin yetersizliği
 
Pandemi ile birlikte kapitalist modernite ve ulus devletlerin çözümsüz ve yetersiz olduğunun açığa çıktığının altını çizen Berivan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sağlıktan, eğitime, sosyal ve siyasal hayata karşı krizin yönetememe halinin bugün derin bir ekonomik krize döndüğünü görüyoruz. Başta olan hükümet geçmişin eleştirisi üzerinden geldi. Yağ kuyrukları, tüp kuyrukları ve mazot kuyruklarından yürütmüş olduğu eleştiriye bakıyoruz ki, her gün kınadığının da gerisine düşen bir sistem gerçekliğini ortaya koydu. Yıllardır insanları düşmanlaştırıp kutuplaştırarak kendini var etti. Bugün de ortaya çıktı ki aslında kendini sürdüremiyor. Bütün bu yaşanan sorunlara karşı elbette ki direniş kültürünün ve mücadelemizin ortaya koymuş olduğu kurtuluş noktaları vardır. Bugün her türlü yönelime karşılık bizler, alanlarda olmaya devam ediyoruz. Bugünler yine Newroz’a kadar olan süreç direnişlerimizin ve zılgıtlarımızın coşkuyla ortaya konduğu günlere dönüyor. Bugün Kürdistan’ın birçok kentinde savaşa karşı, kadın kırımı ve şiddete karşı meydanlardayız ve meydanlarda olmaya devam edeceğiz.”
 
Birleşik Kürt Kadın Platformu mesajı
 
Ardından Birleşik Kürt Kadın Platformu’nun mitinge yolladığı mesajı Dersim Kadın Platformu’ndan Suna Çelik okudu. Platformun mesajı şöyle: “Birleşik Kürt Kadın Platformu olarak, 8 Mart Kadınlar Günü’nü, Kürt kadınlarının ruhuyla Kürdistan’ın her tarafından karşılıyoruz. Rojava’dan Doğu Kürdistan’a, Kuzey’den Güney Kürdistan’a kadar bütün Kürt kadınlarının 8 Mart çığlığı, Kürt kadınların birliğini sağlayacak. Bütün halklar kendi tarihlerini, dilleri ve kültürleriyle inşa eder. Birlik temellerini dil, kültür ve tarihleri ile yaparlar. Bütün Kürt kadınlarına çağrımızdır: Her birimiz dilimizin neferi, kültürümüzü yaşatanlarız. Umut ediyoruz ki, 8 Mart Kürt kadınların birlik günü olur. Bu bağlamda başta Kürt kadınlar olmak üzere bütün dünya kadınlarının 8 Mart’ını kutluyoruz. Yaşasın Kürt Kadın Birliği.”
 
Dersim Belediyesi Korosu’nun sahne aldığı miting, kadınların halay ve alkışlarıyla sona erdi.