Makbule annenin sözünü tekrarladılar: Nazım nerede?

  • 13:02 12 Mart 2022
  • Güncel
İSTANBUL - Cumartesi Anneleri, 885’inci hafta eylemlerinde 28 yıldır kayıp olan gazeteci Nazım Babaoğlu’nun akıbetini sorarken, yaşamını yitiren annesi Makbule Babaoğlu’nun “Ölmeden oğlumun mezarını bulmak, bize bu acıları yaşatanların hesap verdiğini görmek istiyorum” sözünün takipçisi olunacağı belirtildi.
 
Kayıplarının akıbetini sormak ve faillerin açığa çıkarılıp yargılanmaları talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı’nda eylem gerçekleştiren Cumartesi Anneleri, 885’inci hafta eylemlerini de pandemi koşulları nedeniyle online yaptı. Bu haftaki eylemde Özgür Gündem gazetesi Urfa muhabiri olan ve 12 Mart 1994’te gittiği Siverek’te bir daha kendisinden haber alınamayan Nazım Babaoğlu’nun akıbeti soruldu.
 
‘Kayıplar bu ülkenin ayıbı’
 
Açıklamada ilk olarak Nazım’ın abisi Cemal Bababoğlu konuştu. Kardeşinden habere gittiği günden bu yana haber alamadıklarını hatırlatan Cemal, “Yaptığımız araştırmalara göre Siverek Sulu Cami önünde gözaltına alındığı. Kimler tarafından alındığına yönelik dilekçemizi Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdik. Ama o tarihten bu yana yargı harekete geçmedi. Biz aileler kayıplarımızla ilgili adalet arıyoruz. Kardeşimizin akıbetini öğrenmek istiyoruz. Yargı harekete geçene kadar adalet arayışımız devam edecek. Kayıplar bu ülkenin bir ayıbıdır. Ülke bu ayıptan kurtarılmalı” dedi.
 
‘Apê Musa’ya yapıldığı gibi komplo kuruldu’
 
Ardından aile avukatı Osman Baydemir söz aldı. 90’lı yıllarda devlet eli ile oluşturulan karanlıkta insanların yargısız infaz edildiğini söyleyen Osman, gözaltında da taciz ve tecavüzlerin yaşandığını yine köylerin yakıldığını belirtti. Osman, “İki temel ışık odağı vardı bunlardan birisi insan hakları savunucuları, bir diğeri de özgür basın geleneğiydi. Gerçekler karanlıkta kalmasın ki bir daha insan hakları ihlalleri işlenmesin. İşte bunlardan bir tanesi de Nazım Babaoğlu idi. Bir yandan üniversiteye hazırlanıyordu bir yandan da Özgür Gündem gazetesinde muhabir olarak çalışıyordu. Tıpkı Apê Musa’ya yapıldığı gibi önce bir komplo kuruldu. ‘Siverek’de büyük bir haber var’ aramasıyla Siverek’e gitti ve orada gözaltına alındı. Görgü tanıklarının anlatımlarına rağmen, nerede tutulduğu, saat kaçta alındığı savcılığa dilekçeler ile bildirilmesine rağmen 28 yıldır devlet sessizliğini koruyor” şeklinde konuştu.
 
“28 yıldır devlet işlemiş olduğu suçu inkar ediyor” diyen Osman, 28 yıldır devlet adına suç işleyen çetenin korunduğunu vurguladı. Osman, “Ahdımız olsun ki Makbule ananın sorusunu sormaya devam edeceğiz. Nazım nerede? Nazımlar nerede? sorusunu sormaya devam edeceğiz. Çünkü insan hakları savunucuları Makbule annelerin annelik duygusunun mirasçıları olarak kendilerini görüyorlar. Adalet tecelli edinceye kadar, devlet adına cinayet işleyenler, devlet adına taciz ve işkence yapanlar adli makamlara, adalete hesap verinceye kadar Nazım nerede, Nazımlar nerede? sorusunu sormaya devam edeceğiz” diye belirtti.
 
‘Kanla sansür ile gazeteciler katledildi’
 
885’inci hafta basın açıklamasını ise gözaltına kaybedilen Özgür Gündem gazetesi muhabiri Ferhat Tepe’nin kardeşi Ayşe Tepe okudu. İhlalci rejimlerin halkın haber alma hakkını her daim hedef aldığını söyleyen Ayşe, basın özgürlüğünün işlevsiz kılınmaya çalışıldığını kaydetti. Ayşe, iktidarın parçası olmayı reddeden medyanın çalışamaz hale getirmek için ağır baskı ve engellerle karşı karşıya bırakıldığını ifade ederek, “Söz konusu engellemelerin en ağırı basın çalışanlarının yaşama haklarına yönelik saldırılardır. Kimi çalışmalarda ‘kanla sansür’ diye nitelenen bu saldırılar ne yazık ki bizim topraklarımızın unutturulmak istenen bir gerçeğidir. 90’lı yıllar, ‘kanla sansür’ün en yoğun yaşandığı dönem oldu. Devleti yönetenlerin ‘Onlar Gazeteci değil, militan’ dediği, gerçekte ise halkın haber alma hakkını savunan onlarca gazeteci katledildi, kaybedildi. Bu gazetecilerden biri de Nazım Babaoğlu oldu” hatırlatmasında bulundu.
 
Makbule annenin talebi
 
2017 yılında Nazım’a ve adalete ulaşamadan yaşamını yitiren Makbule Babaoğlu’nun “Ölmeden oğlumun mezarını bulmak, bize bu acıları yaşatanların hesap verdiğini görmek istiyorum” talebini bir kez daha kamuoyuna taşıdıklarını belirten Ayşe, Nazım hakkında şu bilgileri verdi:
 
“19 yaşındaki Nazım Babaoğlu, Özgür Gündem Gazetesi'nin Urfa Bürosu'nda çalışıyordu. Büro çalışanları kamuoyuna duyurdukları ağır hak ihlalleri nedeniyle baskı altındaydı. Gazetelerin bombalandığı, gazetecilerin sokaklarda infaz edildiği karanlık günlerdi. Özgür Gündem gazetesi Urfa Büro Şefi Kemal Kılıç da uğradığı silahlı saldırı sonucunda öldürülmüştü.
 
Anadolu Ajansı muhabiri aradı
 
Bucak Aşireti’ne mensup dört korucunun Siverek’te görevli bir öğretmenin evini basarak öğretmene ve kız kardeşine cinsel saldırıda bulunduklarına dair hazırladıkları haber Özgür Gündem gazetesinde yayınlanınca, Urfa Büro çalışanlarına yönelik tehditler daha da arttı. Gazete’nin çalışanlarının can güvenliklerinin sağlanmasına dair yaptığı başvurulara rağmen hiçbir önlem alınmadı. 12 Mart 1994 sabahı Siverek’teki yerel bir gazetenin çalışanı ve ilçenin Anadolu Ajansı temsilcisi Murat Yoğunlu, Özgür Gündem Bürosu’nu telefonla aradı. Siverek’te korucularla ilgili çok önemli bir haber olduğunu ve mutlaka muhabir göndermelerini söyledi. Nazım, sözü edilen haberi izlemek için Siverek’e gitti. Kendisinden bir daha haber alınamadı.”
 
Sedat Bucak’ın evine götürüldü
 
Görgü tanıklarının Nazım’ın İrfan Gazetesi’nde bekleyen Bucak Aşireti’ne mensup korucular tarafından zorla bir araca bindirilerek Sedat Bucak’ın evine götürüldüğünü aktardığını paylaşan Ayşe, “Ailenin tüm başvuruları tanık beyanlarına rağmen sonuçsuz bırakıldı. Gerçeği açığa çıkartacak, failleri tespit edecek etkin bir soruşturma yürütülmedi. Dosya zamanaşımına sürüklendi. Gazeteci Nazım Babaoğlu'nun akıbeti karanlıkta bırakıldı, onu kaybedenler cezasızlık zırhıyla korundu” dedi.
 
‘Nazım’ın akıbeti açığa çıkarılsın’
 
“Hukuk ve adalet sisteminde yarattığınız büyük tahribata son verin” sözleri ile iktidara seslenen Ayşe, “Nazım Babaoğlu’nun akıbetinin açığa çıkartılması ve işlenen bu insanlığa karşı suçun bilinen şüphelileri hakkında etkin soruşturma ve kovuşturma yürütülmesini sağlama görevinizi yerine getirin. Kaç yıl geçerse geçsin; Nazım Babaoğlu için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 186 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” şeklinde konuştu.