Tabip Odası’ndan Emine Şenyaşar’a ‘Barış, Dostluk ve Demokrasi’ ödülü
- 19:13 12 Mart 2022
- Güncel
DİYARBAKIR - Diyarbakır Tabip Odası’nın “Barış, Dostluk ve Demokrasi” ödülünü alan Emine Şenyaşar, "Mücadele etmekten vazgeçmeyeceğim" dedi.
Diyarbakır Tabip Odası, 14 Mart Tıp Bayramı Haftası kapsamında 1990’lı yıllardan bu yana verdiği bu yıl ki “Barış, Dostluk ve Demokrasi” ödülünün sahibini geçtiğimiz hafta açıklayarak Urfa’nın Suruç ilçesinde 14 Haziran 2018 yılında AKP Urfa Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen ve adalet talebiyle Urfa Adliyesi önünde bir yıldır oturma eylemini sürdüren Emine Şenyaşar’a verdi. Tabip Odası ödülün takdimi için Yenişehir ilçesinde bulunan bir otelde ödül töreni düzenledi. Törene, Video Konferans Platformu olan ZOOM aracılığı ile TTB Merkez Konsey Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, TTB Merkez Konsey üyesi Halis Yerlikaya, bölge tabip odaları, Şenyaşar ailesinin avukatı Hidayet Enak, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Batman Milletvekili Necdet İpekyüz ile HDP Diyarbakır İl Örgütü, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve kentte bulunan Barış Anneleri, İnsan Hakları Derneği (İHD), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) gibi çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı.
‘Siyasi krizin derinleştiği bir dönemden geçiyoruz’
Törende ilk olarak konuşan Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Elif Turan, son yıllarda ülkenin ekonomik, sosyal ve siyasi krizlerin derinleştiği bir dönemden geçtiklerini ifade ederek, buna bağlı birçok hak ihlalinin yaşandığını söyledi. Özellikle pandemi koşullarıyla beraber sağlık alanında ihlallerin tavan yaptığını dile getiren Elif, “ Sağlık alanında da yaşanan ihlalleri pandemi süreciyle daha iyi gördük. Sağlık alanında yaşanılan hak ihlalleri anti demokratik uygulamaları da derinleştirdi. Sağlığı sadece fiziksel ve ruhsal bir durum olarak ele almıyoruz. İhlallerin yaşandığı bir ortamda barışı, demokrasiyi savunmak için kendimize ilke edindik. Barış dostluk demokrasi ödülünü 27 yıldır gerçekleştiriyoruz. Biz bu ödülü her türlü anti demokratik uygulamalara, baskılara ve gözaltına rağmen mücadele edenleri onurlandırmak için veriyoruz” ifadelerini kullandı.
‘Bu ülke yönetilemiyor’
TTB Merkez Konsey üyesi Dr. Halis Yerlikaya, TTB’nin uzun yıllardır halkın sağlık haklarıyla mücadele etmesinin yanında emek, demokrasi ve savaşa karşı barış mücadelesi yürüttüğünü de sözlerine ekledi. Halis, “TTB bir adaletin olmadığı yerde sağlığında olmayacağını, sağlığın olmazsa olmazının barış, demokrasi, adalet olduğunu hep vurguladı. TTB 1990’lı yıllarda açlık grevlerine karşı çıktı, 1980’lerde idam cezalarına karşı çıktı, 2000’lerde de savaşa karşı çıkarak ‘Savaş bir halk sağlığı sorunudur’ dedi. Bu mücadeleyi o günlerden bugünlere getirdik. Bugün ödülü alan Emine annenin adalet arayışının aynı zamanda sağlığın bir parçası olduğunu vurguladık. Adaletin olmadığı yerde sağlıksızlık üretilir. Sağlık alanında yaşanan ihlallerin diğer alanlara nasıl yansıdığını biliyor ve görüyoruz. Başka alanlarda da bu ülkenin yönetilemediğini görüyoruz” dedi.
‘Cezasızlık kalkanıyla ört bas ediliyor’
TTB Merkez Konsey Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı da gelinen süreçte demokrasinin tamamen ortadan kaldırıldığı bir süreçte demokrasiyi aramaya, barış için mücadele etmeye devam ettiklerini kaydetti. Şebnem, “Bütün bu süreçte siyasi otoritenin bizleri baskıladığını da görüyoruz. Tabi ki TTB olarak, mücadele sürecimizde bizler de meslektaşlarımızın susturulmasına, bastırılmasına, değersizleştirilmesine karşı mücadele ederken 15 Aralık’ta da Urfa’da Şenyaşar ailesiyle buluştuk. Hepimiz biliyoruz bu ülkede asıl suçlular elini kolunu sallayarak gezerken nüfusun yarısı terörist olarak yargılanıp cezaevlerinde yatırılıyor. Cezaevi koşullarında ciddi sağlık sorunları yaşayanların ısrarla tutulduğu bir Türkiye’deyiz ne yazık ki. Tüm bu zamanda ayrıca yaşanılan suçların bir de görülmez kılınması söz konusudur. Bir cezasızlık kalkanıyla da ört bas ediliyor” sözlerini kullandı.
‘Adaletsizlikte yargının büyük bir payı var’
Şenyaşar ailesinin yaşadığı adaletsizlikte siyasi iktidara bağımlı olan yargının çok büyük bir payının olduğunu vurgulayan Şebnem, “ Özellikle de yargının bağımlı olduğunun en büyük göstergesi de siyasi otoritenin özellikle bazı durumları kendi bakış açıları ile tanımlamaları ve yargıya yol göstermeleridir. Özellikle Şenyaşar ailesinin, yaşadıklarına baktığımızda bu tutumun devam ettiğini görüyoruz. 4 yıl olmasına rağmen yargılama süreci ne yazık ki adaleti sağlamaktan uzak. Daha en başta her olay da olduğu gibi Cumhurbaşkanı tanımlamalı bir konuşma yaparak yargıya talimat verdi ve her zaman olduğu gibi terörizmden bahsetti” diye konuştu.
‘ATK adaleti sağlamaktan çok uzak’
Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) adaletin tesisi noktasında çok tehlikeli bir yerde durduğunu da dile getiren Şebnem devamında şunları söyledi: “ATK’nin adaleti sağlamaktan çok uzak olduğunu söylemiştik. ATK, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinde bilimsel olmaktan uzak. Hepinizin bildiği gibi sayın Aysel Tuğluk’un da değerlendirilmesinde ATK’nin bağımlı durumuyla karşılaştık. Ne yazık ki meslektaşlarımız bu bağımlı yapının içerisinde bilime aykırı bir değerlendirme ile rapor hazırlamıştır. ATK, bu sağlık sorunlarını görmezden geliyor. Ve sağlık durumu değerlendirmesini yapmaktan kaçıyor. Sonuçta tüm bu süreçlerde ne yazık ki karşımıza çıkan tablo cezasızlık durumudur. Bunun devam etmesi de suç işleyenleri destekler tarzda.
‘Bize düşen yaşananları açığa çıkarıp kamuoyu ile paylaşmak’
Sonuçta bütün bunlar bizim açımızdan toplumdaki adalet duygusunu yaralayıp bizim, barış içinde bir arada yaşamamızı ortadan kaldırıyor. Bu koşullar da tabi ki bizlere düşen yaşanılanları açığa çıkarıp bunları kamuoyuyla paylaşmaktır. Bu adalet için mücadele etmemizin bir parçasıdır. Ve bu birliktelik barış içinde, dostça ve dayanışmayla yaşamamıza olanak verecektir. Barış, dostluk ve demokrasi ödülünü Şenyaşar ailesiyle paylaşmaktan onur duyduğumu ifade etmek istiyorum.”
‘Bize düşen hukuksuzlukları deşifre etmek’
Avukat Hidayet Enak ise, avukatlığını yaptığı Şenyaşar ailesinin direnişinin Türkiye vicdanında yer alarak ülke gündemine girdiğini aktardı. Şenyaşar ailesinin başlattığı adalet eyleminin iktidarın bütün yalanlarını deşifre ettiğini dile getiren Hidayet, “Bize düşen, hukuken bu mücadeleyi sürdürmek ve tüm hukuksuzlukları deşifre etmektir. Asıl mücadeleyi Emine anne vermiştir. Bu bölgede yaşanılan tek olay değildir. Hakikatin açığa çıkmasını engellemek için terörist yaftalaması yapılıyor. Şenyaşar ailesi, Yıldız ailesinin zulmüne maruz kalmıştır” ifadelerine yer verdi.
‘Aileyi yalnızlaştırma politikası yürütüldü’
Yaşanan olay sonrasında hukuki birçok girişimlerinin engellendiğini ve birçok delillerin karartıldığını ifade eden Hidayet, “İktidar, olaylardan hemen sonra aileyi yalnızlaştırma politikası yürüttü. Otorite, tamamen gerçekliği örtbas etmek için hareket etti. Yaşama hakkının bu kadar açık ve net ihlal ettiği bu denli bir olay tarihte yoktur” diye belirtti.
Hidayet, konuşmasını Şenyaşar ailesinin katliamda yaşadığı olayları anlatarak ortaya çıkan hak ihlallerini sıralayarak bitirdi.
‘Herkesi Şenyaşar ailesine destek olmaya çağırıyoruz’
Ödül törenine, Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve kayyım atandıktan sonra tutuklanan Selçuk Mızraklı mesaj gönderdi. Ortak gönderilen mesajda şu sözlere yer verildi: “Değerli Emine Ana, çok büyük bir haksızlık yaşadığını, çok acı çektiğini biliyoruz, acını paylaşıyoruz. Çok haklı bir mücadele yürütüyorsun. Sana ve mücadelene büyük saygı duyuyoruz. Bize de direnme gücü veriyorsun. Evet belki ikimiz de burada bir cezaevi hücresindeyiz ama kalbimiz orada seninledir. Gün gelecek, sorumlular adil yargı önünde hesap verecekler ve ruhundaki, ruhumuzdaki yara biraz olsun kapanacak. Biz buna yürekten inanıyoruz, sen de inancını bir an için bile, asla kaybetme. Bu ödül nedeniyle Diyarbakır Tabip Odasına teşekkür ediyoruz. Bu vesileyle herkesi, Şenyaşar ailesine destek olmaya çağırıyoruz. Adaletin, hukukun olacağı özgür günlerde görüşebilmek üzere…”
Sinevizyon izletildi
Konuşmaların ardından TTB’nin bugüne kadar “Barış, Dostluk ve Demokrasi” ödülünü alan kişilerin bulunduğu ve Şenyaşar ailesinin adalet talebi için adliye önündeki direnişini konu alan sinevizyon izletildi.
‘Mücadeleden vazgeçmeyeceğim’
Sinevizyondan sonra TTB Yüksek Onur Kurulu üyesi Mahmut Ortakaya, “Barış, Dostluk ve Demokrasi” ödülünü Emine Şenyaşar ailesine takdim etti. Ödülü alan Emine, yaşadıkları olayların ardından evde bekleyemeyeceklerini belirterek Urfa Adliyesi önünde adalet talebinde bulunduğunu belirtti. Emine, Yıldız ailesinin karanlık bir aile olduğunu ifade ederek adalet için mücadele etmekten vazgeçmeyeceğinin altını çizdi.
Ödüllerin verilmesinden sonra tören sona erdi.







