‘Hak ihlalleri tecritten bağımsız değil’

  • 09:02 13 Mart 2022
  • Güncel
 
BATMAN - Türkiye ve bölge cezaevlerinde tutsaklara yönelik uygulanan hak ihlallerinin tecritten bağımsız olmadığını belirten HDP Batman Kadın Meclisi üyesi Nurten Üzümcü, cezaevlerinde yaşananlara dair kamuoyunun daha hızlı  refleks göstermesi gerektiğine dikkat çekti. 
 
PKK Lideri Abdullah Öcalan ve tutsaklara yönelik uygulanan tecrit gün geçtikçe ağırlaşmaya devam ediyor. Tecritle beraber cezaevinde yaşanan hak ihlallerine ise her gün bir yenisi ekleniyor. Öte yandan tutsaklar her ne kadar aileleri ve avukatları aracılığıyla yaşananları kamuoyuna yansıtmaya çalışsa da, yetkililer bu durum karşısındaki sessizliğini sürdürüyor. HDP Batman Kadın Meclisi üyesi Nurten Üzümcü tecridi ve tecridin cezaevlerindeki etkisini değerlendirdi. 
 
‘Hak ihlalleri tecritten bağımsız değil’
 
Türkiye ve bölge cezaevlerinde tutsaklara yönelik ciddi oranda hak ihlallerinin yaşandığını söyleyen Nurten, “Cezaevinde yaşanan hak ihlallerini 23 yıldır İmralı’da uygulanan tecritten bağımsız olarak ele almak mümkün değildir. Çünkü İmralı’da ağırlaştırılan tecrit aynı şekilde diğer cezaevlerinde tutulan tutsaklara da yansıyor. Bununla birlikte hak ihlalleri yaşanıyor. Tecritle beraber hukukun işlenmediği, hukuksuz bir şekilde gözaltların yapıldığını ve çıplak aramaların dayatıldığını biliyoruz. Pandemiyle beraber tutsakların en temel hakları dahi ortadan kaldırıldı. Cezaevlerinde keyfi uygulamalar yapılıyor” dedi. 
 
Özellikle F Tipi cezaevlerinde tüm hakların ihlal edildiğine dikkat çeken Nurten, “ F Tipi cezaevlerinde köpeklerle birlikte aramaların yapıldığı bilgisi var. Tutsaklar buna karşın herhangi bir refleks gösterdiği zaman ise disiplin cezası alıyorlar. Tabi cezaevinde bunların yaşanmaması için gerekli kurumların devreye girmesi ve yaşanılan olayların daha fazla kamuoyuna yansıtılması gerekiyor” dedi.
 
‘Aysel Tuğluk’un tedavi edilmesine izin verilmiyor’
 
Cezaevinde tutulan hasta tutsakların tedavi edilmemesinin yaşanan hak ihlalleriyle bağlantılı olduğunu ifade eden Nurten, “Hasta olan arkadaşlarımız hastaneye götürülüp getirildikten sonra tek kişilik hücrelere alınıyor. Hastaneye götürülen çoğu kişi ise yaşlı ve durumu ağır olan hastalar. Özellikle son iki yılda yaşanan sorunlarla bu süreç halen devam ediyor. Aynı şekilde tedavi edilmek amacıyla hastaneye götürülen tutsakların bu süreç içerisinde dahi maruz kaldıkları olumsuzluklar var. Durumu ağır olan ve cezaevinde tutulan hasta tutsaklar var. Bunların özel bir şekilde dışarıda tedavi edilmesi gerekirken, hukuksuz gerekçelerle tedavi edilmesi engelleniyor. Bu durum da arkadaşlarımızın cezaevlerinde yaşamını yitirmelerine neden oluyor. Bunun en büyük örneği olan Aysel Tuğluk’tan biliyoruz. Bugün ATK tarafından alınan raporlara rağmen tedavi edilmesine izin verilmiyor. Bunlar kabul edilecek bir durum değil" diye vurguladı.
 
‘Tutsak aileleri sessiz kalmamalı’
 
İnfazı yakılan ve tedavi edilmeyen tutsaklar için tutsak ailelerinin kentlerde başlattığı "Adalet Nöbeti" eylemlerine de değinen Nurten, şunları kaydetti: "Ölüm döşeğinde olan birkaç hasta tutsak serbest bırakıldı ancak kısa bir süre sonra tutsakların yaşamını yitirdiğini görüyoruz.Türkiye’nin bu konuda imzalamış olduğu sözleşmeler var. Bu sözleşmelerin hayata geçirilmesi için buna uyulması gerekiyor.  Aynı zamanda ailelerin başlatmış olduğu eyleme destek olunması gerekiyor. Özellikle bu konuda diğer tutsak ailelerinin bu duruma sessiz kalmaması lazım."
 
‘İzole etmeye çalışıyorlar’
 
Tutsakların ağır koşullar altında tutulduğu F Tipi cezaevlerinin yanı sıra Türkiye ve bölge cezaevlerinde yaygınlaştırılmak istenen S Tipi cezaevlerine de dikkat çeken Nurten, “F Tipi cezaevleri ‘en ağır cezaevleri’ diye tabir ediliyor. Bu zaten başlı başına insani olmayan bir durum. Bunun yanında almış olduğumuz bilgilerle tek kişilik hücreli S Tipi cezaevleri açılacağı söz konusu. Tek kişilik hücrelerde durumu ağır olan hasta tutsakların nasıl yaşayabileceğini düşünemiyoruz. İnsan bunu düşününce vicdanen kendini rahatsız hissediyor” ifadelerini kullandı. 
 
Tutsakların cezaevinde izole edilmeye çalışıldığını söyleyen Nurten, “Tecrit ve hak ihlallerinden kaynaklı tutsaklar açlık grevine giriyor. Bu duruma karşı toplumsal bir refleksin gösterilmesi gerekir. Toplumunda buna destek olması lazım” diye ifade etti.