Kadın çalıştayının ön raporu açıklandı

  • 15:50 13 Mart 2022
  • Güncel
 
MARDİN - KESK Mardin Kadın Meclisi’nin “Şiddetsiz Bir Yaşama Çağrı” şiarıyla düzenlediği kadın çalıştayının ön raporunda, tecrit, kadına yönelik, şiddet, katliam ve tutsaklara yönelik ihlallerin çalıştayın ana gündemleri olduğu belirtildi. 
 
Kamu Emekçileri Sendikalar Konfederasyonu (KESK) Mardin Kadın Meclisinin, “Şiddetsiz Bir Yaşama Çağrı” şiarıyla düzenlediği kadın çalıştayı sona erdi. Mardin Barosu Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen çalıştay, forum ile devam etti. Tamamlanan forumun ardından çalıştayın ön raporu açıklandı. Rapor, Eğitim Sen Mardin Şubesi Eğitim Sekreteri Duygu Özbay tarafından okundu. 
 
‘Toplumsal cinsiyet eşitsizliği yeniden üretiliyor’
 
İnsanlık tarihinin mücadeleler tarihi olduğunu belirten Duygu, “Bugün kadınların, ırkların, farklı cinsel yönelimlere sahip bireylerin ve yeryüzünün karşı karşıya kaldığı sorunların, savaşların mükemmel olarak tasvir edilen erkeklik kültürü oluşturmaktadır” dedi. Günümüz toplumlarında kadınların kamusal alanda giderek daha fazla yer aldığı durumunun sayısal bir veriden ibaret olduğunu belirten Duygu “Kurumlar her ne kadar cinsiyetten arınmış olarak gözükse de aslında toplumsal cinsiyet rollerine göre şekillenmektedirler. Bu nedenle toplumsal cinsiyet rollerindeki eşitsizlikler, kurumsal yapılarda yeniden üretilmektedir ve yaygınlaştırılmaktadır” ifadelerini kullandı.
 
Kadın sağlık çalışanların şiddete maruz kalması
 
Sağlık sektöründe başta kadın çalışanlar olmak üzere, sağlık çalışanlarının karşılaştığı şiddet olayların günden güne arttığına dikkat çeken Duygu, sağlık hizmetlerindeki şiddet konusunun, günümüzde gittikçe artan bir önem kazandığını ve artık sağlık çalışanının şiddet acısından risk altında olduğunun kabul görüldüğünü kaydetti. Duygu, “Buna rağmen şiddetin çözümü noktasında yetkililer tarafından yeterli önlemler alınmamaktadır. İşte evde okulda sokakta maruz kaldığımız şiddet hayatımızı en derinlikli etkileyen olgulardan biridir” dedi.
 
‘Tutsaklar ölüme sürükleniyor’
 
OHAL uygulamaları ve devamında pandemi ile cezaevlerinde tecrit ve hak ihlallerinin en üst düzeyde yaşandığı bir dönemden geçildiğini belirten Duygu, “Cezaevleri AKP MHP iktidarının uyguladığı mutlak ve hukuksuz tecrit politikaları neticesinde birer ölüm evlerine dönüşmüştür” ifadelerini kullandı. Cezaevlerinde kadın tutsakların yaşadığı sistematik işkence, taciz ve tecavüz vakalarının arttığına dikkat çeken Duygu “Cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri ile tutsaklar bile bile ölüme sürüklenmektedir. Nitekim son dönemde cezaevlerinde sayısızca cenaze çıkmıştır” dedi.
 
Aysel Tuğluk 
 
Adli Tıp Kurumu’nun hazırladığı raporlara dikkat çeken Duygu, Aysel Tuğluk’un durumunu hatırlatarak, “Adli tıp kurumlarının politik saikler ile değil bilim etiğine uygun  hareket etmelidir” diye konuştu. 
 
Kadın katliamları 
 
Caydırıcı yaptırımların olmamasının kadın katliamlarının artmasının temel nedeni olduğunu ifade eden Duygu, caydırıcı cezaların hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. 6’ncı Yargı Paketi ile kadınların nafaka hakkının ellerinden alınmak istenmesine, İstanbul Sözleşmesi’nden Türkiye’nin imzasının geri çekilmesine dair de Duygu “İstanbul Sözleşmesine derhal geri dönülmelidir. Kadınları iş hayatında istismardan, mobingden, şiddetten koruyan ILO 190 sözleşmesi imzalanmalıdır” dedi.
 
Tecrit uygulamaları 
 
Bugün yaşanan kadın katliamlarının, ekolojik yıkımların, cinsel yönelimi farklı bireylerin karşılaştığı sorunların, savaşların, ırk ve cinsiyet ayrımcılığının temelinde “mükemmel” olarak tasvir edilen erkeklik kültürünün yattığını belirten Duygu, şunları söyledi: “Toplumsal cinsiyet eşitliğinin bütün kurumların tüzüğünde yer alması, eğitim müfredatına dahil edilmesi, İstanbul Sözleşmesine geri dönülmesi, 6284 sayılı yasanın etkin uygulanması, ILO 190 Sözleşmesinin imzalanması, KESK ve diğer bütün sivil toplum örgütlerinde  eşbaşkanlığın ve eşit temsiliyetin resmi hale getirilmesi, hasta tutsaklar ve özelde hasta kadın tutsaklar uygulanan tecrit, işkencenin her türlüsü derhal sonlandırılması, TCK 103 çocukların cinsel istismarına yönelik yasada yapılmak istenen değişiklikleri kabul etmediğimizi, kısacası tecavüzü meşrulaştırılmasını ve  iktidarın yargı paketleriyle kadın kazanımlarına yönelik saldırıları kabul etmediğimiz çalıştayın ana gündem konularını oluşturdu.”
 
Açıklama alkış ve “Jin jiyan Azadî” sloganı ile son buldu.