Meral Danış Beştaş: Her bir yurttaş Kawa olacak zulme başkaldıracak

  • 14:19 14 Mart 2022
  • Güncel
 
ANKARA - Gündemdeki gelişmeleri değerlendiren HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş,  “İsyanını itirazını Newroz bayramında ifade edecek, her bir yurttaş kawa olacak ve zulme baş kaldıracak. Bütün halklara bir çağrı yapmak istiyorum; Dem dema serkeftine, dem dema aştiye newroza we piroz be. Ez bang li hemi gelen me dikim. Roja newroze em hemu heriken kada û em newrozu piroz bikin” dedi. 
  
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş Meclis’te yaptığı basın toplantısı ile gündeme dair gelişmeleri değerlendirdi.
 
Sağlık emekçilerine dönük vurgu
 
AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sağlık emekçilerine dönük, “varsın gidiyorlarsa gitsinler, bizde gerekirse yeni mezunları istihdam ederiz” sözlerini hatırlatan Meral, “Neresinden tutulur bilmiyorum gerçekten. Cumhurbaşkanı ve iktidarının küçük ortağı ile beraber umurunda nelerin olmadığını öğrenmiş olduk. Toplum ve halk sağlığı diğer bir deyimle tedavi edilme hakkı, hastanede liyakatı iyi olan bilimsel olarak en ileri tekniklerin kullanılabileceği bir ortam yerine yeni bitiren sağlık emekçilerini istihdam ederiz diyor. Burada önemli olan sağlık emekçilerinin bir ülkedeki rolleridir. Hepimizin 7’den 70’e 84 milyon yurttaşın gittiği, tedavi edildiği, sağlıklı bir yaşam için olmazsa olmaz olan bir çalışan kesiminin bu şekilde hakarete maruz bırakılmasını asla kabul etmiyoruz. Bu sözler hem sağlık hakkına hem de vatandaşın sağlığının hiç önemli olmadığı gerçeğini iktidar nezdinde bir kez daha ortaya koymuştur. Bu iktidarın sağlık emekçilerine ihtiyacı yok kendileri istediklerinde yanlarında özel doktorlarla dünyanın her tarafını dolaşıyorlar” dedi.
 
‘Kapıyı gösterenler gidecek’
 
Sağlık emekçilerinin Türkiye’nin onuru olduğuna dikkat çeken Meral,  “Çünkü bunu böyle düşünüyorlar. Vatandaşın sağlığını düşünmediklerini ilan ettiler. İhtiyaçları olan bolca para, 5’li çeteler, işleri güçleri bu. İki günlük iş bırakma eylemine gidiyorlar büyük görev diye niteliyorlar. Sağlık emekçilerinin yanlarındayız, destekliyoruz, haklarının, taleplerinin bir an önce karşılanması gerektiğini tekrar söylemek istiyorum. Şunu da müjde olara vermek istiyorum, kapıyı gösterenler gidecek kendileri burada kalacak ve hep birlikte yaşayacağız. 14 Mart’ı gerçek bir bayram olarak kutlayacağımız günlere diyerek 14 Mart tıp bayramını kutluyorum”  ifadelerini kullandı. 
 
‘Rüzgar nereye dönerse AKP iktidarı yüzünü oraya dönüyor’
 
Rusya’nın Ukrayna’ya dönük devam ettirdiği savaşa da değinen Meral, “Bu savaş ile birlikte iktidarın bir yüzünü daha gördük. Rüzgar gülü gibi bir dış politika izliyorlar. Rüzgar nereye dönerse AKP iktidarının da yüzü oraya dönüyor. Erdoğan bu ara barışsever kesilmiş. Hayret ediyorum gerçekten. Müzakereci rolüne bürünmüş, Ukrayna savaşını bitirmek çözüm ve barış sözlerini kuruyor ama gelin bakın ki içerde tam bir savaş politikası yürütüyor. Kendi yurttaşına, Kürtlere karşı içeride dışarıda düşmanlığını sürdürüyor. Barış savunucusu gibi görünmesi, bu arada moda oldu. Herkes otursunlar konuşsunlar müzakere etsin derken. Bunu da sanki halk yutacak, gerçekten Erdoğan barış severmiş gibi kabul edecek gibi garip bir hezeyanla bunu yapıyorlar. Tabi ki biz barışı savunuyoruz ama istikrarlı ve herkes için barış istemenin ne kadar değerli olduğunu söylemek istiyorum. Sürdürülebilir bir barış politikası hem içerde ve dışarıda lazım. Hakların onurlu ve eşit bir şekilde yaşamını savunmak HDP'nin politikasıdır” sözlerini kullandı. 
 
Meral’in açıklamasından satır başlıkları şöyle:
 
“Geçen hafta İsrail Cumhurbaşkanı Herzog Erdoğan ile görüştü 14 yıl sonra. HDP olarak elbette İsrail ile diplomatik ilişkilere karşı değiliz. Bu ilişkilerin başta Filistin halkı olmak üzere bütün ortadoğu halkların yarına olmasına isteriz ama AKP iktidarı 10 yıldan uzun süredir İsrail Filistin çatışmasını iç siyasete malzeme etmekten geri durmuyor. Antisemitizmi körüklediği gibi Filistinlilerin kendi topraklarında özgürce yaşamaları için bir katkı yapmaktan uzaktır politikaları. Filistin halkı çok ağır saldırılara maruz kaldı. İsrail devleti de bu politikasını devam ettiriyor. Bu görüşmede en dikkat çekici şey Nazım Hikmet'in yaşamaya dair şiirinin okunmasıdır. İnsan dinlerken Filistinlilerin zeytin ağaçlarının nasıl talan edildiğini ve Efrîn’deki zeytinliklerine yönelik uygulamaları Türkiye’ye getirilmesinde düşünmeden edemiyoruz. Zeytin ağacının anavatanı Filistin'in de içinde olduğu Doğu Akdeniz havzasıdır. Antik Helen ve Mezopotamya medeniyetlerinde zeytin ağaçlarına büyük bir kutsallık atfedilir. Zeytin ağacı barışın sembolüdür ama bu yüzyılda talanın ve işgalin sembolü oldu. Bu işgaller Filistin'de olduğu gibi Kürt coğrafyasında zeytin dalı gibi adlar konularak devam ettiriliyor.
 
Büyük bir ikiyüzlülük
 
Efrîn zeytinliklerin talan eden Erdoğan, Filistin zeytinliklerin talan eden Herzog ise şiiri okudu. Biz yapılana mı bakalım, söylenene mi? Tabi ki yapılanı görüyoruz. Bunu ne kadar büyük bir ikiyüzlülük olduğunu ifade edelim. Erdoğan dışişleri bakanını da Filistin’e göndereceğini ilan etti. 10 yıldan fazladır Gazze’ye gideceğim dedi ama gidemiyor. Şimdi Dışişleri Bakanı’nı gönderecek. Şovunuzu alet ettiğiniz topraklarda Filistinliler ölmeye devam ediyor, göçe zorlanıyor ve tutuklanıyor.  HDP olarak İsrail ve Filistin halkının geleceklerinin birbirine bağlı olduğunu tıpkı Türkiye yaşayan Kürt halkı ve Türk halkı ile birlikte diğer halkların özgürlüklerinin ve yaşamlarını birbirine bağlı olması gibidir. Filistin halkı özgürleşmediği müddetçe İsrail halkının da demokratik bir ortamda ve özgür olarak yaşama hakkı ortadan kalkıyor. Barış hakkı ortadan kalkıyor. İsrail bir önce Filistin’e yönelik ağır ablukayı sonlandırması ve dünyanın gözü önünde şeffaf bir şekilde BM’nin çözümü tezi olan 1967 öncesi sınırlarını esas alarak barışa şans vermeleri yönündedir. Biz her türlü barış girişimini ve çabayı da destekliyoruz. Ortadoğu’ya yönelik politikaların bütünlüklü olarak ele alınması lazım. Kuzey Doğu Suriye’ye yönelik savaş politikası sürdürülürken, Filistin ve İsrail arasındaki çatışmalara barış politikası yürütülmesinin kabul edilemezdir ve bir sonuç alınamayacağını ifade etmek isterim. 
 
CHP Bolu Belediye Başkanı hakkında ne düşünüyor?
 
Bolu Belediye Başkanı her gün yeni bir ırkçılık beyanı ile Türkiye’nin gündemini işgal ediyor. Kendisini mültecilere kadınlara, Kürtlere karşı ırkçılığını herkes duydu. Dün de partimizi etiketleyerek bir tweet atmış. Ben kendisini muhatap almıyorum, genel merkezlerine sesleniyorum. Genel başkan düzeyinde Selahattin Demirtaş'ın derhal serbest bırakılması gerektiği çağrıları yapılırken 4 Kasım darbesindeki hukuksuzlukların AİHM’den döndüğü ortada iken CHP Genel Merkezi, Bolu Belediye Başkanı hakkında ne düşünüyor? Sadece Demirtaş'ın fotoğraflarını paylaştığı için bir emekçi kadının işten atılmasını nasıl karşılıyorlar. Buna dair bir söylemleri olacak mı? 
 
Ne üretici ne de tüketici korunuyor
 
Koronavirüs sürü bağışıklığına geçildi, şimdi ekonomik politikası ile birlikte yoksulluk ve açlık bağışıklığı dönemi başladı galiba. Hepimiz biliyoruz ki açlığı karşı bağışıklık olmaz. Vatandaşlar hayat pahalılığından dolayı alışveriş yapamıyor, ekonomide bütün çarklar durma noktasında. Zamları zam yağmuru diye tanımlamak yetmiyor, akaryakıt ve yağ kuyrukları görüyor. Erdoğan övünüyordu bizim dönemde kuyruklar yok diye ama artık kendi döneminde de bolca kuyruklar var. Bu ekonomik buhrana karşı ÖTV kaldırılsın. Benzindeki yüzde 27,7, motorindeki yüzde 24,3 vergi oranı kaldırılsın vatandaş nefes alsın. Elektrik faturaların karşı tek çözüm var o da kamulaştırma. Sağlık hakkının mutlaka ücretsiz bir şekilde karşılanması gerekiyor. Bu temel haklardandır. Kendi yandaşlarına yaptıkları vergi afları iptal edilmeli ve faiz giderlerinin ödenmemesi çağrımızı da yineliyoruz. Her gün yeni bir kanun teklifi veriyoruz, meclis araştırmaları teklifleri veriyor ama AKP-MHP oylarıyla reddediliyor. Ne üretici ne de tüketici korunuyor. Emekçilerin halkın halinden hiç bir şekilde anlamıyorlar. Bu açlık ve yoksulluğa karşı bağışıklığa sürükleme kabul edilebilecek ve iktidarın yapabileceği bir konu değildir. 
 
Siyasi sistemle ülke yönetiliyor
 
Burada savaşta bir fırsata çevirme istiyorlar. Fiyatlar dışarıda da artıyor diyorlar ama bu kriz Ukrayna Rusya savaşından önce de vardı şimdi de var. Bunu dışarıya bağlamının bir izahı yok. AKP bir seçim ekonomisi yaratıyor bence, bir finans stoku yapıyor. Bu kadar açlık ve yoksulluğa rağmen talepler karşılanmıyorsa bu stoku önümüzdeki seçimlerde kullanmak üzere bir hazırlık yaptığını söylemek hiç de uzak bir ihtimal değil. Çünkü onlar halkın sofrasını cebini değil kendi bekalarını devam etmesi üzerine bir siyasi sistemle ülkeyi yönetiyorlar. 
 
Geçen iki hafta kanun teklifi yok diye arşivde kalan uluslararası sözleşmeler meclise getirildi ama bizim tekliflerimiz gündeme alınmıyor. Vatandaşın talep ettiği asıl meseleler yasama organını önüne bilerek getirilmiyor. Rıza aramak gibi demokrasinin en temel olgularından biri maalesef yok. Buna dair önerilerimiz şudur.
 
*Başta 5’li çete olmak üzere 2016 yılından beri vergi istisnası, affı ve muafiyetlerinden yararlanan gerçek ve tüzel kişilerin elde ettiği kazançlar 3 ay içinde geri alınsın.
 
*Gençler ve kadınlar başta olmak üzere, ölçülü ve kabul edilebilir kamu yararı kapsamında, iş ve işlemlerde bulunan gerçek ve tüzel kişilerin geri alımından muaf tutulsun.
 
*Yıllık cirosu 5 milyon TL’nin altında olan ve daha önce söz konusu desteklerden yararlanmamış gerçek ve tüzel kişilerin geri alımından muaf tutulsun.
 
*Vergi istisnası affı ve muafiyetinden yararlanan gerçek ve tüzel kişilerin her yılın son pazartesi günü şeffaf gereğinden kaynaklı hazine ve maliye bakanlığınca kamuoyuna duyurulsun. Biz buna dair kanun tekliflerini sürekli veriyoruz. Bugün ekonomi komisyonumuz da ayrıca bir açıklama yaptı. Bu ülke halkaların birazcık seviyorsanız gelin bu telifleri hemen çıkaralım ve vatandaş biraz rahat nefes alsın”
 
Kemal Kurkut bu kardeşliğin nasıl olduğunun belgesidir
 
Kameralar önünde öldürülen Kemal Kurkut hakkında Diyarbakır istinafı mahkeme Kürtleri ölümü cezasızlık sebebidir diyor. Kameralar önünde öldürülen Kemal Kurkut hakkında Diyarbakır istinafı meşru sınırlar içinde öldürüldüğünü ve ceza verilemeyeceği kabul etti. Bu Türkiye tarihinin en korkunç kararlarından biri. Güzel sanatlar akademisinde okuyan bir genç bayram kutlamasına gitmiş, üstü çıplak ve polis kurşunuyla öldürülmüş ama ceza verilmez diyor. Hiç bir hukukta yok böyle bir şey, Kürtleri öldürebilirsiniz dediler aslında. Mahkeme Kürtleri ölümü cezasızlık sebebidir diyor. Hadi kasten demeyin olası kast da mı yok, taksir de mi yok, kaza da mı yok. Hukukta buna ilişkin bir çok sevk maddesi var. Gencecik bir insan herkesin gözü önünde öldürüldü, annesi her gün ağıt yakıyor. Ailesi bir adalet mücadelesi veriyor. AKP MHP ittifakını resmidir bu. Her gün Kürt ve Türk kardeş diyorlar ya Kemal Kurkut bu kardeşliğin nasıl olduğunun belgesidir.
 
Newroz bayramında milyonlarca insan bu gidişata dur diyecek
 
8 Mart çok büyük coşku ile gecikti. Şimdi 21 Mart Newroz bayramı geliyor. Newroz bayramında milyonlarca insan bu gidişata dur diyecek. Bu ekonomik buhrandan hak ve özgürlük gaspına, anti demokratik uygulamalara ve savaş politikalarına dur diyecek. İsyanını itirazını Newroz bayramında ifade edecek, her bir yurttaş Kawa olacak ve zulme başkaldıracak. Bütün halklara bir çağrı yapmak istiyorum; ‘Dem dema serkeftine, dem dema aştiye newroza we piroz be. Ez bang li hemi gelen me dikim. Roja newroze em hemu heriken kada û em newrozu piroz bikin.’  
 
‘Yeniliyoruz, düşüyoruz’ demenin itirafı
 
Seçim yasası bu sabah geldi. Temel hatlarına baktım. Tamamen kendi bekaların sağlamak için hazırladıkları bir teklif. İttifaklara karşı bir hamle bu. Millet ittifakı ve diğer ittifaklara karşı bir hamle. Demokratik bir teklif değil. Yeniliyoruz, düşüyoruz demenin bir adı ve bir itiraf. Gidişlerini hiçbir kanun teklifi durduramaz. Çatlak o kadar büyük ki yamalarla boyalarla kapatamayacaksınız.
 
Baraj yüzde 7’ye indirildi
 
Biliyorsunuz seçim barajı Kürtler Meclis’e girmesin diye kuruldu. HDP 2015’te barajları yerle bir edince, baraj artık küçük aleyhine kalınca onu kurtarmak için bir teklif bu. Bu bir siyasi rüşvet. Bütün anketler MHP’nin baraj altında olduğunu görüyor. Çok ilginç şeyler var. Bu seçim yasası bir aciliyet değil. Ortakların kendi arasında anlaştığı kimseye soramadığı, bir iki yıldır aralarında kavga mı ediyorlar, tartışıyorlar mı ne yapıyorlar bilmiyorum ama kolay anlaştıklarını biliyorum. Uzunca bir zamandır ellerindeydi ama getirilemiyordu ancak şimdi getirildi. Baraj yüzde 7’ye indirildi. MHP için indirildiğini sağır sultan bile biliyor. Kendi gelecekleri için epey düşünmüşler. Küçük ortağa bir siyasi rüşvet ve hediye bu. İttifakları bitirdiler, ittifaklardan küçük partilere sağlanan katkı kaldırıldı. İttifaktaki her parti kendi aldığı oy milletvekili seçimine yetiyorsa milletvekili çıkarabilecek. Sadece ittifaktaki partiler için yüzde 7 barajı kaldırılmış oldu. İçinde küçük bir oy alan, artık oyla milletvekili çıkarabilecek iken artık çıkaramıyor. Bu çok dikkat çekici bir düzenleme. Oylar doğrudan partilere gidecek. Bu daha çok tartışacak. Milletvekili seçimlerinden ittifak bu teklifle resmen sonlandırılıyor. ittifakın hiçbir sonucu kalmıyor. Cumhurbaşkanlığı seçimi için ittifak devam ediyor. 
 
Ortaklığı ilan ettiler ama pamuk ipliğine bağlı 
 
Bu, çok ince, titiz hazırlanmış bir düzenleme ilk bakışta anlaşılmıyor. İl ve ilçe seçim kuralları kura ile belirlenecek. İlk duyulduğunda kulağa hoş geliyor. Kendi atadıkları AKP dönemindeki hakimlerin kuradan çıkma şansı artıyor. Çünkü en kıdemli hakim şartı kaldırılıyor. En kıdemliler AKP’den önce görev yapanlar. İsteyen kuradan çekilebilir notu da eklemişler isteyen kuradan çekilebilir. Çekilebilir mi çektirilir mi takdirini kamuoyuna bırakayım. İl ve ilçe seçim kurullarının değiştirilmesi ve kendi insanların oraya yerleştirmek için önümüze konulmuş durumda. Bu antidemokratik bir düzenlemedir. Kendi aralarındaki ortaklığı şimdilik bununla devam ettirmeyi ilan ettiler ama pamuk ipliğine bağlı ve her an kopabilirler.”