İstanbul’da Halepçe ve Beyazıt anması: Adalet mücadelemiz sürüyor

  • 17:26 16 Mart 2022
  • Güncel
İSTANBUL - Halepçe ve Beyazıt katliamlarının yıl dönümüne ilişkin yapılan anmada,  “Davamız bitmedi, adalet mücadelemiz sürüyor. Onların bizi katlettiklerini sandıkları yerden yarınları yaratacak bir iradeyi yeşertiyoruz” mesajı verildi. 
 
İstanbul’da Halkların Demokratik Kongresi (HDK) 78’liler Girişimi, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Gençlik Örgütleri 7 öğrencinin katledildiği, 41 öğrencinin de yaralandığı Beyazıt Katliamı'nın 44’üncü yılı ve 16 Mart 1988’de Saddam Hüseyin tarafından binlerce Kürdün katledildiği Halepçe Katliamı’nın 34’ncü yıl dönümü dolayısıyla anma etkinliği gerçekleştirdi. Katliam tanıkları ve çok sayıda kişinin katılımıyla İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi önünde gerçekleştirilen anmada, katledilen öğrencilerin fotoğrafları ile “16 Mart Katliam'ını unutmadık, unutturmayacağız”, “Beyazıt ve Halepçe Katliamını unutmayacağız” pankartı açıldı. “Saddam’ın kimyasal faşizmi AKP’yle devam ediyor”, “Beyazıt katliamının hesabı sorulacak” ve “Faşizme karşı omuz omuza” dövizlerinin taşındığı anmada, sık sık Kürtçe ve Türkçe, “Beyazıt katliamını unutma unutturma” , “Beyazıt faşizme mezar olacak” ve “Halepçe’yi unutma unutturma” sloganları atıldı. 
 
‘Polis kasıtlı bir şekilde görevini yapmadı!’
 
Basın metnini okuyan 78’liler Girişimi’nden Hüseyin Soylu, katliam günü polisin kasıtlı bir şekilde görevini yapmadığını belirtti. Hüseyin, katliam günü yaşananları şu cümlelerle aktardı: “Okulun önü boştu. Beyazıt Meydanı'na biriken faşistler 'Beyazıt komünistlere mezar olacak!’ sloganı atıyorlardı. Ülkücü-faşistler içinden Zülküf İsot adlı faşist 'Kahrolsun komünistler!” diye bağırarak öğrencilerin üzerine bomba attı. Patlayan bombanın ardından yaylım ateşi ve ölüm çığlıkları yükselmeye başladı. Ortalık durulduğunda, 41 öğrenci yerlerde kıvranıyordu. Bunlardan Hatice Özen, Baki Ekiz, A. Turan Ören, Abdullah Şimşek, Hamit Akıl olay yerinde, Cemil Sönmez ve Murat Kurt kaldırıldıkları hastanede hayatını kaybetti.”
 
‘Adalet mücadelemiz sürüyor’
 
Katliam öncesi yapılan ihbarın 16 Mart Katliamı’nın karanlıkta tutulmasının bir özeti olduğunu söyleyen Hüseyin, “İstanbul Emniyeti'ne gönderilen bir bilgi notunda, 'sol gruba mensup öğrencilerin fakülteye devam etmeleri halinde 8-10 gün içinde bu grubun üzerine bomba atılacağı' ihbar edilmesine rağmen bırakalım güvenlik önlemini, öğrenciler katliama açık hale getirilmişti. Saldırının olacağını bildikleri halde hiçbir güvenlik tedbiri almadıkları gibi gerçekleşmesini kolaylaştıranlar gerekli cezayı almayıp aklandılar” dedi. 2008 yılında Ergenekon Davası’nın başladığı gün, davanın “zaman aşımı” kararı ile sonuçlanmasının tarihi bir ironi olduğunu paylaşan Hüseyin, “Soykırım, katliam, işkence gibi insanlık suçlarında zaman aşımı olamayacağı biçimindeki insanlığın hukuki müktesep hakkına rağmen böyle oldu. Davamız bitmedi, adalet mücadelemiz sürüyor” şeklinde konuştu.
 
‘NATO derhal dağıtılmalıdır’
 
Anmada ikinci basın metnini okuyan Ecem Küçükdere de Beyazıt Katliamı’ndan on yıl sonra, 16 Mart 1988’de Saddam Hüseyin tarafından gerçekleştirilen ve binlerce Kürdün yaşamını yitirdiği Halepçe Katliamı’nın yaşandığını hatırlatarak konuşmasına başladı. Ecem, “Irak Devleti karşısında itaat etmeyen Kürt halkı, kimyasal ve zehirli gazlarla katledildi. Var olmak için durmaksızın savaşlar yaratan bu sömürü düzeni, bugün de Ukrayna'da yaşayan halkların hayatına mal oluyor. Halk için ölüm, yıkım, yoksulluk ve kitlesel göç getiren savaşa karşı Beyazıt Katliamı’nda katledilen devrimcilerin, yerkürenin pek çok bölgesini varlığı ve genişleme hedefiyle istikrarsızlaştıran NATO’ya karşı sürdürdükleri antiemperyalist ve savaş karşıtı mücadeleden aldığımız mirasla söylüyoruz: Kapitalizm saldırganlık ve savaş demektir. Savaş ve saldırı örgütü NATO derhal dağıtılmalıdır. Bizler için tutulacak tek taraf adil, eşit ve onurlu bir barıştır” sözlerini kullandı.
 
‘Yarınları yaratacak bir iradeyi yeşertiyoruz!’
 
Beyazıt ve Halepçe Katliamları’nın hala devam ettiğine işaret eden Ecem, “Failler, her ay yüzü aşkın işçiyi iş cinayetlerine kurban edenler, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilerek kadınlara ve LGBTİ+’lara yönelik şiddeti meşru ve cezasız kılmaya çalışanlar, Sibel’in ve Hakan’ın geleceğini çalanlar, Enes’i bizden koparan tarikatları kollayanlardır” diye konuştu. Ecem ayrıca öğrencilerin ve halkların sesinin baskı, şiddet ve katliamlarla bastırılamayacağını belirterek, eşit, adil ve emekten yana bir düzen kurmakta inat ettiklerinin mesajını verdi. Ecem, “Onların bizi katlettiklerini sandıkları yerden yarınları yaratacak bir iradeyi yeşertiyoruz” şeklinde konuştu.
 
Mücadele çağrısı
 
Sıra arkadaşlarına seslenen Ecem, “Gelin, bizlere yalnızca geçinme kaygısı ve geleceksizlik vaat edenlerle, kampüslerimizin kapısını bizlere kapatıp başıbozuk, eli kanlı çetelere açanlarla, barınma hakkımızı elimizden alıp bizleri tarikat ve cemaatlerin kucağına itenlere karşı birlikte mücadele edelim” çağrısında bulundu.
 
Anma, “Beyazıt katliamının hesabı sorulacak”, “Beyazıt katliamını unutma unutturma”, “Beyazıt faşizme mezar olacak” sloganları ve Beyazıt Marşı’nın okunması ile sona erdi.