‘92 Nusaybin Newrozu tanığı: Kan yağdı ama Newroz ateşi sönmedi
- 12:05 19 Mart 2022
- Güncel
Medya Üren
MARDİN - Nusaybin’de 1992 yılında gerçekleştirilmek istenen Newroz’da halka dönük saldırılarda çok sayıda kişi yaşamını yitirdi, yaralandı ve yüzlercesi de gözaltına alındı. O günün tanıkları, “Nusaybin’de kan yağıyordu ama Newroz ateşi sönmedi, gürleşti” diyerek yaşananları özetledi.
Bölgede kutlanan Newrozlar denince akla ilk gelen yerlerden biri de Mardin’in Nusaybin ilçesi oluyor. 1992 yılındaki Newroz kutlamalarında birçok kentte olduğu gibi Nusaybin’de de halk ulusal kıyafetleriyle Newroz alanlarını doldurdu. Cizre Newrozu’nda halkın katledilmesi ve saldırıların ardından Nusaybin halkı da Ahmet Kaya Köprüsü'nde bir araya geldi. Oturma eylemine başlayan halkın üzerine panzerler sürüldü, ateş açıldı. Tarihe “ Kanlı Newroz” olarak geçen ‘92 Newrozu’nda resmi verilere göre Şırnak’ta 47, Cizre'de 57 ve Nusaybin’de 16 kişi katledilirken 106 kişi de yaralandı.
Üzerinden 30 yıl geçse de hala ilk gün gibi hafızalarda yerini koruyan ’92 Newrozu’nun tanıkları Vesile Kaya ile Hayat Akdaş yaşananları anlattı.
‘Cizîr’deki katliama karşı sessiz kalmadık’
Vesile, günler öncesinden halkı Newroz coşkusunun sardığını ve hazırlıklara başlandığını belirterek, “Birçok yerde binlerce Kürt Newroz’u kutladı. Biz de köylerimizden ilçeye gittik. Newrozumuzu kutladık ama Cizre’de Newroz’a izin verilmemişti, halka saldırı olmuştu. Biz bunları eve gidip televizyonları izleyince öğrendik. Bunu öğrendikten sonra halk ayaklandı. Çok sayıda kişi yaşamını yitirmişti ve çok sayıda yaralı vardı Cizre’de. Bu katliama karşı sessiz kalamazdık. Halk Newroz alanına aktı. Ahmet Kaya Köprüsü’nde toplandık hepimiz. Oturma eylemine başladık, katliama göz yummayacağımızı söyledik. Polisler bizim bu duruşumuzdan rahatsız oldu ve saldırı gerçekleştirdi” dedi.
‘Gençler panzer altında ezildi’
Vesile, yurttaşların panzerlerle ezildiğini, halkın tarandığını dile getirirken, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gözlerimin önünde oldu her şey ama hiçbir şey yapamadım. Kendimi suya attım ve suyla beraber akıntıya kapılıp gittim. Suya düşenleri bile tarıyorlardı. Daha sonra kendimden geçmişim ve beni sudan çıkarıp kurtarmışlar. Gözümü açtığımda bir yurttaşın evindeydim. Bana ‘Kalkma, otur’ diyorlardı ama nasıl oturayım? O gençlerin hali, kan revan içinde oluşları gitmiyor gözümün önünden. Nusaybin’de kan yağıyordu ama Newroz ateşi sönmedi. Her gencin bedeninde, direnişinde gürleşiyordu. Tekrar alana döndüm ve geceye kadar hem direniş hem saldırı devam etti. Ve en kutlu Newroz’du benim gözümde. Hiçbir zaman o anları unutmuyorum. Newroz’un anlamını yitirmiyoruz ve her yıl aynı anlamıyla Newroz’u karşılıyoruz, uğurluyoruz. Bu yıl da öyle olacak.”
‘O ruh hala güçlü’
Hayat Akdaş da Vesile’yle aynı tanıklıklara değinerek, 92 Newroz’unun hem “direnişi” hem de “ölümü” hatırlattığını belirtti. O gün kitlenin tüm saldırılara rağmen büyüdüğünün altını çizen Hayat, “Polis vahşice saldırıyordu ama halk geri adım atmıyordu. Daha öncesinde de birçok defa Newroz yasaklanmıştı ve halk direnmişti. Çok sayıda kişi katledildi. Onlarca kişi yaralandı. Buna rağmen halk direndi, geri adım atmadı. O günlerden bize hem hiç kapanmayan yaralar hem de büyük bir mücadele miras kaldı. Birçok çocuk annesiz, babasız bırakıldı, birçok anne baba evladını kaybetti. Bu büyük bir acıydı ama halk yine de direnmeyi seçti. Bu ruh hala dimdik, çok güçlü” ifadelerini kullandı.
‘Yasakları tanımıyoruz’
Hayat, cenazelerini dahi alamadıklarına vurgu yaparken, “Cenazeler saatlerce yerlerde kaldı. Polis cenazeleri alıp defnetti. Bu da bizi kahretmişti. İçimizde kalmıştı. Hem bu yönüyle hem de direniş ve mücadele yönüyle Newroz bizim için büyük bir anlama sahip. Bu ruh ve direniş her zaman olacak. Aynı ruhla Newroz kutlanacak. Yasakları, engellemeleri tanımıyoruz” dedi.







