Tarihi Amed Newrozu’nda Mazlumların, Rehşanların ruhu can buldu
- 10:49 22 Mart 2022
- Güncel
Beritan Canözer
HABER MERKEZİ - Dün Amed’de kutlanan tarihi Newroz, hem direnişe hem coşkuya hem iradeye sahne oldu. Bariyerler, barikatlar yıkılarak aşıldı, tüm engel ve saldırılara rağmen kitle bir milyonu aştı.
“Ekilir ekin geliriz
Ezilir un geliriz
Bir gider bin geliriz
Bizi vurmak kurtuluş mu?”
Zulme karşı direnişin, başkaldırının, gürleşen ve yayılan ateşin simgesidir Demirci Kawa. Kawa’nın Dehak’a karşı yaktığı ateş Newrozlaşarak, halklaşarak bugünlere kadar sönmedi. Kawa tek başına başkaldırdı ama milyonlar oldu. Bugün de milyonlarla bu tarihi direniş devam ediyor. Her yıl 21 Mart’ta Türkiye ve bölge kentlerinde büyük bir coşku ve heyecanla kutlanır Newroz. Özellikle Kürt halkı Newrozu özgürlüğe, barışa, birliğe giden yol olarak görür ve bu mesajların yükseldiği bir gün olur.
Newroz için bu yıl da her yıl olduğu gibi günler öncesinden çalışmalara başlandı. Ancak bu yıl pandemi ardından kutlanan en görkemli ve kapsamlı Newroz olması planlanıyordu. Bunun için de ittifak partileri ve sivil toplum örgütleri erkenden çalışmalara başladı. Köy köy, mahalle mahalle, sokak sokak yapılan çalışmalarda halkın coşkusu ve heyecanı büyük kutlamanın nasıl geçeceğinin bir belirtisiydi.
Saat 10.00’da alana girişlerin başlayacak olmasına rağmen 08.00’de halk alanın yolunu tutmaya başladı. Kent merkezinden, ilçelerden ve çevre illerden gelen kitlenin coşkusunu, heyecanını hissetmemek mümkün değildi. Her sene olduğu gibi bu sene de alana gelen tüm yollar çepeçevre sarılmış, binlerce bariyer dizilmiş, onlarca kontrol noktası yerleştirilmişti. Ancak halk bu sene de hiçbirini umursamayarak şarkılarıyla, halaylarıyla, zılgıtlarıyla, giydikleri ulusal kıyafetleri ve sarı, kırmızı, yeşil flamalarıyla Newroz’un yolunu tuttu.
Polislere göre alanda 2 buçuk milyon insan vardı
Saat 09.50’de alanda devam eden aramalar son buldu ve alana hem protokol hem de halk girişi başladı. Basın olarak alana girdiğimizde alımlar henüz başlayalı 10-15 dakika olmasına rağmen yüzlerce gencin alanda olduğunu gördük. Daha sonra kitlenin alana girişi azaldı. Yalnız bu kitlenin gelmemesinden değil, polislerin engellemesinden kaynaklanıyordu. Binlerce kişi, binlerce genç, binlerce çocuk kapılarda bekletildi. Kiminin giydiği ulusal kıyafet, kiminin boynuna ya da başına bağladığı sarı kırmızı yeşil şal, kiminin de gözünün üstünde kaşı olması alana alınmaması için bahane edildi. 2 buçuk milyon insanı ağırlayabilecek kapasiteye sahip olan alanın içine, bazı polisler ise “Alan dolduğu için sizi alamıyoruz” diyerek çok sayıda kişiyi alanın dışında bekletti.
Kadına ‘düşman’ politikası Newroz’da da sürdü
Özellikle kadınların bu yıl alan içindeki yoğunluğunun az olması dikkat çekti. Neden mi azdı? Çünkü özellikle de kadınların alana alınmaması için yüksek performans sergilendi, polisler tarafından. 8 Mart’ta kadınlara yönelik “düşman” politikalarını zaten net gösteren iktidar, dün de bu düşmanlığını ve kadına tahammülsüzlüğünü gösterdi. Yüzlerce kadın ise genel arama adı altında yapılan “ince aramayı” reddederek, alana girmemeyi tercih etti.
Saatler ilerledikçe halkın öfkesi ve gerginliği artıyordu. Alana giren kitle bir yandan Newroz coşkusunu düşürmek istemezken bir yandan da alana giremeyen arkadaşlarının, ailelerinin veya hiç tanımadıkları insanların alana girebilmesi için tepki gösteriyordu. Gençler “Barikatları aç” sloganlarıyla sahne önüne dikilen 3 metrelik bariyerleri yıkarak “Siz bizi bariyerlerinizle durduramazsınız. Barikatlarınızı tanımıyoruz” mesajını net verdi. Tam o sıralarda dışarıda bekleyen kitle de bariyerleri yıka yıka alana girmeye başladı. Kimisi koşarak geçti noktaları, kimisi kitlesel olarak yıkıp geçti. Elbette buna karşı polisler de saldırıda gecikmedi. Yaşlı, çocuk, kadın demeden tazyikli su, biber gazı sıktı, coplarla darp etti. Onlarca genç, çocuk ters kelepçelenerek, yere yatırılarak, yerde sürüklenerek gözaltına alındı. Saatlerce gözaltı aracı içinde bekletildi. Alana bir milyondan fazla insan girdi ancak, bir o kadarı da kapılarda gerçekleşen saldırı ve engellemeler nedeniyle alana giremedi ve direndi.
Alanda ise Tertip Komitesi’nin “Bariyerlerin öte tarafına gidin, sahnenin önünü kapattığınız için polis müdahale ediyor Newroz’a başlayamıyoruz, zorluk yaşıyoruz” uyarısı üzerine kitlenin arasında bulunan gençler, “Siz oradan inin biz Newrozumuzu direnerek de kutlarız” diyerek kararlılığını vurguladı. Yasak olmasına ve aramalar yapılmasına rağmen alana sarı, kırmızı, yeşil flamalar, üzerinde PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın resminin bulunduğu bayraklar gençlerin elinde dalgalandı.
Newrozu kutlama kararlılığı
HDP’li vekiller de görüşmeler yaptı ancak görüşmeler sonuç vermeyince HDP’li Ayşe Acar Başaran, “Bugün burada tüm arkadaşlarımızla Newrozumuzu kutlayacağız. Dışarıda bekleyen arkadaşlarımız içeri alınsın. Onlar içeri alınmadan biz kutlamayı başlatmayacağız. Onlar içeri alınmazsa biz bugün her sokağı, her mahalleyi Newroz alanına çeviririz” açıklamasını yaparak Diyarbakır emniyetine seslendi sahneden. Halk da bu mesajı almıştı ve alanın dışında kalan kitle buldukları boş alanlarda küçük ateşler yakarak, etrafında halaya durdu. “Newrozumuzu her yerde kutlarız” mesajını halk da net bir şekilde vermiş oldu.
Kürtlerin başkenti Kürt halkının sesi oldu
Elbette Amed Newrozu denince küçükten büyüğe herkesin kalbi hızlı atmaya başlıyordur. Türkiye ve bölgenin tüm kentlerinde Amed Newrozu’na gelmek için çabalayan binler vardır. Newroz her yerde Newroz’dur ama her Newroz’da bu kadar saldırı, engelleme, gözaltı yaşanmadı. Halkın Amed Newrozu’na biçtiği anlamı hükümet de biçiyor elbette. Amed’de verilen mesajlar, Amed’de kitlenin göstereceği duruş, vereceği mesaj, gösterdiği kararlılık aslında tüm sürecin gidişatının bir göstergesi olmuştur her dönem. Hani şu “Kürtler bitti, kimse HDP’yi istemiyor, bölge halkı artık dil, kültür mücadelesinden vazgeçmiş, Kürtleri bitireceğiz” söylemleri var ya, işte o söylemler tam olarak Amed’den buluyor karşılığını. Eee, sonuçta Kürtlerin “başkentimiz” dediği yerdir Amed.
Birden bin olma
Alanda giderek çoğalan kitleye baktıkça hele bir de sahneden, yani kitleyi bir bütünen görebildiğimiz hatta hissedebildiğimiz noktadan baktıkça şu sözler belirdi zihnimde: “Sayılmayız parmak ile tükenmeyiz kırmak ile.”
Ne sayılırdı parmakla ne de tükeniyordu kırmakla. Onlar “bitirdik” dedikçe daha da çoğalıyordu, daha da büyüyordu. Onlar “bitti” dedikçe daha da artıyordu direniş, mücadele.
Dün Newroz alanında Mazlumların, Rehşanların, Berivanların, Semaların, Berivanların, Ronahilerin, Zekiyelerin, Kemallerin ruhu her bir gencin bedeninde can bulmuş, halaya durmuştu ateşin etrafında el ele, kol kola; her bir kadının gülüşünde, kalbinde, saçında can bulmuştu. Her “Bijî Newroz” sloganında onların da sesi yükseliyordu Newroz alanından…
Mesaj net: Tecrit kaldırılsın, İmralı kapıları açılsın
Halkın da konuşmacıların da talepleri, mesajları netti. PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinde devam eden tecridin sonlandırılması, hasta tutsakların serbest bırakılması, Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük savaş politikalarına son verilmesi, ulusal birlik, anadilin resmi ve eğitim dili olması, halkın iradesinin gasp edilmemesi alandan verilen en net mesajlar oldu. Özellikle gençlerin “Tertip komitesinin belirlediği sloganların dışına çıkmayın” duyurusunun ardından her defasında “Bijî Serok Apo” sloganları atması alandaki kitlenin en büyük talebinin, mesajının da ana gündemi oldu. Kürt halkı çözümün adresi olarak İmralı’yı görüyordu.
Halk birlik ve anadilde eğitim istiyor
Öte yandan DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz de ulusal birlik ve anadil konusunda kitleye iki soru sordu ve kitlenin cevabını istedi. Saliha’nın Kürtçe “Kürt halkının birliğini, beraberliğini istiyor musunuz” ve “Anadilde eğitim almak, anadilinizin resmi dil olmasını istiyor musunuz” diye sorması üzerine alanda bulunan bir milyon, tek bir ağızdan Kürtçe “Erê” (Evet) diyerek karşılık verdi. Bu soru ve cevapla hem Irak hükümetine hem de Türkiye hükümetine mesaj verildi.
Sanatçılardan tepki
Sahneye çıkan sanatçıların yöresel kıyafetleriyle çıkmasının engellenmesi de sanatçıların tepkisini toplayan bir nokta oldu. Hozan Kazo sahneye çıktığında “Ben buraya, sizin karşınıza bu şekilde değil, ulusal kıyafetimizle çıkmak istedim ancak kıyafette ısrar edersem beni sahneye çıkarmayacaklardı. Sizinle buluşmak istediğim için kıyafetimi çıkardım. Hem sevinçliyim, gururluyum hem de üzgünüm. Kültürümüz, dilimiz nasıl bir tehlike olarak görülüyor” sözleriyle tepkisini dillendirdi.
Dün Amed tarihi bir Newroz’a daha ev sahipliği yaptı. Bir kez daha Amed’de halkın önüne bariyerler, barikatlar kurulamayacağını, Amed’de Newroz’un yasaklanamayacağını, halkın her koşulda o Newroz’u kutlayabileceğini herkes bir kez daha anladı.
Newroz pîroz be (Newroz kutlu olsun)…











