Kadın Zamanı Derneği: Yeni kanun teklifi sorunları çözmeye yetmeyecek!
- 15:51 28 Mart 2022
- Güncel
İSTANBUL - Kadın Zamanı Derneği, “Kadına karşı şiddet ve sağlıkta şiddetle mücadele” kapsamında yapılmak istenen kanun teklifine ilişkin yaptığı açıklamada, teklifin samimi olmadığı gibi sorunları da çözmeye yetmeyeceğinin altını çizdi.
Kadın Zamanı Derneği, AKP’nin “Kadına karşı şiddet ve sağlıkta şiddetle mücadele” kapsamında Türk Ceza Kanunu’nda 7 madde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda 4 madde, Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nda 2 maddede değişiklik öngören kanunun teklifinin, 16 Mart 2022’de TBMM Başkanlığı’na sunulmasına ilişkin yazılı açıklama yaptı.
‘Kanun teklifi hukuka uygun değil!’
Açıklamada kanun değişikliğinde, takdiri indirim nedenlerinin sıralanması, tutuklamada katalog suç düzenlemesi, suçun kadına karşı işlenmesinin nitelikli hal kapsamına alınması, ısrarlı takibin suç olarak TCK’de düzenlenmesi, ısrarlı takibin “uzlaşma” kurumunun uygulanmayacağı suçlar kısmına eklenmesi ve şiddet mağduru kadınlar için avukat görevlendirilmesi gibi birçok çeşitli konunun yer aldığı ifade edildi. Muhalefetin demokratik süreçlere katkı sunmasına dahi tahammül edilmediğinin paylaşıldığı açıklamada, “Teklif, yasama literatürüne AKP döneminde giren ve hukuki nosyona uymayacak şekilde torba yasa formatıyla hazırlanmıştır. Kanun yapma tekniği, demokratik işleyişle hazırlanmamış; kadına yönelik şiddetle mücadele yürüten kadın örgütleri başta olmak üzere barolar, ilgili meslek oda ve sivil toplum örgütlerinden görüş alınmamıştır. Bununla birlikte 22 Mart 2022’de tali komisyon olarak çalıştırılan TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nda maddelerin tek tek görüşülmesi talebi reddedilmiş, muhalefetin demokratik süreçlere katkı sunmasına dahi tahammül edilmediği görülmüştür” denildi.
‘Algı yaratılıyor’
Teklifin, kadına karşı şiddeti önlemede etkili olmayacağının ve reklam amaçlı yapılan çalışmalar olduğunun altı çizilen açıklamada, “Bizlerin PR çalışması olduğu açıkça belli olan göstermelik yasal değişikliklere değil, mevcut yasaların uygulanmasına ve kadına yönelik şiddetle mücadelede bütüncül politikalara ihtiyacı var. ‘Israrlı takip’, teklifte bir suç olarak düzenlenmiş. Oysa bu suçun oluşabilmesi için ‘ciddi bir huzursuzluk oluşması’ gibi belirtilen kriterler muğlak ve keyfi yorumlara açıktır. Yanı sıra bu suç için öngörülen ceza sürelerinin ceza ertelemesi kapsamına gireceği, dolayısıyla ’cezasızlığın’ devam edeceği ortadadır” ifadelerine yer verildi. Öne çıkan bir diğer maddenin ise failin ‘pişmanlık göstermeyen davranışlarının takdiri indirim nedeni olarak değerlendirilmeyeceği’ kısmına dair olduğuna değinilen açıklamada, bu değişiklik maddesiyle kravat takmak, takım elbise giymek gibi takdiri indirim nedenlerinin önüne geçileceği algısının yaratıldığı belirtildi.
‘Teklif kağıt üzerinde kalacak’
Kadınların kendilerinden beklenen toplumsal cinsiyet rollerine uymamalarının, kimliklerinin ve hayat tarzlarının mahkemeler tarafından erkek şiddetine mazeret olarak gösterildiğinin vurgulandığı açıklamada, “Teklifte işkence suçunun kadına karşı işlenmesi halinde cezanın alt sınırı arttırılmaktadır. Rojbin Çetin, Garibe Gezer, İpek Er örneklerinde olduğu gibi kolluk, asker eliyle gerçekleştirilen suçların cezasızlıkla sonuçlandığı göz önüne alındığında esas olanın uygulama ve bütünlüklü politikalar olduğunu bir kez daha vurguluyoruz. İstanbul Sözleşmesi başta olmak üzere kadınların yasal kazanımlarının geri çekilmesi veya yasal haklarının fiili engellenmeleri üzerine kurulu bir politika izlendiği göz önüne alındığında, bu teklifin de kağıt üzerinde kalacağı açıktır” sözleri kullanıldı.
‘Sorunları çözmeye yetmeyecek’
Kadına yönelik şiddeti önleyen politikaların geliştirilmesi gerektiğinin önemine vurgu yapılan açıklamada, “Cinsiyet temelli ayrımcılıkların kadınların yaşamı üzerindeki etkisi arttığında, bu riski önlemek için acil durum planlamasının yapılmaması, şiddetle mücadeleden sorumlu kamu kurumlarının pek çok uygulamasında salgın bahane edilerek kanun ve yönetmeliklerin açıkça ihlal edilmesi, İnfaz Kanunu’nda değişiklik yapılarak kadınlar için şiddet tehdidi oluşturabilecek erkeklerin hiçbir tedbir alınmadan salıverilmesi, kayyımlar aracılığıyla kadınların şiddet karşısında destek alabilecekleri mekanizmaların ortadan kaldırılması, şiddetle mücadele yürüten kadın derneklerinin basılması, 25 Kasım, 8 Mart ve İstanbul Sözleşmesi eylemleri gerekçe gösterilerek kadınların gözaltına alınması, çocuk istismarını meşrulaştıracak af düzenlemesi arayışının sürmesi, kadınların nafaka hakkının tehdit edilmesi ve daha saymakla bitiremeyeceğimiz uygulamalar, Kanun Teklifi’nin samimi olmadığı gibi sorunları da çözmeye yetmeyeceğinin göstergesidir” denildi.







