Uluslararası örgütlerden HDP’yle dayanışma: ‘Yargı bağımsızlığı’ çağrısı
- 16:23 31 Mart 2022
- Güncel
ANKARA - HDP’nin kapatılması istemiyle açılan davaya ilişkin açıklama yapan İHD ile uluslararası hak ve hukuk örgütleri, Türkiye yargısına tarafsız ve bağımsız olma çağrısında bulundu.
İnsan Hakları Derneği (İHD), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), uluslararası hak ve hukuk örgütlerinin katılımıyla Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kapatılması istemiyle açılan davaya dair Mülkiyeliler Birliği'nde basın toplantısı düzenledi. Birçok sivil toplum kuruluşu temsilcisinin katıldığı toplantıda, 47 kurumun imzacısı olduğu açıklamayı İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan okudu.
Açıklamada imzası bulunan kuruluşların, HDP’nin kapatılmasıyla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi'nde devam eden davadan derin endişe duyduğunu belirten Öztürk, “HDP, 15 Ekim 2012'de kuruldu ve o zamandan beri Türkiye'deki siyasi yaşamın bir parçası oldu. Örgütlerimiz, yetkilileri Türkiye'de siyasi temsil hakkını desteklemeye ve siyasi partiler ve temsilcilerine karşı yürütülen her türlü yargılamanın, yasal olarak tanınan mahkemenin bağımsız ve tarafsızlığı ve savunma hakları dahil olmak üzere, adil yargılanma hakkı standartlarına uygun bir şekilde yürütülmesini sağlamaya davet etmektedir” dedi.
Kararın önümüzdeki günlerde açıklaması bekleniliyor
HDP'nin son yazılı ve sözlü savunmalarının ardından Anayasa Mahkemesi'nin kararının önümüzdeki aylarda açıklamasını beklediklerini ifade eden Öztürk, “Anayasa Mahkemesi, Cumhuriyet Başsavcılığının talebini uygun bulup, HDP'nin süresiz olarak veya bir süreliğine kapatılması veya hazine yardımından tamamen yoksun bırakılması talebini kabul ederse, HDP ortadan kalkacak. Cumhuriyet Başsavcılığına göre partinin kapatılmasını gerektirecek olaylardan sorumlu olduğu ileri sürülen temsilcileri de 5 yıl süreyle siyasi faaliyetten men edilecek” sözlerine yer verdi.
‘Türkiye defalarca kınandı’
HDP'nin Kasım 2021'de sunduğu ön savunmanın ardından Cumhuriyet Başsavcılığı’nın esas hakkındaki görüşlerini Anayasa Mahkemesi'ne sunduğu ve mütalaanın 20 Ocak 2022'de HDP'ye tebliğ edildiği hatırlatmasında bulunan Öztürk, “Yargılama, Türkiye'de demokrasi ve hukukun üstünlüğünün ciddi ölçüde gerilediği bir zeminde gerçekleşiyor. 2000'li yıllarda Avrupa Birliği'ne katılım sürecinin bir parçası olarak getirilen ve 1990'larda yaygın olan parti kapatmalarını zorlaştıran anayasa değişikliklerine rağmen, Anayasa Mahkemesi 2009’da HDP’nin öncülerinden olan siyasi parti Demokratik Toplum Partisi'ni (DTP) kapattı. Türkiye, son yıllarda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından Sözleşmeyi ihlal ettiği için defalarca kınandı” şeklinde konuştu.
Türkiye’ye tarafsız ve bağımsız olma çağrısı
Öztürk, devamında şunları söyledi: “Örgütlerimiz, Anayasa Mahkemesi kararının yargılananların hakları ve Türkiye'deki siyasi demokrasi üzerindeki etkisinden derin endişe duymaktadır. Anayasa Mahkemesi'ne, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkesi ve savunma hakları dahil olmak üzere yargı sürecinin ulusal ve uluslararası adil yargılanma standartlarına tam olarak uygun olarak yürütülmesini sağlama çağrısında bulunuyoruz. Ayrıca Türk hükümetini, Mahkemenin kararını doğrudan veya dolaylı olarak etkilemekten kaçınarak yargının bağımsızlığına ve tarafsızlığına saygı duymaya ve Türkiye'de demokrasiye saygının, hukukun üstünlüğü ve insan haklarının ön koşulu olan siyasi temsil ve demokratik katılım haklarını korumaya çağırıyoruz.”
Avukat Arturo Salemi: Dayanışmamızı iletiyoruz
Ardından söz alan İtalyan insan hakları savunucusu Avukat Arturo Salemi, İtalya’da bulunan hukuk dernekleri ve Öcalan’a Özgürlük Komitesi olarak okunan açıklamaya katıldıklarını belirtti. Arturo, “Bizler Türkiye’deki demokrasi ve özgürlüklere sahip çıkıyoruz. Bir siyasi partinin bu şekilde yasaklanması ülkelerin Türkiye’yle olan ilişkileri açısından endişe kaynağıdır. Bizler kararlı bir şekilde Türkiye’de mücadele eden insanların yanında durmaya devam edeceğiz. Dayanışmamızı iletiyoruz” dedi.
Avukat Barbara Spinelli: Serkeftin
Ardından konuşan Avrupa Demokrasi için Avukatlar Derneği Eşbaşkanı Avukat Barbara Spinelli, sürecin kendileri açısından önemli olduğuna ve yakından ilgilendiklerine vurgu yaptı. Barbara, “Sizlerle birlikte yıllarca yürüdük. AYM’nin verdiği karar toplumsal cinsiyet konusunda da önemli bir etki yaratacak. Çünkü HDP kadın ve LGBTİ konularında çok önemli roller oynadı. Serkeftin” ifadelerini kullandı.
‘Demokratik olmayan iktidar derhal durdurulmalıdır’
Almanya’da bulunan Cumhuriyetçi Avukatlar Derneği üyesi Avukat Lucas Theune, şunları söyledi: “HDP’nin kapatılması bize göre demokrasi dışı bir karar olacak. Geçmişte Kürt partilerine ve azınlıklara yönelik birçok yasak ve baskı yaşandı. Bu baskılar korku üzerine inşa edilmiş bir rejimin yaptıklarıdır. HDP Türkiye’deki demokratik muhalefetin önemli bir parçası. Bu demokratik olmayan iktidar ise derhal durdurulmalıdır.”
‘Türkiye demokrasisine vurulmuş büyük bir darbe’
“Kapatma davası, Türkiye için demokrasiye vurulmuş çok büyük bir darbedir” diyen uluslararası insan hakları savunucusu Avukat Margaret Owen, AYM’nin iktidardan bağımsızlığını ilan etmesinin önemli olduğunu söyledi. Margaret, “Kendi hükümetimden de kınama bekliyorum. Son derece sıra dışı bir durumdayız. Türkiye hukuku yerle bir ediyor ve ben artık Türkiye’ye gelemiyorum, yasaklandı. Adil yargılanmaya vurulmuş bir darbe. Türkiye’deki insan hakları savunucuları olarak bütün faaliyetlerinizin arkasındayız. Biz de kendi hükümetlerimize baskı uyguluyoruz bu konuda” dedi. Türkiye’nin Rusya ile Ukrayna arasındaki müzakerelere katıldığını hatırlatan Margaret, “Türkiye bir savaş suçlusu, ancak müzakerelerde rol alıyor” ifadelerinde bulundu.
‘İktidar hukuku bir savaş aracı olarak kullanıyor’
Daha sonra konuşan Demokrasi Araştırmaları Merkezi ve Uluslararası Hukuki Müdahale Grubu üyesi Michela Arricale, Türkiye’deki Kürt siyasi partilerin yasaklanmasının normalleştirilmeye çalışıldığına işaret etti. Michela, “Pek çok Kürt partisi kapatıldı. 2009’da DTP kapatıldı ve DTP, devletin bölünmezliğine karşı olduğu iddiasıyla kapatıldı. Hukuku bir savaş aracı olarak kullanan bir iktidarla karşı karşıyayız. Bu dava, anti demokratik uygulamalarını ifşa eden muhalefeti mahkum etmeye yönelik bir çabadır. Hukuk, iktidarın elinde bir araca dönüşmüştür. Eğer Türkiye’de adil yargılama olsaydı böyle bir dava açılmazdı” şeklinde konuştu.
‘HDP devletin tekçi perspektifine ters’
Avrupalı Demokratik Avukatlar Derneği üyesi Robert Sabata ise temsil ettiği derneğin yapılan açıklamanın arkasında olduğunu belirterek HDP’nin bir “barış partisi” olduğuna vurgu yaptı. Robert, “HDP, insan hakları ve barış için mücadele ediyor. Kaygımız çok derin. HDP’nin perspektifleri Türk devletinin tekçi perspektifine aykırı düşmektedir” dedi.
Thomas Schmidh: Yargıçlar siyasi baskıya boyun eğmesin
Kapatma davasının Türkiye demokrasisi ve ülkenin geleceğiyle ilgili olduğuna işaret eden Avrupa Demokrasi için Hukukçular Derneği Eş Genel Sekreteri Thomas Schmidh, şu ifadeleri kullandı: “HDP’nin kapatılması Kürt halkını susturmak içindir. 2012 ve 2015 yılları arasında Kürtler ve iktidar arasında çok sayıda müzakere gerçekleştirildi. 28 Şubat’ta iktidar ve HDP İstanbul’da bir yol haritası imzaladı. Daha sonrasında HDP’ye şiddetli saldırılar gerçekleşti. Bu hukuki baskılar vekillerin dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla daha da kolaylaştı. AYM yargıçlarının siyasi baskıya boyun eğmeme cesaretini göstermelerini diliyoruz. Bu onların görevidir.”
‘Halkın meşru talepleri görmezden gelinmesin’
İtalya Kadın Ağı Temsilcisi Laura Quagliuolo, 2015 yılındaki seçimlerde HDP’nin yüzde 13 oy aldığını ve öngörüleri yanlışladığını hatırlattı. Laura, “Erdoğan’ın iktidardaki partisi ve müttefiki MHP Türkiye’deki Kürt belediyelere büyük bir savaş açtı ve başkanları görevden alarak kayyımlar atadı. Askeri operasyonlarda siviller katledildi. HDP’ye yasaklama, demokrasiye bir hakarettir. İktidar siyasi tutsakları tecrit etmekten vazgeçmeli. AİHM’in kararlarını yerine getirmeli. Eğer yüzde 10’dan fazla oy almış bir parti siyasetten uzaklaştırtılırsa bu savunma ve güvenlik anlamında büyük bir tehlike arz eder. Bir halkın ve meşru taleplerinin daha fazla görmezden gelinmemesi gerekir. Uzlaşı süreci başlatılmalı” dedi.
‘Türkiye’de yargı bağımsız değil’
Toplantıda son olarak söz alan Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu üyesi Avukat Aleksis Deswaef ise ciddi kaygı içerisinde olduklarının altını çizdi. Tayyip Erdoğan’ın “diktatör haline dönüştüğünü” dile getiren Aleksis, “Her seferinde artık nerede duracaklar diye soruyoruz, fakat her seferinde insan hakları ihlalleri artıyor. Türkiye’deki insan hakları savunucuları için ciddi anlamda endişeleniyoruz. Durum çok ciddi. Türkiye’de yargını bağımsız olmadığını görüyoruz” ifadelerinde bulundu.
‘Türkiye Ukrayna’daki savaştan kar ediyor’
Türkiye’nin Ukrayna’daki savaşta kar ettiğini belirten Aleksis, Türkiye’nin uluslararası ortamda İki taraf arasında bir 3’üncü taraf rolü oynayarak kendini aklamaya çalıştığını söyledi. Aleksis, “Kimse kendisine çıkıp da ‘Uluslararası hukuka saygı duymadığın için aramızda yerin yok’ diyemedi. Hükümetlerimiz mülteciler gerekçesiyle Türkiye’ye tepki göstermiyor. Avrupalı kurumlarımız da harekete geçmeye yönelik herhangi bir iradeye sahip değil, AİHM de dahil. Kararlar veriyor ama Türkiye’de uygulanmıyor. Bugün HDP’nin kapatılmasıyla birlikte Türkiye artık demokratik olmaktan iyice çıkacak. Türkiye’deki arkadaşlarımızla dayanışma içinde olmamız lazım. Avrupa liderleri üzerinde bir baskı kurmalıyız” sözlerini kullandı.







