Şebnem Korur Fincancı: Politik özneler içerisinde özgür olmaya devam edeceğiz

  • 15:40 4 Nisan 2022
  • Güncel
 
ANKARA - “Sağlık Hakkı, Sendikal Haklar ve Kadın Mücadelesi Yargılanamaz” konulu panelde konuşan TTB Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, iktidarın hiç olmadığı kadar alıngan olduğunu belirterek, “Sağlık hakkı için birlikte mücadele edeceğiz ve biz özgürüz bu politik özneler içerisinde özgür olmaya devam edeceğiz” dedi.
 
Kamu Emekçiler Sendikaları Konfederasyonu (KESK) ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) SES Genel Merkez Binası’nda “Sağlık Hakkı, Sendikal Haklar ve Kadın Mücadelesi Yargılanamaz” konulu panel düzenledi. Kolaylaştırıcılığını SES Genel Sekreteri Pınar İçel’in yaptığı panelde, Türk Tabipler Birliği (TTB) Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan katılımcı olarak katıldı.  Panele Halkların Demokratik Partisi (HDP) Iğdır Milletvekili Habip Eksik ve çok sayıda kişi katıldı.
 
Panel, sağlık çalışanların pandemi sürecinde verdiği sendikal mücadeleyi anlatan slayt gösterimi ile başladı.
 
Sendikalarının eski Eş Genel Başkanı ve tutuklu bulunan Gönül Erden olmak üzere birçok arkadaşları hakkında dava yürütüldüğünü söyleyen SES Eş Genel Başkanı Hüsnü Yıldırım, AKP iktidarının geldiği günden bugüne sağlıkta yarattığı yıkımları görünür kılan bir sendika olduklarını kaydetti. Hüseyin, “Geçmişten aldığımız güçle dünde bugünde ‘yaşamak istiyoruz’ denilen bir günde bu saldırının bilinçli olduğunu düşünüyoruz. Bizim mücadelemiz halka ücretsiz sağlık verilebilmesidir. Mücadelemiz yılmadan devam edecek” dedi. 
 
‘Kumpas davası’
 
Yeni bir kumpas davası ile karşı karşıya kaldıklarını ve KCK adı ile bilinen bu kumpas davalarının yeni olmadığını söyleyen Öztürk Türkdoğan,  “Sendikalarımızı 1990 tarihinde kurduk. Tüzüklerimiz o zamandan beri hep aynı. Her zaman nitelikli, sağlığa ücretsiz erişilebilmesi için hep aynı yerde. Sendikal mücadelemiz de kadın komisyonlarımız ve eşit temsiliyet ile noktalanan durumu vardır. Tüzüğünde halk sağlığını düşünmüştür, mücadelesini de hep öyle vermiştir. Kuruluşundan bu yana içerisinde yer alan bu süreçlerin yakından tanığıyım. Biz anadilde ücretsiz sağlık hakkını yıllardır savunuyoruz” dedi.
 
İddianamedeki suçlamalar
 
Tutuklanan arkadaşlarının dosyalarında Kobanê süreci, tanıklar ve sendikalarının hükümete dönük eleştirilerinin yer aldığını ifade eden Öztürk, “ ‘Örgüt üyeliğinden değil, ‘örgüt yöneticiliğinden’ soruşturma açılmış. Nasıl oluyor da arkadaşlarımız yöneticileri olabiliyor. Burada ölçünün ölçüsü kaçmış. Buda içeride tutmak için.  Arkadaşlarımızı geçtiğimiz sene gözaltına aldılar, 8 gün gözaltında kaldılar, savcılık sorgulama yapmadan tutuklanmaya sevk etti. Sulh Ceza Hakimliği ifadeleri almak zorunda kaldı. ‘Kardeş aile kampanyasına katıldınız mı?’ sorusunu soruyorlar. Bu insanlar pandemi süreci geçirdi, insanlar aç kaldı. Bu nasıl bir suçlama konusu olabilir. Örgüt yöneticiliği dosyası bundan oluşuyor ve yakında savcılar ‘siz yeni örgüt kurdunuz’ deseler şaşırmayın. Bu durumda arkadaşlarımızı nasıl savunacağız diye merak ediyoruz. Her şey ters yüz edilmiş durumda. Burada kanıt yok. OHAL dönemi geçirdik, arkadaşlarımızın hepsi kamu görevlisi ve dosyaları tek tek incelendi. Bunlardan sonra soruşturmalar gelmesi olacak şey değil” diye belirtti.
 
‘Baskı politikası’
 
Sokağa çıkma yasağı sürecinde yaralanan sivillere sağlık hizmeti vermek isteyen arkadaşlarına karşı SES’in bir belgesel hazırladığını ve belgeselinde dosyaya konulduğuna dikkat çeken Öztürk, “Bizlerin oradan doğru hazırladığımız raporlar var, yaşamını yitiren siviller ile ilgili birçok dosya takipsizlik ile sonuçlandı. Bunu eleştirdiğimiz için örgüt yöneticiliği ile suçluyorlar. Sivillere yardım eden arkadaşlarımız zaten yargılandılar ve beraat ettiler. Türkiye’de kolluk birimi devletin içerisindeki çeteler değişse de muhalif sendikalara tutumları değişmiyor. Bu tipik bir baskı politikasıdır. Muhalefete yanlışsın diyen herkes kendini cezaevinde bulur. Bu çok yanlış bir durumdur. Bütün bunlara rağmen örgütlü mücadelemiz, direngenliğimiz bize güç veriyor. 6 Nisan’da yapılacak duruşmada bunların hepsini ortaya çıkaracağız. Gönül Erden arkadaşımızı çıkaracağız” sözlerini kullandı. 
 
‘Sağlık emekçilerinin keskin nişancılarla katledildiği bir dönem’
 
Dayanışma mesajları ile geldiğini dile getiren TTB Merkez Konsey Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, devletin hiç olmadığı kadar bu dönemde alıngan olduğunu kaydetti. Şebnem, “Politik bir tutum almak bizim sorumluluğumuz. Bunu bir suç kapsamında değerlendirme davranışı devletin geldiği alıngan haliyle ilgili. Devletin alınganlığının bedelini insanlar ödüyor. Türkiye cezaevleri hiç olmadığı kadar büyük bir kapasite ile karşımızda. İnsanlar hiç olmadığı kadar gözaltı, tutuklama yaşıyorlar. Bu topluma suçlar kanıtlanmış gibi bir tablo yansıtılıyor. Topluma bir suçlulaştırma davranışı sergiliyor.  İddianame baktığımız da hendek dönemi diyor. Hendek dönemi sivillerin katledildiği, sağlık emekçilerin keskin nişancılarla katledildiği bir dönem. Sokağa çıkma yasaklarında Cizre 79 gün, bu insanlar nasıl sağlığa erişecekler, o dönemde evlerinde olan sağlık emekçileri yardım edecek tabi ama bunu krimalize ederek katlettiler” ifadelerinde bulundu.
 
‘Alıngan bir devlet ile karşı karşıyayız’
 
Mücadelelerinin tutuklanma ve yargılamalarla da durdurulmadığını ifade eden Şebnem, “İktidarın nasıl bir örgütlü kötülük içersinde olduklarını görüyoruz. Çalışma rejiminin değiştirdiler, insanları bir günde aç, işsiz bıraktılar.Suçlama girişimleri ile birlikte toplumda insanları itibarsızlaştırmaya girdiler. Kadın cinayetlerine ilişkin söz kurmaları suç sayıldı, Dikey hiyerarşinin içinde eril, kapalı asla açık olmayan bir sistem dayatılıyor o yüzden bu sisteme karşıyız. Politik bir söylemle müdahillik olacağız, çalışma ortamlarımıza,müdahil olarak, özne iradesi olarak mücadele ettik. Sağlık emekçisi olmak tamda budur, sağlıklı bir yaşamı kurabilmenin tek yolu özgür olduğumuz koşullarda mümkün. Özgürce yapamadığımız da karşımıza suç olarak getirildiği koşullarda alıngan bir devlet ile karşı karşıya olduğumuz göreceğiz” şeklinde konuştu.
 
‘Mücadele etmeye devam edeceğiz’
 
İddianamenin kendilerine çok şey öğrettiğine vurgu yapan Şebnem, “Böyle bir dosyanın hazırlanması bir kaygı bozukluğu ile karşı karşıya olunduğunu düşünüyorum. Bu kaygı bozukluğu da; gücü ellerinden yitirmesinden. SES ne yapmış;  Covid-19 politikalarını eleştirmiş, yönetmediklerini, insanları ölüme terk edildiklerini söylemiştik. Bunun için bir talimata ihtiyaç olmadığını, özgür olduğumuzu anlatmak gerekiyor. Bizim bir bağımlılık ilişkisi içinde olduğumuzu ve başkasının talimatını gerçekleştirdiğimiz yanılsaması içindeler. Son dönemde toplum gerçek yüzlerini görüyor. Sağlık hakkı için birlikte mücadele edeceğiz ve biz özgürüz bu politik özneler içerisinde özgür olmaya devam edeceğiz” sözlerini kullandı.
 
Konuşmaların ardından panel forum şeklinde sona erdi.