Görüşlerde ayakkabı ve çorap çıkarma dayatması
- 10:15 14 Nisan 2022
- Güncel
DİYARBAKIR - Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’ne giden avukat Aslıhan Bulut, cezaevlerinde uygulanan uygulamaların tecrit politikasının bir parçası olduğunu ifade ederken, tutsak yakını Berivan Abiş ise tutsakların açık görüşlere çıkarılmamasından kaynaklı tedirgin olduklarını söyledi.
İmralı Cezaevi’nden başlayarak tüm cezaevlerine yayılan tecrit politikaları her geçen gün daha da derinleşiyor. Mart 2020 tarihinden bu yana Türkiye’de koronavirüs (Covid-19) vakalarının görülmesinin ardından cezaevlerinde yapılan açık ve kapalı görüşler yasaklanmıştı. 2 yıla yakın bir süre yasak olan açık görüşler Aralık 2021 tarihinde kısmi bir şekilde kaldırılmaya başlandı. Yapılan görüşler 2 kişi ile sınırlı kalınarak, görüş süresi 30 dakikaya indirilmişti.
Açık görüşler kısmi olarak başlasa da cezaevleri idarelerinin yönetmelik adı altında tutsaklara ince arama başta olmak üzere farklı dayatmalarda bulunmasından kaynaklı bazı cezaevlerinde tutsaklar, yaklaşık 5 aydır açık görüşlere çıkmayarak duruma tepki gösteriyor.
Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’nde kalan tutsakların da, ayakkabı ve çorap çıkarma dayatmasına karşı görüşe çıkmadıkları öğrenildi.
Konuya dair avukat Aslıhan Bulut değerlendirmede bulunurken, tutsak Emine Abiş’in kızı Berivan Abiş de endişelerini paylaştı.
‘Aileler tehdit edilmiş’
Açık görüşler başladıktan sonra Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’nde daha önce uygulanmayan uygulamaların getirildiğini belirten Aslıhan, ayakkabı çıkarma gibi dayatmaların yapıldığını, buna karşı da tutsakların cezaevi idaresi hakkında suç duyurusunda bulunduğunu söyledi. Aslıhan, “Gelinen aşamada tutsaklar sandaletler ile açık görüşe çıkmak istemişler. Ancak cezaevi yönetimi sandaletleri de çıkarmaları gerektiğini söylemiş ve bunun üzerine tutsaklar ayakkabısız görüşe çıkmak istediklerini belirtmişler. Ama bu durum da kabul edilmemiş. Gardiyanlar tarafından tutsakların odadan çıkmaları engellenmiş ve kıyafet bütünlüğü olması gerektiği gerekçe gösterilmiş. İtiraz eden ve tepki gösteren tutsak yakınları gardiyanlar tarafından haklarında tutanak tutulacağına dair tehdit edilmiş” diye aktardı.
‘Çelişkiler barındırmaktadır’
“Bu yaşananların herhangi bir yasal dayanağı yok zira bu aramalar cezaevi idaresinin inisiyatifine bırakılmış durumda. Ancak bu aramalar sınırlı düzeyde olması gerekirken kişinin onur ve haysiyetini zedeleyici düzeyde olması uluslararası kurallara aykırıdır. Aynı zamanda yeni tutuklanan kadın tutsaklara çıplak arama dayatmasında bulunmaları da bu konunun bir parçasıdır” diyen Aslıhan sözlerine şunları ekledi: “Çıplak aramanın işkence ve kötü muamele olduğu AİHM kararlarıyla sabittir. Ancak Türk cezaevlerinde çıplak arama uygulaması süreklileştirilmeye çalışılmaktadır. Bir kadın tutsak hastane dönüşü ayakkabısını x-ray cihazına bırakamaması nedeniyle ayakkabısız bir şekilde odaya götürülmüştür. Cezaevi kendi uygulamaları arasında da çelişkiler barındırmaktadır.”
‘80 ve 90'lı yılları tekrar canlandırmaya çalışıyorlar'
Aslıhan, cezaevlerinde yaşanan işkence ve ölümlerin artmasının bir politika haline geldiğini kaydederek, “Patnos, Diyarbakır 1 Nolu Yüksek Güvenlikli ve Silivri Cezaevi’nde tutsaklara yönelik yaşanan hak ihlalleri ve bununla beraber katledilen tutsaklar söz konusu. Bu uygulamalar tesadüf değildir. Sinan Kaya, Can Güder kalp krizi geçirdi denilerek katledildi. Mehmet Sevinç tek başına kaldığı odada katledildi. Adalet Bakanlığı bu uygulamalarla 80’li ve 90’lı yılların uygulamalarını tekrar canlandırmaya çalışıyor ancak cezaevinde bulunan tutsakların yaşamlarından da devlet sorumludur aksi durum yaşam hakkı ihlalini oluşturur. Bu süreçte yaşanan işkencelerin en önemli nedeni de işkencecilerin cezalandırılmamasıdır. İşkence soruşturmaları, gardiyanlar, savcılık tarafından koruma altına alınmış gibi bir hafta içerisinde takipsizlik kararlarıyla sonuçlanmaktadır. Bu yargı zırhı da işkencenin bir parçasıdır” dedi.
Cezaevlerinde yaptıkları görüşmelerde tutsakların sosyal aktivitelere hala çıkarılmadığını ifade eden Aslıhan, dışarıda uygulaması durdurulan korona tedbirlerinin cezaevinde hala uygulanmasının tecrit politikasına dönüştüğünün bir göstergesi olduğuna dikkat çekti.
‘Ayakkabı ve çorap çıkarmaları isteniyor’
Annesinin 2020 yılının Nisan ayında tutuklandığını ve 7 yıl 6 ay hapis cezası aldığını hatırlatan Berivan Abiş ise pandemi süreci boyunca görüşlerin yapılmadığı, sonrasında ise açık görüşlerin başladığını ancak hakları olan görüş süresinin neredeyse yarısından dahi faydalanamadıklarını dile getirdi. Berivan, “İlk açık görüş yapıldığı zaman tutsaklara dayatmalar yapılmıştı ancak tutsaklar dışarıdan gelen yakınlarını mağdur etmemek adına dayatmaları kabul etmek zorunda kalmışlardı. Daha sonraki aylarda da açık görüşler yapılmaya başlandı. Ancak bizler her açık görüşe gittiğimizde yakınlarımızı görmeden çıkmak zorunda kaldık. Çünkü kendilerine ayakkabı çıkarılması konusunda dayatmalarda bulunuyorlardı. Tutsaklar da bu durumu kabul etmedikleri için açık görüşe çıkarılmıyorlardı. Kapalı görüşlere gittiğimizde de annem başta olmak üzere diğer tutsaklar yapılan dayatmaları anlatıyorlardı” diye devam etti.
‘5 aydır açık görüşlerde sorun yaşanıyor’
Açık görüşlerde görüşme salonuna alındıklarını ancak uzun bekleyişlerine rağmen tutsakların getirilmediğini belirten Berivan, görüş saatinin bitmesine yakın gardiyanların görüş salonuna gelerek “Görüş saati bitti, çıkın. Yakınlarınız görüşmek istemiyor” dediğini söyledi. Nedenini sorduklarında ise bir cevap alamadıklarını ve salondan zorla çıkarıldıklarını ekleyen Berivan, “Açık görüşler yaklaşık 5 aydır başlamış ve durum hala devam ediyor. Bizler yakınlarımızı görmeden çıkmak zorunda kalıyoruz. Görüşlere her gittiğimizde detaylı aramalar yapılıyor. Tutsaklar 4 duvar arasında, ancak onlara ayakkabı ve çorapları çıkarma dayatmasında bulunuyorlar. Bu kadar dayatmalarda bulunmalarının temel nedeni içeride yaşanan sorunların dışarıya yansımasının önüne geçmektir. Bizler de tutsak yakınları olarak her ay bu sorunları yaşamak zorunda kalıyoruz. Ancak yakınlarımızı göremeden çıkıyoruz” şeklinde konuştu.
‘Zorla çıkarma tehdidinde bulundular’
Berivan, 2 gün önce açık görüş için gittiği cezaevinde yaşadıklarını şu sözler ile dile getirdi: “Bizler görüşme salonunda bekledik. Yakınlarımız gelmeyince merak ettik, daha sonra gardiyanlara tutsakların neden çıkarılmadığını sorduğumuzda ise görüşmelerin yapıldığını söylediler. Uzun bir süre beklememize rağmen tutsaklar çıkarılmadı. Tutsaklara ayakkabı ve çorap çıkarma dayatmasında bulundukları için yakınlarımıza sandalet götürdük. Ancak sandaletleri de çıkarmalarını istemişler. Görüş salonunda beklemeye başladık. Gardiyanlar görüş saatimizin bittiğini ve çıkmamız gerektiğini söylediler. Yakınlarımız ile görüşemediğimizi dile getirdiğimiz zaman ise onlarca gardiyan salona gelerek, bizi zorla çıkarma tehdidinde bulundular. Daha sonra savcı ile görüşmek istediğimizi söyledik. Savcı ile görüşme için odasına gittiğimizde bize ilk sorduğu soru, ‘yakınlarınız terörden mi yargılanıyor’ sorusu oldu. Savcı ile yaptığımız görüşmede de herhangi bir sonuç alamadık. Tutsaklar ile kapalı görüş yapmak istediğimizi belirtmememize rağmen kabul etmeyeceklerini belirttiler.”
‘Yaşananlardan kaynaklı tedirginiz’
Berivan, son olarak şöyle konuştu: “Neredeyse her gün cezaevinden cenazeler çıkıyor. Bu durumdan kaynaklı tedirgin oluyoruz. Tutsakların herhangi bir sosyal aktivitesi yok. Pandemi bahane edilerek, tüm hakları ellerinden alındı. Sivil Toplum Kuruluşları (STK), insan hakları savunucuları ile tutuklu ve hükümlü ailelerin baskılara karşı ses çıkarması gerekiyor. Bu durumu kabul ettiğimiz sürece bu baskılar devam edecektir. Buna bir son vermemiz gerekiyor.”









