Cumartesi Anneleri katledilen 107 Ermeni aydınını andı
- 13:18 16 Nisan 2022
- Güncel
İSTANBUL- Cumartesi Anneleri eylemlerinin 890’ıncı haftasında “Diran Kelekyan’ı unutmadık” diyerek gözaltında kaybedilen 107 Ermeni aydınını andı.
Kayıp yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri, 890’ıncı hafta eylemlerini yine pandemi koşullarından kaynaklı online gerçekleştirdi. Bu haftaki eylemde 24 Nisan 1915 tarihinde evlerinden, işyerlerinden gözaltına alınan ve sonrasında bir mezar taşları bile olmadan yok edilen İstanbullu Ermeni aydınlarını Diran Kelekyan şahsında andı.
Eylemde ilk olarak Barış Akademisyenlerinden Doktor Faruk Akkaya konuştu. Faruk, araştırmaları sonucu Diran ismiyle karşılaştığı süreçten bahsetti ve uzun uğraşlarla Diran’ın kitaplarına ulaşabildiğine değindi. Faruk, “Diran Kelekyan 1915 yılında kayboldu ama hala yaşıyor” dedi.
‘Mezar taşları bile olmadan yok edildiler’
Bu haftaki basın metnini Cumartesi İnsanları’ndan Lori Demirci okudu. Lori, 24 Nisan 1915 gecesi İttihat ve Terakki hükümetinin İçişleri Bakanı Talat Bey'in emriyle İstanbul Emniyeti tarafından bir operasyon başlatıldığını ve operasyonu İstanbul Emniyet Müdürü Bedri Bey’in yönettiğini söyledi. Lori, Siyasi Şube Müdürü Mustafa Reşat Bey yönetiminde hazırlanan “Tutuklanacak Erminiler Listesi”ne göre polislerin gece yarısından sonra içinde; milletvekili, yazar, şair, avukat, doktor, gazeteci, eczacı, müzikolog, yayıncı, akademisyen ve siyasetçi olan bu aydınları evlerinden “ifadeniz var bir saat içinde döneceksiniz” diyerek götürdüğünü söyledi. Lori, “Gözaltına alınan bu aydınlar, Ermeni toplumunun en saygın isimleri, kanaat önderleriydi. 25 Nisan 1915 tarihinde Cezaevi Müdürü İbrahim Bey nezaretinde ve güvenlik güçleri eşliğinde özel bir trenle yola çıkarıldılar. Tutuklular önce tren sonra at arabalarıyla Ayaş ve Çankırı’ya sevk edildiler. Daha sonraki günlerde İstanbul’da devam eden tutuklamalarla Çankırı’ya getirilenlerin sayısı 158 kişiye, Ayaş’a getirilenlerin sayısı 92 kişiye çıktı. Gözaltına alındıkları andan itibaren devletin himayesinde olan bu insanlardan 174'ü bir mezar taşları bile olmadan yok edildiler” sözleri ile sürece dikkat çekti.
Bir daha evine dönemedi
Devletin gözetimi altındayken yok olan bu insanların akıbetlerinin resmi kayıtlarda firar ettikleri ya da serbest bırakıldıkları şeklinde geçtiğine de dikkat çekti. Lorin, Diran’ın da bu insanlardan biri olduğunu belirterek hayat hikâyesinden bahsetti: “Yurt dışında iktisat ve hukuk eğitimi gören Kelekyan; Türkçe yayınlanan Osmanlı gazetesi Sabah’ın başyazarıydı. Aynı zamanda Mekteb-i Mülkiye’de ve Harp Okulu’nda Siyasi Tarih hocasıydı. Kelekyan, uzun yıllar devlet hizmetinde görev yapmış, çalışmaları ve eserleri ile Osmanlı modernleşmesi ve entelektüel mirasına büyük katkılarda bulunmuş bir şahsiyetti. Osmanlı okuru Batı’nın pek çok düşünür ve yazarı ile onun sayesinde tanışmıştı. 24 Nisan 1915 gecesi Dikranların Beyoğlu İstiklal Caddesi bugünkü adıyla Erol Dernek sokakta bulunan evlerinin kapısı polisler tarafından çalındı. Polisler kendisini kısa bir ifade için karakola davet ettiler. Ancak Kelekyan bir daha evine dönemedi. Ertesi gün başyazısı Sabah Gazetesi’nde yayınlandığında Kelekyan Çankırı’ya götürülen Ermeniler arasındaydı. Çankırı’da tutuklu bulunduğu sırada serbest bırakılması için yaptığı başvurular istediği gibi sonuçlanmadı.
29 Temmuz 1915 tarihli şifreli bir telgraf emri ile Kelekyan’ın İstanbul’a dönmemek şartıyla Çankırı’dan ayrılmasına müsaade edildi. Ancak tek başına yola çıkmanın can güvenliği açısından son derece tehlikeli olduğunu biliyordu. Bu nedenle Çankırı’da kalmaya devam etti ve güvenli bir biçimde Çankırı’dan ayrılabilmek için girişimlerini sürdürdü. 23 Ekim 1915 tarihinde İçişleri Bakanlığı’na bağlı Emniyet Genel Müdürlüğü ‘Çankırı’da bulunan Diran Kelekyan Efendi’nin Diyarbakır Divan-ı Harbi’ne gönderilmesi’ talimatını verdi.”
‘Ben de ebediyete gidiyorum’
Lori, Osmanlı entelektüel hayatında derin izler bırakan 53 yaşındaki Diran’ı bugüne taşıyacak bir mezar taşı bile olmadığına vurgu yaparak, Diran’ın kalanlarla vedalaşırken “Öldürülen arkadaşlarımız gibi ben de ebediyete gidiyorum, benim için dua edin” dediğini söyledi. Lori devamında, “Kendisi için hazırlanan ata bindi. İki askeri inzibat eşliğinde 26 Ekim 1915 tarihinde Çankırı’dan ayrıldı. Bir süre sonra Kelekyan’ın 2 Kasım 1915 tarihinde Sivas yolunda Kızılırmak üzerinde bulunan Çokgöz Köprüsü civarında öldürüldüğü haberi geldi. Ölümü ile ilgili cinnet geçirip kendisini Kızılırmak’a attığı, inzibatların bütün çabalarına rağmen kurtarılamadığı söylentisi yayıldı” ifadelerini kullandı.
‘Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz’
Lori, son olarak hakikati savunmaya devam edeceklerine dikkat çekerek, “Kaç yıl geçerse geçsin tüm kayıplarımız gibi Diran Kelekyan ve Ermeni aydınlarını da unutmayacağız. Unutturmaya karşı hatırlamayı, inkara karşı hakikati savunmayı sürdüreceğiz. Kayıplarımızdan ve 191 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekanımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” dedi.







