İHD’den ‘Yeniden Yapılanma’ çalıştayı

  • 15:12 16 Nisan 2022
  • Güncel
İZMİR - İHD İzmir Şubesi, “İnsan Hakları Mücadelesi’nde Yeni Yöntem Arayışları ve Yeniden Yapılanma” başlıklı çalıştay düzenledi. 
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi, “İnsan Hakları Mücadelesinde Yeni Yöntem Arayışları ve Yeniden Yapılanma” başlığı ile Eğitim Sen 1 Nolu Şube’de çalıştay düzenledi. İHD’nin 20’nci Olağan Genel Kurulu’nun ardından yeniden yapılan yoluna gidilmesiyle beraber, kent yerelinde düzenlenen çalıştaya, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Genel Sekreteri Coşkun Üsterci, Göç Araştırmaları Derneği Koordinatörü Lülüfer Körükmez, Barış Vakfı Genel Başkanı Hakan Tahmaz katkı sağladı. Çalıştayın moderatörlüğünü ise İHD İzmir Şube Yönetiminden Ali Aydın gerçekleştirdi. 
 
‘Hak savunusu ekolojik, demokratik, kadın özgürlükçü olmalı’
 
Çalıştayda ilk olarak konuşan Coşkun Üsterci, hak örgütlerinin şeffaf, demokratik, kadın özgürlükçü ve ekolojik bir yapılanmaya sahip olması gerektiğinin altını çizerek, insan hakları savunuculuğunun evrensel ilkelerle yürütüldüğünü söyledi. Uluslararası metinlerde insan hakları savunuculuğuna yönelik bir tanım gerekse de herkesin hak savunuculuğu yapabileceğini dile getiren Coşkun, hak savunuculuğunun hiyerarşiyi reddeden, barışçıl yöntemlerle var olması gerektiğini ifade etti. 
 
‘Mahremiyeti korurken ihlali görünür kılmak’
 
Faillerin ihlalleri gizlemeye çalışırken, cezasızlık zırhıyla da korunduklarını kaydeden Coşkun, hak örgütlerinin ise bu ihlalleri görünür kılarken ihlale maruz kalmış kişileri ve tanık olanları korumak adına mahremiyetlerini sağlaması gerektiğini vurguladı. İhlale uğrayan kişilerin de travmaya uğramamasını sağlamanın önemli olduğunu söyleyen Coşkun, zarar vermeme ilkesi gereğince hak savunucularının ve hak örgütlerinin korunmasının önemine işaret etti. 
 
‘Hak savunuculuğu politiktir’
 
Ardından konuşan Lülüfer Körükmez ise, hak kavramını geliştirmeyi hedefleyen dayanışma pratiklerinin önemli olduğunu, insan hakları mücadelesinin ise siyaset üstü olduğunu, ancak politika dışı olmadığını ifade etti. Neyin hak olduğu ve hakkın nasıl tanımlanacağı, ihlallerin nasıl giderileceği gibi sorunların uluslararası standartlarla belirlendiğini belirten Lülüfer, “Ulusların oluşturduğu devletlerin oluşturduğu normlar var, devletlerarası aktörler. Bu standartlar, uluslararası olsa da ihlalin tazmini yerelde gerçekleşiyor. Hakkın tazmini ise yukarı doğru gerçekleşiyor. Yerelde sürdürdüğümüz mücadele yerel veya bölgesel aktörlerle ilgili. Bu nedenle siyasal bir mücadele. İnsan hakları mücadelesi politiktir ve İHD bunu sürdürdü” dedi. 
 
‘İhlale maruz kalanlar İHD’yi çözüm olarak görüyor’
 
İHD’nin insan hakları kavramının yayılma ve genişlemesini de sağladığını dile getiren Lülüfer, “ülkede var olan baskıcı rejime karşı mücadeleyi sürdürdüğünü sözlerine ekledi. Lülüfer, “İhlale maruz kalanlar, ‘orada cesurlar grubu var. Ben cesaret edemiyorum ama onu İHD yapsın. Bazı konularla İHD baş edebilir’ diyebiliyor. Bu ülkenin durumunu gösterdiği kadar İHD’nin konumunu da gösterir” sözlerini kullandı. 
 
‘Uluslararası sistem çöküyor’
 
Uluslararası sistemin devletlerarası rızaya dayalı olduğunu ve sistemin çökmekte olduğunu kaydeden Lülüfer, “AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) eskisi gibi işlemiyor. İzleme kurumları ihlallerle ilgili İHD’ye gelirken şimdi İstanbul Üniversitesi’nde cübbe giyiyor. O yüzden önemli kararlar AİHM’den usulden bozularak geri dönüyor. Çünkü insan hakları savunuculuğu politiktir. 90’larda da Türkiye yüzünü AB’ye dönmek istiyordu. Şimdi ise böyle bir dert yok. Bir siyasal krizin insan hakları krizi olarak tezahür ettiğini görüyoruz” şeklinde konuştu.
 
Teknoloji yoluyla gelişen hak ihlalleri
 
Teknoloji yoluyla gerçekleşen ihlallerin de arttığını ifade eden Lülüfer, hak savunucusu biçiminin oraya da taşınması gerektiğini dile getirdi. Lülüfer, teknoloji gelişse de sokağa çıkmanın önemini koruduğunun altını çizdi.
 
‘İHD STÖ’ler için önlem olacak’
 
İHD’nin nesillere hak mücadelesini öğrettiğini dile getiren Barış Vakfı Genel Başkanı Hakan Tahmaz da, insan hakları mücadelesinin kendine özgün alanları olduğunu belirtti. Hakan, İHD’nin cezaevinde çocukları olan Kürt annelerinin mücadelesi ile 12 Eylül Darbesi sonrası gelişen mücadelenin birleştiği bir alan olarak doğduğunu ifade eden Hakan İHD’nin açacağı kanalın sivil toplum  örgütleri için önlem olacağını kaydetti.
 
Çalıştay, basına kapalı şekilde devam etti.