‘Toplu tecavüz’ davasında AYM’den emsal karar

  • 10:27 17 Nisan 2022
  • Güncel
 
HABER MERKEZİ - AYM, Fethiye’de 8 erkeğin bir kadına tecavüz etmesinin ardından açılan ve beraatla sonuçlanan davada, gerekli özenin gösterilmediği ve delillerin yok edildiğini belirterek, kötü muamele yasağının ihlal edildiğine karar verdi. 
 
2007 yılında Muğla ili Fethiye ilçesi Gebeler kaplıcasında gerçekleşen, aralarında Milli Eğitim müfettişi ve öğretmenlerinin olduğu toplam sekiz tecavüz faili hakkında açılan “toplu tecavüz” davasında yıllardır süren adalet mücadelesinde Anayasa Mahkemesi (AYM) kötü muamele yasağının ihlal edildiğine karar verdi. 
 
Evrensel’de yer alan habere göre hukuksuzluklarla geçen dava sürecinde faillerin beraat ettirilmesi sonrası kadın avukatlar dosyayı AYM'ye taşımışlardı. AYM başvurunun üzerinden 5 yıl geçtikten sonra karara vardı. Suç duyurusunun ilk gününden davanın sonuçlandığı güne kadar yürütülen soruşturmada gerekli özenin gösterilmediğini, gerekli işlemlerin gerekli hızda yapılmadığını ve böylece delillerin yok edilmesinin önünün açıldığını vurgulayan AYM, Anayasa’nın 17'nci maddesinde düzenlenen “kötü muamele yasağının” ihlal edildiğine karar verdi. Bu karar, beraatla sonuçlanan toplu tecavüz davasındaki hukuksuzlukları ortaya sererken, aynı zamanda kadınlara yönelik cinsel suçların soruşturulması ve yargılanması süreçlerine ilişkin de emsal niteliğinde.
 
Kararla “bir kadının yalnızca beyanına dayanan şikayetlerde ciddiyetle ve özenle soruşturma yürütülmesi konusunda” bir emsal oluştu. Dava avukatları, davanın yeniden görülmesi ve sorumluluğu olan kamu görevlilerinin yargılanması için başvuru yapmaya hazırlanıyor.
 
Davaya dair 
 
2007 yılı Haziran ayında Muğla ili Fethiye ilçesi Gebeler kaplıcasında, sayısı tespit edilemeyen kişilerin tecavüzüne ve işkencesine maruz kalan bir kadın, içlerinde yüzlerini gördüğü ve tanıdığı 8 tecavüzcü hakkında suç duyurusunda bulundu.Ardından, yaşadığı travmayı tanımlayan, travma sonrası stres bozukluğu, anksiyete ve travmatik amnezi (hafıza kaybı) teşhisi olan hastane raporu ve jinekolojik durum raporu ile hukuksal başvurusunu gerçekleştirdi.Fethiye Savcılığı, teknik takip, eş zamanlı baskın, baz istasyonlarından sinyallerin takip edilmesi gibi hiçbir delil toplama işlemini gerçekleştirmedi. Buna ek olarak İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu’nun “Mevzu geçen ırza geçme olayı nedeniyle travma sonrası stres bozukluğu adı verilen ağır nevroz hali tespit edilmiştir” şeklinde tecavüzü doğrulayan bilirkişi raporunu hiçe sayarak tecavüz faillerini yargılamaya gerek görmedi.
 
İç hukuk yollarının tükenmesi nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuru yapıldı ve dosya AİHM’de görüşülmeye başlandı.Bu arada kadın ve avukatları, olağanüstü bir yol izleyerek Adalet Bakanlığı’na yazılı emir yoluyla bozma başvurusunda bulundu. Başvuru, kadınların davayı sahiplenmesiyle birlikte 2010’da kabul edildi.
 
4 yıllık bir hukuk mücadelesinin ardından ilk duruşma, 26 Ocak 2011 tarihinde Fethiye Adliyesinde görüşülmeye başlandı. 26 Ocak 2011’de yapılan ilk duruşmada yaşı on sekizden küçük olan iki fail için dava açıldı. Diğer altı kişi tanık olarak dinlendi. Kadınların mücadelesi sonucunda, davalar birleştirildi. Failler arasında İlköğretim müfettişi, öğretmen, tesis sahibi ve yaşı on sekizden küçük olan iki oğlu vardı. İlk duruşmada failler sanık değil “tanık” olarak davaya çağrıldı. Tecavüz failleri16 Mart 2011 tarihindeki duruşmada sanık sandalyesine oturdu.
 
Davanın 27 Nisan 2012 günü yapılan 8. duruşmasında tecavüz failleri beraat ettirildi. Yaklaşık bir buçuk yıl süren duruşmalar boyunca tecavüze uğrayan kadına “sanık” muamelesi yapıldı. Ailesinin boşanmış olmasında, politik görüşlerine kadar bütün hayatı didik didik edildi. Fethiye Davası, ülkenin dört bir yanından kadın örgütlerinin her duruşmayı adliye önünde takip etmesi, her kentte gündem etmesi ve ısrarlı bir dayanışma örmesi ile de Türkiye kadın hareketi bakımından sembol davalardan biri oldu.