Sevil Turgut: Cezaevinde yaşanan katliamların sorumlusu devlet
- 09:12 18 Nisan 2022
- Güncel
Öznur Değer
ANKARA - İHD Ankara Şube Eşbaşkanı Sevil Turgut, cezaevinde yaşanan her ölümün sorumlusunun devlet olduğunu belirterek, "Sorumlular yargılanmadığı ve toplum olarak cezaevlerine sahip çıkmadığımız sürece cezaevlerinden ölüm haberleri almaya devam edeceğiz" dedi.
PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşme başvuruları çeşitli disiplin cezaları gerekçe gösterilerek reddedilirken, İmralı’dan haber alınamama hali ve uygulanan tecrit tüm cezaevlerini etkiliyor. Tedavi koşulları sağlanmadığı için, “intihar etti” denilerek şüpheli şekilde yaşamını yitiren tutsakların yanı sıra son süreçte işkence nedeniyle tutsakların yaşam hakkı elinden alınıyor. Silivri 5 No’lu L Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Ferhan Yılmaz gardiyanlar tarafından işkence edilerek katledilirken çok sayıda tutsağın da işkence sonucu intihara sürüklendiği gündeme geldi.
Ferhan’ın hastanedeki son görüntüleri işkence nedeniyle yaşamını yitirdiğini kanıtlar nitelikteyken, cezaevi yönetimi kalp krizi diyerek ölümü kapatmaya çalıştı. Ölüm raporunda “bulaşıcı hastalık” yazması çelişkileri daha da netleştirdi. Tüm bunlara karşın ise savcılık yaptığı açıklamada işkenceyi görmezden gelerek olayın üstünü kapattı. İHD Ankara Şube Eşbaşkanı Sevil Turgut, son süreçte Silivri başta olmak üzere cezaevlerinde yaşanan işkence ve ihlallere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
‘Her türlü kötü muameleden devlet sorumludur’
Tutsakların yaşam hakkından sorumlu olması gereken devletin cezaevlerinde yaşanan her türlü hak ihlalinin, işkencenin ve kötü muamelenin üstünü örtmeye çalıştığını söyledi. Sevil, “Üstünü örtmek yerine işkence ve kötü muamele yapan görevlilerin sorgulanması, yargılanması gerekiyor ki arkasından gelenler buna cesaret edemesinler. Silivri Cezaevi Ferhan Yılmaz’ın ölümüyle gündeme geldi. Birçok cezaevinde aynı durum yaşanıyor, yaşanmaya devam ediyor. Mâhkumların yaşam koşulları her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Mahkumların yaşam hakkından ve başlarına gelebilecek her türlü kötü muameleden devlet sorumludur. Sorunlular yargılanmadığı ve toplum olarak cezaevlerine sahip çıkmadığımız sürece cezaevlerinden ölüm haberleri almaya devam edeceğiz” sözlerine yer verdi.
Adalet talepleri
2022’nin ilk üç ayında 15’e yakın tutsağın cezaevlerinde yaşamını yitirdiğini aktaran Sevil, bir kısmının şüpheli bir şekilde bir kısmının ise tedavi edilmediği için yaşamını yitirdiğini kaydetti. Bu noktada söz konusu durumların yaşanmaması için tutsak yakınlarının sürdürdüğü Adalet Nöbetlerine dikkat çeken Sevil “Ülkede toplumsal muhalefetin dinamikleri işçiler, emekçiler, öğrenciler ve toplumun her kesimi bir şekilde ayakta ve taleplerini dile getiriyor. Taleplerini dile getirirken de baskı ve şiddetle karşılaşıyorlar. Bir sürü anne ve baba adalet talebiyle sokaklarda. Şenyaşar ailesi bir yıldır adalet talebiyle sokakta. Yine Gülistan Doku’nun ailesi adalet talebiyle sokakta. Cezaevlerinde bunun baskılanması daha kolay oluyor” diye belirtti.
‘Açıklamalarımız Ceza ve Tevkifevleri tarafından yalanlanıyor’
Bir ayı aşkın süredir cezaevlerinden çok yoğun işkence ve kötü muamele haberleri aldıklarını sözlerine ekleyen Sevil, birçok tutsağın ailesinden uzak cezaevlerine sürgün edildiğini belirtti. Bu durumun bir politika olduğunu sözlerine ekleyen Sevil “Biz İHD olarak her 3 ayda bir ve her yıl cezaevleriyle ilgili raporlarımızı yayınlıyoruz, taleplerimizi dile getiriyoruz. Fakat bu taleplerimizin geri dönüşü bir türlü olmuyor. Her türlü hak ihlaline karşı yaptığımız açıklamalar Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından bir şekilde yalanlanıyor ve çözümü konusunda kimse hiçbir şey yapmıyor” şeklinde konuştu.
Cezaevleri ‘ölüm evleri’ olarak anılmaya başladı’
“Son günlerde cezaevleri ‘eza evleri’ ‘ölüm evleri’ olarak anılmaya başladı” diyen Sevil, tutsakların adil olmayan bir şekilde yargılandıklarını ve cezaevinde tutulduğunu kaydetti. Cezaevi idaresinin keyfi uygulamalarıyla tutsakların cezalarının kat be kat artırılmaya çalışıldığına dikkat çeken Sevil, “Koğuşlar küçük. 10 kişinin kalması gereken yerlerde 30 kişi kalıyor. Üstelik hijyen koşulları, sağlığa erişim ve her türlü iletişim hakları ellerinden alınmış durumda. Bir sürü hak ihlaline karşı gelen mahkumlar yeni disiplin cezalarıyla karşılaşıyorlar. Tahliye edilmesi gerekenlerin tahliyeleri engelleniyor, infazları yakılarak cezaevinde tutulmaya çalışılıyorlar” ifadelerini kullandı.
‘Eskiden olsa binlerce kişi sokaklara dökülmüştü’
Sadece ailelerin değil, bütün toplumun cezaevlerine ses vermesi gerektiğinin altını çizen Sevil, cezaevlerindeki işkence ve hak ihlalinin olağanlaştırıldığını ve bu nedenle de kolektif olarak bir tepkinin verilmediğine dikkat çekti. Sevil, sözlerini şöyle sürdürdü: “Eskiden cezaevinde bir tutsak yaşamını yitirseydi binlerce kişi sokaklara dökülürdü. Günümüz koşullarında aileler ve hak savunucuları dışında toplumun hiçbir kesiminin ya da siyasi partilerin umurunda değil ve bu durumun düzelmesi için çaba göstermiyorlar. Mahkum aileleri bu zulümle baş başa bırakılmış durumda. Oysa burası Türkiye, her insanın cezaevinden yolu geçebilir. Dışarıdaki insanlar, cezaevlerindeki haksızlığa, hukuksuzluğa, işkence ve kötü muameleye karşı içerdekilerin sesi olmak zorunda” dedi.
‘Silivri’deki hak ihlalinin üstü örtülmeye çalışılıyor’
Silivri’de yaşanan işkence ve katliama dikkat çeken Sevil, İHD İstanbul Şubesi’nin duruma dair gerekli açıklamaları yaptığını belirterek, “İHD İstanbul Şubemiz yaşananların üstünün örtülmemesini, bu zulmü uygulayanların yargılanmasını, hesap vermesini ve bunun kamuoyuyla paylaşılmasını istedi. Biz İHD olarak bütün şubelerimizle birlikte cezaevlerinden gelen mektuplar ve ailelerin başvuruları üzerinden elimizden geleni yapıyoruz. Bu konuda Adalet Bakanlığı’na, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’ne gerekli bilgileri de gönderiyoruz. Ama yapılan her türlü hak ihlalinin üstü örtülmeye çalışılıyor” sözlerini kullandı.
‘Cezasızlık politikası şiddet uygulayan herkesi cesaretlendiriyor’
Cezaevlerinde tutsakları kötü muamele ve işkenceye maruz bırakan görevliler, cezaevi müdürleri, yetkililer hakkında etkin ve etkili bir soruşturma yürütülmesi ve yaptırım uygulanması gerektiğine işaret eden Sevil, “Bu yaptırımlar uygulanmadığı sürece, memleketteki cezasızlık politikası şiddet uygulayan herkesi cesaretlendiriyor. Geride kalanların cesaret almaması için kötü muamele yapan en aşağıdaki infaz memurundan en yukarıdaki cezaevi müdürü ve yetkililerin araştırılıp, soruşturulup yargılanması gerekir” şeklinde konuştu.







