‘Örülen hiçbir duvar ne birliğimizi ne de direnişimizi kırabilir’

  • 12:06 20 Nisan 2022
  • Güncel
 
Dîcle Demhat
 
QAMIŞLO - Şengal ve Rojava arasında örülen duvarla Federe Kürdistan topraklarını Irak hükümetine bağlamanın, Rojava topraklarını ise Suriye rejimine vermenin amaçlandığını kaydeden Kongra Star Sözcüsü Remziye Mihemed, duvarın halkların ne birliğini ne de direnişini kırabileceğini vurguladı.
 
Irak hükümeti Mart ayının ortasından bu yana Şengal ile Kuzey ve Doğu Suriye arasında duvar örüyor. Bölgedeki halklar ise duvarın inşasına tepki gösteriyor. Duvar örülmesinin, Hewlêr ile Bağdat arasındaki “Şengal Anlaşması”nın uygulanması olarak değerlendiren halk, duvara karşı eylemler de gerçekleştiriyor. Diğer yandan ise KDP, Bağdat hükümeti ve Türkiye’nin oluşturduğu savaş koalisyonunun 17 Nisan’da Federe Kürdistan Bölgesi’ne yönelik başlattığı saldırılar ve buna karşı direniş de sürüyor.
 
Kuzey ve Doğu Suriye’de Kongra Star Sözcüsü Remziye Mihemed saldırıları ve güncel gelişmeleri ajansımıza değerlendirdi. 
 
Utanç duvarı
 
Bölge ile Kuzey ve Doğu Suriye arasına örülen duvar ile Şengal-Kuzey ve Doğu Suriye arasına örülen duvarın aynı siyasetin sonucu olduğuna dikkat çeken Remziye, “Rojava ve Şengal arasında yapılan duvar utanç duvarıdır. Amaç bölge halklarını birbirinden ayırmaktır. Her iki halk arasında bir kültür birliği var. Bu tarihsel bir gerçeklik. Her dört parça Kürdistan’da aynı aileden olan farklı parçalarda yaşayanlar var. Devlet politikaları parçalar arasında duvarlar örerek bu aileleri, kültürü birbirinden koparmaya çalıştı. Türkiye, Bağdat ve KDP arasındaki anlaşma Kürt halkını birbirinden ayırma antlaşmasıdır” dedi.
 
‘KDP komplonun maşası olarak Kürt birliğini parçalıyor’
 
DAİŞ saldırılarından sonra halkın birlik olarak katliamlardan kendini koruduğunu ve bu temelde Özerk Yönetim sistemini oluşturarak yıllardır kendi kendilerini yönettiklerini vurgulayan Remziye, “Bütün baskı ve saldırılara rağmen sistemlerini koruyarak kendilerini koruyup, bütün dünyaya seslerini duyurdu. Bu sistemi hazmedemeyen güçler hep saldırmaya devam etti. Yapılan bu duvar ve antlaşma bu birliği bozmak için yapılmıştır. Bu siyaseti Kürt partileri veya Kürt halkının eliyle yapmaya çalışıyorlar. Eğer Kürt halkı veya partileri bu komploya dâhil olurlarsa daha erken sonuç alacaklar ve bu Türk devletinin işine yarayacak. Maddi ve ekonomik olarak da herhangi bir ağır kayıp veremeyecek, Özerk yönetim sistemimize daha fazla saldırı yapacak, sistemi bozma temelinde her şeyi yapacaklar. KDP bu komplonun bir maşası olarak kullanılmakta. KDP bu komplonun bir maşası olarak Kürt birliğini parçalamakta ve Türk devletinin Kürt halkına yönelik yaptığı projelerin sonuç almasını kolaylaştırıyor” ifadelerinde bulundu.
 
‘Êzidî halkını çembere alıp, saldırıları kolaylaştırmayı amaçladılar’
 
Şengal ve Rojava arasında örülen duvarın Türkiye’nin saldırılarını kolaylaştırmak için yapıldığını aynı zamanda Êzidî halkını yeni fermanlarla yüz yüze bırakılmasının amaçlandığını vurgulayan Remziye, sözlerini şöyle sürdürdü: “Rojava ve Şengal Özerk Yönetimi sistemini bozmak için yapılan bir duvar. Duvarı örme nedenlerinden biri Güney Kürdistan topraklarını Şengal’de dahi Irak hükümetine bağlamak, Rojava topraklarını da Suriye rejimine geri vermektir. Planları, halkları birbirinden koparacak, işgalci Türk devleti istediği gibi saldıracak ve bu saldırılarla beraber Suriye rejimi ile Irak hükümeti toprakları kendi topraklarına ekleyecek. İşgalci Türk devleti ve İran devletinin isteği Kürt ismini dünyadan kaldırmaktır. Kürt halkı hiçbir zaman sınırları tanımadı. Şengal fermanında Rojava halkı kapılarını açarak Êzidî halkına kucak açtı. Rojava gençleri, askeri gücü, Şengal askeri gücüne dahil olarak Şengal’i korudular. Aynı zamanda Rojava saldırıları zamanında kuzey halkı sınırları kaldırarak Rojava topraklarına geçti. Bu dönemde aslında biz Kürt halkı olarak sınırları tanımadığımızı göstermiştik. Sınırlar bizi ayıramaz. Yapılan yeni sınırlar duvarlarla örülüp, tellerle üstünü kapatmakta. Bu yeni sınırlar Êzidî halkının iradesini kırmak, yeni katliamlarla yüz yüze bırakmak için yapılmış ve Êzidî halkını bir çember içerisine koyup, gidecek bir yer bırakmamak, iradelerini kırmak ve saldırıları daha kolaylaştırmak için yapıldı.”
 
‘KDP kuruluşundan bugüne kadar ihanet çizgisinde yürüdü’
 
KDP’nin kuruluşundan beri “ihanet çizgisi” temelinde bir politika yürüttüğüne dikkat çeken Remziye, bu politikanın yıllardır değişmediğini dile getirdi. Remziye, “Baas rejimine destek vermesi, yıllardır Türkiye ile yaptıkları görüşmeler bunu gösteriyor. 1990’larda kuzey halkının İşgalci Türk devletinden kaçarak Güney Kürdistan’a göç ettikleri zaman KDP bu göçmen halka karşı da saldırı politikalarını devreye sokmuştu. Medya savunma alanlarına yönelik saldırılar yıllardır devam etmekte. Hewler hastanesinde yaralılara saldırması aslında KDP’nin yürüttüğü ihanet çizgisini gözlerimizin önüne getirmekte. Son senelerde Türk devletiyle sık sık yaptıkları görüşmeler aslında KDP’nin bir iradesinin kalmadığını, güçsüz olduğunu göstermekte. KDP hiçbir zaman doğru bir tutum sahibi olamadı. Kürt bir parti olduğunu dile getiriyor fakat Kürt halkına yönelik yaptığı komplolar ve Kürt halkını katledenlerle ortak olması Kürtlüğünü de inkar ettiğini gösteriyor” şeklinde konuştu. 
 
‘Halkların KDP’ye karşı tutumu nettir’
 
Bölge halkının KDP’nin Kürt halkı için değil, aile, aşiret çıkarları için çalıştığının bilincinde olduğunun altını çizen Remziye, Federe Kürdistan halkının KDP’nin siyasetinin farkına varıp, tavır aldığını anımsattı. “KDP Kürdistan tarihinde kara bir sayfadır” diyen Remziye, “Bu sayfayı temizlemek için KDP’nin komploların ortağı olmamalı, bugüne kadar yaptığı kirli politikaların özeleştirisini vermeli ve Kürt halkına kendini ispat etmeli. KDP’nin kirli politikaları devam ettiği sürece Kongra Star olarak, özgürlük mücadelesinin savaşçıları ve Kürt halkının tepkileri, net tavır ve tutumları her zaman olacaktır. Bugünden sonra KDP’nin kirli politikalarını asla kabul etmeyeceğiz. Halkımızın bu politikalara karşı artık tutumları nettir. Eylemleriyle her gün bunu gösteriyorlar” diye ekledi.  
 
Aydın yazar ve diğer kesimlere çağrı
 
Remziye, KDP’nin kirli politikaları ve Türkiye ile yaptığı görüşmelere son vermek için harekete geçilmesi gerektiğini belirtirken, eylemlerin sonuç alması için siyasi partilerin, aydın kesimlerin, yazar ve diğer halkların da ses vermesi gerektiğini kaydetti. Remziye, “Siyasi partiler halkın sesidir, iradesidir. Bunun için KDP’ye karşı tavır ve tutumları net olmalı. Gençlerimiz örgütlenmelerini güçlendirmeleri yapılan politikalara karşı örgütlü bir biçimde karşılarında durmalı. Kadın kurum ve kuruluşları bu saldırılara karşı birliklerini her zaman güçlü kılmalılar. İradelerini güçlendirip, net tutumları olmalı. Kuzey ve Doğu Suriye kadın örgütleri yaptığı son toplantılarında dile getirdiler. Toplantı sonrası 3’cü Ulusal Kongreye her üç parça Kürdistan’a da birer mektup gönderildi. Rojava kadın örgütü olarak mektuplarda net tutumumuzu dile getirmiştik. KDP politikalarına karşı net tutumumuzu belirtik halkın iradesiyle bu kirli politikalar duracaktır. Bu Sêmalka ve diğer eylemlerde belli oldu” dedi.
 
‘Uluslararası güçler kendi çıkarları için sessizliğini koruyor’
 
Uluslararası alandaki sessizliğe de değinen Remziye, şöyle konuştu: “Uluslararası devletler Kürt halkına ve Kürdistan’a yapılan bütün saldırı ve politikalara karşı sessiz. Kuzey Kürdistan’da onlarca Kürt yakılarak öldürüldü; uluslararası devletler sessizdi, HDP’ye saldırılar oldu, Êfrîn, Girê Spî, Eyn Îsa, Til Temîr, Şehba, Serêkaniyê, Medya Savunma Alanlarına ve Türkiye cezaevlerinde o kadar hukuksuzluk, işkenceler yapılmakta ki… Ama buna karşı uluslararası devletler, mahkemeler sessiz. Bir halkın önderi senelerdir cezaevinde ağır tecrit altında ama devletler mahkemeler sessiz. Türkiye’nin işlediği suçlara ilişkin belgeleri mahkemelere göndermemize rağmen Türkiye’ye karşı herhangi bir dava açılmadı. Hevrîn Xelef, Paris Katliamı, Helincê Katliamı ve daha birçok katliamın belgelerini vermemize rağmen herhangi bir şey yapılmadı. Bu da hem uluslararası devletlerin hem de Türk devletinin birbiriyle yaptıkları antlaşmalar, çıkarlarını göstermekte. Uluslararası devletler kendi çıkarları için sessizliğini koruyor ve koruyacaklar. Bu çıkarlarını bizim için bozmazlar. Verdiğimiz direnişle beraber sadece koalisyon DAİŞ saldırılarında bize destek verdi. Onun dışında herhangi olumlu bir şey yapmadılar. Bütün uluslararası mahkemelerin anayasaları uluslararası devletlerin çıkarları için çiğnenmekte. Bu sessizlik milyonların sesini,  direnişlerini kıramayacak.”
 
‘KDP’nin politikalarına karşı Güney halkı net tutum sahibi olmalı’
 
Remziye, son olarak sözlerini Güney Kürdistan halkının direnişine değinerek şöyle sonlandırdı: “Güney Kürdistan halkı KDP’nin kirli siyasetini durdurmak için daha güçlü örgütlenip, eylem alanlarını daha fazla büyütmeliler. Bütün Güney Kürdistan halkı ayaklanmalı. Medya savunma alanlarına yapılan saldırılar Güney halkına da yapılmakta. Güney halkı maddi manevi açıdan bu saldırılardan zarar görmekte. Köyleri yakılıp, yıkılmakta. Türk devletinin Güney Kürdistan’a yaptığı askeri sevkiyatla bölge işgal edilmekte. Yapılan utanç duvarından sonra da Güney Kürdistan, Şengal alanlarına saldırılar gün geçtikçe artmaya ve geniş bir alana yaymaya başladı. Güney Kürdistan siyasi partileri, halkı, aydınları yazarları ve diğer kesimleri bu politikalara karşı artık ayaklanmalı net tutumlarını ortaya koymalı. Eğer net tutum sergilersek saldırılar azalacak birliğimiz güçlenecek ve düşmanın yaptığı politika ve planları boşa çıkacaktır.”