HDK’den ‘Kadın beyanı esastır’ konulu atölye
- 19:08 23 Nisan 2022
- Güncel
İSTANBUL- HDK Kadın Meclisleri’nin düzenlediği “Kadın beyanı esastır” konulu atölyede kadın mücadelesinin politik ve hukuki boyutuna dikkat çekildi.
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Kadın Meclisleri, Sarıgazi’de bulunan Ovacık Sosyal Dayanışma Derneği’nde “Kadın beyanı esastır, erkek aksini ispatlamak zorundadır” şiarıyla atölye düzenledi. Atölyeye konuşmacı olarak feminist aktivist Özgül Saki ve Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) avukatlarından Özge Akyüz katıldı.
Atölyede kadın mücadelesinin hukuksal boyutunu Özge Akyüz, mücadele boyutunu ise Özgül Saki ele aldı. Atölyenin yapıldığı odaya ise “Kadının Beyanı Esastır Erkek Aksini İspatlamakla Yükümlüdür” pankartı asıldı. Çok sayıda kadının katıldığı atölyenin moderatörlüğünü HDK İstanbul Sözcüsü Didem Nur Acarbey yaptı.
Kadın-erkek arasındaki egemenlik ilişkisi
“Kadın beyanı esastır” şiarını değerlendiren Özgül, kadın erkek arasındaki egemenlik ilişkisinin sistematik olduğuna vurgu yaptı. Özgül, “Sistem tarafından eklemlenerek geliyor patriyarkal. Dolayısıyla niyetleri ne olursa olsun bu egemenlik ilişkisinden erkeklerin bir yararı, konfor alanı ve çıkarı var. Kadın hareketi, feminist hareket bunu parçalamak, yıkmak, kadın özgürlüğünü ve eşitliğini gerçek kılmak istiyor” dedi.
‘Mühim bir ilke’
Özgül, kadına yönelik şiddet kavramının artık “erkek şiddeti” olarak ele alınan bir sorun olduğunu ve failin ortaya çıkarılmasının asıl amaç olması gerektiğini vurguladı. Özgül, kadın beyanının esas alınmasının önemini ise şu sözlerle ifade etti: “Bu ilke konfor alanlarına çok ağır bir tehdit. Bu bizim açımızdan, cinsel şiddet ve cinsel tacizle mücadele konusunda çok mühim bir ilke. Bunu sahiplenip bunun üzerine bir alan açma meselesinde yaşantımızın, o patriyarkanın aşındırılmasında çok önemli bir işlev görecek.”
Özgül, savaş politikalarında ve kapitalizmde daima kadın bedeninin ya devletin ya da erkeğin denetiminde olduğunu ekleyerek, kadının bedenine ilişkin herhangi bir şeye karar vermesinin erkeğin egemenliğine saldırı olarak algılandığını da söyleyerek konuşmasını sonlandırdı.
‘Susmak zorunda olan kadının sesini duyalım’
Ardından Özge Akyüz de toplumun sadece ikili cinsiyet sistemi üzerine kurulu olduğuna dikkat çekerek, “Bu topluma göre meşru olan kadın ve erkek. Bu meşruiyet içerisinde kadın eşitsiz ve ezilen konumda. Dolayısıyla böyle bir sistemde maruz kaldığı şiddet karşısında kokma, susma ihtimali ve bunu gizleme ihtimali oldukça yüksek oluyor” dedi. Özge, kadın beyanının esas alınmasının “kadın ne diyorsa doğrudur” anlamını taşımadığını belirterek, “Toplumsal olarak maruz kaldığı eşitsizlik karşısında susmak zorunda olan kadının sesini duyalım” demek olduğunu ifade etti.
Beyanlar tartışmaya açılıyor
Özge ayrıca kadın beyanın yargı önünde eşit olmadığına da dikkat çekerek, “Yargı beyaz pantolon giyen, mini etek giyen, kırmızı ruj süren, kahkaha atan, içki içen, evlilik dışı ilişki yaşayan kadınların beyanlarını tartışmaya açabiliyor. Aslında kadınların özel hayatını yargılama süresince yargı alanında kadınlar için ikinci bir şiddet alanı haline getirebiliyor” dedi. Özge, kadının beyanının esas alınması ilkesinin tüm kadına yönelik şiddet olaylarında genelleşmiş bir ilke olması gerektiğinin altını çizerek konuşmasını sonlandırdı.
Çözüm yolları tartışıldı
Atölye kadınların, erkek egemen sistemin; aile içinde, sokakta, okullarda, iş yerlerinde yarattığı problemleri paylaşmalarıyla interaktif şekilde devam etti. Kadınlar, ortak bir sorun olarak cinsiyet eşitsizliğine ve bu doğrultuda bireylerde oluşan yanlış toplumsal algılara işaret etti. Kadınlar, “Erkeklerin kadınlara tanımladığı hiçbir kategoriyi tanımayalım, dikkate almayalım. Kötü kadın, yanlış kadın diye bir şey yok. Ataerkil sisteme karşı dayanışma içinde olup çözüm yolları üretelim” ortak fikrinde buluştu.
Atölye, kadınların alkışları, zılgıtları ve “Aysel Tuğluk’a Özgürlük” sloganını haykırmasıyla sonlandı







