‘Çocuklar karikatürize edilerek iradeleri yok sayılıyor’

  • 16:42 25 Nisan 2022
  • Güncel
 
ANKARA - 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na dair Meclis’te basın toplantısı düzenleyen HDP Çocuk Komisyonu Eşsözcüsü Hüseyin Kaçmaz, çocukların karikatürize edilerek iradelerinin yok sayıldığını belirterek Türkiye’de açılan çocuk davalarının 10 yılda 3 kat arttığını belirtti.
 
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Çocuk Komisyonu Eşsözcüsü Hüseyin Kaçmaz, Meclis’te basın toplantısı düzenledi. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla her sene başta iktidar olmak üzere, devletin erkanı ve bağlı kurumların tam anlamıyla ezber ve basmakalıp törenler organize ettiğini söyleyen Hüseyin, iki gün önce benzeri görüntüye tanık olduklarını kaydetti. 
 
‘Çocukların iradeleri yok sayılıyor’
 
Türkiye’de her yıl çocukların, koltuklara oturtulmasına tanıklık ettiklerini belirten Hüseyin, ülkedeki 23 milyona yakın çocuğun asıl sorunlarının ne bu sahnelerde ne de Meclis’te dile getirildiğine dikkat çekti. Hüseyin, “Bununla beraber çocukların katılım hakkı, toplumsal birer özne olmaları bu mizansenle karikatürize edilerek iradeleri yok sayılıyor. Böylece çocuklar geleceğin yöneticileri şeklinde konumlandırılarak hem toplumsal yaşamdan hem de siyasetten ve karar alma süreçlerinden tamamen dışlanıyor. Sonuç olarak bugün hem bu ülkede yaşayan 23 milyona yakın çocuğun sorunları görünmez kılınıyor hem de bu çocuklar katılım hakkından tamamen mahrum ediliyor” dedi.
 
Türkiye 3’üncü sırada
 
Siyasi partilerin geçit törenlerinde her sene nesneleştirilen çocukların devasa sorunlarla karşı karşıya kaldığına dikkat çeken Hüseyin, çocukların her gün bir şiddet vakasıyla gündeme geldiğini ve çocuk davalarının son 10 yılda 3 kat arttığını kaydetti. Hüseyin, “İnsan Hakları Derneği’nin raporuna göre Türkiye çocuk istismarında dünyada 3’üncü sırada ve istismara ilişkin resmi veriler artık paylaşılmıyor. Bugün Türkiye’de derin yoksulluktan en çok etkilenen kesim çocuklar. Binlerce çocuk en temel hak olan beslenme hakkından mahrum. Kronik hale gelen yoksulluk çocukların gelişimini etkiliyor. Ebeveynlerin bakım gücü azaldıkça, çocuklar eğitimden koparak çalışmak zorunda bırakılıyor. Nitekim bugün binlerce çocuk çalışmak zorunda bırakılmakta ya da zorla çalıştırılmaktadır” şeklinde konuştu. 
 
Anadil sorunları
 
Hüseyin, 2021 yılının sonunda 26 bin çocuğun çalışmak zorunda kaldığına ve yüzlerce çocuğun anneleri ile birlikte cezaevlerinde tutulduğuna dikkat çekti. Binlerce çocuğun ise madde bağımlılığından kaynaklı hayata kalmaya çalıştığını belirten Hüseyin, “Milyonlarca çocuk anadilinde eğitim görememekten mustarip. Bu nedenle her sene binlerce çocuk hiç bilmediği bir dilde eğitim görmeye zorlanmakta. Yine Alevi çocuklar başta olmak üzere bu ülkede binlerce çocuk zorunlu din derslerine maruz bırakılmaktadır. Yoksul, mülteci, engelli binlerce çocuk eğitimden mahrum kalmakta ve ne yazık ki binlerce kız çocuğu evlendirilmektedir. Sorunlar saymakla bitmez ve ne yazık ki devlet ve bağlı kurumlar bu sorunların bizatihi kaynağı olduğu için bu sorun alanlarına ilişkin veriler ya yok ya da gizlenmektedir. Hal böyleyken, TBMM yılda bir çocukları Meclis’e toplayarak, yetişkinlerin koltuklarına oturtarak onların gerçek sorunlarını görünmez kılmaktadır” ifadelerini kullandı.
 
‘Çocuklar yalnızca istismar ve şüpheli ölümlerle gündeme geliyor’
 
Meclis’in çocukların sorunlarını gören ve varlıklarını kabul eden bir siyasal ve toplumsal perspektife sahip olunmadığına işaret eden Hüseyin, şunları belirtti: “Ben İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Çocuk Hakları Alt Komisyonu üyesiyim. Bu komisyon ne düzenli bir biçimde çalışmakta ne de çocuklara ilişkin çalıştığında kapsayıcı ve bütünsel bir siyasal bakışla sorunlara eğilmektedir. Bugüne kadar Rabia Naz ve Ensar Vakfı vakalarına ilişkin iki rapor yazan bu alt komisyon, iktidar üyelerinin çoğunluk olması hasebiyle adeta çocuklara karşı suçların aklandığı bir alt komisyon olma rolünü üstlendi. Buna karşı çıktık ama iktidar partisi açık ve net biçimde böyle bir politika izledi. Öte taraftan, 23 milyona yakın çocuğun yaşadığı bir ülkenin parlamentosunda çocuklara yönelik çalışan yalnızca bir alt komisyonun olması, üstelik bu komisyonun da oldukça atıl olması bu parlamentonun çocuk politikasını açık biçimde ifşa etmektedir. Çocuklar bu parlamentoda yalnızca istismar gibi, çocuk ölümleri gibi vakalarla gündeme gelebiliyor. Bu süreçlerde de Rabia Naz ve Ensar Vakfı vakalarında olduğu gibi süreçlerin üstü hızlıca kapatılarak yapısal çözümler geliştirilmiyor.”
 
‘Milyonlarca çocuk asimilasyona maruz kaldı’
 
Meclis bünyesinde çocuk ihtisas komisyonu kurulmasını öneren ve bunun içinde kanun teklifini verdiklerini söyleyen Hüseyin, 23 Nisan 1920’de yani 102 yıl önce Meclis’in bugünkü parlamentodan daha demokratik bir parlamento olduğunu kaydetti. Hüseyin, “Bu tekçi rejimde en olumsuz etkilenen kesimlerden biri ise kuşkusuz çocuklar oldu. Bu süre zarfında çocukların toplumsal ve politik öznellikleri yok sayıldı. Seslerine ve iradelerine yetişkinlerce el konuldu. ‘Makbul yurttaş’ olma zorunluluğuna dayanan devletin gelecek tahayyülünde çocuklar terbiye ve disiplinin nesneleri olarak konumlandırıldı. Bunlarla beraber Sünni, Müslüman ve Türk olmayan milyonlarca çocuk asimilasyon şiddetine maruz kaldı. Bu çocuklar devletin asimilasyon ve Türkleştirme derslerinin nesnesi haline geldi” sözlerini kullandı.
 
Katledilen çocuklar
 
Bölge kentlerinde 2008-2022 yılları arasında 24’ü çocuk olmak üzere 56 yurttaşın zırhlı araç çarpması sonucu yaşamını yitirdiğini, en az 22’si çocuk olmak üzere 141 kişinin ise yaralandığını belirten Hüseyin, “Zırhlı araç ve devlet şiddetiyle hayatını kaybeden Efe Tektekin, Muhammet ve Furkan Yıldırım kardeşler, Miraç Miroğlu, Cemile Çağırga, Mazlum Akay, Doğan Teyboğa, Umut Furkan Akçil, Ahmet İmre, Enver Turan, Canan Saldık, Birem Basan, Oğuzcan Akyürek, İzzettin Boz, Mehmet Nuri, Ceylan Önkol, Uğur Kaymaz, Roboski’de katledilen 17 çocuk… Bu saydığım isimler devlet şiddetinin sonucu öldürülen çocuklardan yalnızca birkaçı. Ne yazık ki çocuk düşmanlığını her gün yeniden üreten bu rejim hala yürürlüktedir. İktidar eliyle savaş ve çatışma politikalarında ısrar hala devam ediyor. Bu ısrar sebebiyle de hala canlarımızı kaybetmeye devam ediyoruz”  dedi.
 
‘Çocuklar ile birlikte 3’ncü yol inşa etmek mümkün’
 
23 Nisan’da yapılması gerekenin çocuklara yönelik şiddetin, yoksulluğun, ayrımcılığın ve ölümün katlanarak arttığı bu yüzyılda yüzleşmek ve bu hakikati dönüştürmek olduğuna işaret eden Hüseyin, şöyle konuştu: “Ancak böylesi bir yüzleşme ve hakikatin dönüşümü ile çocukların karşı karşıya olduğu yoksulluk, şiddet, tekçilik ve ayrımcılık gibi yapısal sorunlara çözümler üretilebilecektir. Böylece çocuklar hak ettikleri gibi eşitlik ve barış içinde bir coğrafyada yaşama şansı bulacaktır. TBMM, siyasi partiler ve devlete bağlı kurumlar çocukların karşı karşıya olduğu devasa sorunları görünmez kılmaktan vazgeçmelidir. Onların sesine, taleplerine ve iradesine el koyarak koltuk törenlerinin nesnesi haline getirmekten vazgeçmelidir. Bunun ilk adımı olarak Meclis bünyesinde ivedilikle daimî bir Çocuk İhtisas Komisyonu kurulmalıdır. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’de yer alan çekinceler derhal kaldırılmalıdır. Çocukları yalnızca bir gelecek projesi olarak görmekten vazgeçip, toplumsal birer özne olarak kabul etmeli ve katılım haklarına el koymaktan bir an önce vazgeçmelidir. Ne çocukları yok sayan geleneksel yaklaşım ne de çocukları gelecek projesi olarak gören modernist yaklaşım çocuklar için eşit ve özgür bir ülke inşa edebilir. Çocukların sorunlarının çözülmesi ve toplumsal özneler olarak özgürleşmeleri için çocuklarla birlikte 3. Bir Yol inşa etmek mümkündür.”