Tutsak yakınlarından 'zulme karşı birlik' çağrısı

  • 09:07 26 Nisan 2022
  • Güncel
 
ŞIRNAK - Cezaevlerinde bulunan tutsakların  maruz bırakıldıkları hak ihlalleri ve ağır tecrit koşullarına dikkat çekmek amacıyla başlatılan ”Adalet Nöbeti"nin önemine dikkat çeken Şırnaklı tutsak aileleri, sessizliğin beraberinde ölümü getirdiğini, ölümlere karşı Kürtlerin birlik olması gerektiğini söyledi.
 
Türkiye ve bölge cezaevlerinde tecritle beraber derinleşen hak ihlallerine her gün yenileri ekleniyor. İhlaller karşısında seslerini duyurmaya çalışan tutsakların infazları yakılırken, hasta tutsakların ise tedavi edilmeleri engelleniyor. Aynı zamanda özel savaş politikasının bir parçası olan söz konusu uygulamalar karşısında Diyarbakır, Van, İzmir ve İstanbul'da tutsak yakınlarının başlattığı "Adalet Nöbeti" ise devam ediyor. Sivil toplum örgütleri ile siyasi partilerin de destek verdiği nöbet eyleminde yer alan aileler tutsaklara yönelik duyarlılık çağrısını yinelemeye devam ediyor. 
 
Hasta tutsak İsmail, Tanboğa'nın annesi Kumru Tanboğa, oğlunun 7 yıldır Diyarbakır Yüksek Güvenlikli Cezaevi'nde tutulduğunu ve 4 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildiğini söyledi. Özyönetim ilanları ile bölge kentlerinde başlayan sokağa çıkma yasakları sürecinde İsmail'in gözaltına alındığında 15 yaşında olduğunu belirten Kumru, oğlunun ağır işkencelere maruz kaldığını ekledi. Kumru, "Oğlum bir yıl Şırnak Cezaevi'nde kaldıktan sonra Hatay ve İskenderun cezaevlerine sürgün edildi. Hastalığından dolayı Adana’da 9 ay tedavi olduktan sonra Diyarbakır Cezaevi'ne gönderildi. Tedavisi burada da devam etti. Birkaç gün önce oğlumun görüşüne gittim, durumu hiç iyi değildi” dedi.
 
‘Oğlum kendine bakamayacak durumda’
 
İsmail’in altı yıldır hasta olduğunu ifade eden Kumru, "Oğlum tutuklandıktan sonra hastalandı. Hastalığının ne olduğunu bilmiyoruz. Daha teşhis edilebilmiş değil. Keşke biz de hastalığının ne olduğunu bilseydik. Yemek yiyemiyor, sadece mama ve süt ile beslenebiliyor. Ağzında diş kalmamış, yediği her şeyi kusuyor. Durumu gittikçe ağırlaşıyor. Çok zayıflamış. Tek başına ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Kendine bakamıyor. Arkadaşları ona bakıyor. Yardımcı oluyorlar. Elbiselerini arkadaşları yıkıyor. 6 yıldır bu şekilde hastadır. Oğlumun bırakılmasını istiyorum. Oğlum tutuklanmadan önce sağlıklıydı ama şimdi iyi değil. Şu anda da tutsaktır ve tedavisi içerde yapılmaya çalışılıyor" diye belirtti. 
 
‘Bu zulüm son bulsun’
 
“Tutsaklara zulüm ediliyor ve hasta tutsaklar bırakılmıyor” diyen Kumru, şöyle devam etti: "Ben çocuklarımızın bırakılmasını istiyorum. Tedavileri dışarda yapılsın. Biz annelerin yüreği yanıyor. Her gün cezaevlerinden cenazeler çıkıyor. Bunu kabul etmiyoruz. Çocuklarımıza bir şey olursa sorumlusu bu devlettir. Hasta tutsaklar bilinçli bir şekilde bırakılmıyor. Çocuklarımız sahipsiz değildir. Biz sonuna kadar çocuklarımızın arkasındayız ve onlara sahip çıkacağız. Bu zulme karşı başkaldıracağız. Halkımızda sessiz kalmamalı. İmralı’da uygulanan tecrit şu an bütün cezaevlerine yaydırılıyor. Bu zulüm ve hak ihlalleri son bulsun."
 
‘7 yıldır tutuklu’
 
Şırnak'ın Silopi ilçesinde özyönetim ilanıyla beraber yaşanan sokağa çıkma yasağı sürecinde tutuklanan 22 yaşındaki Hakan Kutlu, 7 yıldır cezaevinde. 10 yıl hapis cezası verilen Hakan, Şırnak T Tipi Cezaevi'nde 4 yıl kaldıktan sonra Antep'te bulunan Nizip T Tipi Kapalı Cezaevi'ne sürgün edildi. Annesi Fatma Kutlu, cezaevlerinde yaşananlara yönelik sessizliğe tepki gösterdi. 
 
‘Kürt olduğumuz için zulme maruz kalıyoruz’
 
Fatma, oğlunun durumundan söz ederek şunları söyledi: "İmkanlarımız kısıtlı olduğu için oğlumun görüşüne gidemiyorum. İki yıldır oğlumu göremedim. Bütün cezaevlerinde olduğu gibi oğlumun bulunduğu cezaevinde zulüm var. 10 yıl ceza almıştı, daha sonra bunu 7 yıla indirdiler. Ramazan Bayramı sonrası tahliye olmasını bekliyoruz. Birçok tutsağın infazı keyfi gerekçelerle ertelendiği için şu anda 'acaba oğlumu tahliye ederler mi' diye kara kara düşünüyorum. Biz Kürdüz diye bize bu zulmü yapıyorlar."
 
'Tutsaklar ağır tecrit altında'
 
Cezaevlerinde tutsakların ağır tecrit koşullarında bulunduğunu dile getiren Fatma, yaşanan onca hak ihlaline ve işkence karşısında kamuoyunun sessiz olmasına tepki gösterdi. Fatma, "Ben sadece kendi oğlum için değil bütün tutsaklar için endişeliyim. Bu zulme karşı başta anneler ve Kürdistan halkı olmak üzere bütün toplum tepki göstermelidir. İmralı'da uygulanan tecrit bütün cezaevlerinde uygulanıyor. Çocuklarımız ağır tecrit altında bulunuyor. Bu zulüm hem çocuklarımıza hem de bize yapılıyor" dedi. 
 
‘Bu zulme karşı birlik şart’
 
"Zulme karşı birlik olmamız gerekiyor" diyen Fatma sözlerini şu şekilde sonlandırdı: "Biz annelerin yüreği yanıyor. Hükümet bu ölümlerden sorumludur, ama şimdi gözünü kulağını kapatmış durumda. Çocuklarımız dillerini ve haklarını savundukları için tutsak edildiler. Şu anda da cezaevlerinde ölümle yüz yüze bırakıldılar. Cezaevlerinden çıkan cenaze için ailelere cenaze aracı bile verilmedi. Bu zulme karşı Kürt halkı tepki göstermeli. Sessizlik beraberinde ölümleri de  getiriyor. Bizler bu ölümlerin önünü almalıyız. Kürtler birliklerini sağlayabilmiş olsalardı bu kadar zulme uğramazdık. Bundan dolayı birlik olmamız gerekiyor."