‘Gezi’de ceza yağdıran zihniyetle işgal zihniyeti aynı’
- 09:31 29 Nisan 2022
- Güncel
Rozerin Gültekin
İSTANBUL - Gezi Davası’nda verilen cezalar ile Federe Kürdistan Bölgesi’nde saldırıların birbirinden ayrı ele alınmaması gerektiğini söyleyen Avukat Yağmur Kavak, Gezi’de direnenleri cezalandıran zihniyet ile Federe Kürdistan’a yönelik saldırıları gerçekleştiren zihniyetin aynı olduğunu söyledi.
Gezi Parkı eylemleri gerekçesiyle iş insanı Osman Kavala ile 16 hak savunucusunun yargılandığı Gezi Davası’nın karar duruşmasında Osman Kavala’ya ağırlaştırılmış müebbet, Çiğdem Mater, Can Atalay, Mücella Yapıcı, Mine Özerden ve Tayfun Kahraman’a 18 yıl ceza verildi. Ülkede gözaltı, tutuklama, hapis cezaları gibi yöntemlerle büyüyen saldırılar, sınırın diğer tarafında ise KDP ortaklığıyla katletme-yok etme saldırıları olarak uygulanıyor. AKP-KDP işbirliğiyle 17 Nisan’da Federe Kürdistan Bölgesi’nde bulunan Zap, Metîna, Avaşîn’e başlatılan saldırıların yanı sıra Şengal, Maxmûr ile Kuzey ve Doğu Suriye’ye de hava saldırıları gerçekleştirildi. AKP’nin hem içeride hem de dışarıda saldırılarına karşı tepkiler büyürken, Gezi Davası’nda verilen cezalara da tepki yağdı. Hukukçu ve siyasetçi kadınlar kararı değerlendirdi.
‘Hukuken değil siyaseten karşılığı var cezaların’
Gezi direnişinin, son yıllarda Türkiye’de yaşanan en büyük halk hareketlerinden biri olduğunu söyleyen Avukat Yağmur Kavak, Gezi direnişinde 8 yol arkadaşlarını kaybettiklerini söyledi. Yağmur, “Milyonları ve 80 ildeki direnişi yargılayamadıkları için Osman Kavala, Mücella Yapıcı ve meslektaşımız avukat Can Atalay’a verdikleri on yıllarla, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla birkaç kişiyi cezalandırmayı seçtiler. Biz bu dosyanın hukuken karşılığının olmadığının, siyaseten bir karşılığı olduğunun farkındayız. Hiçbir şekilde boyun eğmeyeceğiz. Gezi direnişini sahiplenmeye, Berkin’i, Ali İsmail’i sahiplenmeye yolumuzla onlara ışık olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
‘Mücella duruşuyla her zaman yanımızda’
Mücella’nın duruşuna dikkat çeken Yağmur, Mücella’nın ilerleyen yaşına rağmen “8 tane çocuğun yanında benim 18 yıl ceza almam nedir ki” şeklindeki sözlerine değindi. Yağmur, “Duruşma boyunca son sözünü sordular. Mücella ‘Bu son sözüm değil. Gezi’yi savunmaya devam edeceğiz, biz suçlu değiliz’ dedi. Her ne kadar zindanda olsa da onun onurlu ve dik duruşu bizim yanımızda olacak” dedi.
Saldırılar bağlantılı
Türkiye’de 7 Haziran seçimlerinden sonra savaşın tekrardan başladığını belirten Yağmur, Türkiye’de hükümetin sokaklarda toplanma hakkını ihlal etmeye, Kürdistan’da ise savaş ve işgal politikalarına devam ettiğini söyledi. Yağmur, şu ifadeleri kullandı: “Ülkenin doğusunda ve batısında gerçekleşen bütün saldırıların hepsi birbiri ile bağlantılı. Hapishanelerde yaşanan imha, işgal, işkence politikaları başta olmak üzere 8 Mart’ta kadınların maruz kaldıkları saldırılar ve Osman Kavala’yı, Mücella’yı, meslektaşımız Can Atalay’ı tutuklayan zihniyet kendisini işgal politikaları ile devam ettirmekte. Biz işgal, savaş politikalarının hepsini bir görüyoruz. Hepsine karşı koymaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz.”
‘Halk Erdoğan’a biat etmeyecek’
Gezi direnişinin asıl öneminin “herkesin eşit, özgür, kardeşçe, barış içerisinde yaşama talebini diktatörlüğe karşı yükseltmesi olduğunu” belirten HDP Milletvekili Oya Ersoy, herkesin özgürlük, eşitlik talebini yükseltmesinden dolayı bu kadar yüksek cezaların verildiğini dile getirdi. Oya, “Bu tamamen saray iktidarının, AKP Başkanı Tayyip Erdoğan’ın halk korkusudur. Belli ki seçim sürecini böyle örgütleyecek. Aşağıya savaş, cezaevlerine savaş, halka karşı açılan bir savaştır verilen karar. Böyle iktidarda kalabileceğini düşünüyor. Bu ülkede yargı hiçbir zaman yargı bağımsız olmadı. AKP iktidarı kaybetme tehlikesi gördüğü ve siyaseten baş edemediklerini yargı eliyle cezaevlerine koyup siyaseten tasfiye etmeye çalışmakta. Muhalefete, halka bir gözdağıdır aslında bu karar ama korkunun ecele faydası yok. Bu halk Erdoğan’a, saray iktidarına biat etmeyecek. Ülkenin dört bir yanında aynı Gezi’de olduğu gibi eşit, özgür, barış içinde yaşayacağımız ülkeyi iktidarı gönderdikten sonra kuracağız. Biz bu iradenin tamamen arkasındayız” şeklinde konuştu.
‘Gezi’de özgürlük talebinin yanına barış talebi de konuldu’
Mücella’nın haklı bir duruşu olduğunu vurgulayan Oya, bu iktidarla yaşamak istemeyen herkesin haklı olduğunun altını çizdi. Oya, rant için değil halk için olanakların kullanıldığı bir ülke istediklerini belirtirken, “Gezi isyanında yükselen ses de buydu. Medeni Yıldırım kalekollar yapılmasın diye katledildiğinde batıda gençler sokakları doldurdu. Gezi’de özgürlük, eşitlik talebinin yanına barış talebi koyuldu. Bundan dolayı verilen karar Tayyip Erdoğan’ın Kürt halkı ile demokrasiden yana olan güçlerin bir araya gelmesinden korkmasıdır. Biz hep birlikte bu iktidarı göndereceğiz. Halkın adalete, barışa, insanca yaşama olan umudunu kimseye kaptırmayacağız. İktidar kendi iktidarını korumak için her yere savaş ilan etmiş durumda. Bu ülke toprakları faşizme karşı direniş tarihinin yazıldığı topraklar bizde bedel ödeyen demokrasi güçleriyiz. Bu bedeli ülkeyi kurtarana kadar da vermeye devam edeceğiz” dedi.
‘Cezalar bize karşı bir parmak sallama’
Gezi’yi “batının ilk defa sokakla buluşması” olarak tanımlayan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi Avukat Ezgi Önalan ise, “Herkes kendi ezildiği noktadan sözünü dile getirme fırsatı buldu. Bundan dolayı Gezi önemli” vurgusu yaptı. Gezi Davası’nı da “bir gözdağı verme davası” olarak değerlendiren Ezgi, “Kendimize sallanmış bir parmak olarak görüyoruz bu cezalandırmaları. Tamamen hukuksuz, usulsüz şekilde cezalandırmalar yapıldı” sözlerine yer verdi.
‘Kürtlerin neler yaşadığı çabuk unutuldu’
Türkiye’nin tekrardan bir kriz içerisinde olduğunu ifade eden Ezgi, insanların Gezi’de olduğundan çok daha fazla öfkeli olduğunu, ancak çaresiz hissettiğini dile getirdi. Ezgi, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu çaresizlik elbette patlak verecek. İnsanların sokaklara dökülmeleri çok uzak bir ihtimal değil. Bu orantısız cezaların zamanlaması AKP’nin sıkışmışlığıyla da alakalı. Bu haksız cezaların nedeni yönetemedikleri kriz. Devlet Kürt illerinde de çok uzun zamandır katliamlar, saldırılar gerçekleştiriyor. Gezi’nin en iyi yanı oradaki insanların, ‘Kürt illerinde Kürtlere neler yapıldığını anladık’ demesiydi. Ama biraz hızlı unutulmuş. Yeterince tepki verilmediği sürece bu işgaller saldırılar devam edecek.”







