İHD yeni verileri paylaştı: 651’i ağır bin 517 hasta tutsak cezaevinde

  • 13:03 29 Nisan 2022
  • Güncel
 
ANKARA - İHD Cezaevi Komisyonu’nu 2021 yılı başından bu yana en az 46 tutsağın yaşamını yitirdiğini belirtirken, Nisan 2022 itibari ile Türkiye’de cezaevlerinde 651’i ağır bin 517 hasta tutsağın cezaevinde olduğu kaydedildi.
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) Cezaevi Komisyonu, Genel Merkez binasında yaptığı açıklama ile cezaevlerinde bulunan hasta tutsakların listesini paylaştı. Açıklamaya İHD Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Nuray Çevirmen katılırken, listeyi İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan açıkladı.
 
’46 mahpus hastalıkları nedeniyle yaşamını yitirdi’
 
2 yıl önce bir listenin hazırlandığını hatırlatırken, tahliye edilenler, yaşamını yitirenler, sevk edilenler nedeniyle yeni listenin hazırlanmasının zor olduğunu belirten Öztürk, “Hapishanelerde 2021 yılı başından bu yana tespit edebildiğimiz kadarıyla en az 46 mahpus hastalıkları nedeniyle yaşamı yitirdi. Bunların 15’i Covid-19 nedeniyle, 3 ağır hasta mahpus da infazlarının ertelenmesinden çok kısa bir süre sonra yaşamını yitirmiştir. Unutulmamalı ki hapishanelerde meydana gelen ölümlerin çoğu önlenebilir ölümlerdir. Ancak hapishanelerin fiziki koşulları, yetersiz beslenme, revir ve hastane sevklerin zamanında yapılmaması, mahpusların maruz bırakıldığı ayrımcı uygulamalar, tekli ring araçlarıyla sevkler ve kelepçeli muayene, ilaç temininde yaşanan sorunlar, ağır hasta mahpusların infazlarının ertelenmesi ve buna benzer pek çok sorunun bir araya gelmesiyle hasta mahpuslar ağır bir yaşam savaşı vermekte” dedi.
 
651’i ağır bin 517 hasta tutsak
 
Merkezi Hapishane Komisyonu olarak, tespit edebildikleri kadarıyla Nisan 2022 itibari ile Türkiye’de cezaevlerinde 651’i ağır bin 517 hasta tutsağın olduğuna işaret eden Öztürk, hasta tutsak listesinin kurumlarına gelen başvurular, avukatların cezaevlerine yaptıkları ziyaretler, tutsakların İHD’ye gönderdiği mektuplar ve tutsakların aileleri yaptıkları görüşmelerle derlendiği kaydetti. Öztürk, “Sürekli olarak devam eden sevk ve sürgünler, mahpusların iletişimlerinin önündeki engeller, hapishane ve mahpus sayısının yüksekliği ve kurumlarımıza ulaşmada yaşanan sorunlar nedeniyle tespitlerin oldukça zor olduğunu ve hasta mahpusların çok az kısmına ulaşabildik” paylaşımı yaptı. 
 
‘7242 sayılı infaz kanunu değişikliği ayrımcılık yarattı’
 
Öztürk, İHD olarak, ağır hasta tutsakların iyileşinceye kadar infazlarının ertelenerek serbest bırakılmasını talep ettiklerine vurgu yaptı. Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) tutsaklara dönük, “Cezaevinde kalabilir” raporlarına değinen Öztürk, infaz yasasının 16’ncı maddesinin de tam olarak uygulanmadığını dile getirdi. Öztürk, “Kanundaki  ‘Hayatını yalnız idame ettirme’ kriterine aykırı olacak ATK raporları vermektedir. Mehmet Emin Özkan’ı ve Aysel Tuğluk’u örnek verebiliriz. Bize göre kanundaki bu hüküm kaldırılmalı, ağır hasta mahpusların tümü iyileşmeleri için serbest bırakılmalıdır. 15 Nisan 2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı infaz kanunu değişikliği TMK kapsamındaki mahpuslar hariç bırakarak korkunç bir ayrımcılık yaratılmış ve bu nedenle de TMK kapsamındaki hasta mahpusların sorunu kronik bir hale gelmiştir. Bunun yanı sıra Cumhurbaşkanlığı tarafından 29 Mart 2020 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan ‘Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik’ mevcut infaz kanunun mahpus haklarına aykırı olan yanlarını korumuş ve hatta infazı daha da ağırlaştırmıştır” ifadelerini kullandı.
 
Öneriler
 
Uluslararası mevzuatlar devletlerce özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin yaşam hakkı konusunda devletlere pozitif yükümlülükler yüklediğine işaret eden Öztürk,  “Halen hapishanelerde bulunan ağır hasta mahpusların tümü tam teşekkülü herhangi bir hastane raporuna istinaden derhâl salıverilmeli, tedavileri ailelerinin yanında sürdürülmeli ve sağlık sigortası devlet tarafından karşılanmalıdır; Adli Tıp Kurumu sağlık sebebiyle infazın ertelenmesi raporlarında son ve tek merci olmaktan çıkarılmalı ve tam teşekküllü hastaneler ve Üniversite hastanelerinin raporları da kabul edilmelidir. Sağlık sebebiyle infazın ertelenmesi kararlarında cumhuriyet savcılarının takdir yetkisi kaldırılmalı, hastanelerin verdiği raporlar esas alınarak cezaların infazları ertelenmelidir” diyen Öztürk, hasta tutsakların infaz ertelemesi önündeki  “toplum güvenliği bakımından tehlike” kriteri kanundan çıkarılması gerektiğini belirtti. 
 
Öztürk, önerilerini şöyle sıraladı:
 
 “* AİHM’in Gurban/Türkiye grup kararları uyarınca mahpusların müddetnamelerinde yaşları ve sağlık durumları dikkate alınarak tahliye olabilecekleri uygun bir tarih yer almalıdır;
 
* AİHM’in Gülay Çetin - Türkiye kararında belirttiği hususlara uyulmalı, hasta mahpusların tahliye edilmemesinin AİHS’in 3. maddesinin ihlali olduğu hatırda tutulmalıdır;
 
* Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, hasta mahpusları durumunu yakından ilgilendiren Gülay Çetin/ Türkiye kararında, mahpusların hastalıklarının ilerlemesine yol açan uygulamalar içinde olan devletin AİHS’de işkence yasağını düzenleyen 3. ve ayrımcılık yasağını düzenleyen ve 14. maddelerini ihlal ettiği gerekçesiyle Türkiye’yi mahkûm ettiği unutulmamalıdır.
 
* Cumhurbaşkanının sağlık sebebi ile mahpusları af yetkisini düzenleyen genelgesi değiştirilmeli, Cumhurbaşkanı ağır hasta mahpuslar ile ilgili yetkisini ayrım gözetmeksizin kullanmalıdır.
 
* Türkiye2nin mevcut infaz rejimi BM Mandela Kurallarına uyumlu hale getirilecek şekilde değiştirilmeli, TMK bakımından infazda ayrımcılığa son verilmelidir.”