Saliha Aydeniz: KDP, Kürtlerin kazanımlarını Türkiye'ye peşkeş çekiyor

  • 12:54 7 Mayıs 2022
  • Güncel
HAKKARİ - Türkiye’nin, Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile 17 Nisan'da  Federe Kürdistan Bölgesi'ndeki  Zap, Metîna ve Avaşîn’e yönelik saldırısı Yüksekova’da protesto edildi. DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, “Barzani’nin ailesinin ve KDP’nin Türkiye ile girdiği bu ilişki tam da Kürtlerin kazanımlarını peşkeş çekme girişimidir” dedi. 
 
Türkiye’nin, Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile 17 Nisan'da  Federe Kürdistan Bölgesi'ndeki  Zap, Metîna ve Avaşîn’e yönelik devam eden saldırısı Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde protesto edildi. Eyleme, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Berdan Öztürk, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Saliha Aydeniz ve Keskin Bayındır, Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri, Tevgera Jinên Azad (TJA), Barış Anneleri Meclisi üyeleri ile bölgeden çok sayıda kişi katıldı. 
 
Sabah saatlerinde ilçenin tüm cadde ve sokakları TOMA ve polisler tarafından kapatılırken, HDP İlçe Örgütü binasına gelmek isteyenlere ise Genel Bilgi Toplama (GBT) yapıldı. Üç noktada toplanan kitlenin bir araya gelmesini engelleyen polis, açıklama yapılmasına izin vermeyeceklerini söyledi. Bunun üzerine kitlenin bir bölümü Zağros İş Merkezi önüne gelerek burada basın açıklaması yaptı. “İhanet ve işgale karşı, topaklarımızı savunacağız. Yaşasın onur savaşı” pankartının açıldığı açıklamada “Bê dengî mirin e”, “Kurdistan yek e perçe neke”, “Bijî berxwedana Kurdan” ve “Bimre ixanet, yaşasın özgürlük” dövizleri de açıldı. 
 
‘Çözümsüzlüğü dayatan bir savaş’
 
Burada açıklama yapan DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, “Bu savaşlara hayır demek için toplandık. Bu savaşın halkların geleceği için verilen bir savaş olmadığını söylemek için buradayız. Bu iktidar tüm geleceğini Kürt halkına ve diğer halklara düşmanlık üzerinden kurmaya çalışıyor. Bu iktidar, savaş politikalarından beslenmektedir. Kendi bekaları için her gün savaş, katliam ve tecrit politikası peşindeler. Biz de burada savaş politikasının halkların yararına olmadığını bir kez daha söylüyoruz. Yüzyıllık devlet politikasından zeminini alan AKP-MHP iktidarı başta Kürtler olmak üzere halklara, kadınlara, gençlere karşı her türlü tecrit, zulmü, cezaevini ve işkenceyi yürüttüler ve yürütmeye devam ediyorlar. Ama buradan söylüyoruz; bu çöktürme ve savaş politikalarının geldiği aşama kendilerinin çöktüğü aşamadır. Her gün ‘beka sorunumuz’ var diyorlar. Biz çok iyi biliyoruz ki, bu savaş Saray’ın beka savaşıdır. Bu savaş, AKP-MHP’nin devam ettirme savaşıdır, bu savaş, krizi daha çok derinleştirme, Kürt sorununun çözümsüzlüğünü dayatan bir savaştır” dedi.
 
‘Halklar savaşa karşı sesini yükseltmeli’
 
Yıllarca birçok iktidarın başa geldiğini ancak savaşlardan bir sonuç elde edemediğini belirten Saliha, “İktidarın savaş politikalarından bir yere varmayacağını çok iyi biliyoruz. Bunun için Kürt halkı yıllardır bu politikalara karşı nasıl direndiyse, bugün savaşa, tecride karşı da direnecek, demokratik siyaset ve özgürlük mücadelesini vermeye devam edecektir. Bu savaşta sadece Kürtler kaybetmeyecek, bu savaş Türkiye demokrasisinin de kaybetmesine neden olacak. Bu savaşa hep beraber ‘hayır’ dememiz gerekiyor. Bu savaş en çok Türkiye’nin geleceğini yok ediyor. Bu nedenle savaşa sadece Kürtlerin hayır demesi yetmez. Türkiye halklarının da bu savaşa karşı sesini yükseltmesi gerekiyor” diye belirtti. 
 
‘Korkulu rüyanız olmaya devam edeceğiz’
 
Türkiye’deki tecrit politikasının İmralı’dan başlayarak her yere yayıldığını söyleyen Saliha, “Bu savaşlar ve tecrit devam ettikçe Türkiye’nin daha çok tecritler yaşayacağı ortadadır. Bu krizlerin sebebi savaş, katliam ve milliyetçilik politikalarıdır. Muhalefetin de bu savaşa karşı sesini yükseltmesi gerekiyor. Bu iktidar Kürtlere saldırarak iktidarını yaşatmak istiyor. En son HDP önünde milletvekilimize yapılan müdahale ve tehditler bunun örneğidir. Bu durum onların ne kadar aciz olduğunu bir kez daha ortaya çıkarmıştır. Kendisini polis olarak tanıtan o zat o sözleri en üst tepeden güç olarak söylemiştir. Kürt halkı bunlara karşı seslerini yükseltmelidir. Kadın siyasetçiye, Kürtlere ve HDP’ye saldırmak kimsenin haddi değildir. Kaybettikçe daha çok saldırganlaşacaklar. Bundan dolayı sonuna kadar mücadele edeceğimizi ve diz çökmeyeceğimizi bir kez daha dile getiriyoruz. Sizin korkulu rüyanız olmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu. 
 
‘Şengal halkı kendi geleceğini kendisi belirleyecek’
 
İktidarın, bunca krizin yaşandığı bir dönemde krizleri çözmek yerine savaş ve sınır ötesi operasyonlara sarıldığını ifade eden Saliha şöyle devam etti: “14 Nisan’dan bu yana Güney Kürdistan’da yürüttükleri savaş tam da kendi geleceklerini ayakta tutmanın nedenidir. Topluma verecekleri hiçbir şeyi olmayan bu iktidar düşmanlık ve savaşla ayakta duruyor. Buradan Güney Kürdistan halkına sesleniyoruz; Kürtlerin kazanımlarını korumak tüm Kürtlerin olduğu gibi Güney Kürtlerinin de görevidir. Barzani’nin ailesinin ve KDP’nin Türkiye ile girdiği bu ilişki tam da Kürtlerin kazanımlarını peşkeş çekme girişimidir. Kürdistani düşünmeyen ve hareket etmeyenler kaybetmeye mahkumdur. Bu tutumu kınıyoruz. Türkiye ile girilen bu ilişkiden derhal vazgeçin. Şengal halkının içinde yer almadığı hiçbir çözümü biz Kürtler asla kabul etmeyeceğiz. Şengal halkı kendi geleceğini kendisini belirleyecektir. Onların yanında olmaya devam edeceğiz. Savaşta ısrar edenlerin tüm tekniklerine rağmen kimyasal kullandıklarını biliyoruz. Tüm bu hukuksuzluklara rağmen sessiz kalan devletler de, insan hakları kurumları da bu savaşın bir parçasıdır.”
 
‘Amaçları bellidir’
 
Ardından konuşan DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk ise, "Bu savaş, Kürt ve Kürdistan’ın 100 yıllık geleceğini belirleyecek. Bu nedenle AKP-MHP iktidarı Kürdistan’ın dört parçasına saldırıyor. Bu saldırı Kürtlerin yok edilmesi ve topraklarının işgal girişimidir. Bunların amaçları bellidir ve göz önündedir. Bu saldırılar, Kürtlerin diline, kültürüne yönelik saldırılardır. Bu nedenle nerede olursa olsun bunlara ve menfaatleri için bu değerleri satanlara karşı cevap olmalıyız” diye kaydetti. 
 
Açıklama, alkış ve sloganlar eşliğinde HDP ilçe binasına kadar yapılan yürüyüşle sona erdi.